Kadinlara Özel Bir Dünya

Çok Harika bir Blog

Orgazm taklidini beyin ele veriyor Mart 10, 2008

Bilim adamları, kadınların orgazm taklidi yapıp yapmadığını bilimsel olarak anlamanın mümkün olduğunu açıkladı. Hollanda’nın Groningen Üniversitesi’nden Dr. Gert Holstege, ‘19-49 yaşları arasındaki 13 çift üzerinde araştırma yaptık. Çekilen beyin tomografileri sayesinde bir kadının orgazm taklidi yapıp yapmadığını artık anlıyabiliyoruz. Orgazm olan kadının beyni tamamen bloke oluyor. Korku, üzüntü veya sevinç gibi duygular hissetmiyorlar. Orgazm taklidi yapan kadınların ise sadece beyinciklerinde faaliyet görülüyor. Beyinde herhangi bir hareketlilik gözlemleyemedik.

SEKS SIRASINDA ÇORAP GİYİN!

Erkek orgazmının süresi çok daha kısa olduğu için tomografi çekmekte zorlandık. Ancak, erkekler sadece fiziksel temas üzerinde yoğunlaşıyor. Kadınların orgazmı daha karışık. Kadınlarda fiziksel temasın yanı sıra duygusal düşünce de önemli. Çevre şartları ve seks yapılan mekanın atmosferi de diğer etkenler. Ayrıca, çorap giyen çifler daha iyi orgazm oluyor. Seks sırasında çorap giyen çiftlerin orgazm olma oranlarının yüzde 50′den yüzde 80′e çıktığını gördük. Seks sırasında sadece partnerinize konsantre olursanız orgazmın kalitesi artıyor’ dedi.

 

Cinsellik öznel bir yaşantıdır Mart 10, 2008

- 32 yaşında cinsellikle geç tanışmış bir bayanım. Ben eşimle evimizde yatak odamızda değilde açık mekanlarda veya değişik araçlarda beraber olmayı istiyor bazende zorluyorum. Başkalarının olduğu ortamlarda ona dokunmaya ve okşamaya bayılıyorum. Sırf bu nedenle her hafta eşimi sinemaya götürüyorum. O film seyrederken ben onunla adeta seks yapıyorum.

- Cinsellik son derece öznel bir yaşantı. Cinsellikte neyin normal neyin anormal olduğunu söylemek zor ancak yaşadığımız toplumun kültürel değerlerini ve başkaları tarafından izlenebilme olasılığını da dikkate almakta yarar var. Burada önemli olan eşler arasındaki uyumdur. Sizin tercih ettiğiniz doyum yolları eğer eşinizde baskı ve zorlama yaratıyorsa bu cinsellik dışındaki iletişminizi olumsuz yönde etkileyecektir.

Adnan Tekirdağ- Bir iş yerinde gece bekçisi olarak çalışıyorum. Canım sıkılıyor ve seks hatlarına veya internetten yayın yapan seks sitelerine ödeme yaparak bağlanıyorum. 3 aydır aldığım maaşı buna yatırıyorum eşime de alamadığımızı söylüyorum. Bende bağımlılık oluşturmuş olabilir mi nasıl kurtulabilirim?

- Bağımlılık; zararlı etkilerinin görülmesi ve bilinmesine rağmen herhangi bir şeye güçlü bir şekilde istek duymak, ulaşamadığında yoğun bir sıkıntı duymak ve kendine engel olamamak hali olarak tanımlanabilir. Bu anlamda size zarar veren bir davranış alışkanlığı geliştirmiş olduğunuz söylenebilir. Bu alışkanlık sonucunda maddi kayba uğradığınız gibi, durumu örtmek için yalana başvurmanız da eşinizle olan ilişkinize, evliliğinize zarar verme olasılığı taşımakta. Boş vakitlerde yaşadığınız sıkıntıyı, ilginizi bu konudan uzaklaştırıp, size zararı dokunmayacak, daha yapıcı ve keyif veren başka uğraşlara çevirerek giderebilirsiniz. Ayrıca bu sitelere duyduğunuz ilgi ve çekimi ortadan kaldırmak için, evliliğinizdeki cinsel yaşantınızı gözden geçirerek eksikliğini duyumsadığınız şeyler varsa bunu eşinizle paylaşıp ortadan kaldırmayı deneyebilirsiniz.

Rumuz Konuşkan- 22 yaşındayım. Babam annem ablalarım sürekli cinsel içerikli konuşmam sebebiyle bana eleştiriyorlar. Elimde olan bir şey değil. Ablam böyle konuşacağına git bir kız arkadaş edin. Bunu yapıyorsan sadece konuşuyorsun diyerek küçümsüyor. Bu psikolojik nedene bağlı olabilir mi?

- Bu yaşta cinselliğe ilgi ve çekim duymak anormal bir durum değil, ancak konuşmaların içeriği çevredekilerin dikkatini çekecek ölçüde bu konuya yoğunlaşmış ise eleştirileri dikkate almak ve nedenlerini anlamaya çalışmak fayda sağlayacaktır. Aile üyeleri bireyi en yakından tanıyan ve gözleme olanağı olan kişiler olduğu için onların yorumları önemli; karşılanmamış bir takım isteklerin ve karşı cinsle iletişim azlığının varlığına işaret ediliyor olabilir, bu açıdan yaşamınızı gözden geçirmeniz ve sosyal açıdan varsa eksiklikleri gidermeye çalışmanız cinselliğin tek başına ön plana geçmesini engelleyecektir.

Erol İzmir- 19 yaşındayım. Halka açık tuvaletlerde kapı arkasına yazılan telefonları arayıp mutlaka konuşuyorum. Bazen onlara hakaret ettiğimde oluyor. Bir defasında buluşmayı macera olsun diye denemiştim kendimi ellerinden zor kurtardım. Karşı cinse ilgi duyuyorum ama bu güne kadar yüz yüze hiçbir kıza arkadaşlık teklif edemedim. Bunu düşündüğüm zaman bile elim ayağım karışıyor?

- Bu yaş döneminde cinselliğe ve karşı cinse ilginizin yoğun olması doğal. Ancak cinselliği birinci planda tutmak yerine öncelikle karşı cinsle sağlıklı iletişim kurma konusunda kendinizi geliştirmelisiniz. Henüz karşı cinsi tam olarak tanımadığınız için bir miktar kaygı ve heyecan yaşamanız da doğal. Reddedilme, rezil olma gibi endişelere kapılmak sizin yaşınızda pek çok kişinin yaşadığı bir durumdur.

Ercüment- 52 yaşındayım kısa süren mutsuz bir evlilikten sonra ikinci kez evlendim. Yeni eşimin 18 yaşında bir kızı var bizimle kalan. Gençlik heyecanıyla çok frapan giyiniyor. Evde de her yanı belli. Ben ise gözümü ondan alıkoyamıyorum. Gece tuvalete kalktığımda üstünü örtmek bahanesiyle seyretmekten kendimi alamıyorum bir defasında eşim fark etti ve aramızda tartışma yaşandı. Bu durumda benim ne yapmam gerekir?

- Bu tür karşılaşmaları azaltmalı ve ilginizi onun cinsiyet özellikleri dışındaki özelliklerine çevirerek iletişiminizi düzenlemelisiniz.

- 27 yaşında 3 yıllık evli bir bayanım. Bir süredir çalışmıyorum. Eşimi işe gönderdikten sonra hemen bilgisayarın başına geçiyorum. Pornografik yayın sitelerini saatlerce dolaşıyorum. Sanal ortamda bir arkadaşım oldu ve onunla sanal ortamda konuşarak orgazm oluyorum. O kadar çok şiddetle boşalıyorum ki akşam eşimle istemeye istemeye sevişiyorum. Bu sanal alem merakım evliliğimde bir şeylerin değişmesine neden olur mu? Aslında eşimden memnunum.

- Bir süredir çalışmadığınızı belirtmişsiniz, çalışma yaşamından çıktıktan sonra ev yaşamına alışmak ve zamanı yapılandırmakta zorluklar, sıkıntılar olabiliyor, ancak sizin zamanı doldurmak için seçtiğiniz yol evlilik yaşantınızı olumsuz olarak etkilemeye başlamış. Orgazm yaşantısı sırasında beyin morfin benzeri bir madde salgılar, sonrasında gevşeme, rahatlama yaşanır, ancak seksi tek rahatlama aracı haline getirmek yaşamı kısıtlayacaktır. Cinsellikle sağlanan haz yaşantısını farklı keyif veren uğraşlar ve hobiler edinerek de karşılayabilir ve sosyal yaşantınızı canlandırarak kişilik gelişiminize katkı sağlayabilirsiniz.

 

Zayıflatan besinlerle 3 günde detoks Kasım 19, 2007

Bazı besinlerin yağ yakımı ve toksin atılımı sağlayarak zayıflamanıza yardımcı olduğunu biliyor muydunuz? Hem bu besinleri tanımanızı sağlayan bir rehber hem de bu besinlerden ağırlıkta olduğu bir detoks programı hazırladık. Bu program sayesinde 3 günde kendinizi yenilenmiş ve tazelenmiş hissedeceksiniz.

Uzun zamandır uğraşıyor fakat kilo veremiyorsunuz… Bunun altında yatan neden doğru besinleri seçememeniz olabilir. Aşağıdaki listede yer alan besinler vücuda faydalı vitamin ve mineraller içermelerinin yanı sıra yağ yakımını hızlandırma özellikleriyle de biliniyorlar. Detoks programına geçmeden önce bu besinlerin hangileri olduğuna bir göz atın ve sadece program sırasında değil program sonrasında da bunları sofranızdan eksik etmeyin.

Yağ yakma uzmanları


Suyosunu:
Düşük kalorili suyosunu için adeta ilaç tanımlamasını yapmak kesinlikle yanlış değil: içindeki vitamin ve minerallerle tiroid bezlerinin çalışmasını düzene sokuyor, metabolizmayı hızlandırıyor ve tüketilen besinler kolay yakılmasına yardımcı oluyor.

Ananas: Ananastaki bazı enzimler, balık ve kırmızı etteki proteinin daha kolay parçalanmasına yardımcı oluyor. Böylece protein, hücreler içinde daha kolay emilebiliyor, vücut bu proteinlerden daha fazla yarar sağlıyor. Ananas aynı zamanda vücudun enerjisini artırarak daha fazla yağ yakılmasını da sağlıyor.

Elma: Elmanın sağlımıza pek çok faydası olduğunu artık herkes biliyor. Bu faydaların arasında özellikle bir tanesi kilo vermenize yardımcı olabilir. Hangisi mi? Tabii ki iştah kapatması. Elmadaki pektin sizi uzun süre tok tutar ve gereksiz atıştırmaları önler. Üstelik bir tanesi ile doymazsanız bir ikincisini yemekte hiç sakınca yok!

Enginar: Enginarda bulunan “cynarin” isimli madde vücuttaki toksinlerin atımını kolaylaştırıyor. Karaciğerin dostu olarak bilinen bu sebze bol magnezyum içeriyor ve yağ yakımını hızlandırıyor. Ayrıca bağırsakların çalışmasını da düzene sokuyor.

Fasulye: Yağ oranı düşük ve protein açısından zengin fasulyenin her türü, zayıflamak isteyenlerin listesinde mutlaka bulunmalı. Tok tuttuğu için atıştırmayı da önleyen fasulye, Kolesterolü düzenliyor, metabolizmayı hızlandırıyor, yağ yakımın kolaylaştırıyor. Tüm bu özelliklerin, nohut ve mercimekte de bulunduğunu hatırlatalım…

Kırmızı acı biber: Bibere acı tadın veren “capsaicin” maddesi metabolizmayı hızlandırıyor, vücut ısısını artırıyor. Vücut yükselen ısıyı düşürmek için ekstra enerjiye ihtiyaç duyuyor ve böylece yağ yakımı kolaylaşıyor. Zerdeçal da, vücutta kırmızıbibere benzer etkiye sahip.

Yabanmersini: C vitamini bombası yabanmersini aynı zamanda çok güçlü bir antioksidan. Ona koyu rengini veren madde serbest radikalleri yok ederek, toksinlerin dışarıya atılmasını kolaylaştırıyor. Yabanmersini yağ hücrelerinin çözülmesine de yardımcı oluyor.

Rezene: Çok güçlü bir aromaya sahip bu bitkinin içindeki uçucu yağlar metabolizmayı hızlandırıyor, enzim oluşumunu artırıyor ve bu enzimler yağların vücutta depolanmasını önlüyor.

Tavuk eti: Derisinden ayrılan beyaz tavuk eti protein açısından zengin, yağ açısından ise son derece fakirdir. Tavuğun yanı sıra piliç, deve kuşu ve hindi eti de aynı özelliğe sahip. Ayrıca bu gıdalar zengin birer protein kaynağı olarak cildin yağ dokusunu güçlendirirler.

Salatalık: Hemen hemen hiç kalori içermeyen salatalık, potasyum, kalsiyum ve demir açısından çok zengin. Selülitlere karşı kullanabileceğiniz bu gizli silah, vücudun su ihtiyacını karşılamaya da yardımcı.

Zencefil: Zencefil de, içerdiği yağlarla, tıpkı kırmızı acı biber gibi kalori yakımını hızlandırır. Aynı zamanda midenin yeterli derecede enzim salgılamasına yardım ederek sindirimi kolaylaştırır.

Kahve: Yapılan tüm araştırmalar kahvede bulunan maddelerin yağ yakımını hızlandırdığı yönünde. Bunun yanı sıra vücudun ısısını yükselterek kan basıncını da yükseltiyor. Böylece kan dolaşımı hızlanıyor ve zararlı maddeler dışarıya daha kolay atılıyor.

Kivi: Yüksek miktarda C vitamini içeren kivi – bir tanesi günlük ihtiyacı karşılıyor- vücutta depolanan yağların yakılmasına büyük ölçüde yardımcı oluyor.

Kıvırcık salata: Ülkemizde sofraların vazgeçilmez besinlerinden birisi olan kıvırcık salata, kas yapımına yardımcı olan potasyum açısından çok zengin. Vücudun kaslı olması ise hızlı bir metabolizmayla aynı anlama geliyor. Kıvırcık salatanın bol miktarda C vitamini içerdiğini, bunun dış yapraklarda daha fazla miktardayken iç kısımda kalan yapraklarda oldukça azaldığını da belirtelim.

Karides: Düşük miktarda yağ ve kalori içermesine rağmen yüksek miktarda protein ve aminoasit barındırıyor. Ayrıca içindeki glikonlar, bağ dokularını güçlendirme özelliğine sahip ve selülite karşı da tek kelimeyle birebir

Kuzu eti: Kuzu etinde kalori yakma özelliği bulunan ‘karnitin’ maddesi bolca bulunuyor. Bu madde özellikle karaciğerin çalışması ve temizlenmesine yardım ediyor.

Balık ve deniz mahsulleri: Balık ve deniz mahsulleri sağlıklı bir vücut için en önemli gıdaların başında geliyor Çünkü bunlar kalp ve damarlar için son derece faydalı olan omega-3 gibi doymuş yağ asitleri açısından çok zengin. Süt ve süt ürünleri: Süt ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyum, sindirimi kolaylaştıran enzimleri harekete geçiriyor. Yine bu besinlerde bulunan B2 vitamini, vücudun enerji ihtiyacını artırırken karnitin, yağın depolarından alınıp kas dokularına taşınmasını ve orada enerjiye dönüşmesini sağlıyor. Soya sütü ise bu özelliklerin yanı sıra düşük kolesterol içermesiyle de tercih ediliyor.

Papaya: İçerdiği protein ve yağ yakımını hızlandıran enzimler sayesinde sindirimi de kolaylaştırıyor. Yağ, protein ve karbonhidratı birbirinden ayırarak bunların vücut için en iyi şekilde kullanılmasına yardımcı oluyor. Metabolizmayı harekete geçirdiği için vücuttaki yağ oranının azalmasını hızlandırıyor.

Kırmızı dolmalık biber: Gerçek bir C vitamini deposu olan kırmızı dolmalık biber, yağ yakımını kolaylaştırıyor, mide asitlerininin dengeliyor ve sindirimi düzenliyor. Tüm bunlar vücudun zararlı maddelerden daha kolay bir şekilde arınmasını sağlıyor.

Kereviz: Sindirimi kolaylaştıran kereviz, bu özelliğiyle, formunu korumak isteyenler mutlaka bol miktarda tüketmesi gereken besinlerin arasında yer alıyor.

Kuşkonmaz: Bu lezzetli sebzenin 100 gramında sadece 18 kalori bulunuyor. İçerdiği zengin mineraller vücutta drenaj etkisi yaparak kanı temizliyor.

Çay: Çayın hemen hmen tüm çeşitleri yağ yaktırıcı özelliğe sahip. Örneğin yeşil çay, içindeki bioflavonoidler yardımıyla metabolizmayı harekete geçiriyor ve düzenliyor. Mate çayı ve Çinli Pu-erh çayı da benzer özelliklere sahip.

Domates: Potasyum açısından zengin domates sindirimi de çok kolaylaştırıyor. İçindeki mineral ve vitaminler tüketeni tok ve zinde tutuyorr. İçindeki likopen ise çok etkili bir antioksidan ve hücreleri koruyor.

Limon, portakal, greyfurt: Gerçek birer C vitamini deposu olan bu meyveler içerdikleri flavonoidler sayesinde hem iyi birer yağ savaşçısı hem de bağ doksunu güçlendirdikleri için cildin dostu. Midesini düşünenler portakal yerine greyfurtu tercih edebilir…

 

Stresin, sekse etkileri Ağustos 30, 2007

Stres, seksi öldüren şeyler sıralamasında en başta geliyor. Kadınlar, erkeklerden daha çok stres yaşıyorlar. Özellikle bütün gün çalıştıktan sonra eve geldiğinde ev işleriyle ilgilenen, çocuklarla uğraşan kadınların yükleri ve dolayısıyla stresi daha da artıyor. Modern dünyada yaşamanın en olumsuz yönlerinden olan stres birçok hastalığa yol açtığı gibi cinsel isteğin de azalmasında büyük rol oynuyor. Kadınlar yoğun iş temposundan çıkıp evlerine geldiklerinde bir de evde çalışınca gece yapmak istedikleri tek şey uyumak oluyor. Kendilerini sürekli yorgun, bitkin hissediyor, içki ve sigarayı artırıyorlar. Kendilerine bir an olsun zaman ayırdıklarındaysa kendilerini suçlu hissediyorlar. Bu durum cinsel hayatlarında gerilemeye neden oluyor. Ve bu gerilemenin de neden olduğu sinir bozukluğu daha fazla stres yaşamalarına yol açıyor. Bu böyle döngüsel olarak sürüp gidiyor.

Peki stresin yarattığı bu isteksizlikten kurtulmanın yolu yok mu? Tabi ki var, aşağıdaki birkaç öneriyi hayata geçirirseniz cinsel hayatınızın iyiye gittiğini göreceksiniz.

• Öncelikle ilişkinizin her şeyden önemli olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Ne de olsa günün yorgunluğunu birlikte atabileceğiniz kişilerin başında eşiniz ya da partneriniz geliyor. Onunla baş başa geçirebileceğiniz saatler yaratın ve bu konuyu onunla konuşarak ondan yardım isteyin.

• Hazırlanan her programa ya da davete katılmak zorunda değilsiniz. Hayır demeyi öğrenin ve gerçekten katılmak istediğiniz bir etkinlik değilse kesinlikle uzak durun.

• Kendinize zaman ayırın. Haftalık çalışma planlarınızdan bir iki saat çalarak bu zamanı kendinize ayırın. Yoga yapmayı deneyin. Uzun zamandır yapmayı isteyip de yapamadığınız aktivitelere katılın.

• Erkekler için özel bir uyarı: Eşinizin de sizin gibi bütün gün yoğun bir tempoyla çalıştığını ve onun da dinlenmeye ihtiyacı olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Kadınlar bütün gün çalıştıktan sonra bir de ev işlerini yaptıkları zaman seks için ne enerjileri ne de istekleri kalıyor. Bunu düşünerek işleri onunla birlikte yaptığınız taktirde cinsel hayatınızın yoluna girebileceğini unutmayın.

Endişe de seks hayatınızı olumsuz etkiler

Erkekler başarısız olduklarını düşündüklerinde çok tedirgin olurlar. Ama ne yazık ki performansla ilgili endişe ve korkular problemin çözümü değil, bir parçasıdır. Üstelik bir de öfke varsa bu sizi birbirinizden uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Bu durumda partnerinize yardım etmeye ve sizi ve partnerinizi bu durumdan kurtaracak çıkış yolu bulmaya çalmalısın. Ayrıca ona korkularının üstesinden gelmesinde yardımcı olun. Hiç kimseden yatakta bay ve bayan mükemmel olması beklenemez. Birbirinize yakınlaşmanızı sağlayacak ortamlar yaratın ve ten temasınızı artıracak platformlar sağlayın.
(dahası…)

 

Zincirleme Orgazm Ağustos 30, 2007

Bir kere yetmez” diyenlerin sayısı giderek artıyor. Elbette ki, bunu sağlamanın bazı yolları var; ilk şartı da uyum. Kimi kadına göre, en mükemmel orgazm ilkidir. Bir başkası, asıl yoğun hazzı sonrakilerde bulabilir. Kimisi de, zincirleme orgazm`ın her halkasının birbirinden farklı olduğunu söyler.

Zircirleme orgazm bir hayli karmaşık bir konudur. Çünkü erkek ve kadın arasında ciddi fizyolojik farklılıklar bulunur. Erkek genelde çabuk uyarılmakta ve orgazm olduktan sonra da en azından bir süre için cinsel ilgisini yitirmektedir. Oysa kadın, daha yavaş uyarılmasına ve orgazm`a daha uzun bir süreçten geçerek ulaşmasına karşın, birbiri ardına birkaç kez orgazm olabilme potansiyeline sahiptir.

Bilimsel kanıtlar

Bu olgunun mekanizması henüz tam olarak açıklanmasa da, hiç olmazsa varlığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Çünkü kadınlarda orgazm sırasında gerçekleşen fizyolojik değişiklikleri kaydeden laboratuar cihazları, bazı kadınların belirli durumlarda bu değişimleri kısa aralıklarla tekrar tekrar gösterebildiğini belgelemektedir.

Herkeste aynı yetenek var ama…

Yani kadınlar zincirleme orgazm olgusu biyolojik bir gerçektir. Hatta kimi uzmanlar aslında bütün kadınların zincirleme orgazm yeteneğine sahip olduğunu, fakat cinselliğe olumsuz bakan kültürümüzün verdiği tutuklukla çoğu kadının bu şans hiç kullanmadığını iddia etmektedir. Bu iddianın geçerliliği tartışılabilir. Ama, bazı kadınların masturbasyon veya cinsel ilişki sırasında tekrar tekrar doruğa ulaşabildiği artık kesinleşmiştir.

Farklı görüşler

Bu orgazm`ların yoğunluğuysa, kadın kadına değişiklik gösterir. Kimi kadınlar ardı ardına kaç kez orgazm olurlarsa olsunlar, her zaman ilişkinin en iyisi olduğu görüşündedir. Kimilerindeyse tam tersine ilk orgazm bir hayli sönük geçmekte ve asıl yoğun hazzı daha sonrakiler sağlamaktadır. Öte yandan kadınların bir kısmı da zincirleme orgazm`ın her halkasının çok farklı olduğu, klitoral orgazm, G-noktası orgazm`ı ve penisin vajina içindeki hareketlerinden doğan orgazm arasında bir karşılaştırma yapmanın tamamen anlamsız olacağı kanısındadır.

En çok masturbasyonlar

Seks araştırma laboratuarlarında sürdürülen deneyler genellikle en uzun zincirleme orgazm`ların masturbasyon sırasında gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Hatta, vibratörle mastürbasyon yapan kimi kadınlar, kısa bir süre içinde 10-15 kez doruğa ulaşabilmektedir. Genelde bu orgazm`lar bir iki dakikalık aralarla gerçekleşir. Fakat az sayıda kadın, bir orgazm`dan diğerine hemen hiç ara vermeksizin geçebilmektedir. Çok küçük bir azınlıktaysa; zincirleme orgazm hiç kesintisiz orgazm dalgaları halinde yükselip ancak kadının bitkin düşmesiyle sona ermektedir.

Uç uca eklemek…

Zincirleme orgazm konusunda yaygın uygulamalardan biri, masturbasyonla cinsel ilişkiyi uç uca eklemektir. Yani, önce kadın kendi kendine ya da sevgilisinin yardımıyla mastürbasyon yaparak birkaç kez doruğa ulaşır, sonra da cinsel ilişki partneriyle birlikte bir kez daha boşalır.

Çabaların karşlığı

Zincirleme orgazm için bu kadar çaba harcamaya değer mi? Bu konuda kararı sadece kadın verebilir elbette. Fakat kimi erkekler sevgililerine daha çok haz verebilmenin her türlü çabaya değeceği görüşünde. Gene de, bir kısım erkekle tıpkı kendileri gibi tek bir kez ama yoğun bir şekilde boşalan bir kadınla sevişmeyi tercih etmekte ve zincirleme orgazm`ı sevişmeyi bir gösteri haline getiren bir tür başarı testi gibi algılanmaktadır. Öte yandan bazı erkekler de kadının zincirleme boşalmasını kendi erkeklik güçlerinin bir kanıtı gibi görüp gurur duyma eğilimindendir. Tabii, bu pek haklı bir gurur sayılmaz, çünkü böyle bir kadın büyük ihtimalle mastürbasyonla da zincirleme orgazm`a ulaşabilecektir. Yani erkeğin “sihirli anahtarı”na pek de muhtaç değildir. Gene de, çoğu erkek cinselliği başarı göstergesi olarak gördüğü müddetçe, zincirleme boşalabilen kadınların rağbette olacağını tahmin edebiliriz.

Doğu teknikleri

Aslında zincirleme orgazm yalnızca kadınlara mahsus bir şey değildir. Erkekler de üst üstte orgazm`a ulaşabilir. Erkeğin boşalmasıyla orgazm`ın aynı şey olmadığı çok eskiden beri bilenen bir şeydir. Nitekim, genç erkeklere boşalmadan doruğa ulaşma yöntemlerini anlatan eski tantra metinleri bile vardır. Bu yöntemlerle erkeğin bir gün içinde birkaç kez, hem de isterse üst üstte orgazm`a ulaşması ve hiç boşalmaması ya da boşalmayı en son birleşmeye kadar geciktirmesi mümkündür. Fakat böyle bir disiplinle yetiştirilemeyen ve “kuru” orgazm`ın varlığından bile bi haber olan Batılı erkekler için bu tür tecrübeler pek söz konusu olamaz.

Erkeğin gücü, 25 yaşına kadar dorukta…

Gene de, pek çok erkek aşağı yukarı 25 yaşına kadar ardı ardına birkaç kez bildiğimiz anlamda orgazm olma potansiyeline sahiptir. Fakat erkek yaşlandıkça, her orgazm`ın arkasından “kendisini toparlaması” için gereken süre de uzar. Yani orta yaşlarda bir erkeğin kısa aralıklarla tekrar tekrar boşalması pek mümkün değildir. Kısacası, zincirleme orgazm hemen hemen yalnızca genç erkeklerin işidir. Fakat uygun bir ortamda ve yeterli uyarılma düzeyiyle, orta yaşlı bir erkek de pekala fazla orgazm yaşayabilir.

Bir kere yeter

Bizim kültürümüzde erkekler kendileri için zincirleme orgazm`ı öğrenmeye pek ihtiyaç duymazlar. Özellikle de boşalmayı içermeyen”kuru” orgazm onların gözünde hiç bir anlam ifade etmez. Çünkü çoğu erkek için cinsel birleşme “duhül ve boşalma”dan ibarettir ve bu kadarı onları tatmin etmeye, “erkekliklerini kanıtlamaya” yeter. Öte yandan, partnerlerinin zincirleme boşalmasını sağlamak, kendi cinsel güçlerini bir kat daha vurguluması açısından cazip gelebilir.

Önemli olan kontrol

Genellikle cinsel gücün gençlerin tekelinde olduğu düşünülür. Oysa orta yaşlı hatta daha ileri yaşlardaki erkeklerin de tekniklerini geliştirerek partnerlerine daha çok haz vermeleri mümkündür. Gerçekten de, öyle çiftler vardır ki, ilk zamanlarda erkeğin çabuk boşalması veya özel çaba harcamaya gerek görmemesi yüzünden tek orgazm`la yetinmek zorunda kalan kadın, yıllar geçip erkek boşalmasını kontrol etmeyi öğrenince zincirleme orgazma ulaşmaya başlar. Kadının kırk yılda bir zincirleme orgazm`a ulaştığı, erkeğinse kendisi için de böyle bir ihtimal bulunduğunu aklına bile getirmediği çiftlere bu konu bir hayli gereksiz görünebilir. Gene de, biraz çabayla zincirleme orgazm`ı öğrenebileceğinizi unutmayırn. Böyle bir deneyim size cazip geliyor, hatta yalnızca merak ediyor bile olsanız, orgazm yoğunlaştırma yöntemleri size çok şey kazandıracaktır.

Kaynak:duslersokagi.net

 

Cinsel Oyuncaklar Ağustos 30, 2007

Alışkanlık haline gelen herşeyden zevk alma oranı, zamanla düşer. Bunlara seks de dahildir. İster aynı evde oturun ister oturmayın, birbirinizi sık sık görmeniz bile yatak hayatınızı monoton bir hale getirebilir bu birliktelikler.
Seks poziyonlarını değerlendirin, hem sizin hem de partnerizin için değişik pozisyonlarda seks yapmak yatak hayatınıza bir değişiklik getirebilir.
Eski günlerinizi hatırlayın, o romantizmi tattığınız günleri. Aynı romantik ortamı tekrar yaratmaya çalışın. Bu konuda genelde bayanların çabası vardır ama erkekler denemeye yeltenmeden burun kıvırırlar. Esasında hayatınızı başladığınız dönemlerde hiç de burun kıvıracak bir ortam olarak görmüyordunuz bunu!
Seks oyuncakları da bu konuda oldukça yardımcı olurlar. Hem zevk için, hem değişiklik, hem de cinsel performansı arttırmak için oyuncakların kullanımı tavsiye edilmektedir. Bu konuda çok çeşit vardır ve herbirinin kullanımı farklı olmasına rağmen amaçları aynıdır (seksten daha fazla zevk duymak ve insanların seks hayatına değişiklik getirmek).
En sık rastlanan ve kullanılan seks oyuncakları; vibratörler ve dildolardır.
Vibratör
Genelde penis şeklindedirler. En büyük özellikleri titreşimli olmalarıdır. Bu titreşim sayesinde de insanları uyarır ve cinsel yönden zevk almalarını sağlar. Elektrik ve pille çalışanları vardır. Bazılarının yüzeyi pürüzsüzken bazılarınki de ufak şişiklerden oluşur. Vibratörlerin çoğu kadınlar için üretilmiştir ama nadiren olsa bile erkekler için üretilmiş olanları da piyasada bulmak mümkündür. Hem cinsel ilişki esnasında hem de masturbasyon aracı olarak kullanılırlar.
Dildo
Dildoların anlamı yapay penistir. Diğer bir özellikleri ise sadece manuel olarak kullanımlarıdır. Dildolar hem kadınlar hem de erkekler için kullanılabilirler. Bazen lezbiyenler tarafından da tercih edilirler. Ayrıca impotans sorunu yaşayan erkeklerin dildoları kullanmaları tavsiye edilir.
Diğer Seks Oyuncakları
Anal Vibratör
Anal vibratörler genelde anal seks yapmadan evvel hazırlık için kullanılan araçlardır. Rektuma takılırlar ve bu bölgedeki adeleleri gevşetmede ve rahatlamada önemli rol oynarlar.
Özel Komdom-Klitoris Uyarıcı-Gıdıklayıcı
Esasında hepsi aynı ürünün bir parçasıdır. Kadını daha fazla uyarabilmek için penise takılan araçlardır.
Özel kondomlar, penisi daha kalın veya daha uzun bir hale getirirler. Her ne kadar bazı uzmanlar penisin boyutunun sekten alınacak zevk ile bir alakası olamdığını savunsa da bunun gerçek hayatta oldukça farklı olduğunu bilmekteyiz. Küçük ve kısa penisler pek fazla haz vermezler.
Klitoris uyarıcıları ise plastikten yapılmış daire şeklinde bir araçtır. Bu daire penise takılır. Bu dairenin etrafında değişik şişikler ve “düğmeler” vardır. Cinsel ilişki esnasında klitorisi değme yeteneği oluşturup, klitorisi uyarırlar. Herhalde bayanların da en çok şikayet ettiği konulardan bir tanesi de cinsel ilişki esnasında penisin yakından uzaktan klitorise değememesidir.
Gıdıklayıcılar ise genelde kavucuktan yapılmış olup etrafında değişik uzantılı cisimlerin bulunmasından oluşur; örneğin parmaklar gibi. Cinsel ilişki esnasında kadını uyarıcı rol oynarlar.
Seks Bebekleri
Bunlar gerçek boyutlarda erkek ve kadın bedenini oluşturan şişme bebeklerdir. İstenildiği takdirde ses kutularıyla da satın alınabilirler.
DİKKAT: Seks oyuncaklarından AIDS ve diğer bulaşıcı hastalıklar geçebilir. Tavsiyemiz seks oyuncaklarınızı birden fazla kişiyle kullanmamanız.

 

Oral sekste kanser riski! Ağustos 30, 2007

ABD’de yapılan bir araştırma, oral seks yoluyla kolayca bulaşabilen bir virüsün, gırtlak kanserine yol açabildiğini ortaya koydu.

ABD’deki John Hopkins Üniversitesi bilim adamlarının 300 kişi üzerinde yürüttüğü araştırmada, HPV’nin (Human Papilloma Virus) bademcik, gırtlak ve dili içeren “orofarenjal bölgede” kanser riskini sigara ve alkolden çok daha fazla arttırdığı ileri sürüldü. Daha önceki araştırmalarda bu tip kanserlerin temel nedeni olarak sigara alışkanlığı ve alkol tüketimi gösteriliyordu.

İngiltere’de yayımlanan “New England Journal of Medicine”de yer alan araştırmada, bu bölgede tümör gelişimi gözlenen 100 kişinin tükürük ve kan örneklerini inceleyen uzmanlar, kalıtsal özelliklerin ve alkol ile sigara kullanımı gibi faktörlerin de etkisini hesaba kattıklarında HPV’nin gırtlak kanseri riskini 32 kat artırdığını gözlemlediler.

Uzmanlar ayrıca virüsün en kolay ve en hızlı oral seksle bulaştığını vurgulayarak, hayatları boyunca 6′dan fazla kişiyle oral seks yapanların HPV enfeksiyonu kapma risklerinin 9 kat daha fazla olduğu vurgulandı.

HPV enfeksiyonun kadınlarda, rahim ağzı kanserinin de en önemli nedeni olduğu biliniyor. Cinsel açıdan aktif kadınların yüzde 80′inin herhangi bir döneminde HPV enfeksiyon geçirdikleri belirtiliyor.

Rahim ağzı kanserine karşı korunmak için HPV’ye karşı bir aşı bulunduğunu belirten uzmanlar, aynı aşının orofaringeal bölgede gelişen kanserlere karşı kullanılması için çalışmalara başladıklarını söylediler.

 

Yatağınızı ateşleyecek öneriler Ağustos 30, 2007

Eski tatlı heyecanınızı yitirdiniz diye üzülmeyin, uzmanların önerilerine kulak verin!

Hayat şartları, ekonomik krizler, işyerinde yaşanan stres gibi faktörler içinizdeki ateşi söndürmüş olabilir. Ama kıvılcımları tekrar ateşe dönüştürmek elinizde. Hem de kolay bir yöntemle…

Öncelikle partnerinizle bir ya da iki hafta herhangi bir fiziksel temasta bulunmamak için anlaşma yapın. Diğer taraftan birlikte erotik içerikli filmler seyredin, telefonlarınıza kışkırtıcı mesajlar gönderin, bakışlarınızla birbirinizi tahrik edin. Ama gece yattığınızda asla birbirinize dokunmayın. Kısacası uygulayabildiğiniz kadar cinsel rejim uygulayın. Bir ya da iki hafta sonra her şeyin çok farklı olduğunu siz de göreceksiniz.

Uzmanlara göre sağlıklı bir cinsel yaşamda ‘hassasiyet’ en önemli faktörlerden biri. Seksologlara göre hassas seksin avantajı, yavaş hareketler ve yumuşak dokunuşlar sayesinde çiftlerin erojen noktalarını bulma olasılığının yüksek olması. Diğer taraftan seks terapistleri hassas seksin cinsiyete göre değiştiğini belirtiyorlar.

Çünkü kadınlar duyduklarından, erkekler ise gördüklerinden daha fazla tahrik oluyorlar. Bu sefer ışıkları kapatmasına izin vermeyin ve ona tek kişilik bir striptiz şov hazırlayın. Kıyafetlerinizi ağır ağır çıkarıp onun üzerine fırlatın ve hiç aceleniz olmadığını ona hissettirin.

İnsanların birbirlerini ilk keşfetmeye başladıkları zamanki heyecanları ve birbirlerinin vücutlarını yeni tanımalarını, hissedilen cinsel arzunun en doruk noktaya ulaştığı anlardan biri olarak nitelendiriliyor.

Uzmanlar uzun süreli ilişkilerde o ilk günkü heyecanı ve keşfetme güdüsünü canlı tutabilme için çiftlerin kafalarında birlikte paylaştıkları güzel anları canlandırmalarını öneriyorlar. Hafızanızı kurcalayıp bu anları yeniden yaşamak duygusal olarak ona kendinizi daha yakın hissetmenizi sağlarken diğer taraftan fiziksel olarak da onunla bir şeyler paylaşma isteğiniz ilk günkü seviyesine dönecektir.

Uzmanlar sınırsız seksten bahsederken sadece hayal gücünü ön planda tutmuyorlar; burada oyunculuğunuz ve espri yeteneğinizle kendi sınırlarınızı aşmanın da önemli bir yeri var.

Değişikliğin getirdiği heyecanın ilişkinize taze kan getireceğini düşünerek hayal gücünüzü çalıştırın. Gece için senaryosu size ait ufak bir seks oyunu planlayın. Sizin farklı tavırlarınızın onda yarattığı heyecanı görünce cesaretiniz iki katına çıkacak.

 

Luteal Faz Yetmezliği Temmuz 8, 2007

Normalde 28 günde bir adet görmesi gereken bir kadın, 14. günden sonra (yumurtlama günü) 28 günü tamamlamadan tekrar adet görüyorsa luteal faz yetmezliği durumu ile karşı karşıya demektir.

Luteal faz (periyoyodun ikinci dönemi); adet döngüsünde yumurtlama olduktan sonra diğer adetin başlamasına kadar geçen süredir. Adetin ikinci döneminin kısa sürmesi sık görülen, zor farkedilen fakat tedavisi kolay bir durumdur. Rahimin içini döşeyen dokunun doğru zamanda doğru yerde olmaması halidir. Bebeğin rahime yerleşmesi, rahimin içini döşeyen dokunun zamanlaması ile çok ilgili olduğu için yumurtlama zamanından sonraki döneminin kısalığı gebeliğin gerçekleşmesi ve devamlılığını sürdürmesini etkileyebilir.

İdeal bir adet döngüsünde vücut adet kanaması başlamadan birkaç gün önce FSH (Follikül uyarıcı hormon) salgılamaya başlar. Bunun sonucu yumurta taşıyan follikül denilen kistler büyümeye başlar. Follikül yeterli olgunluğa ulaştıktan sonra LH ( Luteinize Hormon) salınımı başlar. Bu hormonla follikül çatlar ve içindeki yumurta tüplere doğru atılır. Çatlamadan sonra follikül yeniden daha yoğun bir sıvı ile dolar. Oluşan korpus luteum adındaki yapı adet döngüsünün ikinci yarısından itibaren progesteron hormonunun salgılanmasından sorumludur. Artmış progesteron seviyeleri rahimin içini döşeyen dokunun kalınlaşmasını ve damarlanmasını artırarak rahimi embriyonun tutunması için uygun hale getirir. Progesteron adet kanamasının erken başlamasını da önler. Normal bir adet döngüsünde korpus luteum ortalama 12 gün süreyle progesteron salgılar.

Luteal Faz Yetmezliği’nde normal adet döngüsü birkaç yönden bozulabilir. Zayıf follikül gelişimi, korpus luteumun erken sonlanması, rahimin içini döşeyen dokunun progesterona uygun yanıt vermemesi luteal faz yetmezliğinin sebepleri arasında olabilir.

Luteal fazda vücut ısısının artışından progesteron sorumludur. Vücut ısısını takip eden hastalar vücut ısısının 12 gün süreyle yüksek kalmadığını farketmektedirler. Ayrıca bir sonraki adet döneminde adet kanamaları yumurtlama olduktan sonraki 12-14 günden daha önce olduğu farkedilebilir.

Luteal Faz Yetmezliğinden şüphelenildiğinde kan progesteron seviyesine yumurtlamadan yedi 7 gün sonra bakılır. Progesteron seviyeleri az olduğunda, tedavi genellikle dışarıdan progesteron takviyesi vermek şeklinde olmaktadır. Bununla birlikte, yetersiz folikül gelişimi de düşük progesteron seviyesine neden olabilir. Adetin ortasında follikülün boyutunu ultrason ile ölçmek ayrıca kan hormon seviyelerine bakmak gerekmektedir. Eğer folikül gelişimi normal ise, luteal fazda porogesteron desteği verilir. Eğer folikül gelişimi yetersiz ise, yumurtalıkları uyarıcı ilaçlar vermek gerekebilir. Bu sayede folikül gelişimi sağlanmakta ve daha kaliteli yumurta oluşabilmektedir.

TANI İÇİN YAPILAN TETKİKLER;

Genellikle, teşhiste kan progesteron seviyesi, luteal faz uzunluğu ve ultrasonografik takip yeterli olabilmekte iken daha uzun süren hastalarda endometrial biopsi gerekebilmektedir.

Normalde endometrial biopsiyi bir sonraki adetten bir iki gün önce almak gerekmektedir. Ayrıca bu adet döneminde hastanın hamile olmadığının tespit edilmesi de gerekmektedir.

İşlem sırasında ufak bir miktarda rahim içindeki doku patolojik inceleme için alınmaktadır. Doku seviyesinde incelendiği için, elde edilen bilgi çok önemlidir. Patalog, adetin o günü ile doku gelişiminin uygun olup olmadığını inceler. Eğer uygun ise, rahimin iç dokusunun siklus ile uyumlu olduğu belirlenir. Eğer iki günden fazla uygunsuzluk varsa, doku uyumlu değil denir.

Luteal faz yetmezliği sık görülen bir durum olup tanı konması oldukça kolaydır. Ayrıca, doğru tedaviye hemen cevap vermektedir. Dolayısıyla, bu işlemde en önemli nokta, gerçek nedenin belirlenmesi ve uygun tedavisinin planlanmasıdır.

Yazar: -

 

Vajinit Temmuz 8, 2007

Kategori: Vajinit, avadanlık, kalam, kalay, kobay, kollan, kolluk, korun, kırt, lokman helim — aliilaslan @ 11:59 am

Yukarıda sıralanmış olan bulgulardan bazısı varsa; oldukça yaygın ve tedavi edilebilir bir vajinal enfeksiyon (Vajinit) veya cinsel ilişkiyle bulaşmış daha ciddi, ama yine tedavi edilebilir bir rahatsızlık geçiriyorsunuz demektir. Bu iki rahatsızlık da hiç bulgu vermeden seyredebilir.

Belirtiler

- Vajinadan olağan dışı bir akıntı;

- Kaşıntı, tahriş;

- Cinsel ilişki sırasında acı duymak;

- Alt karın bölgesinde ağrı;

- Vajinal kanama.

Vajinit genellikle bir enfeksiyonun neden olduğu iltihaplanmadır. Vajinit başka nedenlerle ortaya çıkabilirse de cinsel ilişkiyle de bulaşabilir. Bu yüzden tedavi olması için eşinizi de bir enfeksiyon durumunuz olduğu konusunda uyarmanız gerekir. Belki onun da tedavi olması gerekebilir. Belirtiler geçene kadar cinsel ilişkide bulunmayın. Yaygın görülen vajinit türleri: trikomoniasis, mantar enfeksiyonları ve özgül olmayan vajinitistir.

Trikomoniasis

Bu enfeksiyona bir parazit neden olur. Hiçbir bulgu görünmeyebilir veya kokulu, yeşilimsi san, bazen köpüklü bir akıntınız olabilir. Trikomoniasis genellikle cinsel ilişki yoluyla bulaşırsa da, tuvaletlerden, kullanılmış ıslak havlu veya mayodan da geçebilir.

Mantar Enfeksiyonları

Bu tür enfeksiyonlara bir mantar neden olur. Başlıca semptom kaşıntıdır, ama lor peyniri görünüşünde beyaz bir akıntı da olabilir. Hamileyseniz veya şeker hastası iseniz, eğer antibiyotik, kortikosteroid ilaçlar veya doğum kontrol hapı kullanıyorsanız yahut demir eksikliğiniz varsa mantar enfeksiyonlarının gelişmesi daha kolaydır.

Özgül Olmayan Vajinit

Bu türe daha çok bakteriyel vajinit denir. Aralarında “Gardnerella Vaginalis”in de bulunduğu çeşitli organizmaların ortaya çıkadığı düşünülen bir rahatsızlıktır. Birçok kadında hiçbir bulgu görünmeyebilirse de, bazılarında vajina duvarlarını kaplayan beyaz veya grimsi. balık kokulu bir akıntı ortaya çıkabilir.

Teşhis

Doktorunuz olayın gelişmesini dinler, alt karın muayenesi yapar ve akıntı veya vajina duvarından kazıdığı doku örneklerini laboratuvarda inceleterek olaya neden olan organizmaları tespit eder ve teşhisini koyar. Bazen kan testleri de gerekli olabilir.

Vajinat yaygın ve tekrarlama eğilimi olduğu için de can sıkıcı bir rahatsızlıktır.

İlaç Tedavisi

Trikomonas vajiniti genellikle metronidazol tabletlerle tedavi edilir. Mantar enfeksiyonları genellikle supozituvar şeklinde miconazol veya kiotrimazol ile tedavi edilir. özgül olmayan vajinitte (bakteriyal vajinit) metronidazol, ampisiun veya doksisilin kullanılabilir.