Kadinlara Özel Bir Dünya

Çok Harika bir Blog

KADIN CİNSELLİĞİNİN MERKEZİ: KLİTORİS Nisan 29, 2007

Klitoris kadın cinselliğinde orgazm oluşumunda merkezi öneme sahip bir yapıdır. Klitoris kelimesinin kökenini yunanca’da “küçük tepe” anlamına gelen kleitoris kelimesi oluşturur.

Kadın Dış Genital Bölgesinin Genel Yapısı

Çoğu kadın ve çoğu erkek, kadınların dış genital bölgelerinin yalnızca vajinadan ibaret olduğunu sanırlar. Gerçekte kadın dış genital bölgesinde iki ayrı anatomik yapı daha vardır: vulva ve klitoris

Vulvanın Yapısı

Kadının dışarıdan bakıldığında görülen genital bölgelerinin tümüne topluca vulva adı verilir. Vulva, kadın dış genital bölgelerine karşıdan bakıldığında üstte mons pubis, (“Venüs tepesi”; Venüs=aşk tanrısı), altta anüs ve yanlarda dış dudaklar tarafından sınırlanan bölgedir.

Kadın Anatomisi>>

Mons pubis, leğen kemiklerinin önde birleştiği bölgenin üzerinde bulunan yağ dokusu, cilt ve genital kıllardan oluşan kısımdır.

Dış dudaklar sağlı sollu olarak mons pubisten anüse doğru uzanırlar. İdrar deliği ve vajina girişinin etrafını sararlar ve bu yapılar da kıllarla kaplıdırlar.

İç dudaklar ise sağlı sollu dış dudakların iç kısımlarında yer alan, klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılardır.

Bazı kadınlarda dış dudaklar iç dudaklardan daha büyük yapıda olup “dışarı taşabilirler”.

Klitorisin yapısı

Klitoris hemen mons pubis altında yer alan bir yapıdır. Bu yapı üstte ve yanlarda iç dudaklarla çevrilidir ve hemen alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur.

Klitoris dıştan görünen bir baş (glans), ve vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu olan gövde kısmından oluşur.

İç dudaklar parmaklarla hafifçe geriye ittirildiğinde klitorisin dıştan görünen kısmı daha bariz hale gelir.

Gövde kısmı dışarıdan görülmediğinden çoğu kişi klitorisi yalnızca düğme şeklinde basit bir yapı sanır. Ancak klitoris glans ve yanlara uzanan kollarıyla adeta bir “ters V” şeklinde bir yapıdır.

Klitorisin gövdesinde yer alan kollar içerisinde aynen penisteki gibi cinsel uyarılma esnasında içleri kanla dolarak sertleşen süngerimsi yapılar vardır.

* Klitoris embriyolojik olarak penisle aynı kökene sahiptir ve bu anlamda penisin kadındaki tam karşılığı olarak kabul edilebilir. Lakin klitorisin peniste olduğu gibi ejakulasyon (“boşalma”) ve idrar yapma ile ilgisi yoktur.

* Klitoris damar ve sinirlerden oldukça zengin bir yapıdır. Ortalama büyüklükte bir klitoriste yaklaşık 8000 sinir lifi bulunur. Bu lif yoğunluğu peniste bulunanın yaklaşık iki katıdır ve vücudun başka hiçbir bölgesinde bu kadar yoğun sinir lifi yoktur.

* Klitoris büyüklüğü kadından kadına çok önemli değişiklikler gösterebilir. Baş ve gövde toplam uzunluğu ortalama 3 santimetre olmakla beraber 7 santimetreye kadar varan uzunlukta olabilir. Klitorisin baş kısmının büyüklüğü de oldukça değişkendir ve 3-8 milimetre arasında olabilir. Klitoris büyüklüğü ile orgazmın nitelikleri arasında herhangi bir ilişki saptanabilmiş değildir.

* Klitorisin büyüklüğü kan testosteron (“erkeklik hormonu”) seviyeleriyle ilişkilidir. Östrojen seviyesiyle klitoris büyüklüğü arasında bir ilgi olmaması nedeniyle menopoz sonrası kan östrojen seviyeleri düştüğünde genital bölgenin diğer kısımlarında atrofi (gerileme) olurken bu yapının büyüklüğü değişmez. Gebelik döneminde klitoris mekanik ve damarsal değişikliklere bağlı olarak kalıcı bir büyüme gösterebilir.

* Klitoris uyarıldığında hem baş hem de gövde içi kan dolarak sertleşen bir yapıdır. Bu, erkekteki ereksiyonun (sertleşmenin) tam karşılığıdır. Tam uyarılmış bir klitorisin baş kısmı iki katı kadar büyüyebilir. Büyüyen baş kısmı dışarıdan daha bariz görülebilir hale gelir.

* Klitorisin bilinen en önemli işlevi kadının orgazm olmasını sağlamaktır. Gebe kalabilmeyle, idrar yapma işleviyle, adet kanamasıyla bilinen hiçbir ilgisi yoktur. Klitorisin tam olarak kanıtlanmamış diğer bir işlevi de cinsel ilişkide sertleştiğinde idrar deliğini kapatmak ve bakterilerin mesaneye girişini engellemektir. Muhtemelen kolların şişerek sertleşmesi de vajina kanalının nispeten gerilmesini sağlayarak penisin girmesini kolaylaştırır.

Cinsel ilişkide klitorisin işlevleri ve orgazmdaki rolü

Sigmund Freud “vajinal yoldan” yani cinsel ilişkiyle orgazm olamayan kadınların infantil (“çocuksu”) olduklarını ima etmiştir. Yani Freud’a göre yetişkin kadın “vajinal orgazm” olamıyorsa, bunun nedeni o kadının çocukluğun belli bir gelişim döneminde “takılmış” olmasıdır. Bu teori günümüzde ve özellikle de Masters ve Johnson’un 60′lı yıllarda cinsellik alanındaki kapsamlı çalışmalarında ortaya çıkan bilgilerle geçerliliğini yitirmiştir.

Kadında orgazm çok uzun zamandan beri klasik olarak vajinal orgazm ve klitoral orgazm olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu tanımlamada klitoral orgazmdan kasıt klitoris uyarısıyla oluşan orgazm (örnek: mastürbasyon), vajinal orgazm ise direkt vajina uyarısıyla (örnek: cinsel ilişki) oluşan orgazmdır.

Gerçekte, cinsel ilişkide oluşan “vajinal orgazm” kadınların büyük çoğunluğunda yine klitorisin uyarılmasıyla oluşur.

Cinsel ilişkide kadında orgazm, penisin direkt klitorise ritmik olarak temas etmesi, erkeğin pubis kemiğinin klitorise ritmik olarak temas etmesi ve yine penisin hareketleriyle ritmik olarak hareket eden iç dudakların klitorisi uyarmasıyla oluşur. Hiç bir klitoris uyarısı olmadan “saf vajinal orgazm” oluşması mümkün olmakla beraber olağan değildir.

Klitorisin kadında penisin tam karşılığı olduğu ve erkekte orgazm olma mekanizmasının penis başının direkt veya dolaylı yoldan uyarısı olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak yukarıdaki bilgi daha anlaşılır hale gelir. Erkekte penis başı uyarısı olmadan orgazm ne kadar mümkünse, kadında da klitoris uyarısı olmadan yalnızca vajina uyarısıyla orgazm oluşması da ancak o kadar mümkündür.

“Vajinal orgazmın” çoğu kadın için yanlızca belli ilişki pozisyonlarında gerçekleşmesi ve bazı pozisyonlarda kadının “uyarılmadığını” ifade etmesi o pozisyonda klitorisin mekanik olarak daha az uyarılmasıyla ilgilidir.

Klitoris ile penis eşdeğer olmalarına karşın aralarında önemli bir fark daha bulunur: Penis serbest bir yapı olmasına karşın klitoris etraf dokulara sıkı sıkıya tutunan hareketsiz bir yapıdır. Bu bir dezavantaj gibi görünmesine karşın, ilişkide penisin ritmik hareketlerine bağlı olarak iç dudakların pasif olarak hareket etmesi, etraf dokuya sıkıca tutunmuş olan klitorisin bu hareketlerle daha yoğun olarak uyarılmasına önemli katkılarda bulunur.

Ek Bilgi: “Kadın Sünneti”, Klitorise Uygulanan Cerrahi Girişimler ve Klitoris Takıları

Kadın Sünneti

Klitoris binlerce yıldır insanoğlunun ilgisini çekmiş ve bazı din, töre ve geleneklerin ve çeşitli inanışların hedefi olmuştur ve halen hedef olmaya devam etmektedir. Buna bağlı olarak bazı ilkel ve gelişmiş toplumlarda halen klitoris “kadın sünneti” adı altında çeşitli cerrahi müdahalelere tabi tutulmaktadır. Bu müdahaleler kadının cinsel yaşamını derinden etkilemektedir.

Bu cerrahi müdahalelerden en vahşi olanı klitorisin tümüyle çıkarılması ve dış dudakların birbirine dikilmesinden ibaret olanıdır. Firavun veya Peygamber Sünneti adı verilen bu müdahale sonunda kadın genital bölgesinde yalnızca adet kanaması ve idrar çıkışı için ufak bir delik kalır.

Yukarıda bahsedilen “kadın sünnetinin” daha hafif şekilleri de mevcuttur ve bazı toplumlarda halen yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu müdahalelerde de klitorisin ya baş kısmı tümüyle veya kısmen kesilip atılmakta, veya baş kısmının çevresini saran “sünnet derisi” (bu yapı kadınlarda iç dudaklara karşılık gelir) kesilir.

Klitorise Uygulanan Cerrahi Girişimler

Klitoris cerrahisi hormonal nedenlere bağlı olarak büyümüş olan klitorisin (erkeklik hormonunun aşırı salgılanmasıyla seyreden bazı doğumsal hastalıklarda klitoris adeta bir erişkin penisi büyüklüğüne ulaşabilir!) kısmen kesilerek ufaltılması şeklinde uygulanan bir müdahaledir.

Orgazm olamama şikayeti nedeniyle başvuran kadınlarda bazı doktorlar klitorisi dışarıdan saran derinin kısaltılması yani “klitorisin soyulması” şeklinde bir operasyon önermektedirler. Burada amaç klitorisin cinsel ilişki esnasında penisle direkt temasının sağlanmaya çalışılmasıdır. Orgazm oluşumunda klitoris üzerinedeki derinin ilişki esnasında klitorisi direkt uyarmasının önemi göz önüne alındığında bu operasyonun yalnızca çok dikkatli bir değerlendirme sonrasında yapılması gerektiği anlaşılabilir.

Klitoris Takıları

Günümüzün modası olan ve buruna, göbek deliğine ve diğer bölgelere süs amacıyla takılan takıların klitorise takılmasına gelişmiş ülkelerde rastlanabilmektedir.

 

KADININ ANATOMİK YAPISI Nisan 29, 2007

Kadın üreme organları (genital organlar) dışta yer alanlar ve içte yer alanlar olmak üzere ikiye ayrılır. İç genital organlar kadın iskeletinde bacakların hemen üzerinde yer alan leğen kemikleri ve bel kemiği tarafından oluşturulan kemik çatının (latince pelvis) içinde koruma altına alınmışlardır.

Üstteki resimde kadın genital organları önden bakışta şematik olarak görülmektedir.

Kemik Çatı

Kadın doğası gebe kalmaya, rahim içinde gelişmekte olan bebeği büyütmeye ve nihayet olgunlaşmış bebeği dünyaya getirmeye göre düzenlenmiştir. Bu görevleri yerine getirmek amacına yönelik olarak kadının kemik çatısı erkeğin kemik çatısına göre belirgin farklılıklar gösterir:

Yukarıdaki resimde solda alt alta yer alan iki resimde erkeğin kemik çatısı üstten ve önden bakışta, sağda alt alta yer alan iki resimde ise kadının kemik çatısı üstten ve önden bakışta görülmektedir. Dikkatlice bakıldığında erkeğin üstten bakışta kemik çatı açıklığının kalp şeklinde, kadının kemik çatı açıklığının ise yuvarlak olduğu görülebilir. Bu farklılık erkeğin leğen kemiklerinin yapısının daha çok ağır yük taşımaya yönelik, kadının leğen kemiklerinin yapısının ise bebeğin başının doğum esnasında leğen kemikleri tarafından oluşturulan doğum kanalına girmesine yönelik yapılanmasından kaynaklanmaktadır.

Yine benzer bir şekilde önden bakışta erkeğin leğen kemikleri alt açısı dar, kadının leğen kemikleri alt açısı bebeğin doğum kanalından dışarıya rahatça çıkabilmesine olanak tanımak için geniş açılı olarak yapılandırılmıştır.

Kadının kemik yapısının üzerinde yer alan kaslar ve bağlar bebeğin doğum kanalından geçerek dış dünyaya çıkma sürecinde ona mümkün olan en geniş alanı sağlamak amacına yönelik olarak gevşemeye elverişli olarak yapılandırılmışlardır. Erkeklerin leğen kemikleri daha çok yük taşımaya elverişli olacak şekilde biçimlendirildiğinden kaslar ve bağlar çok fazla gevşeme göstermezler. Kadınlarda bel ağrısının erkeklere göre daha sık görülmesinin en muhtemel nedeni budur.

Dış Genital Organlar

Kadın dış genital organları vücudu örten cilt tabakasının bir devamıdır ve kadın iç genital organlarına giriş kapısını, bebeğin doğduğu “doğum kanalından” çıkış kapısını oluştururlar. Dış genital organlara topluca vulva adı verilir.

Resim: dış genital organların karşıdan bakıldığında görüntüsü

Kadın dış genital bölgesinin genel yapısı

Vulva, kadın dış genital bölgelerine karşıdan bakıldığında üstte “çatıyı” oluşturan leğen kemiklerinin birbiriyle orta hatta birleştiği bölgenin oluşturduğu kabarıklık olan pubis tepesi, altta anüs ve yanlarda büyük (dış) dudaklar adı verilen yapılarca sınırlanan bölgedir.

Pubis tepesi cilt ve altında yağ dokusu içerir, üzeri genital kıllarla kaplıdır. Pubis tepesinin hemen altında klitoris bulunur. Dış genital organların bir tabaka altında kadının doğum yapmasında, idrar ve dışkı çıkışı gibi işlevleri istemli olarak yürütmesinde önemli yeri olan kaslar bulunur. Bu kaslara topluca pelvis tabanı kasları adı verilir.

Dış (büyük) dudaklar

Dölyolu (vajina) girişini sağlı sollu örten cilt kıvrımlarının dışta yer alanlarıdır. Dış dudaklar önde genital kılların olduğu pubis tepesinde, arkada ise anüsün hemen üstünde birleşirler. Üzerleri genital kıllarla kaplıdır ve cilt altında yağdokusu içerirler.

İç (küçük) dudaklar

Sağlı sollu dış dudakların iç yüzlerinde yer alan, klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılardır. İdrar deliği ve vajina girişinin etrafını sararlar. İç dudaklar normal şartlarda bacaklar kapalıyken görünmezken bazı kadınlarda dış dudaklardan daha geniş olduklarından dışarı taşabilirler. Kılla kaplı değildirler ve ciltaltı yağdokusu içermezler.

Vajina girişi

İç dudakların devamında yer alan ve kızlık zarına kadar devam eden 1-2 santimetrelik bir kısımdır. Kızlık zarı yırtıldıktan sonra vajinayla birleşir.

Kızlık zarı

Latince’de hymen (“himen” okunur) olarak adlandırılan bu yapı, ince olmasına karşın nispeten esnektir ve ortasında bir veya daha fazla sayıda delik içerir. Her kadında farklı yapıya sahip olmasına karşın, genellikle ilk ilişki esnasında hafif bir kanamayla yırtılır ve böylece vajina girişiyle vajinanın birleşmesini sağlar.

Kızlık zarının kadın genital organlarını enfeksiyondan koruduğu söylense de, ortasında adet kanamasının akmasını sağlayacak deliği veya delikleri olan bu yapının bakterilerin geçişini nasıl engellediği açıklanamadığından, bu işlevi tartışmalıdır.

Klitoris

Erkekteki penis başının kadındaki karşılığıdır. Klitoris hemen pubis tepesi altında yer alan bir yapıdır ve üstte ve yanlarda iç dudaklarla çevrilidir. Klitorisin hemen alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur.

Klitorisin dıştan görünen düğme şeklindeki parçasının yanında vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu vardır ve bu haliyle klitoris gerçekte Y şeklinde bir yapıdır.

Klitoris cinsel ilişki esnasında aynen erkeğin penisi gibi sertleşebilme özelliğine sahiptir. Kan damarlarından oldukça zengin bu yapı kadın orgazmında önemli görevler üstlenir.

İdrar Deliği (uretra ağzı)

Klitorisin hemen altında, iç dudakların önde birleştiği yerde bulunan ve idrarın dışarı boşaltılmasını sağlayan idrar deliği aşağıda anlatılacak olan uretra adlı yapının son kısmını oluşturur.

Perine

Perine dış dudakların arkada birleştiği yerle anüs arasında yer alan bölgedir. Ciltle kaplı olan bölge ciltaltında idrar ve dışkı işlevlerinin kontrolünü sağlayan kasları barındırır. Bu kaslar doğum eylemi esnasında mümkün olduğunca gevşeyerek bebeğin başının doğmasına izin verirler.

Doğum eyleminin son aşamasına gelindiğinde bebeğin doğumunu kolaylaştırmak amacıyla perineye yapılan kesiye epizyotomi (doğum kesisi) adı verilir. Bu kesinin amacı bebek doğarken bu bölgenin yırtılmasını ve altta bulunan perine kaslarının zarar görmesini engellemektir.

Vulvada bulunan salgı bezleri

Dış genital bölgenin kurumasını önlemek ve cinsel ilişkide gerekli kayganlaşmayı sağlamak işlevini yürüten birkaç adet salgı bezi vardır. Bunlar arasında en önemlileri idrar çıkış deliğinin yanlarında yer alan Skene bezleri ve vajina girişinin yakınında sağlı sollu yer alan Bartholin (“bartolin” okunur) bezleridir.

Makat (anüs)

Makat kalın bağırsağın son kısmıdır ve depolanan dışkının dışa atılmasını sağlar.

Bu yapının vajinaya ne kadar yakın olduğuna dikkat edin. Bu anatomik yakınlık nedeniyle kalın bağırsaktan dışkılama esnasında gelen bakteriler vajinayla yakın temasta olurlar ve enfeksiyon tehlikesi oluştururlar.

Kadınların tuvalet sonrası temizlikte dikkat etmeleri gereken çok önemli bir kural vardır:

Temizlik arkadan öne (anüsten vajinaya) doğru değil, önden arkaya doğru yapılmalıdır. Zira arkadan öne temizlik kalın bağırsak bakterilerinin vajinaya ve buradan da uretra ağzına bulaşmasına ve bu bölgelerde sık sık enfeksiyonlar yaşanmasına neden olabilir.

Kızınıza tuvalet eğitimi verirken de bu kuralı öğretmeyi ihmal etmeyin.

İç genital organlar

İç genital organlar penisi içine kabul eden vajinayla başlar, rahim içine giriş kapısı olan ve aynı zamanda sperm için bir depo görevi üstlenen rahimağzıyla , bebeğin büyüyerek geliştiği ve gebe olunmayan dönemlerde adet kanamasının oluştuğu rahim ile devam eder, buradan sağlı sollu rahimin her iki yanında boynuz gibi yer alan Fallop tüplerine uzanır ve her bir Fallop tüpü, uçlarında bulunan saçaklarıyla yumurtalıklarla yakın temas eder.

Vajina

Vajina, vajina girişiyle başlayan ve uç kısmında rahimağzının yer aldığı boru şeklinde ve yaklaşık 10 santimetre uzunluğunda bir yapıdır. Vajina girişinde bulunan salgı bezleri ilişki esnasında vajina girişi ve vajinanın kayganlaşmasını sağlar.

Normalde ön-arka duvarları birbiri üzerine katlanmış olarak duran bu yapı, doğum eyleminde doğum kanalının yumuşak kısmının yapısında yer alır ve bebeğin başının geçmesine müsaade edecek kadar esner.

Uretra

İdrarın depolandığı mesanenin devamında yer alan bu boru şeklindeki yapı idrar boşaltım sisteminin son basamağını teşkil eder.

Uretra kadında erkekten çok daha kısadır. Bu kısalık ve genital sistemin vajina ve anüse yakınlığı, kadınlarda idrar yolu enfeksiyonlarının daha sık yaşanmasına neden olur. Yine ilk cinsel deneyimlerini yaşayan kadınlarda ilişkinin verdiği “tahriş”, ilişki sonrasında sık idrara çıkma, idrarı zor yapma, idrarı boşaltamamış olma hissinin yaşanmasına neden olabilir.

Rahimağzı

Rahimağzı spermler için rahim içine giriş ve doğumda bebek için rahimden çıkış kapısıdır. Vajinanın devamında yer alır. Rahimağzı kanalında yer alan salgı bezleri gebeliğe elverişli günlerde spermlerin geçişini kolaylaştıran, gebeliğe elverişli olmayan günlerde bu geçişi zorlaştıran salgılar üretir. Rahimağzı salgıları ayrıca vajinadan rahim içine bakterilerin girişini engeller.

Normal şartlarda sert bir koni biçiminde ve birkaç milimetre açıklığında olan bu yapı doğum eylemi esnasında yumuşar, incelir (bu incelmeye “silinme” denir) ve yaklaşık 10 santimetre açılarak bebeğin çıkmasına izin verir.

Rahim

Rahim (uterus), ucunda rahimağzı bulunan, yanlarda da boynuz şeklinde Fallop tüpleri yer alan, kasılma yeteneği güçlü kaslardan oluşan armut şeklinde bir yapıdır. Rahim içindeki boşlukta rahim iç tabakası (endometrium) yer alır.

Rahim gebe olunmayan dönemde mandalina büyüklüğünde sert bir yapıdır ve ağırlığı yaklaşık 60 gramdır. Gebelikte rahim yaklaşık 3 kilogramlık bir bebeği içinde taşıyacak şekilde büyür ve doğum eylemi başladığında güçlü kaslarının kasılmasıyla, rahimağzının da gevşeyerek açılmasıyla bebeğin doğması sağlanır.

Rahimin bilinen tek işlevi doğmamış bebeğin gelişmesini sağlayacak ortamı oluşturmak, bebeği dıştan gelebilecek darbelerden korumak (bu işlevi amniyos sıvısıyla elele yürütür) ve doğum eyleminde kasılarak bebeği dış dünyaya çıkarmak için anne adayının ıkınmalarıyla birlikte gerekli itici gücü oluşturmaktır. Menopoza giren bir kadında rahimin görevi de tamamlanmıştır ve boyutları giderek ufalır.

Rahim boşluğu ve rahim iç tabakası (endometrium)

Rahimin içinde yer alan boşluk rahim iç tabakasıyla kaplanmış durumdadır. Döllenmiş yumurta hücresi Fallop tüplerinden geçerek endometriuma ulaştığında burada en “verimli” bulduğu bölgeye yerleşir ve çoğalmaya ve gelişmeye başlar.

Rahim iç tabakası her adet döngüsünde yenilenir ve gebelik oluştuğunda embriyo rahim boşluğunda gelişimini sürdürür. Gebelik gerçekleşmediğinde bu tabaka yeniden oluşturulmak üzere rahimağzı yoluyla vajinaya, buradan da dış ortama atılır. Kanamayla beraber olan bu sürece adet kanaması adı verilir.

Hücresel farklılıklar

Rahim iç tabakası, rahimağzı kanalı ve vajina yakın komşulukta olmalarına rağmen mikroskopik özellikleri belirgin olarak birbirinden farklı yapılardır.

Rahim iç tabakası ve rahimağzı kanalı hücreleri daha çok salgı yapıcı özellikler taşırlarken, vajina hücreleri daha çok sağlamlık ve travmalara dayanıklılık açısından gelişmiş ve çok katlı yapıya sahip hücrele

 

KADINLARIN ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ Mart 11, 2007

KADINLAŞMA

Ergenlikte kızlarda da, erkeklerde olduğu gibi vücut yapı ve fonksiyonlarında önemli değişiklikler meydana gelmektedir. Kızlarda ergenlik değişiklikleri şunlardır:

· Göğüslerde büyümenin başlaması,
· Cinsel bölgede kıllanma,
· Vücut ölçülerinde hızlı artış,
· Adet görme,
· Koltuk altında kıllanma,
· Kalçaların genişlemesi, göğüslerin olgunlaşması ile kadınsı görünüm.

Göğüslerin Gelişimi

Ergenlik dönemindeki bir çok değişiklikten sorumlu olan kadınlık hormonu (östrojen), göğüslerde büyümenin başlamasına neden olmaktadır. Göğüslerin büyümeye başlaması kalıtsal ve çevresel özelliklere göre büyük farklılık gösterir. Genelde 10-14 yaşları arasında gelişimin başlaması beklenir. Göğüslerin şekli, büyüme hızı, büyüklüğü kalıtsal özellikler ve çocuğun beslenme durumuyla ilgilidir. 3-4 yıl içinde gelişimini tamamlayan göğüsler ergen kızın ilgi odağındadır. Cinselliğin konuşulmadığı, ayıp sayıldığı toplumlarda kızlar göğüslerinin büyümesini başlangıçta saklamak isterler. Bu istekle, kızların geniş giysileri tercih etmeleri, elbiselerin göğüs kısımlarını çekerek bollaştırmaya çalışmaları, bazen öne eğilerek göğüslerini saklama gayretlerine sıkça rastlanır.

Kıllanma

Ergenlik döneminde göğüslerin tomurcuklanmaya başlamasından yaklaşık bir yıl sonra cinsel bölgede kıllanma başlar. Bundan 1-2 yıl sonra koltuk altında da kıllanma ortaya çıkar. Erkeklerden farklı olarak kızlarda kıllanma, belirtilen bölgelerle sınırlıdır ve kıllanan bölgenin kılsız bölgelerle olan sınırları belirgindir.

Kıllanmaya paralel olarak cinsel bölgenin deri renginde koyulaşma oluşur ve deri kıvrımları belirginleşir. Derideki bu değişiklikler bazı ergenleri huzursuz eder, hatta hastalık endişesine bile sebep olabilir.

Bazı kızların bıyık bölgesindeki tüylerde koyulaşma ve kalınlaşma oluşmaktadır. Bu hal aşırı ise ve vücudun diğer kısımlarında da kıllar ortaya çıkıyorsa, hormon bozukluğundan şüphelenilmelidir.

Adet Görme

Ergenlikten sonra, yaklaşık ayda bir kez olan vaginal kanamaya adet görme denilmektedir. Adet ergenliğin kesin işareti sayılmaktadır. Adetin başlaması ortalama 13 yaş civarındadır. Göğüslerin gelişmeye başlamasından yaklaşık iki yıl sonra adeti beklemek daha isabetlidir.

Bazı kültürlerde, kızların ilk adeti sevinçle ve kutlamalarla karşılanır. Çocuğa hediyeler alınır. Bazı kültürlerde de olay son derece gizlidir. Çocuk durumunu annesine bile çekinerek söyler, hatta bazen annesine de söyleyemeden kendi kendine temizlenmeye çalışır. Çocukta ergenlik değişiklikleri başladığında adet konusunda bilgilendirilmesi, kanamanın sebebi, ne yapması gerektiği, petleri kullanması ve kirlenmiş petlerini nasıl, nereye atacağının öğretilmesi birinci derecede annenin görevidir. Ancak eğitilmiş çocuklar vücudunda olan değişikliklerden rahatsız olmayacaklardır.

Kadın Hormonları

Anne karnındaki ceninin kromozomlarına uygun cinsel organlarının gelişmesinde, ergenlikteki değişikliklerin tamamında, cinsel ve üreme fonksiyonlarında östrojen adlı kadınlık hormonu rol oynamaktadır.

Östrojenin salgılanmasında, beyinden salgılanan hormonlar (FSH ve LH) düzenleyici rol oynamaktadır. Bu hormonlar, yumurtalığa etki ederek kadınlık hormonlarını salgılatırlar.

ADET

Ergenlik döneminden menopoza kadar, kadının üreme organlarında peryodik değişiklikler meydana gelmektedir. Yaklaşık bir ay süren peryodlarda, kanama olan günlere, adet kanaması veya kısaca adet denilir. Kadındaki aylık değişimlerin tamamına da kadın peryodu denilmektedir.

Adet kanaması, kanama dönemi belirli aralıklarla olduğu için muntazam anlamında “Regl”, her ay akmak anlamında “Menstruasyon”, kirlenmeye neden olduğu için “Kirlenme”, rahatsızlık oluşturduğu için ‘Hastalanmak” gibi çeşitli kelimelerle ifade edilmektedir.

Eski kültürlerde adet kanaması dönemlerinde kadınlarda bir uğursuzluk olduğu düşünülürmüş. Böyle kadınlar, bereketi azalır diye yemek yapmaz, sofraya oturmaz, tarlada çalışmaz hatta kimseye dokunmazlarmış. Böyle uç noktalarda olmasa da, günümüzde de kanama döneminde kadınların madden ve manen kirli olduklarına dair düşünceler mevcuttur. Oysa kanama, neslin devamı ve üremeye yönelik vücut fonksiyonlarının bir yansıması bağlamında özel bir anlam taşır. Kanamanın oluşturduğu maddi kirlenme ise tabii bir şeydir. Temizleyerek giderilebilir.

Adetin Oluş Mekanizması

Beyinden salgılanan hormonların etkisiyle, yumurtalıktaki sessiz duran yumurta hücrelerinin biri veya birkaçı olgunlaşmaya başlar. Aynı anda yumurtalıktan östrojen adlı hormon salgılanır. Bu hormon, rahim içini döşeyen dokuya (endometrium) etki ederek kalınlaşmasını ve gelişmesini sağlar. Yaklaşık 14 gün sonra, beyinden salgılanan LH adlı hormonun düzeyinin aniden yükselmesi neticesinde, yumurtalıkta gelişen ve olgunlaşmasını tamamlayan yumurta hücresi serbest kalır. Bu olaya yumurtalama (ovulasyon) denilmektedir. Yumurta hücresi tüpler içerisine alınarak, rahim içine doğru ilerletilir. Bu sırada yumurtalıkdan progesteron adlı hormon daha fazla salgılanır. Bu hormon da rahim içindeki dokunun daha da kalınlaşıp gelişmesini sağlar. Bunun amacı rahimi, döllenmiş yumurtanın yerleşmesine hazırlamaktır. Tüplerdeki yumurta spermle karşılaşır, döllenir ve rahime yerleşirse, adet kanaması olmaz. Döllenme olmazsa, rahim iç dokusunu geliştiren hormonlar salgılanmaz. Gelişmesi ve devamlılığı için gerekli hormon desteğinden yoksun kalan rahim içindeki doku, kanama ile dökülür. Kanama, gebelik için hazırlanmış rahim dokusu tamamen atılıncaya kadar devam eder.

Kadın Peryodu ve Adet Kanamasının Süresi

Adet kanamasının birinci günü, kadın peryodunun birinci günüdür. Gelecek kanamadan bir önceki gün ise son gündür. Bu sınırlarla adet peryodu kadınların %65’inde 28±3 gündür. Tüm kadınlar dikkate alındığında periyot 18 gün kadar kısa, 40 gün kadar uzun olabilmektedir.

Adet kanamasının süresi ise ortalama 5±2 gündür. Ancak herhangi bir hastalığa bağlı olmaksızın, daha kısa ve daha uzun kanama süreleri de görülmektedir.

Kadın peryodu genellikle aynı sürelerde devam etmekle beraber 1-2 günlük oynamalar da normaldir.
Ancak gün oynamalarının beş günü geçmesi seyrektir. Kanama müddeti de yine her kadın için belirli süre devam eder. Kadınlar ne zaman ne miktar kanamaları olacağını tahmin edebilirler.

Ergenlik dönemi başlangıcında, hem peryodun toplam süresi hem de kanama süresi düzensizdir. Keza menopoz öncesinde de adetler düzensizleşir.

Adet Kanamasının Miktarı

Ergenlik dönemi başlangıcında kanama azdır. Bazen bir kaç damla kadar olabilir. Bazı kızlarda adetlerden önce vaginal akıntılar görülebilmektedir. Bunlar adet ile karıştırılmamalıdır. Adetler düzene girdikten sonra, kanama miktarı genelde hep aynı olur. Kanamanın toplam miktarı ortalama 130 cc’dır. Ancak, normal kadınlarda kanama miktarı 13 cc kadar az, 300 cc kadar çok olabilmektedir. Kanama, 2. günde en fazladır. Kanama miktarı petlerle ölçülebilir. Petler ortalama olarak 20-30 cc kan emebilmektedir.

Adet Öncesi Rahatsızlık

Bazı kadınlarda adet kanamasından yaklaşık bir hafta önce başlayıp kanama olana kadar devam eden sinirlilik, huzursuzluk, baş ağrısı, göğüslerde hassasiyet, vücutta su tutulmasına bağlı ödem dediğimiz şişkinlik, kasıklarda ve karnın alt kısımlarında ağrılar gibi belirtiler görülebilmektedir. Şikayetler bazı kadınlarda, günlük hayatı etkileyecek kadar şiddetli olabilir.

Adet öncesi rahatsızlığa, hormonlardaki değişikliklerin sebep olduğu sanılmaktadır. Kesin bir tedavisi yoktur. Şikayetlere yönelik bazı ilaçlar kullanılmaktadır. Bu dönemde ailenin veya eşin duygusal desteği gereklidir. Yemekte tuzun azaltılması, şekerli yiyecekler yerine bol proteinli diyet bazı kadınlarda fayda sağlamaktadır.

Adet Sırasında Ağrı

Adet sırasında bazı kadınlarda, karnın alt kısmında, kalçalara, sırta ve uyluklara yayılan ağrılar görülebilmektedir. Bu ağrılar kadınların %10’unda şiddetli olabilir.

Adet sırasındaki ağrılar iki tipte olmaktadır. Ağrıya sebep olabilecek hiçbir anormallik olmaksızın görülen birinci tip ağrı daha çok genç kızlarda söz konusudur. Bu tip ağrıya, kanama sırasında rahim kasılmalarının neden olduğu düşünülmektedir. Kanama konusundaki huzursuzluk ve korku, ergenlik dönemindeki kızlarda ağrıyı kolaylaştırıcı bir faktördür. Bazen ağrıyla beraber baş ağrısı, bulantı, kabızlık veya ishal, sık idrara çıkma görülebilmektedir. Bazı kızlarda da adet öncesi rahatsızlık, adet sırasındaki ağrı ile devam ederek, günlerin önemli kısmının sıkıntılarla geçmesine neden olur.

Genç kızlardaki, ağrılı adet şikayetleri yıllar geçtikçe azalır, genellikle hamilelikten sonra da ortadan kalkar. Tedavide gençlere, bedenlerinde bir anormallik olmadığı belirtilip olayın sebepleri açıklanmalı, böylece rahatlatılmaya çalışılmalıdır. Karnın alt kısmına sıcak tatbiki ve bazı ağrı kesiciler de faydalı olabilir. Şiddetli durumlarda ilaçlar kullanılmaktadır.

İkinci tip adet ağrılarına rahim ve diğer komşu organlardaki hastalıklar sebep olmaktadır. Bu tip ağrıların önceden olmayıp daha sonradan ortaya çıkması karakteristiktir. Rahim ağzının daralması, bazı tümörler, kronik iltihabi hastalıklar ve endometriosis gibi bir çok hastalığın sebep olabildiği bu tip ağrılı adetlerde kadın doğum uzmanına danışılması gereklidir.

Adet Döneminde Temizlik

Adet dönemlerinde temizliğe her zamankinden daha fazla dikkat edilmelidir. Bu dönemde hem kanamanın neden olduğu kirlenme hem de rahim ağzında mikropların yukarı geçişini önleyen salgının yokluğu, enfeksiyonlara sebep olabilir. Özellikle tuvaletten sonra su, sabun ve temizlik kağıdı kullanılmalıdır.
Temizlik bir alışkanlıktır. Çocuklara küçük yaştan itibaren öğretilmezse, ergenlik döneminde öğretilmesi daha zordur. Kendini temizleyen, temiz hisseden kişilerde kendine güven duygusunun daha kolay kazanıldığı bilinmektedir.

Adet kanaması sırasında kullanılan bezler temiz olmalıdır. Günümüzde hazır pet ve tampon kullanımının yaygınlaşması, bezlerin oluşturduğu sakıncaları ortadan kaldırmıştır.

Vagina içine yerleştirilen tamponlar, daha rahat hareket imkanı sağlamak açısından avantajlıdır. Fakat tamponların uzun süre yerlerinde tutulmaları sakıncalıdır. Vaginal tamponlar, yüksek ateş, titreme, baş dönmesi, halsizlik, kendini kaybetme belirtileri ile ortaya çıkan ve bazen ölümcül olabilen toksik şok sendromu denen hastalığa neden olabilmektedir.

Tamponlar kullanılmak isteniyorsa,

· Geceleri çıkartılarak, pet ile değiştirilmelidir.
· Kızlık zarına zarar verebileceğinden bakire kızlar tarafından kullanılmamalıdır.

Adet sırasında kullanılan koku önleyici ve temizlik maddelerindeki kimyasal maddeler bazı kişilerde allerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Yeni kullanılmaya başlanan bir malzemeden sonra kaşıntı, kızarma, ödem gibi belirtiler ortaya çıkarsa allerjiden şüphelenilmelidir.

Adet sıvısı normalde kokusuzdur. Ancak iltihaplanma söz konusu olduğunda koku ortaya çıkar. Genelde temizliğine dikkat eden, tamponu veya peti zamanında değiştiren kadınlarda koku sorunu olmaması gerekir.

Adet Görmemek

Normal adet mekanizmasında rol oynayan hormonlardaki dengesizlikler, yumurtalık ve rahimdeki bazı hastalıklar adet bozukluklarına veya adet görmemeye neden olabilmektedir. Adet görmeme, ergenlikten itibaren olabildiği gibi, normal devam eden adetlerin kesilmesi şeklinde de görülebilir.

Adet görmeme, bazen hastalık belirtisi olmayıp fizyolojik hadiselere bağlı olabilir. Bunlardan önemlileri:

· Gebelik dönemi,
· Emzirme döneminin ilk zamanları,
· Menopozdan sonra.

Aşırı spor, egzersiz, diyet, stres gibi birçok dış faktör yumurtalamanın olmamasına, hormon dengesinin bozulmasına ve dolaylı olarak adet kanamalarının kesilmesine neden olabilmektedir. Bazı sporcuların güçlenmek için kullandıkları ilaçlar da adet bozukluğu yapabilmektedir.

Seyrek Adet Görme

Ergenlik çağının başlangıcında ve menopoza yakın dönemde adetlerin seyrek olması normaldir. Bu dönemler dışında, kadın periyodunun 40 günden uzun sürmemesi gerekir.

Kadın periyodu 40 günden uzun sürüyorsa ve ek olarak başka rahatsızlıklar veya üreme bozukluğu varsa nedeni araştırılmalıdır.

Sık Adet Görme

Periyodun 18 günden kısa olmasıdır. Sık adet görme durumunda, seyrek adette olduğu gibi nedene yönelik araştırmalar yapılmalıdır. Bazen hiçbir anormallik tespit edilmeyebilir.

Kanamanın Miktar ve Süresinin Fazlalığı

Adet kanamasının 7 günden, miktarının da 300 cc’den fazla olmaması gerekir. Kanama miktar ve süresinin fazlalığı, bünyesel olabildiği gibi bazı hastalıklardan dolayı da ortaya çıkabilir. Kadında kansızlığın önemli sebeplerinden biri adet kanamasının fazlalığıdır. Kanama miktarında fazlalığın bazı nedenleri şunlardır:

· Kan hastalıkları,
· Rahim içi araçlar,
· Rahim hastalıkları.

Anormal Vaginal Kanamalar

Adetin sık olması, kanamanın miktar ve süresinin çok olması, adet dışı zamanlarda kanama, ergenlikten önce ve menopozdan sonra görülen kanamalar anormaldir. Kadın üreme organlarının hastalıklarının ve kanserlerinin bazen tek belirtisi vaginal kanama olabilir. Bu nedenle kadınlar, olağan dışı her tür kanamalarını dikkate almak ve gerekli tetkikleri yaptırmak zorundadırlar.

DIŞ CİNSEL ORGANLAR

Kadın dış cinsel organları, vagina girişi, klitoris, büyük ve küçük dudaklardan oluşur. Vagina ve klitoris arasında idrar deliği, vaginanın arkasında ise anüs yer alır.

Vagina Girişi

Yanlarda büyük ve küçük dudaklar, önde klitoris ve idrar deliği, arkada anüs ile sınırlanmıştır.

Büyük ve Küçük Dudaklar

Büyük dudaklar, gelişim safhalarında, erkekteki torbaların karşılığıdır. Yağlı cilt altı dokusundan oluşan büyük dudakların renginde, ergenlikten sonra koyulaşma görülür. Büyük dudakların içinde salgı bezleri bulunur.

Küçük dudaklar, büyük dudakların iç kısmında bulunurlar ve vagina girişiyle devamlılık gösterirler. Küçük dudakların önde birleştiği yerde klitoris ve onun da üzerinde klitorise ait sünnet derisi mevcuttur. Küçük dudakların rengi daha koyudur. Cinsel uyarılma ile renklerindeki koyulaşma artar, kan ile dolarak daha belirgin hale gelirler.

Klitoris

Cinsel fonksiyonda çok önemli yeri olmasına rağmen, kadın cinsel organları arasında yapısı en az bilinenidir. Klitorisin, bir baş kısmı ve yanlarda, vagina girişinin yan kısımlarına doğru uzanan kol kısımları mevcuttur. Dışarıdan sadece baş kısmı görülür.

Klitoris dokusu, penisin baş kısmındaki dokuya benzer. İç yapısı süngerimsi bir dokudan oluşmuştur. Cinsel uyarılma sırasında kan dolaşımı artar, içinde biriken kan nedeniyle bir miktar şişme oluşur. Ancak dış zarı ince olduğundan, penisteki gibi sertlik oluşmaz.

Klitoris çok zengin bir sinir ağına sahiptir. Bu nedenle kadınlardaki cinsel uyarılma merkezlerinin en önemlilerinden birisidir.

İdrar Deliği ve Kanalı

Vaginanın ön kısmında, klitorisin arkasında bulunan idrar deliği, cinsel organlara çok yakın komşuluğu nedeniyle önem kazanmaktadır. İdrar kanalı, vaginanın ön duvarına bitişik olarak yukarıya doğru devam eder ve 4-5 cm’lik uzunluktan sonra mesaneyle birleşir.

İÇ CİNSEL ORGANLAR

Kadınlarda iç cinsel organlar vagina, rahim ve yumurtalıklardan oluşmaktadır.

Vagina

Vagina, yukarı doğru uzanarak rahim ağzı (serviks) ile birleşen yaklaşık 10 cm uzunluğunda bir kanaldır. Vagina duvarları normalde birbirine değecek şekilde durur.

Vaginanın ileri derecede esneyebilme özelliği mevcuttur. Bu sayede vagina, çocuğun doğumuna müsaade edecek kadar genişleyebilir. Vagina çevresinde gevşek ve elastiki dokuların olması da cinsel ilişkide rahatsızlık oluşmasını engeller.

Vagina duvarı enine deri kıvrımları ihtiva eder. Duvarı ve çevresi çok zengin kan dolaşımına sahiptir. Cinsel uyarılma ile bu bölgenin kan dolaşımı daha da artmaktadır.

Vagina İltihapları

Bazı mikroorganizmalar vaginanın iltihaplanmasına neden olabilmektedir. Vaginada iltihap oluşturan bazı mikroplar da cinsel yolla bulaşmaktadır. Kötü hijyen durumunda da vagina iltihaplanması kolaylaşmaktadır. Vagina iltihabında, vaginada akıntı, kaşıntı ve cinsel ilişki sırasında ağrı ortaya çıkar. Vagina iltihapları, iltihaplanmaya neden olan mikroba karşı etkili ilaçlarla tedavi edilebilmektedir.

Vagina Temizliği

Cinsel bölgenin dış temizliğine dikkat edildiğinde, vagina için özel bir temizliğe gerek yoktur. Normal şartlarda vagina salgıları, içindekileri dışarı atar ve vaginadaki asidik ortam hastalık yapıcı mikropların üremesine engel olur.

Vagina iltihaplanmalarına neden olan mikroplar sıcak ve nemli ortamlarda daha iyi ürerler. Bu nedenle sentetik, naylon çamaşırlar yerine, teri emen pamuklu çamaşırlar tercih edilmelidir.

Annelerin, küçük kızlarının cinsel bölgelerinin temizliğine dikkat etmeleri gerekir. Çocuk büyüdükçe temizlik alışkanlığı kazandırılmalıdır ve kendini nasıl temizleyeceği öğretilmelidir. Özellikle büyük tuvaletten sonraki temizleme işlemi önden arkaya doğru yapılarak, vaginanın kirlenmesi engellenmelidir.

Kızlık Zarı

Vagina girişinin hemen arkasında, kızlık zarı olarak adlandırılan ince bir deri zar bulunur. Zarın orta kısmında bir veya birkaç delik bulunur ki bu sayede adet kanının dışarı akması mümkün olur.

Kızlık zarı cinsel ilişkide yırtılır ve yerinde belli belirsiz artık dokular kalır. Kızlık zarı bekaretin sembolü olması yanında, genç kızlar için ilk ilişkide kanama ve ağrı endişelerine kaynaklık eder. Bu nedenle, üzerinde çok konuşulur ve bir çok soruyu akla getirir.

Rahim ve Tüpler

Rahim (uterus) ters duran armut şeklinde, yaklaşık 6-7 cm. uzunluğunda, duvarı oldukça kalın kas dokusundan oluşmuş bir organdır. Duvarındaki kalın kas yapısı nedeniyle iç boşluğu, dış hacmine göre çok küçüktür. Bu organ, içinde çocuğun büyümesine izin verecek kadar genişleyebilen bir doku özelliğine sahip olması nedeniyle de ilginçtir.

Rahimin iç boşluğu özel bir doku ile kaplıdır. Endometrium adlı bu doku, kadın periyodu boyunca, önce döllenmiş yumurtanın yerleşmesi için kalınlaşıp gelişmekte, döllenme olmayınca da adet kanaması ile dışarı atılmaktadır.

Rahimin ince olan alt kısmı vagina ile devamlılık gösterir. Rahimin vagina ile birleştiği bölgeye rahim ağzı (serviks) denir. Bu kısmın özel bir yapısı vardır. Normalde buradaki açıklık bir milimetre kadardır. Ancak, doğum sırasında çocuğun geçebileceği kadar genişler. Rahim ağzında mukus adı verilen jöle kıvamında bir salgı mevcuttur. Bu salgının çok önemli fonksiyonları vardır:

Rahimin geniş olan üst kısmının her iki yanında yaklaşık 10 cm. boyunda, dış çapı 0.5 cm. olan tüpler bulunur. Tüpler yumurtalık ile rahim boşluğu arasında yer alırlar ve yumurtanın iletiminden sorumludurlar. Tüplerin yumurtalık tarafındaki uçları eldiven parmağı gibi uzantılar gösterirler. Bu uç serbest olup yumurtaya yapışık değildir. Yumurtalıktan serbest kalan yumurtayı yakalayıp içine alır.

Rahim Kanseri

Menopozdan sonra vaginal kanama ile kendini belli eden, rahmin iç yüzeyini oluşturan dokudan kaynaklanan kötü huylu tümörlerdir. Genellikle 50-70 yaşlarında ortaya çıkar. Hiç doğum yapmamışlarda daha sık görülmektedir.

Rahim Boynu Kanseri (Serviks Kanseri)

Rahimin boyun kısmında gelişen kanserler, en sık görülen kadın kanserlerinden biridir. Daha çok 40-55 yaşlarındaki kadınlarda görülür. Rahim boynu kanseri, cinsel ilişkiden sonra vaginal kanama, adetler arasında veya menopozdan sonra kanama ve vaginal akıntı gibi belirtiler verir.

Cinsel organ siğilleri, genital herpes denen uçuklar, erken yaşta cinsel ilişkiye başlamak ve çok kişi ile cinsel ilişkide bulunmak rahim boynu kanseri için risk faktörleridir. Risk grubundakilere, kanser taramaları yapılmaktadır.

Rahim Boynu İltihapları (Servisit)

Rahim boynu iltihapları hafif vaginal akıntı, cinsel ilişki sırasında ağrı, bazen ilişkiden sonra kanama belirtileri ile kendini belli eder. İltihaplanmaların bir kısmı cinsel yolla bulaşan mikroplarla oluşmaktadır.

Tüplerin İltihapları (Salpenjit)

Daha çok alt cinsel organlardaki mikropların yukarıya çıkması neticesinde meydana gelir. Tek başına tüplerden ziyade komşu bölgelerin iltihabıyla beraberdir. Alt karın bölgesinde ağrıya neden olur.

YUMURTALIKLAR

Karnın alt kısmında, rahimin ve mesanenin yan kısımlarında bulunan yumurtalıklar yaklaşık 3 cm. boyunda, yumurta şeklinde organlardır.
Yumurtalıklar, sessiz halde bekleyen olgunlaşmamış yumurta hücrelerine sahiptirler. Ergenlikten sonra bunlardan bir veya birkaçı her ay olgunlaşarak yumurtalama dediğimiz olayla serbest kalır.

Yumurtalıkların yumurtalama dışında, önemli bir diğer görevi hormon salgılamaktır. Östrojen ve progesteron adlı kadınlık hormonları buradan salgılanırlar.

GÖĞÜSLER

Göğüsler, ergende ve gençte cinsel duygularla, evlilikte cinsel uyarılma ve bebeğin beslenmesi ile, menopozdan sonra da hastalıkları ile hem erkek hem de kadınların gündeminde kalan organlardır.

Göğüslerin gelişimi ve daha sonraki fonksiyonları hormonların kontrolündedir. Periyodun kanamaya yakın ikinci dönemindeki hormonlar göğüslerdeki kan dolaşımını ve salgıyı arttırarak, göğüslerde hafif şişmeye ve hassasiyete neden olmaktadırlar. Bazı kadınlarda, adet öncesi göğüs hassasiyeti daha belirgindir. Bu değişiklikler ve hassasiyet adet kanamasıyla beraber ortadan kalkar.

Göğüsler Simetrik midir?

Normalde her iki göğüs birbirine benzer. Ancak, tüm detaylarıyla simetrik değillerdir. Göğüslerden biri diğerinden hafifçe büyük veya sarkık olabilir. Ancak göğüslerin görünümünde daha sonradan oluşan tüm değişiklikler anormal kabul edilip nedeni aranmalıdır. Çünkü, meme iltihaplarında, selim ve habis urlarda göğüslerin dış görünümü de değişebilmektedir.

Göğüslerin Sarkık Veya Dik Oluşu Neye Bağlıdır?

Doğum ve emzirmelerden sonra göğüslerde sarkıklık olması normaldir. Yağ dokusunun fazlalığı, daha erken yaşlarda sarkmaya neden olabilir. Düzenli spor yapmak ve formda kalmak göğüslerin görünümünü güzel yönde etkileyecektir.

Göğüslerin Büyüklüğünün Süt Vermekle İlgisi Var mıdır?

Memelerin büyüklüğünden ziyade içindeki süt üreten dokuların fonksiyonu önemlidir. Büyük olmasına rağmen az, küçük olmasına rağmen çok süt üreten memeler olabilmektedir. Bu nedenle meme büyüklüğü ile süt miktarı arasında ilgi kurulmamalıdır.

MENOPOZ

Kadınlarda, belli bir yaştan sonra aylık periyodların ortadan kalkması ve buna bağlı olarak adet kanamasının kesilmesi olayına menopoz adı verilmektedir. Kadının genel sağlık durumu ve kalıtsal özelliklerine bağlı olarak menopozun ortaya çıkış yaşı değişir. Ortalama 50-55 yaşlarında menopoz dönemi başlamaktadır.

Menopoz genellikle tedricen ortaya çıkar. Önce adetler düzensizleşir. Kanama miktarı bazen artar bazen azalır. Bu düzensiz adet dönemi yaklaşık 2 yıl devam eder. Daha sonra kanamalar tamamen kesilir.

Menopoz 40 yaşından önce, herhangi bir sebebe bağlı olmaksızın ortaya çıkarsa “erken menopoz”dan bahsedilir. Bu durum kalıtsal ve bünyesel nedenlerle ilgili olabilmektedir. Bazı kadınlarda da erken yaşlarda, yumurtalıkların alınmasını gerektiren ameliyatlardan sonra ya da radyasyon ve bazı ilaçlara bağlı yumurtalık hasarında erken yaşlarda menopoz gelişebilmektedir. Bu durum erken menopozdan farklıdır.

Menopozun sebebi:

Menopoz, yumurtalık fonksiyonlarının durmasına bağlıdır. Yaşla beraber yumurtalıklar, beyinden salgılanan hormonlara cevap vermemeye başlar ve yumurta olgunlaşamaz. Bunun neticesinde östrojen ve progesteron adlı hormonların kandaki seviyesi azalır. Bunun neticesinde de rahimdeki periyodik değişimler ve adet kanaması oluşmaz.

Menopoz belirti ve şikayetleri:

Menopoz, sessiz ve şikayetsiz olabilmesi yanında bazen de günlük yaşamı, genel sağlığı etkileyen önemli belirtilere ve şikayetlere neden olur:

· Sıcak basmaları ve terleme, kadınların %75’ini etkileyen rahatsızlıklardır. Genellikle bir yıldan az sürer. Bazen 3-5 yıla kadar uzayabilir.

· Yorgunluk, huzursuzluk, uykusuzluk ve sinirlilik, hem hormonların azalmasına hem de yaşlanma hissi ve kadınlık rolünün değiştiğini düşünmeye bağlıdır.

· Çarpıntı gibi kalple ilgili şikayetler sıklaşır.

· Hormonlardaki azalmaya bağlı olarak vagina duvarında incelme ve kuruluk meydana gelir. Bu durum hem vagina enfeksiyonlarına eğilimi arttırır hem de cinsel fonksiyonlarda aksamaya neden olabilir.

· Menopozda mesane ve idrar yollarında enfeksiyonlar daha kolaylıkla meydana gelir. Bunlara bağlı olarak sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma ve ağrı gibi şikayetler ortaya çıkar. Keza bu dönemde idrar kaçırma problemleri ile daha fazla karşılaşılır. Bu durum ise hormon azlığı yanında alt karın organlarının adale ve bağlarının gevşemesi ile de ilgilidir.

· Bulantı, gaz şikayetleri, hazımsızlık, kabızlık veya ishal görülebilir.

· Osteoporoz adı verilen, kemiklerin yoğunluğunun ve direncinin azalması menopozdaki kadınların en önemli sağlık problemini oluşturur. Fiziksel aktivitenin azlığı kemiklerdeki problemi ağırlaştırır. Sonuçta, kemiklerin zayıflaması ile ufak travmalar bile kırıklara neden olabilir.

 

En çok merak ettiginiz sorular Şubat 18, 2007

Kategori: boşalma, dudaklar, hamilelik, klitoris, kızlık zarı, penis, sorular, sss, vajina, ön sevişme — aliilaslan @ 2:46 pm

İnternetin en cesur “yatak odası”nda bu kez sıkça sorduğunuz sorulara yer verdik. Her gün gelen onlarca mail arasından seçtiğimiz bu soruları yanıtlamaya devam edeceğiz.

1. Hamilelik döneminde doğuma kaç ay kalana kadar cinsel ilişkiye girilebilir?
Gebelikte son aya kadar cinsel ilişkide bulunulabilir. Eğer düşük tehdidi gibi risk faktörleri varsa, cinsel ilişkiden uzak durmak gerekir.

2. Vajina kaç cm’dir? Vajina, uzun bir penisin tamamını içine alabilir mi?
Kadınların vajinası ortalama 9 cm’dir. Anormal derecede uzun penislerin tamamını içine alamaz.

3. Seks sonrası bazen vajinada hissedilen korkunç ağrının nedeni penisin büyük olması olabilir mi?
Vajinanın boyu 9 cm olsa da, vajina, çocuk başının içinden geçmesine müsade edebilecek kadar esneyebilir. Bu nedenle büyük penis ağrı nedeni olamaz. Cinsel ilişki sırasında ağrının birçok sebebi vardır. Enfeksiyon (vajinit), rahim ağzındaki herhangi bir lezyon bunun en önemli sebebidir.

4. Seksten önce vajinadan gelen beyaz, sperme benzeyen sıvının nedeni nedir?
Bu muhtemelen vajinite (enfeksiyon) işarettir. Tedavisi için doktora başvurmak gerekebilir.

5. Penis eğriliği bazı pozisyonlarda ilişkiyi zorlaştırır mı?
Penis 40 dereceden fazla eğri ise, bu eğriliği cerrahi olarak tedavi etmek gerekir.

6. Kızlık zarı bozulmadan hamile kalınır mı? Kızlık zarı ne kadar geride olabilir?
Evet, kızlık zarı bozulmadan da hamile kalınabilir. Kızlık zarı vajinanın hemen girişindedir.

7. Ön sevişme hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ön sevişme penisin vajinaya girmesinden önceki cinsel aktiviteleri kapsar. Kadının hassas bölgelerinin uyarılması ön sevişmenin esasını oluşturur. Dudaklar, boyun, meme uçları, cinsel organlar dışında hassas bölgelerdir. Cinsel organda ise klitoris en hassas bölgeyi oluşturur. Penisin vajinaya girmesinden sonra, 2 dakikadan daha az sürede boşalması ise erken boşalma olarak tanımlanır.

 

KADIN CİNSEL ORGANLARI Şubat 10, 2007

Kategori: am, amcık, cinsel organ, dudaklar, kadın, klitoris, rahim, vajen, vajina, yumurtalıklar — aliilaslan @ 5:18 pm

A- DIŞ CİNSEL ORGANLAR

Dgenital.jpg (15863 bytes)a- PERİNE denilen makat ile vajen arasında kalan kısım

b- küçük dudakların iç kısmı,burada ilişkide kayganlık sağlayacak sıvıyı hazırlayan bezlerin ağzı bulunmaktadır

c- İdrar deliğini çevreleyen doku

d- Vajina girişini oluşturan küçük dudaklar arasındaki boşluk

e- Büyük dudaklar

f- Klitorisin üstünü örten doku g- KLİTORİS (Bızır)

h- Klitoristen gelen ve küçük dudakların kenarınıoluşturan doku

i- Küçük dudaklar j- İdrar deliği k- vajen (döl yolu)

l- KIZLIK ZARI (Hymen) m- makat

(Kaiser)

Büyük dudaklar, sağlı ve sollu altları yağ dokusu ile dolu uzunlamasına iki deri çıkıntısıdır. Genç kızlarda ve doğum yapmamış kadınlarda iç yüzleri birbirine değmekte ve klitorisi, küçük dudakları ve vajen girişini örtmektedirler. Dış yüzeyleri kıllıdır. İç yüzeyleri kılsız, yağ ve ter bezlerinden zengin bir yapıya sahiptir.

Küçük dudaklar, büyük dudakların arasında iki ince deri kıvrımı halinde uzanırlar. Öne doğru ikiye ayrılır, orta çizgide birleşerek üstte klitorisi bir kılıf gibi örterler. İç yüzlerinde; vajen girişindeki ıslaklığı sağlayan, Bartholini denilen bezlerdeki salgının akış noktası bulunmaktadır. Bu bezlerin ağzı çok kolay mikrop kapabilmekte ve abse oluşturabilmektedir.

Klitoris, küçük dudakların oluşturduğu kukuleta içerisinde ufak, erektil (cinsel uyarı ile şişip içi kan dolan) bir organdır. Yapısı sünger gibi olup, cinsel uyarıda içi kanla dolarak şişer ve daha hassas bir hale gelir.

Hymen (kızlık zarı), adet görünceye kadar vajeni ve iç cinsel organları dışarıdan gelebilecek mikrop ve diğer etkenlerden korumak için vardır. Vajen girişinden 1-2 cm. içeridedir. Genelde ilk ilişkiden sonra yırtılır. Yapısı, mukoza dediğimiz ağız içi yapısında benzemektedir. Yapısı, kadından kadına değişebilmektedir. Nadiren, bazı hanımlarımızda doğuştan olmayabilir. Bazı tipleri ise ilk ilişkide yırtılamayacak bir yapıya sahiptir. Bunlar ancak doğumda yırtılır. Halk arasında buna esnek kızlık zarı denilir. Yırtılmış bir kızlık zarı hiç bir zaman iyileşmez,ama tamiri (dikilmesi ) yani tekrar ilkişkide kanayacak hale getirilmesi mümkündür.

Kadındaki ve erkekteki organlar aynı kaynaktan köken alırlar. Mesela klitoris ve penis başı, küçük dudaklarla penis üstünü örten doku büyük dudaklarla testis torbasının üstündeki deri birbirlerinin karşılığıdır.

B-İÇ CİNSEL ORGANLAR

Uterus.jpg (139033 bytes)A- Vajen (Döl Yolu)

B- Vajenin içini saran adele tabakası

C-Rahim Ağzı (serviks)

D- Rahim (Uterus)

E- Endometrium (adet kanamasında yenilenerek atılan doku-işte burası dökülüyor ve adet kanı dediğimiz şeyi oluşturuyor )

F- Tüpün ağzındaki saçak doku

G-Tüp

H-Yumurtalık (ovaryum) I- Yumurta

Vajen (Döl Yolu) ; İlişkide penisin(erkeklik organı) girdiği yerdir.Adeleden oluşan bir yapısı vardır.Adele tabakası dairesel bir şekilde(şekilde B) vajeni sarar.Uzunluğu yaklaşık 7-8 santimetredir.Bir erkeklik organının boyunun (11-18 cm arası normali)bu boydan uzun olduğunu düşünürsek hemen aklımıza penisin geri kalanı nereye giriyor sorusu gelebilir.Vajen çok esnek bir yapıya sahiptir genişleyebildiği gibi boyunada uzayabilme kabiliyetine sahiptir,ayrıca rahim ağzının arkasında kalan kısımda ilişki sırasında kullanılır.Vajina normalde hafif ıslak bir dokudur.Cinsel uyarı sırasında vajina duvarlarından kayganlaştırıcı sıvılar salgılanır,böylece penisin vajene girişi kolaylaşır.Gene cinsel uyaryla beraber vajina duvarları kanla dolup şişer ve sanki çocukların kollarına takılan şişme can simidi gibi penisi sarmaya hazırlanır.Çok kilolu bebek doğumlarından veya fazla doğum sayısından sonra vajendeki adeleler gevşeyebilir ve vajen bollaşabilir,böyle oluncada eşler arasında cinsel problemler çıkabilir,ama basit ve ufak bir opersayonla bu düzeltilebilir.

Rahim ağzı (serviks) ; Çok hassas bir yapıya sahip olup,kısa sürede yara oluşabilir,bir çok bayanın hayatı boyunca iki-üç kez karşılaştığı rahim ağzı yarası burada oluşmaktadır.Hissiz bir dokuya sahip olduğu için bu yara yakma -dondurma işlemi sırasında acı hissedilmez.kadın vücudundaki kanserleşmeye en müsait yerlerden biri olduğundan her kadın altı ayda bir Pap Smear testi denilen tanı amaçlı testi yaptırmalıdır.

Rahim (Uterus) ; Armut biçimli,önden arkaya yası,kalın duvarlı,içi boş bir organdır.Yaklaşık 50 gr ağırlığında ve bir bayan yumruğu büyüklüğünde veya daha ufaktır.Gebelik bu organın içinde yerleşir ve burada büyür.

Endometrium ; Döllenmiş yumurtanın gelip yapıştığı ve beslenmesini sağlamada aracı olan dokudur.Eğer gebelik oluşmassa her ay dışarı atılarak yerine yenisi yapılırki biz bunun dışarı atılmasına adet kanaması – mensturasyon diyoruz.üstteki tabaka atılırken alttan yeni tabaka oluşmaya başlamıştır bile.Ve adet dönemi dediğimiz dönemin sonuna doğru gebelik yoksa yapısı bozulur ,çalamaya başlar ve rahimin kasılma hareketi ile ( bu hareket adet sancısı dediğimiz ağrıyı oluşturur ) dökülür.Kadının üretken çağı boyunca her ay bu hareket tekrarlanır.

Tüpler ; Erkeğin boşalması ile vajene atılan sperm rahim ağzından içeri girer ve bu tüpler vasıtası ile yumurtaya ulaşır.Ve yumurtayı dölledikten sonra döllenmiş yumurtada bu tüpler vasıtası ile rahim içine taşınarak oraya yerleşir.Çok ince ve hassas bir yapısı vardır,uzun süren iltabi olaylar bu tüplerde tıkanma meydana getirerek gebe kalmaya mani olabilir.10-20 santimetre boyundadırlar,rahmin sağında ve solunda iki adet bulunurlar,içlerine titreyici tüycükler bulunur ve bunların hareketi ile döllenmiş yumurta taşınır.Uçlarında şaçaklı dokuları döllenmiş yumurtanın tüpten içeri alınması içindir.Tüp bağlanması denilen doğum kontrol yöntemide bu hatta bir yerin kesilip bağlanması ile gerçekleştirilir ,böylece sperm yumurtaya ulaşamaz.

Yumurtalıklar ; rahmin her iki yanında yer alan iki adet ceviz büyüklüğünde bir organdır.İki görevi vardır:birincisi spermin döllemesi için gerekli olan yumurtayı üretir.İkinci görevi ise kadınlık hormonlarını üretmektir.

 

Seksin Bilinmeyenleri Şubat 10, 2007

Cinsellik hakkında bugüne kadar çok şey okudunuz, çok şey duydunuz ve sayısız birliktelik yaşadınız. Kısacası seks konusunda her şeyi biliyorsunuz, değil mi? Hayır, belki de bilmiyorsunuz çünkü bu konuda bazı sorular hala kafa karıştırıyor ve cinsel eğitimin bir ömür boyu sürdüğünü bize kanıtlıyor. İşte seksin en zorlu zorularına alternatif cevaplar.

Bir erkeğin penisi maksimum ölçüsüne ne zaman ulaşır?
Genellikle 17 yaşında. Ayrıca bu yaşta seks gücü, enerjisi ve isteği de zirvededir. Ancak yine de erkeklerin kadınları sekste en iyi tatmin ettikleri yaşlar 26-32 arası. Erkeklerin seks güçleri 17 yaşında olduğundan daha azdır ama bu konudaki tecrübe ve bilgileri daha fazladır.

Klitoris ve penisin dokusu aynı mıdır?
Evet. Anne karnındaki gelişmelerinin ilk 4 haftasında, bütün cinsel organlar ceninin jenital bölgesindeki küçük bir kabarıklık halindedir. Ancak bundan sonra gelişirler ve kadın ya da erkeke cinsel organı şeklini alır. Dolayısıyla klitoris aslında penisin küçük bir modelidir ve onunla aynı duyarlı dokuya sahiptir.

Kadının tatmin olması için penisin uzunluğu mu yoksa kalınlığı mı daha önemli?
Kesinlikle kalınlığı. Vajina girişi, zevk almayı sağlayan sinir uçlarıyla kaplıdır ve penis ne kadar kalın olursa bu bölgede o kadar çok uyarım olur. Orgazm sırasında kasılan kaslar da vajina girişinde ve çok duyarlıdır. Kısacası penis çok uzun olmasa da kalınlığı çok önemlidir.

Seks kalbi nasıl etkiler?
Sevişmek kan basıncını yükseltir ve kalp atışlarını normalin iki katı hıza çıkarır. Yani seks, spor yapmak, yürümek, koşmak gibidir. Düzenli olarak spor yapmak kalbi nasıl güçlendiriyorsa seks de aynı şekilde güçlendirir. Ancak ileri yaşlarda kalp, bu kadar hareketi kaldıramayabilir.

Sağlıklı bir insan, sevişirken kalp krizi geçirebilir mi?
Evet, ama bunun riski milyonda bir.

Mastürbasyon yapan bir insanın daha sonra kendini suçlu hissetmesi normal midir?
Evet. Araştırmalar, kendilerini tatmin edenlerin yarısının sonradan suçluluk hissine kapıldıklarını ortaya koyuyor. Oysa uzmanlar mastürbasyon yapmanın çok sağlıklı bir insan davranışı olduğu konusunda hemfikirler. Bu şekilde bir başkasıyla sevişmenin de öğrenildiği ve kişinin cinsiyeti ne olursa olsun bedenini tanıması ve sevmesi gerektiği ileri sürülüyor. Ayrıca mastürbasyon yapan kadınların yapmayanlara göre orgazm olmaya daha yatkın oldukları da söyleniyor.

Erkekler boşaldıkları zaman niçin bazen çok, bazen az meni gelir?
Öncelikle rahatlayın, bunun aldıkları zevkle hiçbir ilgisi yok. Yani sevişmeden çok fazla zevk alan bir erkek çok az boşalabilir. Bu tamamen, en son boşaldığı anın üzerinden geçiş zamanla ilgilidir. Aradan ne kadar çok zaman geçmişse patlama da o kadar büyük olur.

SEKS İÇİN EN İYİ SAAT…

Önce bir sinema, sonra mum ışığında bir yemek, ardından dans, sonra… Hayır sonrası sandığınız gibi değil. Gerçi tüm romantik öğeler gece üzerine kurulmuştur ama kronobiyolojiye göre vücudun da bir saati var. Seks için en uygun saat akşam değil, sabah 08.00. Spor yapmak için en uygun saat ise sabah değil, öğleden sonra 16.00 suları.

Herşeyin bir vakti var…. Gün 24 saat ve insanların vücut ve ruh durumları 24 kez değişiyor. Doktorlar, biyologlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma kronobiyoloji adını veriyor. Vücut ritmine göre hangi eylemin hangi saat uygun olacağını şöyle sıralıyorlar;

07.00 Kortizon salgılamasıyla organizma uyanır. Ancak vücut hâlâ zayıftır, bu nedenle spor yapmaktan kaçının.
08.00 Seks için en iyi zamandır, çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar.
10.00 Organizma şimdi faaliyete hazır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur.
11.00 Vücudumuz tam formundadır.
13.00 Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik gün ortalamasının yüzde 20 altındadır.
15.00 Enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. Ama bu enerji sabahkinden azdır.
16.00 Spor için en uygun saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır.
17.00 Organların faaliyeti üst düzeydedir. Böbrekler ve mesane çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır.
19.00 Tansiyon ve nabız tembelleşir. Tansiyon düşürücü ilaçlar tehlikeli olabilir.
21.00 Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir. Yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır.
23.00 Tam dinlenme saatidir. Metabolizmanın faaliyeti giderek azalır.
01.00 Verimliliğimiz en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapar, dikkat son derece azalır.
03.00 Bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır. Bu saatte intihar edenlerin sayısı fazlalaşır.
05.00 Hormon salgılaması giderek yükselir, kaybolan enerji geri gelir. Vücut, yeni bir gün için hazırlanır.

* Kadinlarda G noktasi gerçekten var mi?

Hayir… 1950 yilinda Alman bir jinekolog, kadinlarda vajina duvarinin önünde yer alan ve en erojen bölge olarak tanimladigi G noktasinin varligindan bahsetti. Ancak, kendisinden sonra, detayli olarak yapilan arastirmalarda, doktorlar vajinanin her bölgesinin ayni hassasiyette oldugu ve G noktasinin olmadigi görüsünde birlestiler.

* Regl sirasinda hamile kalinir mi?

Hayir… Ancak regl döneminizin sonlarinda, korunmadan cinsel iliskiye girdiyseniz, rahim artik yumurta üretmeye baslamis oldugundan hamile kalabilme ihtimaliniz artiyor. Çünkü spermler ortalama yedi gün canli kalabiliyorlar.

* Dogum kontrol hapi almayi bir kez unutunca hamile kalma riski dogar mi?

Evet… Projesteron (Dogum kontrol) hapini almayi unuttugunuz andan itibaren üç saat geçmisse, artik hamileligie karsi korunmasizsiniz.

* Anal seks tehlikeli midir?

Hayir… Ama normal ilskiye göre iltihaplanma riskiniz çok daha fazladir. Anüs, vajinaya oranla sürtünmeye karsi fazla dayanikli degildir. Buradaki kan damarlari daha hassas ve kolayca tahris olabilir. Eger ilski sirasinda korunmuyorsaniz kanamaya basladigi taktirde, cinsel yolla bulasan hastaliklarin ortaya çikma riski de artar.

* Sperm neler içerir?

Sperm protein, seker, vitamin ve mineral açisindan zengindir.

* Oral seks cinsel iliskiden daha mi güvenli?

Hayir… Oral seks esnasinda birtakim enfeksiyonlar kapilabilir. Oral seks yapan kisnini dis etlerinin kanamasi ya da iltihapli olmasi durumunda HIV virüsü, deri iltihaplari ve bel soguklugunun ortaya çikma riski çok fazla.

* Erkekler iliski sirasinda birden fazla orgazm yasayabilirler mi?

Hayir… Bir erkek orgazm olduktan sonra psikolojisi geregi bosalmak istegi duyar. Buna karsin kadinlar birden fazla orgazm yasayabilirler.

* Penisin en hassas yeri neresidir?

Penisin bas kisminda zevk almasini saglayan yüzlerce sinir bulunur. Hatta bazi erkeklerde bu bölge o kadar hassastir ki tahrik edilmeye ihtiyaç duymadan cinsel iliskiye hazir hale gelir.

* Vajinal orgazm var midir?

Hayir… Kadin, gögüs, dudak, omuz gibi sayisiz yerden tahrik olabilir ama hangi bölgesinden uyarilirsa uyarilsin yasadigi orgazm farkli degildir.

* Erkekler prezervatif ile sevistiklerinde, korunmasiz sevismelerine oranla daha fazla zevk alabilirler mi?

Hayir… Geçmise oranla artik bugün çok farkli prezervatifler üretildiginden, birçok kisi ultra hassas prezervatifleri tercih ediyor. Hatta bazi erkekler, penisleri asiri hassas oldugu için korunmadan cinsel iliskiye girmiyor. Ayrica prezervatifin erkegin cinsel bosalmasini önledigi de yapilan arastirmalarda ortaya çikan sonuçlardan biri.

* Bir erkek tarçin yedigi takdirde spermi de tarçin tadini alabilir mi?

Evet. Güçlü aromaya sahip besinler spermin tadini etkileyebilirler ama diger yiyecekler sperme süt gibi bir tat katar.

* Erkek ve kadinin seksüel açidan en aktif olduklari dönem hangi yaslardadir?

Erkek 18-20 yas arasinda cinsel hayatinin dorugundadir. Ama bazi genç erkekler bu çaglarda erken bosalma sorunuyla karsilasabilirler. Buna karsin kadin, 30′lu yaslarinda seksüel yönden en verimli çaglarini yasar.

* Partnerlerden birinin digerini baglamak istenmesi, onun dominant taraf olmak istedigini mi gösterir?

Hayir… Bu teoriyi dogrulayan bir kanit yok. Bu sizin bir kontrol delisi oldugunuzu da göstermez. Sadece fantazi dünyanizin farkli oldugunu gösterir.

* Iktidarsizlik sehvet eksikliginden mi kaynaklanir?

Hayir… Tam tersine çogu zaman iktsdarsizlik asiri istekten kaynaklanir. Erkekler kendini o kadar çok baski altinda hisseder ki sonuç olarak ereksiyon olmayi basaramaz. Sarhos olmak, stres, sigara içmek ya da uyusturucu kullanimi da iktidarsizlik nedeni.

* Kadinlar regl döneminde kendilerini cinsel yönden isteksiz hissederler mi?

Arastirmalara göre kadinlar regl döneminden birkaç gün önce cinsel arzularinda bir artis yasiyorlar. Adet dönemi içindeki hormonal degisimler ise bazen isteksizlik yaratabiliyor.

Bunları Biliyormusunuz?

Yapılan araştırmalar, dünyada ilginç seks istatistiklerini ortaya çıkardı. İşte, her gün 200 milyon cinsel birleşmenin yaşandığı dünyamızdan ilginç bulgular

  • Her yıl 11 bin seks kazası oluyor.
  • Her gün dünyada en az 200 mil-yon cinsel birleşme yaşanıyor.
  • Kadınların yüzde 30′u dolunay zamanında seks yaparken daha aktif oluyor
  • Sperm 10 santimetre mesafedeki dölleyeceği yumurtaya 2.5 saniyede ulaşıyor.
  • Erkeklerin dörtte üçü cinsel birleşmeden 2 dakika sonra orgazm oluyor.
  • Hadım erkekler, cinsel yaşamı sınırsızca yaşayanlara kıyasla 13 yıl daha fazla yaşıyor.
  • Kadınların yüzde 12’sinin sperme karşı alerjisi bulunuyor.
  • Amerikan Koku ve Tad Alma Derneği’ne göre kadınlar en çok kabak, muz kabuğu ve salatalık kokusunda baştan çıkıyor.
  • Hemcinslerine göre daha fazla österojene sahip olan sarışınların anne olma şansı daha yüksek.
  • Seks daha fazla sakal çıkmasına yol açıyor.
  • Her yıl 250-1000 kişi (kadın-erkek) mastürbasyon yaparken ölüyor.
 

Jenital bölge estetiği Ocak 26, 2007

Kategori: bızır, dudak, jenital, klitoris, penis, vajina — aliilaslan @ 6:13 pm

İnsanları jenital bölgelerini veya daha doğru ifade ile birincil cinsel organlarını değiştirmeye yönelten dürtü nereden kaynaklanmaktadır? Bu soruya kadın ve erkek için ayrı ayrı cevap verilebilir.

Kadınların jenital bölgelerinde karşılaşılan sorunların başında anormal büyük ve sarkık iç dudaklar, doğum sırasında yapılan kesiye bağlı yara izleri ve fazla doğum sonrasındaki vajina genişlemeleri gelmektedir.

Bu tür değişiklikler sık sık hem işlevsel hem de estetik görünüm şikayetlerine yol açmasına rağmen bunların üzerinde çok az konuşulmaktadır. Bu çoğunlukla utanç duygusundan, bazen de çare olmadığı düşüncesinden kaynaklanır.

Bunların içinde, kadının jenital organının iç dudaklarının aşırı derecede büyük ve sarkık olması en sık rastlanan sorundur.

İç dudakların ana işlevi vajinayı yabancı cisimlere ve mikroorganizmalara karşı korumak, salgıladığı sıvılar vasıtasıyla vajinanın kurumasını önlemektir. İç dudakları büyük olan kadınlar günlük yaşamında fiziksel ve psikolojik açıdan birçok sorunla karşılaşabilirler. Dar pantolon giymekte veya uygun mayo bulmakta güçlük çekebilir, bisiklete binerken sıkışma ve ezilmeden dolayı rahatsız edici ağrıya maruz kalırlar. İdrar yaparken ve hijyenik bakım zorluğunda yaşadıklarını çoğu zaman utanç duygusundan dolayı anlatamazlar.

Aslında iç dudakların küçültülmesi işleminde düşük riskli ve çabuk sonuç alınabilen küçük cerrahi girişimler söz konusudur. Genellikle lokal anesteziyle küçültme ameliyatı yapılmasına rağmen benim tercihim bu tür ameliyatları, hastayı stresten kurtarmak için, genel anesteziyle gerçekleştirmektir. Fazla olan deri ve deri altı dokusu önceden ölçülüp planlanan biçimde dudakların orta kesiminde üçgen şeklinde çıkartılır, dudakların hissi ve doğal biçimi korunarak normal büyüklüklerine indirilir, görünümü güzelleştirilir ve ameliyat sonrasında hasta evde tedavi edilir.

Ameliyattan sonra seks hayatı normal şekilde devam edebilir

Bunun aksi yönde kişiyi rahatsız eden ve estetik açıdan problem yaratan dış dudakların küçük olması durumunda, kişinin kendi yağ dokusu enjekte edilerek dış dudakları büyütmek ve dolgun hale getirmek mümkündür.

Doğum sırasında yapılan, vajinayı aşağıya doğru bir kesiyle genişleterek çocuğun çıkışını kolaylaştıran ve istemsiz yırtıkları önleyen işlem sonucu yara bölgesinde büzülmeler oluşabilir ve vajina girişi daralabilir ki bunlar doğum sırasında uygulanan kesinin bazen kötü iyileşmesi sonucu oluşmuş şekil bozukluklarıdır. Vajina girişinin altında bulunan bu tür gerilmeler cinsel birleşmede şiddetli acıya neden olabilir ve çiftin seks yaşamında ciddi sorunlara yol açabilir. Burada benim de uyguladığım “butterfly plasty” denilen küçük bir işlemle cinsel birleşmeyi kabusa dönüştürebilen sorun ortadan kaldırılabilir.

Bu ameliyatlardan sonra hasta üç-dört hafta içerisinde tekrar spor yapabilir ve cinsel yaşamını normal bir şekilde devam ettirebilir.
Fazla sayıda doğumlardan sonra aşırı genişlemiş vajinayı ameliyatla düzeltmek ve daraltmak da mümkündür. Vajinal yolla rahim çıkarma ameliyatları esnasında vajina arka duvarının daraltılması işlemi genellikle kadın doğum uzmanları tarafından sıklıkla uygulanmaktadır.
Erkeklerin ise penisleriyle ilgili başlıca üç sorunları vardır. Doğumdan kaynaklanan bozuklukları bir kenara bırakacak olursak penis ya kısadır, ya incedir ya da seks sırasında sertleşmez. Seks sırasında erkek için önemli olan, penisin büyüklüğü veya küçüklüğü değil işlevidir. Yine de birçok erkek penisinin küçüklüğünden şikayet eder. Avrupa’da yapılan bir araştırmada erkeklerin yüzde 65′inin daha büyük penise sahip olmayı arzuladığı, bunlardan yüzde 5′inin büyütme ameliyatı istediği tespit edilmiştir.

Muayeneden sonra penis protezi ile çözüm bulunabilir

Günümüz plastik cerrahisinde ameliyatla penis büyütme ve penis uzatma mümkündür. İnce penisleri “lipofilling” denilen yağla doldurma yöntemi ile kalınlaştırmak mümkünse de bu, enfeksiyon ve his bozukluğu gibi komplikasyonlara yol açabileceği için riski yüksek bir ameliyattır.
Penisin dibindeki bağ dokusunun kesilerek penisin aşağı doğru sarkıtılması gözle görülebilen uzama, büyüme etkisi sağlasa da ereksiyon halindeki bir penisin istikrarlı durmaması çok düşündürecek bir komplikasyondur.

Ereksiyon problemi olan, başka bir ifadeyle iktidarsız erkeklerde yeterli fizyolojik ve psikolojik muayenelerden sonra penis protezi ile bu sorunlara çözüm bulunabilir. Yakın zamana kadar kullanılan iki bölmeli sert silikon protezleri, devamlı ereksiyon dezavantajından dolayı, günümüzde yerini bir sübap ve bir pompası bulunan iki boru şeklindeki silikondan oluşan protez sistemine bırakmıştır. Kişi seks sırasında pompa vasıtasıyla protezi şişirmekte ve daha sonra sübapla tekrar indirebilmektedir.

 

KADIN CİNSELLİĞİNİN MERKEZİ: KLİTORİS Ocak 16, 2007

Klitoris kadın cinselliğinde orgazm oluşumunda merkezi öneme sahip bir yapıdır. Klitoris kelimesinin kökenini yunanca’da “küçük tepe” anlamına gelen kleitoris kelimesi oluşturur.

Kadın Dış Genital Bölgesinin Genel Yapısı

Çoğu kadın ve çoğu erkek, kadınların dış genital bölgelerinin yalnızca vajinadan ibaret olduğunu sanırlar. Gerçekte kadın dış genital bölgesinde iki ayrı anatomik yapı daha vardır: vulva ve klitoris

Vulvanın Yapısı

Kadının dışarıdan bakıldığında görülen genital bölgelerinin tümüne topluca vulva adı verilir. Vulva, kadın dış genital bölgelerine karşıdan bakıldığında üstte mons pubis, (“Venüs tepesi”; Venüs=aşk tanrısı), altta anüs ve yanlarda dış dudaklar tarafından sınırlanan bölgedir.

Kadın Anatomisi>>

Mons pubis, leğen kemiklerinin önde birleştiği bölgenin üzerinde bulunan yağ dokusu, cilt ve genital kıllardan oluşan kısımdır.

Dış dudaklar sağlı sollu olarak mons pubisten anüse doğru uzanırlar. İdrar deliği ve vajina girişinin etrafını sararlar ve bu yapılar da kıllarla kaplıdırlar.

İç dudaklar ise sağlı sollu dış dudakların iç kısımlarında yer alan, klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılardır.

Bazı kadınlarda dış dudaklar iç dudaklardan daha büyük yapıda olup “dışarı taşabilirler”.

Klitorisin yapısı

Klitoris hemen mons pubis altında yer alan bir yapıdır. Bu yapı üstte ve yanlarda iç dudaklarla çevrilidir ve hemen alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur.

Klitoris dıştan görünen bir baş (glans), ve vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu olan gövde kısmından oluşur.

İç dudaklar parmaklarla hafifçe geriye ittirildiğinde klitorisin dıştan görünen kısmı daha bariz hale gelir.

Gövde kısmı dışarıdan görülmediğinden çoğu kişi klitorisi yalnızca düğme şeklinde basit bir yapı sanır. Ancak klitoris glans ve yanlara uzanan kollarıyla adeta bir “ters V” şeklinde bir yapıdır.

Klitorisin gövdesinde yer alan kollar içerisinde aynen penisteki gibi cinsel uyarılma esnasında içleri kanla dolarak sertleşen süngerimsi yapılar vardır.

* Klitoris embriyolojik olarak penisle aynı kökene sahiptir ve bu anlamda penisin kadındaki tam karşılığı olarak kabul edilebilir. Lakin klitorisin peniste olduğu gibi ejakulasyon (“boşalma”) ve idrar yapma ile ilgisi yoktur.

* Klitoris damar ve sinirlerden oldukça zengin bir yapıdır. Ortalama büyüklükte bir klitoriste yaklaşık 8000 sinir lifi bulunur. Bu lif yoğunluğu peniste bulunanın yaklaşık iki katıdır ve vücudun başka hiçbir bölgesinde bu kadar yoğun sinir lifi yoktur.

* Klitoris büyüklüğü kadından kadına çok önemli değişiklikler gösterebilir. Baş ve gövde toplam uzunluğu ortalama 3 santimetre olmakla beraber 7 santimetreye kadar varan uzunlukta olabilir. Klitorisin baş kısmının büyüklüğü de oldukça değişkendir ve 3-8 milimetre arasında olabilir. Klitoris büyüklüğü ile orgazmın nitelikleri arasında herhangi bir ilişki saptanabilmiş değildir.

* Klitorisin büyüklüğü kan testosteron (“erkeklik hormonu”) seviyeleriyle ilişkilidir. Östrojen seviyesiyle klitoris büyüklüğü arasında bir ilgi olmaması nedeniyle menopoz sonrası kan östrojen seviyeleri düştüğünde genital bölgenin diğer kısımlarında atrofi (gerileme) olurken bu yapının büyüklüğü değişmez. Gebelik döneminde klitoris mekanik ve damarsal değişikliklere bağlı olarak kalıcı bir büyüme gösterebilir.

* Klitoris uyarıldığında hem baş hem de gövde içi kan dolarak sertleşen bir yapıdır. Bu, erkekteki ereksiyonun (sertleşmenin) tam karşılığıdır. Tam uyarılmış bir klitorisin baş kısmı iki katı kadar büyüyebilir. Büyüyen baş kısmı dışarıdan daha bariz görülebilir hale gelir.

* Klitorisin bilinen en önemli işlevi kadının orgazm olmasını sağlamaktır. Gebe kalabilmeyle, idrar yapma işleviyle, adet kanamasıyla bilinen hiçbir ilgisi yoktur. Klitorisin tam olarak kanıtlanmamış diğer bir işlevi de cinsel ilişkide sertleştiğinde idrar deliğini kapatmak ve bakterilerin mesaneye girişini engellemektir. Muhtemelen kolların şişerek sertleşmesi de vajina kanalının nispeten gerilmesini sağlayarak penisin girmesini kolaylaştırır.

Cinsel ilişkide klitorisin işlevleri ve orgazmdaki rolü

Sigmund Freud “vajinal yoldan” yani cinsel ilişkiyle orgazm olamayan kadınların infantil (“çocuksu”) olduklarını ima etmiştir. Yani Freud’a göre yetişkin kadın “vajinal orgazm” olamıyorsa, bunun nedeni o kadının çocukluğun belli bir gelişim döneminde “takılmış” olmasıdır. Bu teori günümüzde ve özellikle de Masters ve Johnson’un 60′lı yıllarda cinsellik alanındaki kapsamlı çalışmalarında ortaya çıkan bilgilerle geçerliliğini yitirmiştir.

Kadında orgazm çok uzun zamandan beri klasik olarak vajinal orgazm ve klitoral orgazm olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu tanımlamada klitoral orgazmdan kasıt klitoris uyarısıyla oluşan orgazm (örnek: mastürbasyon), vajinal orgazm ise direkt vajina uyarısıyla (örnek: cinsel ilişki) oluşan orgazmdır.

Gerçekte, cinsel ilişkide oluşan “vajinal orgazm” kadınların büyük çoğunluğunda yine klitorisin uyarılmasıyla oluşur.

Cinsel ilişkide kadında orgazm, penisin direkt klitorise ritmik olarak temas etmesi, erkeğin pubis kemiğinin klitorise ritmik olarak temas etmesi ve yine penisin hareketleriyle ritmik olarak hareket eden iç dudakların klitorisi uyarmasıyla oluşur. Hiç bir klitoris uyarısı olmadan “saf vajinal orgazm” oluşması mümkün olmakla beraber olağan değildir.

Klitorisin kadında penisin tam karşılığı olduğu ve erkekte orgazm olma mekanizmasının penis başının direkt veya dolaylı yoldan uyarısı olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak yukarıdaki bilgi daha anlaşılır hale gelir. Erkekte penis başı uyarısı olmadan orgazm ne kadar mümkünse, kadında da klitoris uyarısı olmadan yalnızca vajina uyarısıyla orgazm oluşması da ancak o kadar mümkündür.

“Vajinal orgazmın” çoğu kadın için yanlızca belli ilişki pozisyonlarında gerçekleşmesi ve bazı pozisyonlarda kadının “uyarılmadığını” ifade etmesi o pozisyonda klitorisin mekanik olarak daha az uyarılmasıyla ilgilidir.

Klitoris ile penis eşdeğer olmalarına karşın aralarında önemli bir fark daha bulunur: Penis serbest bir yapı olmasına karşın klitoris etraf dokulara sıkı sıkıya tutunan hareketsiz bir yapıdır. Bu bir dezavantaj gibi görünmesine karşın, ilişkide penisin ritmik hareketlerine bağlı olarak iç dudakların pasif olarak hareket etmesi, etraf dokuya sıkıca tutunmuş olan klitorisin bu hareketlerle daha yoğun olarak uyarılmasına önemli katkılarda bulunur.

Ek Bilgi: “Kadın Sünneti”, Klitorise Uygulanan Cerrahi Girişimler ve Klitoris Takıları

Kadın Sünneti

Klitoris binlerce yıldır insanoğlunun ilgisini çekmiş ve bazı din, töre ve geleneklerin ve çeşitli inanışların hedefi olmuştur ve halen hedef olmaya devam etmektedir. Buna bağlı olarak bazı ilkel ve gelişmiş toplumlarda halen klitoris “kadın sünneti” adı altında çeşitli cerrahi müdahalelere tabi tutulmaktadır. Bu müdahaleler kadının cinsel yaşamını derinden etkilemektedir.

Bu cerrahi müdahalelerden en vahşi olanı klitorisin tümüyle çıkarılması ve dış dudakların birbirine dikilmesinden ibaret olanıdır. Firavun veya Peygamber Sünneti adı verilen bu müdahale sonunda kadın genital bölgesinde yalnızca adet kanaması ve idrar çıkışı için ufak bir delik kalır.

Yukarıda bahsedilen “kadın sünnetinin” daha hafif şekilleri de mevcuttur ve bazı toplumlarda halen yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu müdahalelerde de klitorisin ya baş kısmı tümüyle veya kısmen kesilip atılmakta, veya baş kısmının çevresini saran “sünnet derisi” (bu yapı kadınlarda iç dudaklara karşılık gelir) kesilir.

Klitorise Uygulanan Cerrahi Girişimler

Klitoris cerrahisi hormonal nedenlere bağlı olarak büyümüş olan klitorisin (erkeklik hormonunun aşırı salgılanmasıyla seyreden bazı doğumsal hastalıklarda klitoris adeta bir erişkin penisi büyüklüğüne ulaşabilir!) kısmen kesilerek ufaltılması şeklinde uygulanan bir müdahaledir.

Orgazm olamama şikayeti nedeniyle başvuran kadınlarda bazı doktorlar klitorisi dışarıdan saran derinin kısaltılması yani “klitorisin soyulması” şeklinde bir operasyon önermektedirler. Burada amaç klitorisin cinsel ilişki esnasında penisle direkt temasının sağlanmaya çalışılmasıdır. Orgazm oluşumunda klitoris üzerinedeki derinin ilişki esnasında klitorisi direkt uyarmasının önemi göz önüne alındığında bu operasyonun yalnızca çok dikkatli bir değerlendirme sonrasında yapılması gerektiği anlaşılabilir.

Klitoris Takıları

Günümüzün modası olan ve buruna, göbek deliğine ve diğer bölgelere süs amacıyla takılan takıların klitorise takılmasına gelişmiş ülkelerde rastlanabilmektedir

Kaynak : http://www.jinekoloji.net