Kızlık zarı vajinanın girişini çevreleyen, üzerinde kılcal damarlar ve ortasında değişik biçimlerde delik bulunan bir doku parçasıdır. İlk cinsel birleşme sırasında, ortada bulunan delikten daha geniş olan penis vajinaya girdiğinde, kızlık zarı vajina duvarlarına doğru çekilir, bu sırada üzerindeki kılcal damarların çatlamasına bağlı olarak az bir miktar kanama olur. Zarın esnek olduğu ve kılcal damarlar yırtılmadan, kenarlara çekilebildiği durumlarda, hiç kanama olmayabilir. İlk cinsel birleşmede kanama olduysa, bunu izleyen 1 hafta içinde kendiliğinden veya cinsel birleşmeler sırasında hafif kanamalar devam edebilir. Daha seyrek olarak da, ilk cinsel birleşme sırasında kızlık zarının bir bölümü sağlam kalıp, sonraki birleşmeler sırasında yeni damar çatlamalarına bağlı kanama da görülebilir.
Kızlık zarı Eylül 23, 2007
Kadın cinsel organlarının dışarı açıldığı vajinanın girişinden 1-3 cm. kadar içeride, himen ya da kızlık zarı denilen, ince, esnek, ortasında bir delik bulunan bir doku parçası yer alır. Kızlık zarının görevi, ilk adet kanamasına kadar, kadının iç cinsel organlarını mikroplardan korumaktır. İlk adet kanamasından sonra herhangi bir işlevi yoktur. Bu zarın esnekliği ve ortasındaki deliğin biçim ve büyüklüğü kişiden kişiye değişiklik gösterir. Genellikle soğan zarı inceliğinde olan bu zarın üzerinde, burnumuzun içinde de olduğu gibi kılcal damarlar vardır. Vajinaya herhangi bir cisim girmeden, ip atlamak, bisiklete binmek, cinsel organlar bölgesine dıştan temaslar, kaşıma vs. ile kızlık zarında bir değişiklik oluşmaz. İlk cinsel birleşmede, zarın ortasındaki delikten daha büyük olan penis, vajinaya girdiğinde, bu zar kenarlara çekilir ve üzerindeki kılcal damarlar çatlar. Bunun sonucunda genellikle birkaç damla kan gelir. Esnekliği fazla olan zarlar, damar çatlaması olmadan vajina duvarlarına kadar çekilebildiği için kanama olmayabilir. Bu sırada hiçbir acı duyulmayabilir veya parmağımızı bıçakla kestiğimiz zaman duyduğumuz acıdan daha az bir acı duyulabilir.
KADINLARIN ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ Mart 11, 2007
| KADINLAŞMA Ergenlikte kızlarda da, erkeklerde olduğu gibi vücut yapı ve fonksiyonlarında önemli değişiklikler meydana gelmektedir. Kızlarda ergenlik değişiklikleri şunlardır: · Göğüslerde büyümenin başlaması, Göğüslerin Gelişimi Ergenlik dönemindeki bir çok değişiklikten sorumlu olan kadınlık hormonu (östrojen), göğüslerde büyümenin başlamasına neden olmaktadır. Göğüslerin büyümeye başlaması kalıtsal ve çevresel özelliklere göre büyük farklılık gösterir. Genelde 10-14 yaşları arasında gelişimin başlaması beklenir. Göğüslerin şekli, büyüme hızı, büyüklüğü kalıtsal özellikler ve çocuğun beslenme durumuyla ilgilidir. 3-4 yıl içinde gelişimini tamamlayan göğüsler ergen kızın ilgi odağındadır. Cinselliğin konuşulmadığı, ayıp sayıldığı toplumlarda kızlar göğüslerinin büyümesini başlangıçta saklamak isterler. Bu istekle, kızların geniş giysileri tercih etmeleri, elbiselerin göğüs kısımlarını çekerek bollaştırmaya çalışmaları, bazen öne eğilerek göğüslerini saklama gayretlerine sıkça rastlanır. |
|
|
Kıllanma Kıllanmaya paralel olarak cinsel bölgenin deri renginde koyulaşma oluşur ve deri kıvrımları belirginleşir. Derideki bu değişiklikler bazı ergenleri huzursuz eder, hatta hastalık endişesine bile sebep olabilir. Bazı kızların bıyık bölgesindeki tüylerde koyulaşma ve kalınlaşma oluşmaktadır. Bu hal aşırı ise ve vücudun diğer kısımlarında da kıllar ortaya çıkıyorsa, hormon bozukluğundan şüphelenilmelidir. Adet Görme Ergenlikten sonra, yaklaşık ayda bir kez olan vaginal kanamaya adet görme denilmektedir. Adet ergenliğin kesin işareti sayılmaktadır. Adetin başlaması ortalama 13 yaş civarındadır. Göğüslerin gelişmeye başlamasından yaklaşık iki yıl sonra adeti beklemek daha isabetlidir. Bazı kültürlerde, kızların ilk adeti sevinçle ve kutlamalarla karşılanır. Çocuğa hediyeler alınır. Bazı kültürlerde de olay son derece gizlidir. Çocuk durumunu annesine bile çekinerek söyler, hatta bazen annesine de söyleyemeden kendi kendine temizlenmeye çalışır. Çocukta ergenlik değişiklikleri başladığında adet konusunda bilgilendirilmesi, kanamanın sebebi, ne yapması gerektiği, petleri kullanması ve kirlenmiş petlerini nasıl, nereye atacağının öğretilmesi birinci derecede annenin görevidir. Ancak eğitilmiş çocuklar vücudunda olan değişikliklerden rahatsız olmayacaklardır. Kadın Hormonları Östrojenin salgılanmasında, beyinden salgılanan hormonlar (FSH ve LH) düzenleyici rol oynamaktadır. Bu hormonlar, yumurtalığa etki ederek kadınlık hormonlarını salgılatırlar. ADET Ergenlik döneminden menopoza kadar, kadının üreme organlarında peryodik değişiklikler meydana gelmektedir. Yaklaşık bir ay süren peryodlarda, kanama olan günlere, adet kanaması veya kısaca adet denilir. Kadındaki aylık değişimlerin tamamına da kadın peryodu denilmektedir. Adet kanaması, kanama dönemi belirli aralıklarla olduğu için muntazam anlamında “Regl”, her ay akmak anlamında “Menstruasyon”, kirlenmeye neden olduğu için “Kirlenme”, rahatsızlık oluşturduğu için ‘Hastalanmak” gibi çeşitli kelimelerle ifade edilmektedir. Eski kültürlerde adet kanaması dönemlerinde kadınlarda bir uğursuzluk olduğu düşünülürmüş. Böyle kadınlar, bereketi azalır diye yemek yapmaz, sofraya oturmaz, tarlada çalışmaz hatta kimseye dokunmazlarmış. Böyle uç noktalarda olmasa da, günümüzde de kanama döneminde kadınların madden ve manen kirli olduklarına dair düşünceler mevcuttur. Oysa kanama, neslin devamı ve üremeye yönelik vücut fonksiyonlarının bir yansıması bağlamında özel bir anlam taşır. Kanamanın oluşturduğu maddi kirlenme ise tabii bir şeydir. Temizleyerek giderilebilir. Adetin Oluş Mekanizması Kadın Peryodu ve Adet Kanamasının Süresi Adet kanamasının süresi ise ortalama 5±2 gündür. Ancak herhangi bir hastalığa bağlı olmaksızın, daha kısa ve daha uzun kanama süreleri de görülmektedir. Kadın peryodu genellikle aynı sürelerde devam etmekle beraber 1-2 günlük oynamalar da normaldir. Ergenlik dönemi başlangıcında, hem peryodun toplam süresi hem de kanama süresi düzensizdir. Keza menopoz öncesinde de adetler düzensizleşir. Adet Kanamasının Miktarı Ergenlik dönemi başlangıcında kanama azdır. Bazen bir kaç damla kadar olabilir. Bazı kızlarda adetlerden önce vaginal akıntılar görülebilmektedir. Bunlar adet ile karıştırılmamalıdır. Adetler düzene girdikten sonra, kanama miktarı genelde hep aynı olur. Kanamanın toplam miktarı ortalama 130 cc’dır. Ancak, normal kadınlarda kanama miktarı 13 cc kadar az, 300 cc kadar çok olabilmektedir. Kanama, 2. günde en fazladır. Kanama miktarı petlerle ölçülebilir. Petler ortalama olarak 20-30 cc kan emebilmektedir. Adet Öncesi Rahatsızlık Adet öncesi rahatsızlığa, hormonlardaki değişikliklerin sebep olduğu sanılmaktadır. Kesin bir tedavisi yoktur. Şikayetlere yönelik bazı ilaçlar kullanılmaktadır. Bu dönemde ailenin veya eşin duygusal desteği gereklidir. Yemekte tuzun azaltılması, şekerli yiyecekler yerine bol proteinli diyet bazı kadınlarda fayda sağlamaktadır. Adet Sırasında Ağrı Adet sırasındaki ağrılar iki tipte olmaktadır. Ağrıya sebep olabilecek hiçbir anormallik olmaksızın görülen birinci tip ağrı daha çok genç kızlarda söz konusudur. Bu tip ağrıya, kanama sırasında rahim kasılmalarının neden olduğu düşünülmektedir. Kanama konusundaki huzursuzluk ve korku, ergenlik dönemindeki kızlarda ağrıyı kolaylaştırıcı bir faktördür. Bazen ağrıyla beraber baş ağrısı, bulantı, kabızlık veya ishal, sık idrara çıkma görülebilmektedir. Bazı kızlarda da adet öncesi rahatsızlık, adet sırasındaki ağrı ile devam ederek, günlerin önemli kısmının sıkıntılarla geçmesine neden olur. Genç kızlardaki, ağrılı adet şikayetleri yıllar geçtikçe azalır, genellikle hamilelikten sonra da ortadan kalkar. Tedavide gençlere, bedenlerinde bir anormallik olmadığı belirtilip olayın sebepleri açıklanmalı, böylece rahatlatılmaya çalışılmalıdır. Karnın alt kısmına sıcak tatbiki ve bazı ağrı kesiciler de faydalı olabilir. Şiddetli durumlarda ilaçlar kullanılmaktadır. İkinci tip adet ağrılarına rahim ve diğer komşu organlardaki hastalıklar sebep olmaktadır. Bu tip ağrıların önceden olmayıp daha sonradan ortaya çıkması karakteristiktir. Rahim ağzının daralması, bazı tümörler, kronik iltihabi hastalıklar ve endometriosis gibi bir çok hastalığın sebep olabildiği bu tip ağrılı adetlerde kadın doğum uzmanına danışılması gereklidir. Adet Döneminde Temizlik Adet dönemlerinde temizliğe her zamankinden daha fazla dikkat edilmelidir. Bu dönemde hem kanamanın neden olduğu kirlenme hem de rahim ağzında mikropların yukarı geçişini önleyen salgının yokluğu, enfeksiyonlara sebep olabilir. Özellikle tuvaletten sonra su, sabun ve temizlik kağıdı kullanılmalıdır. Adet kanaması sırasında kullanılan bezler temiz olmalıdır. Günümüzde hazır pet ve tampon kullanımının yaygınlaşması, bezlerin oluşturduğu sakıncaları ortadan kaldırmıştır. Vagina içine yerleştirilen tamponlar, daha rahat hareket imkanı sağlamak açısından avantajlıdır. Fakat tamponların uzun süre yerlerinde tutulmaları sakıncalıdır. Vaginal tamponlar, yüksek ateş, titreme, baş dönmesi, halsizlik, kendini kaybetme belirtileri ile ortaya çıkan ve bazen ölümcül olabilen toksik şok sendromu denen hastalığa neden olabilmektedir. Tamponlar kullanılmak isteniyorsa, Adet sırasında kullanılan koku önleyici ve temizlik maddelerindeki kimyasal maddeler bazı kişilerde allerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Yeni kullanılmaya başlanan bir malzemeden sonra kaşıntı, kızarma, ödem gibi belirtiler ortaya çıkarsa allerjiden şüphelenilmelidir. Adet sıvısı normalde kokusuzdur. Ancak iltihaplanma söz konusu olduğunda koku ortaya çıkar. Genelde temizliğine dikkat eden, tamponu veya peti zamanında değiştiren kadınlarda koku sorunu olmaması gerekir. Adet Görmemek Adet görmeme, bazen hastalık belirtisi olmayıp fizyolojik hadiselere bağlı olabilir. Bunlardan önemlileri: · Gebelik dönemi, Aşırı spor, egzersiz, diyet, stres gibi birçok dış faktör yumurtalamanın olmamasına, hormon dengesinin bozulmasına ve dolaylı olarak adet kanamalarının kesilmesine neden olabilmektedir. Bazı sporcuların güçlenmek için kullandıkları ilaçlar da adet bozukluğu yapabilmektedir. Seyrek Adet Görme Kadın periyodu 40 günden uzun sürüyorsa ve ek olarak başka rahatsızlıklar veya üreme bozukluğu varsa nedeni araştırılmalıdır. Sık Adet Görme Kanamanın Miktar ve Süresinin Fazlalığı · Kan hastalıkları, Anormal Vaginal Kanamalar DIŞ CİNSEL ORGANLAR Kadın dış cinsel organları, vagina girişi, klitoris, büyük ve küçük dudaklardan oluşur. Vagina ve klitoris arasında idrar deliği, vaginanın arkasında ise anüs yer alır. Vagina Girişi Yanlarda büyük ve küçük dudaklar, önde klitoris ve idrar deliği, arkada anüs ile sınırlanmıştır. Büyük ve Küçük Dudaklar Büyük dudaklar, gelişim safhalarında, erkekteki torbaların karşılığıdır. Yağlı cilt altı dokusundan oluşan büyük dudakların renginde, ergenlikten sonra koyulaşma görülür. Büyük dudakların içinde salgı bezleri bulunur. Küçük dudaklar, büyük dudakların iç kısmında bulunurlar ve vagina girişiyle devamlılık gösterirler. Küçük dudakların önde birleştiği yerde klitoris ve onun da üzerinde klitorise ait sünnet derisi mevcuttur. Küçük dudakların rengi daha koyudur. Cinsel uyarılma ile renklerindeki koyulaşma artar, kan ile dolarak daha belirgin hale gelirler. Klitoris Cinsel fonksiyonda çok önemli yeri olmasına rağmen, kadın cinsel organları arasında yapısı en az bilinenidir. Klitorisin, bir baş kısmı ve yanlarda, vagina girişinin yan kısımlarına doğru uzanan kol kısımları mevcuttur. Dışarıdan sadece baş kısmı görülür. Klitoris dokusu, penisin baş kısmındaki dokuya benzer. İç yapısı süngerimsi bir dokudan oluşmuştur. Cinsel uyarılma sırasında kan dolaşımı artar, içinde biriken kan nedeniyle bir miktar şişme oluşur. Ancak dış zarı ince olduğundan, penisteki gibi sertlik oluşmaz. Klitoris çok zengin bir sinir ağına sahiptir. Bu nedenle kadınlardaki cinsel uyarılma merkezlerinin en önemlilerinden birisidir. İdrar Deliği ve Kanalı Vaginanın ön kısmında, klitorisin arkasında bulunan idrar deliği, cinsel organlara çok yakın komşuluğu nedeniyle önem kazanmaktadır. İdrar kanalı, vaginanın ön duvarına bitişik olarak yukarıya doğru devam eder ve 4-5 cm’lik uzunluktan sonra mesaneyle birleşir. İÇ CİNSEL ORGANLAR Kadınlarda iç cinsel organlar vagina, rahim ve yumurtalıklardan oluşmaktadır. Vagina Vaginanın ileri derecede esneyebilme özelliği mevcuttur. Bu sayede vagina, çocuğun doğumuna müsaade edecek kadar genişleyebilir. Vagina çevresinde gevşek ve elastiki dokuların olması da cinsel ilişkide rahatsızlık oluşmasını engeller. Vagina duvarı enine deri kıvrımları ihtiva eder. Duvarı ve çevresi çok zengin kan dolaşımına sahiptir. Cinsel uyarılma ile bu bölgenin kan dolaşımı daha da artmaktadır. Vagina İltihapları Bazı mikroorganizmalar vaginanın iltihaplanmasına neden olabilmektedir. Vaginada iltihap oluşturan bazı mikroplar da cinsel yolla bulaşmaktadır. Kötü hijyen durumunda da vagina iltihaplanması kolaylaşmaktadır. Vagina iltihabında, vaginada akıntı, kaşıntı ve cinsel ilişki sırasında ağrı ortaya çıkar. Vagina iltihapları, iltihaplanmaya neden olan mikroba karşı etkili ilaçlarla tedavi edilebilmektedir. Vagina Temizliği Cinsel bölgenin dış temizliğine dikkat edildiğinde, vagina için özel bir temizliğe gerek yoktur. Normal şartlarda vagina salgıları, içindekileri dışarı atar ve vaginadaki asidik ortam hastalık yapıcı mikropların üremesine engel olur. Vagina iltihaplanmalarına neden olan mikroplar sıcak ve nemli ortamlarda daha iyi ürerler. Bu nedenle sentetik, naylon çamaşırlar yerine, teri emen pamuklu çamaşırlar tercih edilmelidir. Annelerin, küçük kızlarının cinsel bölgelerinin temizliğine dikkat etmeleri gerekir. Çocuk büyüdükçe temizlik alışkanlığı kazandırılmalıdır ve kendini nasıl temizleyeceği öğretilmelidir. Özellikle büyük tuvaletten sonraki temizleme işlemi önden arkaya doğru yapılarak, vaginanın kirlenmesi engellenmelidir. Kızlık Zarı Kızlık zarı cinsel ilişkide yırtılır ve yerinde belli belirsiz artık dokular kalır. Kızlık zarı bekaretin sembolü olması yanında, genç kızlar için ilk ilişkide kanama ve ağrı endişelerine kaynaklık eder. Bu nedenle, üzerinde çok konuşulur ve bir çok soruyu akla getirir. Rahim ve Tüpler Rahimin iç boşluğu özel bir doku ile kaplıdır. Endometrium adlı bu doku, kadın periyodu boyunca, önce döllenmiş yumurtanın yerleşmesi için kalınlaşıp gelişmekte, döllenme olmayınca da adet kanaması ile dışarı atılmaktadır. Rahimin ince olan alt kısmı vagina ile devamlılık gösterir. Rahimin vagina ile birleştiği bölgeye rahim ağzı (serviks) denir. Bu kısmın özel bir yapısı vardır. Normalde buradaki açıklık bir milimetre kadardır. Ancak, doğum sırasında çocuğun geçebileceği kadar genişler. Rahim ağzında mukus adı verilen jöle kıvamında bir salgı mevcuttur. Bu salgının çok önemli fonksiyonları vardır: Rahimin geniş olan üst kısmının her iki yanında yaklaşık 10 cm. boyunda, dış çapı 0.5 cm. olan tüpler bulunur. Tüpler yumurtalık ile rahim boşluğu arasında yer alırlar ve yumurtanın iletiminden sorumludurlar. Tüplerin yumurtalık tarafındaki uçları eldiven parmağı gibi uzantılar gösterirler. Bu uç serbest olup yumurtaya yapışık değildir. Yumurtalıktan serbest kalan yumurtayı yakalayıp içine alır. Rahim Kanseri Menopozdan sonra vaginal kanama ile kendini belli eden, rahmin iç yüzeyini oluşturan dokudan kaynaklanan kötü huylu tümörlerdir. Genellikle 50-70 yaşlarında ortaya çıkar. Hiç doğum yapmamışlarda daha sık görülmektedir. Rahim Boynu Kanseri (Serviks Kanseri) Rahimin boyun kısmında gelişen kanserler, en sık görülen kadın kanserlerinden biridir. Daha çok 40-55 yaşlarındaki kadınlarda görülür. Rahim boynu kanseri, cinsel ilişkiden sonra vaginal kanama, adetler arasında veya menopozdan sonra kanama ve vaginal akıntı gibi belirtiler verir. Cinsel organ siğilleri, genital herpes denen uçuklar, erken yaşta cinsel ilişkiye başlamak ve çok kişi ile cinsel ilişkide bulunmak rahim boynu kanseri için risk faktörleridir. Risk grubundakilere, kanser taramaları yapılmaktadır. Rahim Boynu İltihapları (Servisit) Rahim boynu iltihapları hafif vaginal akıntı, cinsel ilişki sırasında ağrı, bazen ilişkiden sonra kanama belirtileri ile kendini belli eder. İltihaplanmaların bir kısmı cinsel yolla bulaşan mikroplarla oluşmaktadır. Tüplerin İltihapları (Salpenjit) Daha çok alt cinsel organlardaki mikropların yukarıya çıkması neticesinde meydana gelir. Tek başına tüplerden ziyade komşu bölgelerin iltihabıyla beraberdir. Alt karın bölgesinde ağrıya neden olur. YUMURTALIKLAR Karnın alt kısmında, rahimin ve mesanenin yan kısımlarında bulunan yumurtalıklar yaklaşık 3 cm. boyunda, yumurta şeklinde organlardır. Yumurtalıkların yumurtalama dışında, önemli bir diğer görevi hormon salgılamaktır. Östrojen ve progesteron adlı kadınlık hormonları buradan salgılanırlar. GÖĞÜSLER Göğüsler, ergende ve gençte cinsel duygularla, evlilikte cinsel uyarılma ve bebeğin beslenmesi ile, menopozdan sonra da hastalıkları ile hem erkek hem de kadınların gündeminde kalan organlardır. Göğüslerin gelişimi ve daha sonraki fonksiyonları hormonların kontrolündedir. Periyodun kanamaya yakın ikinci dönemindeki hormonlar göğüslerdeki kan dolaşımını ve salgıyı arttırarak, göğüslerde hafif şişmeye ve hassasiyete neden olmaktadırlar. Bazı kadınlarda, adet öncesi göğüs hassasiyeti daha belirgindir. Bu değişiklikler ve hassasiyet adet kanamasıyla beraber ortadan kalkar. Göğüsler Simetrik midir? Göğüslerin Sarkık Veya Dik Oluşu Neye Bağlıdır? Göğüslerin Büyüklüğünün Süt Vermekle İlgisi Var mıdır? Memelerin büyüklüğünden ziyade içindeki süt üreten dokuların fonksiyonu önemlidir. Büyük olmasına rağmen az, küçük olmasına rağmen çok süt üreten memeler olabilmektedir. Bu nedenle meme büyüklüğü ile süt miktarı arasında ilgi kurulmamalıdır. MENOPOZ Kadınlarda, belli bir yaştan sonra aylık periyodların ortadan kalkması ve buna bağlı olarak adet kanamasının kesilmesi olayına menopoz adı verilmektedir. Kadının genel sağlık durumu ve kalıtsal özelliklerine bağlı olarak menopozun ortaya çıkış yaşı değişir. Ortalama 50-55 yaşlarında menopoz dönemi başlamaktadır. Menopoz genellikle tedricen ortaya çıkar. Önce adetler düzensizleşir. Kanama miktarı bazen artar bazen azalır. Bu düzensiz adet dönemi yaklaşık 2 yıl devam eder. Daha sonra kanamalar tamamen kesilir. Menopoz 40 yaşından önce, herhangi bir sebebe bağlı olmaksızın ortaya çıkarsa “erken menopoz”dan bahsedilir. Bu durum kalıtsal ve bünyesel nedenlerle ilgili olabilmektedir. Bazı kadınlarda da erken yaşlarda, yumurtalıkların alınmasını gerektiren ameliyatlardan sonra ya da radyasyon ve bazı ilaçlara bağlı yumurtalık hasarında erken yaşlarda menopoz gelişebilmektedir. Bu durum erken menopozdan farklıdır. Menopozun sebebi: Menopoz, yumurtalık fonksiyonlarının durmasına bağlıdır. Yaşla beraber yumurtalıklar, beyinden salgılanan hormonlara cevap vermemeye başlar ve yumurta olgunlaşamaz. Bunun neticesinde östrojen ve progesteron adlı hormonların kandaki seviyesi azalır. Bunun neticesinde de rahimdeki periyodik değişimler ve adet kanaması oluşmaz. Menopoz belirti ve şikayetleri: Menopoz, sessiz ve şikayetsiz olabilmesi yanında bazen de günlük yaşamı, genel sağlığı etkileyen önemli belirtilere ve şikayetlere neden olur: · Sıcak basmaları ve terleme, kadınların %75’ini etkileyen rahatsızlıklardır. Genellikle bir yıldan az sürer. Bazen 3-5 yıla kadar uzayabilir. · Yorgunluk, huzursuzluk, uykusuzluk ve sinirlilik, hem hormonların azalmasına hem de yaşlanma hissi ve kadınlık rolünün değiştiğini düşünmeye bağlıdır. · Çarpıntı gibi kalple ilgili şikayetler sıklaşır. · Hormonlardaki azalmaya bağlı olarak vagina duvarında incelme ve kuruluk meydana gelir. Bu durum hem vagina enfeksiyonlarına eğilimi arttırır hem de cinsel fonksiyonlarda aksamaya neden olabilir. · Menopozda mesane ve idrar yollarında enfeksiyonlar daha kolaylıkla meydana gelir. Bunlara bağlı olarak sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma ve ağrı gibi şikayetler ortaya çıkar. Keza bu dönemde idrar kaçırma problemleri ile daha fazla karşılaşılır. Bu durum ise hormon azlığı yanında alt karın organlarının adale ve bağlarının gevşemesi ile de ilgilidir. · Bulantı, gaz şikayetleri, hazımsızlık, kabızlık veya ishal görülebilir. · Osteoporoz adı verilen, kemiklerin yoğunluğunun ve direncinin azalması menopozdaki kadınların en önemli sağlık problemini oluşturur. Fiziksel aktivitenin azlığı kemiklerdeki problemi ağırlaştırır. Sonuçta, kemiklerin zayıflaması ile ufak travmalar bile kırıklara neden olabilir. |
|
Kızlık Zarı (Hymen) Mart 2, 2007
|
En çok merak ettiginiz sorular Şubat 18, 2007
Cinsellikle ilgili en çok merak edilenler Ocak 16, 2007
Her kadın ve erkeğin cinsellikle ilgili merak ettiği ancak doktoruyla birebir temasta bile sormaya çekindiği bazı sorular vardır. İşte mynet okurlarından gelen sorular arasından en çok sorulanların bir kısmının cevapları…
1-Masturbasyon yapmak zararlı mı?
Masturbasyon, cinsellik içgüdüsünden kaynaklanan bir davranış olarak, ikili ilişkinin mümkün olmadığı durumlarda kadın ve erkek hemen her bireyin, ender ya da sık uyguladığı bir eylemdir. Bir okurun sorduğu gibi, “günlük yapılabilecek maksimum sayı” hakkında fikir vermek doğru değildir ve bilimsel olarak böyle bir bilgi de yoktur. Çok aşırı uygulandığında erkeklerde ve bazen de kadınlarda genital bölgenin cildinde tahriş oluşmasına neden olduğunu biliyoruz.
Erkeklerde masturbasyonda oluşan her boşalmayla birlikte bir sonraki menideki sperm sayısı azalır. Ancak bu kalıcı bir etki değildir, zira erkeklerde sperm hücreleri 60 ve hatta 70 yaşlarına kadar sürekli olarak üretilmeye devam eder. Yani masturbasyon “kısırlığa” neden olmaz. Bu, kadınlar için de geçerlidir.
Sanıldığının aksine, masturbasyon “güçsüz bırakan” bir olay da değildir, masturbasyon sonrası “yorgunluk” ve uykuya eğilim” orgazm esnasında beyinde artan morfin benzeri etki gösteren hormonların (bunlara endorfin adı verilir) “gevşetici”, sakinleştirici ve “keyif verici” özellikleri nedeniyledir.
Masturbasyonda aşırıya kaçıldığının en önemli göstergelerinden biri, masturbasyonu gerçek cinsel ilişkiye tercih etmek ve toplumdan, sosyal aktivitelerden uzaklaşmaktır. Masturbasyon için harcanan efor ve süre yeni arkadaşlıklar edinmek için harcanmıyorsa, bu durumda masturbasyon beraberinde sosyal ve psikolojik sorunlar getirebilir. Bazı durumlarda “aşırı masturbasyon” aslında gizli kalmış bir sosyal fobinin de belirtisi olabilir. Böyle bir birey hayallerinde kurduğu ilişkileri gerçek hayatta kurmayı başaramaz ve bunun için efor sarfetmenin yersiz olduğunu düşünerek, toplumdan uzaklaşmasını açıklamak için kendince haklı nedenler bulur.
Özet olarak eğer masturbasyon sosyal yaşantınızı etkilemiyorsa, arkadaşlıklar kurmayı ve sürdürmeyi başarıyorsanız, video, dergi, internette sex siteleri gibi aktivitelere çok aşırı vakit harcadığınızı düşünmüyorsanız masturbasyonun size hiç bir zararı yoktur…
2-İdeal penis uzunluğu nedir?
İdeal penis uzunluğu diye bir kavram yoktur. Yapısal özelliklere bağlı olarak erkeklerin ereksiyon halindeki penis uzunlukları oldukça farklı olabilir. Penis uzunluğu boyla direkt olarak ilişkili olmakla beraber, her zaman uzunluğun boy uzunluğu ile doğru orantılı olması gerekmez. Irksal özelliklerin de penis uzunluğu ile direkt ilişkili olduğunu söylemek hatalı olabilir.
Dahası penis uzunluğu ile penisin işlevleri arasında da bir bağlantı yoktur. Penisin en önemli işlevi kadının gebe kalmasını sağlamak, diğer işlevi ise cinsellik içgüdüsünü tatmin etmektir. Bu iki işlevin yerine getirilmesi sperm sayı ve işlevlerinin yeterli olmasına, ereksiyon (sertleşme) olayının gerekli zamanlarda devreye girmesine, ereksiyonun yeterli süre sürdürülebilmesine ve nihayet orgazmın da doğru zamanda devreye girmesine bağlıdır. Bunların yerine getirilmesinde penis uzunluğunun önemli bir yeri olduğunu söylemek yanlış olur.
Ortalama bir erkeğin penis uzunluğunun ereksiyon halinde 16-17 cm. olduğu kabul edilmekle beraber bu, 12 cmden 22 cmye kadar değişebilir.
Kadınların orgazma ulaşmasının en önemli yolu klitoris adı verilen yapının uyarılmasıdır. Klitoris hemen vajina girişinde bulunan bir organ olarak cinsel ilişkide uyarılabilmesi için penisin çok uzun olmasına gerek yoktur… Kadının içgüdüsel olarak yaşadığı klitoral orgazm yanında, sonradan öğrendiği vajinal orgazm ise direkt temasla uyarılmaktan çok kadın beyninde başlayan ve biten bir olaydır. Yani her iki durumda da penisin uzun olmasının kadının orgazm olmasına direkt bir katkısı yoktur.
3-Erken boşalma sorunu
Erkeklerin “erken boşalma” olarak tabir ettikleri, çoğu kişinin düşündüğünün aksine oldukça ender görülen ve ciddi bir durumdur. Erkeklerin önemli bir kısmı orgazmı özellikle, bilinçli olarak geciktirmedikleri sürece bir dakika içinde bile orgazm olabilirler. Zira erkeklerde orgazm birincil olarak dokunma ve basınç gibi mekanik uyaranlarla gerçekleşir. Çoğu erkek cinselliği masturbasyon ya da gerçek cinsel ilişki yoluyla yaşadıkça orgazmını geciktirmesini öğrenir ve bu süreyi 20 dakika ve daha da uzun sürelere taşıyabilir. Erken boşalma ise, cinsel uyaran objesinin algılanmasıyla hemen hemen aynı anda gerçekleşen bir durumdur ve çoğu durumda ürolojik ve psikiyatrik incelemeler gerektirir (Örnek vermek gerekirse erken boşalma sorunu yaşayan erkekler vajinaya henüz girmeden önce, ya da girdikten hemen sonra orgazm olduklarından sperm sayısı kadının gebe kalabilmesi için yetersiz olur ve bu nedenle evliliklerinde çocuk sahibi olamama sorunu yaşayabilirler).
4-Kızlık zarı bozulmadan gebelik oluşabilir mi?
Kızlık zarı bozulmadan gebelik oluşması mümkündür. Özellikle vajinanın girişine yakın olan bir bölgeye gerçekleşen “boşalmada”, kadının günü de “uygunsa” spermler hızla kızlık zarının doğal açıklığından (kızlık zarı tümüyle kapalı bir organ değildir, adet kanamasının dışarı boşalması için ortasında bir delik vardır) içeriye girebilirler ve güçlü ve hızlı hareketleriyle vajinadan yukarıya çıkarak gebeliği başlatabilirler.
5-Erkeklerin anal bölgelerinin “aşırı duyarlı” olması homoseksüel bir eğilime işaret eder mi?
Anal bölgede bulunan zengin sinir uçları sayesinde bu bölge dokunulmaya oldukça duyarlıdır. İnsandan insana değişen bir şekilde, bazıları cinsel ilişki esnasında bu bölgeye dokunulmasından hoşlanırken, bazıları bunu itici bulabilirler. Bu bölgeye dokunulmasından ve basınç uygulanmasından hoşlanılması o kişide bu bölgenin sinir uçlarının nispeten fazla olmasıyla ilgilidir. Erkeklerin, karşı cinsten biriyle olan ilişkide bunu yaşamaları homoseksüel bir eğilimi göstermez, homoseksüel eğilimlerin en önemli özelliği cinselliği yaşamak için karşı cins yerine, kendi cinsini tercih etmesidir. Bu tercih eyleme geçirilebilir, ya da düşsel olabilir. Böyle bir tercih algılanmadığı sürece karşı cinsten biriyle olan ilişkide anal bölgede yaşanan bu duyarlılık kaygı verici bir durum olmamalıdır.
KADIN İÇİN "İLK GECE" Ocak 16, 2007
Konunun anlaşılabilirliği açısından gerdek gecesini çağrıştıran “İlk Gece” deyimi yerine “İlk Cinsel İlişki” deyimini kullanmak daha doğru olacaktır. Zira, bu konuda elimizde gerçekçi istatistikler bulunmamasına karşın, kadınlarımızın belli bir yüzdesi, evlenmeden önceki bir dönemde ilk cinsel deneyimlerini yaşamaktadırlar.
İlk Deneyimin Önemi
Bir kadın için ilk cinsel ilişki deneyimi oldukça önemlidir. Cinsel ilişkiyle ilgili problemler yaşayan çiftlerin tıbbi değerlendirilmelerinde, özellikle kadının uyarılamama, çok geç uyarılma, orgazm olamama, veya çok geç orgazm olma gibi sorunlar yaşadığı durumlarda özgeçmişte sıklıkla travmatik (sorunlu) bir ilk cinsel ilişki deneyimi bulunmaktadır. Bu beklenen bir sonuçtur, zira kadın tarafından bakıldığında ilk deneyim, anatomik bir bariyer olan kızlık zarının aşılma zorunluluğu nedeniyle kanama ve beraberinde çoğu durumda az da olsa ağrının yaşandığı bir durumdur. Netice itibarıyla hazırlıksız, uygun olmayan koşullarda ve özellikle de bu konudaki sorumluluğunu ihmal eden bir erkek ile beraber yaşanan ilk deneyimin kalıcı psikolojik etkiler yaratması imkan dahilindedir.
İlk İlişki Mutlaka Ağrılı Mıdır?
Kızlık zarı kadınların %90′ından fazlasında nispeten ince ve esnek bir mukoza parçası yapısındadır. Kadının kendini tümüyle hazır hissettiği durumlarda, “ön sevişmeyle” bölgede yeterli kayganlık sağlandığında, erkeğin de yumuşak davranması ve zorlayıcı hareketlerden kaçınması durumunda, kadın kızlık zarının yırtılması esnasında ağrı hissetmez, veya az bir ağrı hisseder. Cinsel ilişkiden alınan hazzın ön planda olduğu bir durumda bu kadar düşük şiddette bir ağrı uyaranının beynin üst merkezlerinde bilinçli olarak algılanma ve sonradan “hoş olmayan bir anı” olarak hatırlanma olasılığı düşüktür.
İlk İlişkide Mutlaka Kanama Olur Mu?
İlk cinsel ilişkide kanamanın olmaması, kültürümüzde ve diğer bazı kültürlerde kadının bakire olmadığının bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Bu çok büyük bir yanılgıdır. Her kadının anatomik yapısı birbirinden farklıdır ve kızlık zarı bazı kadınlarda o kadar esnektir ki, penis içeriye girdiğinde, ve özellikle de vajina giriş bölgesi yeterince kayganlaşmışsa kızlık zarı yırtılmadan kalır. Bu duruma her 100 genç kızdan birinde ve belki daha fazlasında rastlanabilir. Bazı kadınlarda da kızlık zarının üzerinde yer alan damar yapıları çok az olduğundan, zar yırtılmasına rağmen gözle görülebilen bir kanama gerçekleşmeyebilir.
Kızlık Zarının Çok Kalın Olması Nedeniyle İlişkinin Gerçekleşememesi Mümkün Olabilir Mi?
Bazı durumlarda ilk cinsel birleşme birinci denemede ve sonraki birkaç denemede gerçekleştirilemeyebilir. Bunun en sık görülen nedeni sanıldığı gibi kızlık zarının kalın olması değildir. En sık görülen neden, genç kadının kendini cinsel ilişkiye hazır hissetmemesidir. Bu durumda kadın kendini gevşetemeyecek, vajinanın girişinde yer alan güçlü kaslar kasılı kalacak ve vajina giriş bölgesinde yeterince kayganlık sağlanamayacağından penisin vajinanın girişinde yer alan kas ve kızlık zarı engelini aşması zor olacaktır. Erkek böyle bir durumda genç kadının canının yandığını hissettiğinde belli bir süre sonra girişimden vazgeçecektir.
Ender görülen bir neden de kızlık zarının gerçekten kalın olmasıdır. Jinekoloji kliniğine “ilk ilişkiyi başaramama” nedeniyle başvuran kadınların bir kısmının özgeçmişinde arka arkaya yapılan ilişki girişimleri sonuçsuz kalmıştır ve muayenesinde de gerçekten kızlık zarı kalındır. Bu durumlarda bazen ufak bir cerrahi müdahale ile kızlık zarının doktor tarafından açılması gerekebilir.
Kızlık Zarı Yırtılmasına Bağlı Oluşan Kanama Ne Kadar Sürer?
Kızlık zarının yırtılması esnasında bazen yırtık kızlık zarından vajinaya doğru genişleyebilir. “Deflorasyon kanaması” (deflorasyon kızlık zarının yırtılması anlamına gelen bir kelimedir) olarak adlandırılan bu durum hemen her zaman ön sevişmenin yetersiz olduğu, kadının kendini yeterince hazır hissetmediği bir zamanda, erkeğin “sert hareketlerle” cinsel ilişki denemesinde bulunmasından kaynaklanır. Çoğu durumda erkek kadının ağrı duymasına duyarsız bir şekilde girişimi sürdürmüş ve “yırtık” olması gerekenden daha büyük olmuştur.
Normalde kızlık zarı bozulduğunda kanama en geç yarım saatte durur. Geniş bir yırtık oluştuğunda ise ya hemen başlayan şiddetli bir kanama, veya ilişki bitmesine rağmen uzun bir süre devam eden bir kanama söz konusudur. Yapılan jinekolojik muayenede yırtığın yeri tespit edildikten sonra lokal anestezi, veya geniş yırtıklarda genel anesteziyle yırtık onarılarak kanama durdurulur.
Görüldüğü gibi tamamen doğal bir olay olması gereken “İlk Gece” bazı durumlarda aynı gece veya takip eden günlerde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurulmasını gerektirebilmektedir.
Yapılması Gerekenler
Kalın kızlık zarı gibi çiftlerin elinde olmayan nedenlere bağlı normaldışı durumlar için erkeğin ve kadının yapabileceği bir şey elbette yoktur.
Başarılı bir “İlk Gece” için kadının yapması gereken, eşine hazır olduğu veya henüz hazır olmadığı mesajını net olarak verebilmesi, ön sevişme aşamasının kontrolünü kendi eline almasıdır. Erkek ise kadının kendisinden farklı olan doğasını kabul etmeli, bir kadının cinsel ilişkiye hazır olmasının erkekten daha uzun sürdüğü gerçeğini göz önünde bulundurmalıdır. Daha sonraki ilişkilerin aynası olabilecek bu ilk ilişkide erkek, kadının gevşemesi ve rahatlaması için elinden geleni yapmalı, sabırlı olmalıdır.
İlk ilişkide erkek aşırı zorlayıcı hareketlerden kaçınmalıdır.
Kaynak : http://www.jinekoloji.net/
