Hamam kültürünü unutmayın Haziran 10, 2007
Sevgili e-kolay okuyucuları baharı yavaşça geride bırakıyoruz, yaz gelmeye başladı. Cildimiz ve vücudumuzun iyi bir bakımdan geçmesi lazım.
Mutlaka size verdiğim peeling’in yapılmasını hamam kültürünü uygulamanızı, yani kese olmanızı öneririm. Eski zamanlardaki hanımların cildininin güzel olmasının sebebi kese ve doğal maskelerdir. Yaz öncesi A,C,E Vitaminileri içeren doğal besinler veya vitaminler ve nemlendiriciler, kullanabilirsiniz. Güneşin yaydığı UV ışınlarından mutlaka cildinizi korunmalısınız, bronzlaştırarak güzelik verdiği gibi ayrıca elastikiyet kazandıran kolejenleri cildi serteştirir. Güneş ve tuzlu su ise cildin kurumasına yol açar.
Bu etkenler özelikle göz ve ağız çevresinde kırışıklıklara neden olabilir. Sizlere önerim iyi bir güneş koruyucuya şimdiden başlayın
2 Çorba kaşığı mısır unu
1 Çorba kaşığı öğütülmüş kil
1 Çorba kaşığı el kremi
Karıştırıp cildinize peeling yapabilirsiniz.
MASKE
4 olgun çilek
1 Bir yumurta akı
1 Çay kaşığı bal
Karıştırıp cildinize dekoltenize 25 dakika bekletebilirsiniz.
Cildimiz soluk alan organımızdır eğer cildimizi hava almasını engelersek olmaz, genç tutmak elimizde onu tanımamız yerinde olur. Herkese sevgiler.
Suna Dumankaya
Kadında isteksizlik Haziran 10, 2007
Duygusal boşluk yaşayan kadınların ortak sorunu: cinsel isteksizlik…
* Türkiye’de cinsel isteksizlik yaşayan kadınların yaş ortalaması 30-40 civarında seyrediyor. * Duygusal sorunların dışında, diyabet , MS, tansiyon, kalp ve damar hastalıkları da cinsel performansı etkiliyor. * Hormonal dengesizlikler ise cinsel isteksizlikte başrolü oynuyor. * Sevişmek istemeyen kadınların çoğunun eşlerinde, ya erken boşalma ya da ereksiyon sorunu olduğu ortaya çıkıyor. Türk insanının cinsellikle ilgili sorunları, beklentileri, konuya genel olarak yaklaşımı son yıllarda artan bir şekilde araştırmalara konu oluyor. Yapılan araştırmaların sonuçları gösteriyor ki, Türk insanının cinselliğe yaklaşımı Avrupa ülkelerinden çok ama çok geride. Türkiye’de cinsel mitler hala insanların yaşamlarını karartıyor. Özellikle Avrupalı kadınlarla Türk kadınlarının cinselliğe bakışlarının çok farklı olduğu bu araştırmaların sonuçlarından çıkan en önemli göstergelerden biri. Acıbadem Hastanesi Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi Psikiyatrı Cem İncesu’nun yaptığı açıklamaya göre; Türk kadını tüm yaşamı ve genç kızlığı boyunca öylesine baskı altında tutuluyor ve cinsel ilişkiden öylesine uzaklaştırılıyor ki, evlilik yaşamı içinde de cinselliği sadece eşinin beklentileri doğrultusunda yaşayıp bir süre sonra da hiç önemsemiyor. Çünkü cinsellik onun kendisi için yaşamadığı bir eylem olarak hayatından çıkıyor ve dolayısıyla cinsel isteksizlik problemleri ile sıkça karşılaşıyor. Bakırköy Prof. Dr. Mahzar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitimi ve Araştırma Hastanesi Psikiyatrlarından Dr. Armağan Samancı ise uzun zamandır evlilik terapisi yapıyor ve bu terapilerden çıkan sonuçların yorumunu yaparken şunları söylüyor. “Evlilik yaşamı ev hayatında sorunları olan kadınların cinsel istek azlığı yaşadıkları bir gerçek. Ve en önemlisi eşlerinden yeteri kadar ilgi göremeyen kadınlar da sıklıkla bu sorunu yaşıyor. Benim kadın hastalarımdan gözlemlediğim kadarıyla, Türk kadını, sevgiliyken cinselliği yaşayabiliyor ve isteksiz değil ancak elendikten sonra hızla anne, arkadaş, iş kadını, ev kadını gibi rolleri üstleniyor. Evlilik bunları beraberinde getiriyor ve bu roller Türkiye’de daha çok kadını eziyor. Evlenen kadının toplumsal rollerinin ağırlığı arttığı için sevgili rolü daha gerilere kayıyor. Aslında herhangi bir insan bunun testini kolaylıkla kendine uygulayabilir. Mesela, eve ayrılan zaman, işe ayrılan zaman, akrabalara ayrılan zaman, bir de ilişkisine ayrılan zaman değerlendirilirse ve ilişkisine diğerlerine göre çok küçük zaman ayırıyorsa sorunlar çıkıyor. Yani sevgililik rolüne verilen zaman azalıyor ve cinsellik sürekli geriye düşüyor. Türk kadınının cinselliğinden ve cinsel sorunlarından bahsedilince en çok rastlanan problem bu ve oranı yüzde 40′larda seyrediyor” Gelenekler ve cinsellik
Cinsellik araştırmaları yapan, psikiyatrlar, ürologlar, sosyologlar Türkiye’de diğer toplumlara göre farklı bir tabloyla karşılaşmalarını toplumun gelenek ve göreneklere bağlı oluşuyla açıklıyorlar. Daha çok kırsal kesimde karşılaşılan geleneklerin baskısı aslında kimi zaman da kentlerde yaşayan kadınları baskısı altına alabiliyor. Ancak en vahim durum kırsal kesimde yaşanıyor çünkü bu baskılar nedeniyle, bastırılmış bir cinsellik ve cinselliğe hiç yaklaşımı olmayan insanlar görülüyor sıklıkla. Bunların yanı sıra yine araştırmalar ve sorunlarıyla doktorlara gidenlerin anlatımları gösteriyor ki, Türk erkeği kadının duygusallığını iyi tanımıyor ve kadının cinselliği ise duygusallığından geçiyor. İyi bir duygusal ortam yaratıldığında cinsel olarak uyarılabilir olan kadın bu durumda uyarılamıyor ve Türk erkeği bunu bilmediği için artı üzerine baskılar da eklenince ciddi problemler yaşanıyor. Kadın, karşısında monoton, heyecan vermeyen erkek modeli görünce bu cinselliği yaşamak için çok tetikleyici olmuyor. Kadının cinsel isteksizliğinde bu çok önemli bir unsur olarak kabul ediliyor. Psikiyatrlara göre, cinsel isteksizlik probleminin çözümü gerçekten zor çünkü sorun ilişkinin temelinden kaynaklanabiliyor. İlişkideki problemler çözülmeden onun çözülmesi de pek mümkün olmuyor. Ve kadınlar genel olarak etraflarındaki problemlerden etkileniyorlar. Eğer sorun hormonlardan kaynaklanıyorsa, ilaç tedavisi problemi çözebiliyor. Yani hormonal tedaviler ve bazı anti depresanlar önemli derecede sorunu gideriyor. Ancak bununla birlikte özellikle antidepresanların bilinçsizce alınmaması gerekli çünkü bunlar yardımcı tedaviler ve bazıları cinsel isteksizlik yaratıyor. Sadece sevişmek için yakınlaşmak istemiyorlar
Hattat Hastanesi Psikoloğu Meliha Karayay ise cinsel isteksizlik problemi yaşayan kadınların belirli bir yaş ve eğitim skalası içinde değerlendirilemeyeceğini ve her yaştan kadının bu problemlerle karşılaştığına dikkat çekiyor. Karayay, “İş kadını, ev kadını olmaları fark etmiyor. Ancak cinsel isteksizlik sorunuyla gelen kadınların ortak özellikleri; evlilikleri ve özel yaşamlarıyla ilgili sorunlarının olması. Bu bayanlar, yoğun cinsel isteksizlik problemi ile bize geliyorlar ama partnerlerini de seviyorlar. Yani eşinden soğuma gibi bir problemleri yok. Sadece sevişmeyi istemiyorlar. Eşini seven ama onunla sevişmek istemeyen kadınların çoğunun eşlerinde ya erken boşalma ya da ereksiyon sorunu olduğu ortaya çıkıyor. İşte bu gerçek sorunlar kadınlarda ciddi oranda cinsel isteksizlik yaratıyor. Bir de eşinin sadece sevişmek isteği zaman kendisine yaklaştığını düşünen kadınlarda da cinsel istek problemi meydana geliyor. Bu konuda bir örnek vermek gerekirse, cinsel isteksizlik sorunu yaşana bir kadın bana şunları anlattı. “Sadece cinsel ilişki kurmak istediği zaman bana yaklaşıyor. Ben de bu nedenle uzak duruyorum, çünkü bu bir oyun gibi, hep belirli şeyleri yapıp sonra benimle sevişmek istiyor. Benden ne istediğini biliyorum ve bunu istemiyorum.” Ancak bu ve bu tür sorunları anlatarak bize gelen bayanlar cinsel anlamda daha canlı, uyanık olmak, cinsel istek duymak istiyorlar ve kendilerinde bu yönde bir eksiklik varsa bunun tedavisini isteyerek geliyorlar. Dolayısıyla erkekte oluşan şikayetin, kadında isteksizlik yaratması durumu da var. Kadının olayı nasıl ele aldığı da önemli. Kişisel faktörler, kişinin olayı ele alış biçimi sonucu değiştiriyor tabii ki” diyor. Depresyon da cinsel isteksizlik yaratır
Karayay’a göre, cinsel isteksizlik tedavilerine bakınca; kadının ailevi sorunları, kişilik problemleri yoksa, ona cinsel tedavi yapmanın uygundur. Mesela kişi bir depresyon yaşıyorsa, ona cinsel tedavi yapmak zordur ki, cinsel isteksizlikle gelenlerin büyük bölümünde depresyon oluyor. Bu arada kadın ya da erkek iki cinste de testesteron hormonu, cinsel isteği etkileyen bir hormon. Bu nedenle testler yapılıyor ve cinsel yaşam kalitesi ölçülüyor. Kadında, süt oluşturan hormon, prolaktin de cinsel istek üzerinde etkili oluyor. Yani yüksekse isteksizlik yaratıyor. Testeron seviyesi düşükse kadın cinsel istek azlığı yaşayabiliyor. Bunun için hormon tedavisi yapılıyor. Eksik olan androjenin takviyesini mutlaka yapmak gerekiyor fakat yapılan çalışmalar androjen takviyesinin geriye dönüşümü olmayan negatif şeylere yol açtığını gösteriyor. Kıllanma gibi. Bunlar görülmesin diye testeronun düzenlenmesine yardımcı olarak hormon düzenleyici ilaç veriliyor.
* Anksiyete ve depresyon gibi psikiyatrik sorunlar cinsel isteksizlik yaratıyor ve bu rahatsızlıklar en çok kadınları pençesine alıyor.
Porno, evli erkeğe yaramıyor! Haziran 10, 2007
Üniversitede yapılan araştırma sonuçlarına göre haftada bir saat porno film izleyen evli erkekler, eşlerini artık çekici bulmamaya başlıyor. Ve buna dikkat, pornogrofi normal ilişkilerde yozlaşma ve bozulmaya neden oluyor…
Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Araştırma Görevlisi Erdal Dağtaş, haftada bir saat pornografi izleyen erkeklerin eşlerini çekici bulmadıklarını savundu.
Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Araştırma Görevlisi Erdal Dağtaş RTÜK İletişim Dergisi’nde yer alan yazısında pornonun normal ilişkilerde yozlaşma ve bozulmaya neden olduğu belirtti.
Dağtaş, pornografinin dünya ölçeğinde hızla büyüyüp yayıldığını kaydederek, bu yayınların çok kolay bulunabildiğine de işaret etti. Şiddet pornografilerinin kendi içinde giderek olağanlaştığını belirten Dağtaş, 1970 yılındaki pornografik filmlerde şiddet ögesinin sadece yüzde 1 olduğunu, 1982′de ise bu oranın yüzde 19′a yükseldiğini anlattı.
PORNO İZLEYEN ERKEK EŞİNİ ÇEKİCİ BULMUYOR
Erdal Dağtaş, araştırmalar sonucunda erkeklerin pornografik yayınları alma alışkanlığı edinmelerinden veya 9 hafta süreyle haftada birer saat pornografik film izlemelerinden sonra eşlerini çekici bulmamaya başladıklarını savundu. Dağtaş, rahatlıkla alınabilen pornografik yayınlar sonucunda sevecen, sevgi dolu cinsel ilişkilerin bozulmaya başladığını iddia etti. Türk toplumunun giderek şiddetten zevk almaya başladığını kaydeden Dağtaş, “Türk toplumu, her geçen gün Amerika’ya daha çok benzemiştir” görüşüne yer verdi.
İstanbul bekarları nereye takılır? Haziran 10, 2007
Bu yazı, sevgilisizlikten fena halde bunalmış bir kadın arkadaşımızın “Nereye gider bana uygun sevgili adayları” sorusu üzerine aklımıza geldi. Gördük ki, böyle bir rehber herkese lazım… Ama şimdilik -maalesef- İstanbul ile sınırlıyız. “Şimdi buyrun İstanbul bekarlarının gezinti haritasına…
Bohem bekarlar
Genelde Cihangir ve Tünel civarında oturuyorlar. Bu bohem merkeze uzak oturanları da var elbet. Ancak ortak noktaları çoğunlukla Beyoğlu’na takılmaları. Akşam iş çıkışından tutun da, haftasonu gidilen sinemaya kadar tercih edilen tüm mekanlar Beyoğlu’nda. İşte bohem bekarların gözde gezinti mekanları:
* Gece dağıtmak için İmam Adnan Sokak’taki Melek, hala en çok tercih edilenlerden… Atlas Pasajı’ndaki Sefahathane de öyle.
* Beyoğlu’na takılan bohem bekarların bir kısmı aynı zamanda “ucuzcu” olduğu için, demlenmek için önce 1 milyona bira satan yerlerin yolunu tutuyorlar. Bu yüzden Nevizade’deki ucuzcu birahaneler bir numaralı uğrak yerlerinden. Mesela Cumhuriyet Meyhanesi’nin hemen karşısındaki Asmaaltı, ucuz biracı bohem bekar dolu… Çoğu senarist, ışıkçı ya da kameraman olarak çalışan bekar erkeğe burada rastlamak mümkün…
* Entel bohem bekarlar genelde cafelerden çıkmıyor. Uzun uzun dergi, gazete, hatta kitap okumak için cafeler ideal nitekim. Tünel Geçidi’ndeki Kave ya da meşhur Kaktüs Cafe, ilk elde akla gelen iki bohem bekar mekanı. Kumbaracıbaşı Yokuşu’ndaki Mihriban ise nargile içmek ve scrabble oynamak için favori kahvehanelerden… Unutmadan, bir de Refika var tabii. Çukurcuma’daki mekanın haftasonu brunchları, bohem bekarların es geçmediği bir numaralı etkinlik…
* Spor salonlarında hala Cihangir’deki Kuzey Yıldızı gözde. Buranın bir alternatifi daha açılmış değil.
New Yorker bekarlar
Boğaz civarında, mümkünse Bebek dolaylarında oturmayı tercih ediyorlar. Çünkü sabah kalkıp Bebek Koru Kahve’de ya da iki adım gerideki Bebek Kahve’de kahvaltı etmek ayrı bir keyif onlar için… İşte New Yorker bekarların İstanbul’daki gezinti haritası:
* Rahatlık ve eğlence, yaşamlarının iki önemli kelimesi olduğu için geceleri gidilen mekanlar da buna uygun oluyor haliyle. Akşamüstü Manhattan, Touchdown; yemek için Bebek’teki New Yorker, Ulus’taki 29 ve Loft, eğlence için Nu Pera ya da Buz Bar. Olmadı Karaköy’de Safran. Unutmadan; üçüncü dünya mutfaklarını modernize eden tüm restoranlar ilgi
alanlarına giriyor. Misal; Tayland mutfağından örnekler sunduğu yemekleriyle New Yorker’ların bir numaralı mekanı olan Tünel’deki Lokal. Ayrıca pazar günleri New York Brunch yapan Etiler’deki Lemon’u da unutmayalım.
* Kuruçeşme’deki Boxer Cafe, Bağdat Caddesi’ndeki New York Bagel Factory ve tabii Beyoğlu’ndaki Soho.
* Sinema için favorileri Hillside ve Mayadrom. Zaman zaman Ortaköy Feriye. O da Pazar günleri kahvaltı sonrası…
* Fit olmaya özen gösteren New Yorker bekarların spor salonları yine Hillside ya da Maya Spor Merkezi (Akmerkez’in hemen arkasında).
Clubber bekarlar
Onlarla arkadaş olmanız için sıkı bir elektronik müzik müdavimi olmanız, stil kaygısı taşımanız ve gelen her DJ’ye tapınmanız gerekiyor. Zor iş yani… İşte “clubber bekarlar’ın İstanbul gezinti haritası…
* Yemeklerini genelde Urban Bug Lounge’da yiyorlar. Yeni açılan Nişantaşı’ndaki Evo da kısa sürede favori mekanları arasına girmiş durumda…
* Unig, Switch, Venue, Jukebox, Cantina, Wasp, Space ve Peri Petiee; clubber bekarların gece takıldıkları en belli başlı mekanlar.
* Alışveriş için sıkça Atlas Pasajı’ndaki Pulp’a, Beyoğlu İş Merkezi’ndeki bazı dükkanlara ve tabii ki Terkos Pasajı’na haftada bir- iki kez mutlaka uğruyorlar. Çünkü buralardaki mallar sürekli güncelleniyor ve tabii çok ucuz oluyor.
Fit bekarlar
Onlara gece hayatı içinde rastlamak pek olası değil. Çünkü boş vakitlerinde spor salonlarından çıkmıyorlar. Her dem “fit” ve sağlıklı olmak hayatlarının en önemli gailesi…
Bu yüzden “fit” bekarlar, aşağıdaki adreslere sık sık uğruyor.
* Kimi fit bekarlar için pazar günleri kalkıp Belgrad Ormanları’nda koşmak çok “in”. Bu yüzden ünlüleri de dahil, İstanbul’un fit bekarları pazar sabahı orada koşturuyor.
* Otellerin her türlü hizmeti (fitness, sauna, masaj) içinde barındıran kompleks spor salonları, fit bekarların her daim gözdesi. En çok tercih edilen yine de Hyatt Regency ve Ceylan.
* Levent’teki fit bekarların iş çıkışı uğrak noktası Polo Center içindeki Sports International.
* Meşhur Planet Health Club’ı yazmasak olmaz.
Sosyetik bekarlar
Hayatları holding merkezli geçtiği için onları İstanbul’un sayılı lüks otellerinin barında yine iş bağlantılı bir yemekli toplantıda görmeniz kuvvetle muhtemeldir. Dolayısıyla bu bekarların hayatlarının odak noktası genelde otellerdir.
* Hyatt Regency’nin Polo Bar’ı, The Marmara’nın Roof’u, Ritz Carlton’ın Chocolate’ı hem iş hem de yemeğin sentezlendiği bilumum noktalar olduğu için buralardan pek çıkmazlar.
* Borsacı olanları Levent’teki Gatto’ya, Camelot’a, San Marzano’ya da takılabilir.
* Cafelerde zaman harcamadıklarını anlamışsınızdır. Belki bir tek Aşşk Cafe’ye giderler. O da daha çok yazın… Geceleri eğlence adına Vogue’a, Anjelik’e, Nu Pera’ya gittikleri görülmüştür. Ama asıl vazgeçemedikleri tek yer Papermoon’dur! Nişantaşı’ndaki
Armani Cafe’de öyle…
* Sinema için son gözdeleri tabii ki, koltuğu uyku pozisyonuna getirilebilen Ritz Carlton içindeki Shop And Miles sineması.
/ Nerede lan bu?
COCUGUNUZA DUYGULARI OGRETIN Mart 31, 2007
3-6 Yaş Dönemi
Bebeğiniz artık kocaman oldu! Üç – altı yaş dönemi arasında, onu büyütürken gerek fiziksel gerekse psikolojik olarak dikkat etmeniz gereken noktaları öğrenmek istiyorsanız bu bölümümüzü okumanızda sonsuz fayda var.
Çocuğunuza Duyguları Öğretin!
Bebeklerde de ilk dört aydan sonra kendini gösteren bu beceri insanların sosyalleşmesini ve kolayca iletişime geçmelerini sağlamaktadır. Bebeklerde bu durumun en somut halini gözlemlesek de empati becerisi çocuklar büyüdükçe daha soyut bir biçime gelir. Örneğin, bebeklere gülümsediğinizde onlar sizin gülümsediğiniz anlar ve size karşılık verir; bu, empati kurmanın en ilkel ve basit halidir. Çocuklar büyüdükçe daha soyut biçimlerde empati yeteneklerini bizlere gösterirler. Mesela 3 yaşındaki bir çocuğun önünde ağlar ya da üzülürseniz size en sevdiği oyuncağını ya da battaniyesini size getirebilir, çünkü kendisi üzüldüğü zamanlarda o oyuncağı ya da o battaniyesi ile teselli buluyordur, sizin de onlarla teselli bulabileceğinize inanıyordur. Size oyuncağını getirmesi, sizin duygunuzu anlamış ve hissettiklerinizi empati yoluyla çözümlemeye çalışmış olduğunun en açık örneğidir.
Çocuğunuzun sosyal yaşama yaşıtlarına göre daha kolay adapte olmasını sağlamak istiyorsanız bunun için çocuğunuza insanların hissettikleri hakkında daha duyarlı olmayı öğretmeniz gerekmektedir. Çocuklara insanların hissettikleri hakkında bilgi vermenin en iyi yolu onlara farklı duyguları ve ifadeleri fark etmeleri için olanaklar sağlamaktır.
Neler Yapabilirsiniz?
• Duygu kartları oluşturun. Özellikle anaokulu eğitimcilerinin kullandığı bir metod olan duygu kartları çocukların çeşitli duyguları fark etmelerinde çok önemli bir role sahiptir. Yazının sonunda örneklerini gördüğünüz şekilde hazırladığınız duygu kartlarını çocuğunuza göstererek farklı duyguları öğrenmesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca çocuğunuzu gösterdiğiniz kartları taklit etmesi konusunda teşvik edebilir ve onun farklı ifadeleri deneyimlemesini sağlayabilirsiniz.
• Televizyon seyrederken karakterlerin ifadelerini çocuğunuzla tartışın. Hangi karakterin hangi duyguyu yaşadığını konuşun ve çocuğunuzla beraber neden-sonuç ilişkileri kurarak bu duygunun kaynağını sebebini) bulmaya çalışın.
• Çocuğunuza kitap okurken hikayedeki kahramanların duygularını anlamaya çalışın. Çocuğunuzla beraber bu duyguları ve ifadeleri inceleyin-tartışın.
Bu aktivitenin çocuğunuza kazandırdıkları!!!
• Çocuğunuz duygularından bahsederken hem çok daha bilinçli hem de çok daha rahat olabilecektir.
• Dil gelişimi güçlenecek, ifade yeteneği gelişecektir.
•Diğer insanlarla çok daha kolay iletişim kurabilecek, onları çok daha kısa zamanda anlayabilecektir

Çocuğunuzu kitapla tanıştırın Ocak 30, 2007
| Başlangıçta etrafındaki dünyayı ve insanları, annesinin aracılığı ile tanımaya çalışan çocuk, daha sonra bu tanıma işini kendi duyu organları ile gerçekleştirmeye girişir. Bir süre sonra artık yalnızca kendi duyu organları da çocuğun çok karmaşık olan dış dünyayı tanıması ve anlaması için yeterli olmamaya başlar. Bu yüzden çocuk, çevresinde bulabildiği tüm araçları bu yolda kullanır. Etrafındaki insanların konuşmaları, kullanma alanına giren her türlü basılı malzeme (dergi, gazete, kitap), radyo, televizyon, video, sinema vb. çağdaş teknolojinin sağladığı tüm araçlar çocuğun yaşadığı dünya hakkındaki bilgilerini arttırmak, düşünce ufuklarını genişletmek için hizmete sunulmuş olan araçlardır.
Çağlar boyu insan topluluklarının ilgisini çeken, içerdiği konularla insanları etkileyen ve etkilemekte de devam edecek en etkin araçlardan biri olan kitap, doğal bir malzeme olmadığı halde, çocuğun çok erkenden dikkatini çekebilen eşya ve malzeme arasında önemli bir yer tutmaktadır. Genellikle okul öncesi yıllar diye tanımlanan 0-5 yaş döneminde çocuklar günün büyük bir bölümünü yetişkinle birlikte, tek başlarına veya diğer çocuklarla birlikte oynayarak geçirirler. Çevrede gördükleri, elleyip dokunabildikleri her nesne onlar için bir oyun gereci sayılabilir. Bu gereç bazen bir bebek, bazen bir top veya tencere, bazen de annesi ile birlikte sayfalarını çevirip içindeki renkli resimlere baktığı kitaptır. |













