Kadinlara Özel Bir Dünya

Çok Harika bir Blog

Sivilcelerinizi ellemeyin Haziran 10, 2007

Öncelikle ilgi alakanıza teşekür ederim mail adresime birçok sorular geliyor verdiğim tarifleri yapmış mutlu olduğunuz için bende mutluyum sevgiyle kalın…

Soruların bir kısmını cevabını bulacaksınız.

DİLEK KALMAZ

Kitabım bir aksilik olmasa 15 gün içinde piyasada bulacaksınız.

TUBA KUTLUCA / ANKARA

Sivilcenizi ellemeyin kuruyemiş ve asitli içecekler, çikolata yemeyin.

Sivilceli cildin genelikle E vitaminine, demire gereksinimi vardır.

Dengeli beslenin, stresten uzak durun.

Bir tatlı kaşığı öğütülmüş bira mayası

Bir kapsül herhangi anitibiyotik tozu

Alabildiği kadar limon suyu

Temiz cilde 5 gün sürüp 30 dakika bekletin.

ANTALYALI

Yağlı cildiniz ve saç deriniz olduğunu yazmışsınız

Her şeyden önce besine önem vermelisiniz hayvansal yağ, şeker, pastayı, kızartmaları kaldırmalı, taze meyve ve sebze yemelisiniz. Cildin yağını azaltarak asit dengesini sağlar. Yağlı saçı yıkadıktan sonra biberiye, kekikli, losyonla ovabilirsiniz, ara sıra bir limon suyu ile saç diplerini firiksiyon yapın bir saat bekletin.

YASEMİN AYDIN (Elerinin lekeli olduğunu yazmışsın)

Taze portakalın dış kabuğunu hafif kazıyıp lekelere sürüp ovun

YILDIZ TOPÇU / İSTANBUL (Tırnaklarınızın çatladığını yazmışsınız)

A-Vitamini eksikliği, kansızlık olabilir doktorunuza görünmenizi tavsiye ederim.

SERKAN / ESKİŞEHİR

(Sedef hastalığını ve bitkilerle tedavi var mı?)

Doktora çok gitiğinizi yazmışsınız sedef hastalığının kolay iyileşen bir hastalık olmadığını biliyorum bende geçirdim yine sıkıldığım zaman yine sivilce gibi çıkıyor bu yüzden dost olmak lazım bu şekilde iyileşme şansınız olur.

Size tavsiyem önce hamama gidin kese yapın. Vücüdunuza iki limon suyunu sıkınca çıkan su kadar susam yağı sürün. Cildizi asla kuru bırakmayın doktorun verdiği pomadı sürün pozitif olun dengeli beslenin asla kilo almayın.

SÜKRAN / İSTANBUL

Uykusuzluk çektiğinizi yazmışsınız göz altı morlukları var.

Bir tutam melisa

Bir tutam papatya

Bir tutam safran

Üç adet kakule

Kaynamış küçük çaydanlıktaki suda demleyin içebildiğiniz kadar için.

Kivi soyun göz çevresinde bekletin çok faydalı olur.

EMEL / ANKARA

Sinirsel yüz ağrısı

Isırganla papatyayı kaynamış suda demleyin. Temiz tülbentle kompres yapın, susam yağı ile masaj yapın.

FİGEN ÖZ / SAMSUN

Zayılama çayı bitkilerle

Birer tutam biberiye (yağ yakar)

Funda yaprağı vücuttaki suyu atar

Sinameki otu bağırsak çalıştırır

Anason sinir sistemine iyi gelir

Papatya yumuşatır.

Bunları harmanlayın bir tutamını kaynamış bir su bardağı ölçüsündeki suda demleyin. Her yemekten önce için tabii rejim yapılırsa çok etkili olur .

Sorularınızı bekliyorum sağlıcakla kalın

Suna Dumankaya

 

Doğal güzellik sırları Haziran 10, 2007

Doğal Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya, Mahmure kullanıcılarına doğal yollardan güzelleşme sırlarını veriyor.

Merhaba Suna Hanım, benim bacaklarımda kıl dönmeleri oluyor ve ben bunları sıktığım için de çok fazla iz ve kahverengi lekeler var. Ne önerirsiniz? Teşekkürler…

Kıl dönmelerinin çaresi epilasyondur, ellemeyin leke olmasın. En iyisi kese yapmanız ve limon suyu ile ovmanız…

Suna Hanım, kilo alıp vermekten oluşan çatlaklar için bir çözüm var mı? Teşekkürler…

Oluşan çatlakların çaresi yoktur. Çatlaklar oluşmadan önce tatlı badem yağı ve limon suyunu eşit miktarda karıştırp sürerseniz belki etkisi olur.

Suna Hanım merhaba, benim derdim çoğu bayanda olduğu gibi selülit. Hem doğal bitkisel, hem de kozmetik ürünler kullanmama rağmen bir iyileşme olmadı. Benim fazla ümidim kalmadı. Selülitten nasıl kurtulabilirim? Teşekkürler…

Haftada bir kese yapmanız, bol su içmeniz, haftada bir masaj yaptırmanız iyi gelecektir. “Meslek Sırlarım” kitabımdan yararlanın.

Merhaba Suna Hanım, bugün sizi Tv’de izledim ve herkesin evde bulabileceği şeylerden bahsetmeniz çok hoşuma gitti. Bir sorum olcak size. Ben 22 yaşındayım, cildimin yanak bölümünde gözenekler var. Ben sıkı bir cilde sahip olmak istiyorum, bana ne öneririsiniz? Şimdiden teşekkürler…

Salatalık ve elmayı birer adet rendeleyin. Bir maden suyuyla karıştırın. Buz kabına döküp dondurun. Her gün bir kapsül cildinizde dolaştırın. Yatarken yarım limon suyunu, iki damla zeytin yağı ile karıştıp sürün ve masaj yaparak yedirin.

Selamlar, ilgiyle takip ediyorum sizi. Ancak ne yazık ki sizinle tanışmam biraz geç oldu. Benim sorularım; vücudumuzdaki istenmeyen tüyleri azaltmak için bitkisel bir reçete var mı? İkinci sorum ise saçlarım dalgalı ancak kuru; nemlendirici bakım maskesi önerir misiniz?

İstenmeyen tüyleri lazerle yok edebilirsiniz. Saçlarınıza bir yumurta sarısı, 3 çorba kaşığı tatlı badem yağı, 2 damla kekik yağı sürün. Kepek varsa 1 çay kaşığı tuz karıştırın ve saç diplerine sürün.

Adet dönemlerinde alnımda çok yoğun sivilceler çıkıyor. Ne yapmalıyım?

1 çay kaşığı pak maya, 1 antibiyotik, 1 çay kaşığı oksijenli suyu karıştın, 4 gün temiz cilde sürün.

Adet düzensizliği sorunum var. Adet söktürücü olarak ne tavsiye edersiniz?

Adet dönemine yakın havuç suyu için.

Merhaba, saçlarımın hızlı uzaması için ne önerirsiniz?

Haftada 1 kere ılık zeytinyağı sürün.

Suna Hanım, koltukaltlarımı ağdayla aldıktan sonra siyah bir lekelenme oluyor. Bu lekelenmeyi önlemek için ne yapabilirim?

Kese yaptıktan sonra limon suyu, kuruduktan sonra da talk pudrası sürün.

Ben 33 yaşında bir bayanım. Çene altımda tüyler çıkıyor. Birkaç taneydi, cımbızla kopardım. Şimdi fazlalaştı ve siyahlaştı. Bir yerde okumuştum bir bitkinin iyi geldiğini. Bitkinin adını hatırlamıyorum ama arsenikti galiba. Ne yapabilirim? Yardım etmenizi bekliyorum.

Köklü çözüm için lazer yaptırın.

Ben 42 yaşındayım, göz altlarımda çok fazla kırışıklık var. Bunun için ne yapmam lazım? Yardımcı olursanız inanın çok sevinirim. Teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

Göz altınız kuruysa haftada bir 1 çay kaşıgı tuzsuz tereyağı ve bal karıştıp, sürün ve 30 dakika bekletin.

Merhaba, ben 24 yaşındayım. Yüzümde ve vücudumda sivilce ve beyaz yağ bezecikleri var. Bunlar için bana ne önerebilirsiniz? Şimdiden teşekkür ederim.

Cildinize iyi bir cilt bakımı lazım, Uzman Handan Karael ile irtibat kurabilirsiniz.

Merhaba Suna Hanım, benim de yüzümde siyah noktalar var. Ben de Loreal’in ürünlerini, peelingi jeli ve toniğini kullanıyorum. Ama herhangi bir değişim yok. Sizce devam mı edeyim, yoksa onları kullanmaktan vaz mı geçeyim? Bu konuda bana yardımcı olursanız sevinirim. Yakında evleneceğim ve bu durumdan çok rahatsızım. Şimdiden teşekkürler…

Size faydalı olmayan ürünleri kullanmayın. Kitabım olan Meslek Sırlarım’ı okuyun.

Merhaba Suna Hanım. Ben 20 yaşındayım ve 3 senedir yüzümdeki cilt problemleriyle uğraşıyorum, ama hiçbir zaman istediğim sonuç olmadı. Bir sürü kozmetik ürünler denedim. Bir ara fayda eder gibi olduysa da sanki cildim bağışıklık kazandı ve cevap vermemeye başladı. Alnımda küçük küçük yağ bezeleri gibi bir sürü sivilce var ama kırmızı değil tenimin renginde. Ve çıkmaya hazırlanan kırmızı kırmızı sivilce izleri var. Burnumda siyah noktalar hiçbir zaman gitmiyor. Yanak ve alnımda gözenekler irileşmiş biçimde. Yüzüm yağdan parlıyor. Çenem ve etrafında sivilceler, sivilce izleri ve siyah noktalar var. Yanaklarımda kırmızı noktalar kulaklarıma kadar uzanıyor ve gözlerim çok hassas az bir yorgunlukta, morluklar hiç gitmiyor. Lütfen bana da yardımcı olun. Gerçekten çok mutlu olurum. Şimdiden çok ama çok teşekkür ederim. Saygılarımla…

Eşit miktarda 1 tatlı kaşığı mısır unu, ıslatılmış kil, el kremi ve suyu karıştırın. Cildinize peeling yapın, ovarak çıkarın. Yağlarınız için de iyi bir uzmana gidebilirsiniz.

Merhaba, benim sorunum yüzümle ilgili. Şu an yüzümde hiç sivilce yok ama çok belli olmasa da yüzümde küçük çukurlar var. Önerebileceğiniz birşey var mı? Kilniğinize gelmek isterdim fakat İstanbul’da yaşamıyorum.

Meslek Sırlarım kitabımı alırsanız faydalı bilgiler içermekte.

Merhaba Suna Hanım. Benim en büyük sıkıntım göz altındaki morluklarım. Bunlar evlendikten sonra meydana geldi. Bunun için bence kaliteli olan gözaltı kremleri kullanıyorum ama hiç faydasını görmedim. Bir de cildimde çok fazla güneş lekesi var. Nasıl tedavi edebilirim? Sevgiler…

Taze inciri ikiye bölüp 20 dakika bekletin gözünüzde, 1 çorba kaşığı yoğurt, 1 tatlı kaşığı kabartma tozunu karıştırın. Cildinizde haftada bir gün 1 saat bekletin.

Büyük ve sarkık sarkık gögüsler için çözüm var mı?

Kendi kendinize her banyodan sonra göğüslerinize limonla masaj yapın. Ya da benim uyguladığım göğüs bakımı programına katılmak için 0212 265 82 72 numaralı telefondan iletişime geçebilirsiniz.

Ben 33 yaşında, 1.55 boyunda, 75 kilo bayanım. Bacaklarımda ve popomun üstünde sivilceler çıkıyor. Ne yapmalıyım? Teşekkürler…

Hamama gidip kese olun, pişik pudraları ve limon suyunu eşit karıştırıp ve sürün.

Merhabalar, kolay gelsin. Bende batık sorunu var ama bu batıklar derinin çok altında ve ne kadar kese ve peeling yapsam da herhangi bir sonuç alamadım. Bunun için ne önerirsiniz? Teşekkürler…

İğneli epilasyon yaptırın.

Sevgili Suna Hanım, 32 yaşındayım. 25 yaşında, oğlumun doğumundan sonra 35 seans varis tedavisi gördüm (Scleroterapi). Ama şu an normal varis dışında rahatlıkla giyinmeme bile engel olacak boyutta kılcal varisim var. Doğal bir çözümü var mı? Teşekkür ederim.

1 kova wuya, 2 avuç deniz tuzu karıştırın ayaklarınızı. 30 dakika bekletin. Bebe yağı ve suyla eşit miktarda karıştırın ve sürün. Sıcaktan, güneşten, soğuktan koruyun.

Merhaba Suna Hanım… Ben saçlarımın normalden daha çabuk uzamasını istiyorum. Bunun için ne yapmalıyım? Lütfen bana yardımcı olun. Şimdiden teşekkür ederim. Sevgiler…

Saçların diplerine eşit miktarda Hint yağı, zeytinyağı, badem yağını haftada bir kez sürün.

Merhaba, ben 20 yaşındayım. Benim sorunum göğüslerimle ilgili.Göğüslerim çok küçük, bu beni çok mutsuz ediyor. Kendimi böyle bir türlü kabul edemedim. Göğüs büyültücü haplar olduğunu öğrendim fakat maddi durumum çok iyi değil. Göğüslerimi büyütebilecek doğal bir yöntem var mı? Lütfen cevap yazın. Sevgiler…

Bol bol masaj yapın.

Suna Hanım kitabınıza güneş lekeleri için kırmızı şarap, kavun, elma ve şekerden oluşan tarif vermişsiniz. Bunu bu aylarda kullanmak doğru mu? Cilt soyulacak mı? Şimdiden çok teşekkürler…

Kışın yapılmalı…

Merhaba, ben on sene önce doğumdan kalan yırtılma, leke ve çatlaklar için kremler kullandım ama bir fayda göremedim. Bunun için ne yapmam gerekir? Yardımlarınız için teşekkürler…

Çatlaklar için Aloevera ürünlerini tavsiye edebilirim. Lekeler için de elma suyu ve pastane mayasını karıştırın. Haftada 1 kez 20 dakika maske yapın.

Ben 26 yaşında, evli bir çocuk annesi bir bayanım. Yüzümde ve kollarımda çiller var ve her yaz artıyor. Kollarımdakiler son 3 yılda oldu. Önceden hiç yoktu, sürekli artıyor, kötü görünüyor. Koruyucu kullanıyorum, Vichy 60 faktör; ama yine de artıyor.

1 çorba kaşığı yoğurt, 2 çorba kaşığı yulaf ezmesi, çeyrek limon suyu karıştırın. 20 dakika bekletin, ovarak çıkarın.

Ben 23 yaşındayım. Benim belimde çatlaklar var. Nasıl geçer? Yüzümde de sivilce izleri var, ne uygulayabilirim? Cevap verirseniz çok mutlu olacağım.

Sivilceler için yediklerinize dikkat edin. Eşit miktarda limon suyu, tatlı badem yağı, gül suyu ve limon suyu karıştırın ve sürün.

Merhaba Suna Hanım. Benim sorunum kaşlarımla ilgili; çok seyrek, özellikle uç kısımlarında nerdeyse hiç yok gibi. Sizce ne yapmalıyım? Teşekkür ederim.

Kavrulmuş fındığı kaşınıza sürün, fındık yağı besleyicidir.

Merhaba Suna Hanım. Sizinle yeni tanıştım bir arkadaşım sayesinde. Sivilcelerimden, izlerimden ve kızarıklığımdan kurtulmak istiyorum. Tavsiyelerinizi bekliyorum. Saygılar…

Kitabımı alırsanız sorularınızın cevaplarını bulursunuz.

Merhaba ben size varisin bitkisel yoldan bir tedavisi olabilir mi diye soracaktım. Şimdiden teşekkürler.

Eşit miktarda limon ve elma suyuyla masaj yapın ve bol bol yürüyüş yapın.

23 yaşındayım, sürekli sivilcelerim çıkıyor ve sürekli olarak doktorumun verdiği jeller ve antibiyotikleri kullanıyorum. Sivilcelerim sönüyor, fakat izleri kalıyor. Bana yardımcı olursanız çok sevinirim.

Kızıl kantoronu 5 dakika kaynatın 10 dakika demleyin, suyuyla cildinizi silin, posasını cildinize her gün kuruyana kadar sürün.

 

Cinsel ilişkide kadın için ilk gecenin önemi! Haziran 10, 2007

Konunun anlaşılabilirliği açısından gerdek gecesini çağrıştıran “İlk Gece” deyimi yerine “İlk Cinsel İlişki” deyimini kullanmak daha doğru olacaktır. Zira, bu konuda elimizde gerçekçi istatistikler bulunmamasına karşın, kadınlarımızın belli bir yüzdesi, evlenmeden önceki bir dönemde ilk cinsel deneyimlerini yaşamaktadırlar.

İlk Deneyimin Önemi

Bir kadın için ilk cinsel ilişki deneyimi oldukça önemlidir. Cinsel ilişkiyle ilgili problemler yaşayan çiftlerin tıbbi değerlendirilmelerinde, özellikle kadının uyarılamama, çok geç uyarılma, orgazm olamama, veya çok geç orgazm olma gibi sorunlar yaşadığı durumlarda özgeçmişte sıklıkla travmatik (sorunlu) bir ilk cinsel ilişki deneyimi bulunmaktadır. Bu beklenen bir sonuçtur, zira kadın tarafından bakıldığında ilk deneyim, anatomik bir bariyer olan kızlık zarının aşılma zorunluluğu nedeniyle kanama ve beraberinde çoğu durumda az da olsa ağrının yaşandığı bir durumdur. Netice itibarıyla hazırlıksız, uygun olmayan koşullarda ve özellikle de bu konudaki sorumluluğunu ihmal eden bir erkek ile beraber yaşanan ilk deneyimin kalıcı psikolojik etkiler yaratması imkan dahilindedir.

İlk İlişki Mutlaka Ağrılı Mıdır?

Kızlık zarı kadınların %90′ından fazlasında nispeten ince ve esnek bir mukoza parçası yapısındadır. Kadının kendini tümüyle hazır hissettiği durumlarda, “ön sevişmeyle” bölgede yeterli kayganlık sağlandığında, erkeğin de yumuşak davranması ve zorlayıcı hareketlerden kaçınması durumunda, kadın kızlık zarının yırtılması esnasında ağrı hissetmez, veya az bir ağrı hisseder. Cinsel ilişkiden alınan hazzın ön planda olduğu bir durumda bu kadar düşük şiddette bir ağrı uyaranının beynin üst merkezlerinde bilinçli olarak algılanma ve sonradan “hoş olmayan bir anı” olarak hatırlanma olasılığı düşüktür.

İlk İlişkide Mutlaka Kanama Olur Mu?

İlk cinsel ilişkide kanamanın olmaması, kültürümüzde ve diğer bazı kültürlerde kadının bakire olmadığının bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Bu çok büyük bir yanılgıdır. Her kadının anatomik yapısı birbirinden farklıdır ve kızlık zarı bazı kadınlarda o kadar esnektir ki, penis içeriye girdiğinde, ve özellikle de vajina giriş bölgesi yeterince kayganlaşmışsa kızlık zarı yırtılmadan kalır. Bu duruma her 100 genç kızdan birinde ve belki daha fazlasında rastlanabilir. Bazı kadınlarda da kızlık zarının üzerinde yer alan damar yapıları çok az olduğundan, zar yırtılmasına rağmen gözle görülebilen bir kanama gerçekleşmeyebilir.

Kızlık Zarının Çok Kalın Olması Nedeniyle İlişkinin Gerçekleşememesi Mümkün Olabilir Mi?

Bazı durumlarda ilk cinsel birleşme birinci denemede ve sonraki birkaç denemede gerçekleştirilemeyebilir. Bunun en sık görülen nedeni sanıldığı gibi kızlık zarının kalın olması değildir. En sık görülen neden, genç kadının kendini cinsel ilişkiye hazır hissetmemesidir. Bu durumda kadın kendini gevşetemeyecek, vajinanın girişinde yer alan güçlü kaslar kasılı kalacak ve vajina giriş bölgesinde yeterince kayganlık sağlanamayacağından penisin vajinanın girişinde yer alan kas ve kızlık zarı engelini aşması zor olacaktır. Erkek böyle bir durumda genç kadının canının yandığını hissettiğinde belli bir süre sonra girişimden vazgeçecektir.

Ender görülen bir neden de kızlık zarının gerçekten kalın olmasıdır. Jinekoloji kliniğine “ilk ilişkiyi başaramama” nedeniyle başvuran kadınların bir kısmının özgeçmişinde arka arkaya yapılan ilişki girişimleri sonuçsuz kalmıştır ve muayenesinde de gerçekten kızlık zarı kalındır. Bu durumlarda bazen ufak bir cerrahi müdahale ile kızlık zarının doktor tarafından açılması gerekebilir.

Kızlık Zarı Yırtılmasına Bağlı Oluşan Kanama Ne Kadar Sürer?

Kızlık zarının yırtılması esnasında bazen yırtık kızlık zarından vajinaya doğru genişleyebilir. “Deflorasyon kanaması” (deflorasyon kızlık zarının yırtılması anlamına gelen bir kelimedir) olarak adlandırılan bu durum hemen her zaman ön sevişmenin yetersiz olduğu, kadının kendini yeterince hazır hissetmediği bir zamanda, erkeğin “sert hareketlerle” cinsel ilişki denemesinde bulunmasından kaynaklanır. Çoğu durumda erkek kadının ağrı duymasına duyarsız bir şekilde girişimi sürdürmüş ve “yırtık” olması gerekenden daha büyük olmuştur.

Normalde kızlık zarı bozulduğunda kanama en geç yarım saatte durur. Geniş bir yırtık oluştuğunda ise ya hemen başlayan şiddetli bir kanama, veya ilişki bitmesine rağmen uzun bir süre devam eden bir kanama söz konusudur. Yapılan jinekolojik muayenede yırtığın yeri tespit edildikten sonra lokal anestezi, veya geniş yırtıklarda genel anesteziyle yırtık onarılarak kanama durdurulur.

Görüldüğü gibi tamamen doğal bir olay olması gereken “İlk Gece” bazı durumlarda aynı gece veya takip eden günlerde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurulmasını gerektirebilmektedir.

Yapılması Gerekenler

Kalın kızlık zarı gibi çiftlerin elinde olmayan nedenlere bağlı normaldışı durumlar için erkeğin ve kadının yapabileceği bir şey elbette yoktur.

Başarılı bir “İlk Gece” için kadının yapması gereken, eşine hazır olduğu veya henüz hazır olmadığı mesajını net olarak verebilmesi, ön sevişme aşamasının kontrolünü kendi eline almasıdır. Erkek ise kadının kendisinden farklı olan doğasını kabul etmeli, bir kadının cinsel ilişkiye hazır olmasının erkekten daha uzun sürdüğü gerçeğini göz önünde bulundurmalıdır. Daha sonraki ilişkilerin aynası olabilecek bu ilk ilişkide erkek, kadının gevşemesi ve rahatlaması için elinden geleni yapmalı, sabırlı olmalıdır.

İlk ilişkide erkek aşırı zorlayıcı hareketlerden kaçınmalıdır.

 

Aldatan Erkeği Ele Veren Davranışlar Haziran 10, 2007

Erkeklerin ilişkileri olduğunda, eşlerine karşı olan davranışları tamamen değişiyor. İşte bazı örnekler…

Suç bastırma
Eskiden kadın televizyonun karşısında oturmak yerine dışarı çıkmak istediğinde erkek çok tepki göstermezken, artık en ufak istek karşısında bile ortalığı ayağa kaldırıyor. Sonra kadın gerçekten sinirlenmeye ve bağırıp çağırmaya başladığında, hep aynı şeyin olduğunu, karısının her şeyi abarttığını söyleyerek kendisini haklı çıkarıyor.
Kendini haklı görme
Eşiniz veya partneriniz arkadaşlarının, hatta sevgilisinin yanında, “Uzun zamandır düşüncelerimiz birbirinden iyice farklılaşmaya başladı” ya da “Davranışlarıyla beni sıkıştırmaya ve boğmaya başladı” diyorsa dikkat!… Bu sözlerle erkek kendini haklı çıkarmaya çalışıyor ve genç sevgililere yöneliyor.
Cinsel ilgisizlik
Erkek aniden yatakta olup biten her şeyden eşlerini sorumlu tutmaya başlayabiliyor. Örneğin, yatağa girdiklerinde sürekli esnemeye başlamasının faturasını eşine çıkarıyor. Ayrıca şöyle bir tezi savunuyor: “Uzun yıllar aynı evi paylaşan eşlerin cinsel hayatlarında yarı yarıya azalma görülür.”
Alenen yalan söyleme
Erkek yakalandı, artık her şey ortada. Ama kadın bir anda onun boynuna atlamıştı ve “Hayır” diyememişti. Her şey bir anda oluvermişti. İşte bu noktada bile, erkekler kendilerini haklı çıkarmayı başarmaya çalışıyorlar.
Son darbe; Yine kadın suçlu!
Eğer aldatma artık saklanamayacak boyutlara geldiyse, erkek dışarı karşı kendisini melek gibi göstermeye kalkışır. Böylece eşinin kendisine yasakladığı şeyleri yeniden yapabildiği için kendini masum bir karaktere bürümeye çalışır.

 

Kadınınızı Sekse Hazırlayın Haziran 10, 2007


Uyarılmak sadece erkeklere özgü bir duygu değil! Kadının arzularını kamçılayan afrodizyaklar da var. İşte size kadının gizli noktalarını tanıma fırsatı

Fıkır fıkır bir Latin müziği eşliğinde yapılan dans, lüks ve ihtişam içinde yaşanan bir hayat, erkeksi kalın bir ses tonu kadını çıldırtan etkenlerin sadece birkaçı… Uzmanlara göre, bir kadını baştan çıkaran, cinsellik güdülerini harekete geçiren uyarıcılar şöyle sıralanıyor:

İlle de tango
Dans etmek, zaten erotizmi çağrıştıran bir aktivitedir. Özellikle de Güney Amerika dansları, kadın ve erkekten oluşan çiftin kıvrak hareketlerinden oluştuğu için cinsel sinyaller yayar. Fakat bu dansların içinde tango çok özel bir yere sahip. O, Arjantin’in dünyaya en güzel armağanı. Soylu, duygusal, ateşli, tutku dolu, vahşi ve kıpkırmızı… Tam bir afrodizyak.

Lüks hayat
Kadınlar hangi yaşta olurlarsa olsunlar lüksü severler. Altınlar, pırlantalar, kristaller, mücevherler, pahalı arabalar, kürkler, görkemli evler ve yüzme havuzları onları her zaman etkiler. Bunlar bakma, dokunma ve kendini kaybetme isteği uyandıran detaylardır. Onlara sahip olsalar da olmasalar da.

Parfümü azımsamayın
Parfümler, uyarıcılar arasında vazgeçilmez bir yere sahiptir. Çiçeksi olanlar masumiyetin erotizmini, baharatlı ve keskin olanlar şehveti ve vahşi seksi, kadınsı olanlar ise dişi bedeninin o kendine özgü cinselliğini yansıtırlar. Kadının kendini seksi hissetmesi için seksi bir koku sürmesi yeter de artar bile. Üstelik kokusuyla yarattığı hava yalnızca kendisinde değil, erkeklerde de cinsel çağrışımlar uyandırır.

Brezilya büyüsü
Eskiden çılgın aşkların ve erotizmin tapınağı İtalya olarak kabul edilirdi. Tabii bunda İtalyan erkeklerin de büyük payı vardı. Oysa artık seksin merkezi Brezilya. Sıcak iklimiyle, müziğiyle, dansıyla, buram buram cinsellik kokan tropik havasıyla kadınları müthiş tahrik ediyor.

Şampanya kadehi
Kadınlar erkek vücudundan hoşlanmalarına rağmen, biçimi kendi vücutlarına benzeyen objeleri görünce seksi hatırlıyorlar. İnceliğin ve zarafetin sembolü olan şampanya kadehleri onlara romantizmi ve ateşli geceleri çağrıştırıyor.

Bronz ten uyarır
Güneşin sarı-sıcak ışığını anımsatan, buğday rengi bir tene hiçbir kadın dayanamaz. Süt beyazı bir erkek vücudu ise çoğu kadına itici gelir. Bronz ten, kadınlarda dokunma isteği uyandırıyor. Bütün bir yaz mevsimini plajda kavrularak geçirmelerinin sebebiyse, aynı isteğin erkeklerde de olduğunu düşünmeleridir.

Seks romanları
Seks, ten temasından önce kelimelerle başlar ve bu da erotik romanları kadınların gözünde çok ‘iştah açıcı’ hale getirir. Bu romanlar seksi sözcüklerle dile getirerek okurların hayal güçlerini harekete geçirir, fantezilerini ateşler ve anlatılan sevişmeyi kafalarında canlandırmalarını sağlar.

Erkeksi ses
Kadınlar tüm duyu organlarıyla yaşar demiştik. Tarkan’ı seyretmekten haz alırlar, kremalı çilek yemekten, güçlü kaslara dokunmaktan da. Tok ve davudi sesli bir erkeğin onlara anlattıklarını da dinlemekten aynı derecede haz alırlar. Çoğu zaman böyle bir ses görüntünün dahi önüne geçer.

 

Erkeklerde Hayır der !! Haziran 10, 2007


Düşünün bir kere… Onun için en seksi kıyafetinizi giyiyor, kokular sürünüyor ve onu baştan çıkarmak için yavaşça ona dokunuyorsunuz. Ama nafile, o “hayatım, bu gece olmaz” deyip usulcacık yatağa kıvrılıyor ve uykuya dalıyor.

Düşünün bir kere… Onun için en seksi kıyafetinizi giyiyor, kokular sürünüyor ve onu baştan çıkarmak için yavaşça ona dokunuyorsunuz. Ama nafile, o “hayatım, bu gece olmaz” deyip usulcacık yatağa kıvrılıyor ve uykuya dalıyor.

Çabalar boşa gidiyor ve size onu bir gecelik affetmek düşüyor. Ancak partneriniz sürekli böyle davranmaya başlıyor ve tabi sizin içinizi de bir kurt kemirmeye başlıyor. “Yoksa başka biri mi var” türünden kuşkulara düşmeden önce, lütfen yazımızı okuyun:

Belki de sizi hala seviyor

İlk düşünmeniz gereken olasılık bu. Erkekler genellikle stresten, başarısızlık korkusundan çok etkilenirler ve bu cinsel yaşantılarını da etkiler. Bu tip düşünceler yüzünden sizinle sevişmekten kaçınıyor olabilir.

Stres cinselliğin sonu mu?

Genellikle iş hayatındaki stresli tempo cinsel yaşantıları olumsuz etkiler. Bununla beraber unutulmamalıdır ki bazı erkekler tüm sıkıntılarını güzel bir geceyle unutmak isteyebilir.

Rol değişimi çözüm olabilir mi?

Bunun genel olarak cinsel hayata renk kattığı söylenebilir. Kadın pasif davranmayı bırakıp biraz dizginleri ele geçirmelidir. Ancak her zaman değil. Çünkü böyle davranmak zamanla monotonluğa sebep olabilir. Küçük bir başka ayrıntı da bazı erkeklerin kadının fazla aktif olmasından hoşlanmamaları. Böyle bir durumda yapılacak böyle bir girişim cinselliğinizi olumsuz etkileyebilir.

Yatakta başarısızlık korkusu, erkeğin kabusu

Kadınlar öncelikle “erkekler her zaman sekse hazır” düşüncesini bir kenara bırakmalı. Bazen bitip tükenmek bilmeyen arzularınız eşinizi korkutabilir, isteklerinize karşılık veremediğini düşünebilir. Unutmayın ki siz de ona sık sık “hayır” diyebiliyorsunuz. Tüm bunların dışında eşinizin aylarca cinsel ilişkiye girmek için hiç bir çaba sarf etmemesi bir sorunun belirtisi olabilir. Böyle bir durumda onu eskisi gibi sevdiğinizi ona hissettirin. Sonra da sorunları birlikte çözmek için onu teşvik edin. Böylece birlikte bir şeyleri çözümlemiş olmanın mutluluğunu da hissedeceksiniz

 

Sertleşme sorunu, korkuyla tetikleniyor! Haziran 10, 2007

Stres, evlilikteki sorunlar, cinsel ilişkide başarısızlık korkusu iktidarsızlığa neden olabiliyor. Şeker, kalp ve damar hastalarında da bu soruna rastlanabiliyor.

Halk arasında ‘iktidarsızlık’ olarak bilinen sertleşme sorunu, cinsel hayatı etkileyen önemli bir sorun. Günümüzde sertleşme sorununun ilaç, ameliyat, psikoterapi gibi bir çok tedavisi mevcut.

Stres, evlilikteki sorunlar, cinsel ilişkide başarısızlık korkusu iktidarsızlığa neden olabiliyor. Şeker, kalp ve damar hastalarında da bu soruna rastlanabiliyor.

Halk arasında ‘iktidarsızlık’ olarak bilinen sertleşme sorunu, cinsel hayatı etkileyen önemli bir sorun. Günümüzde sertleşme sorununun ilaç, ameliyat, psikoterapi gibi bir çok tedavisi mevcut.

Uzmanların belirttiğine göre 3 ayı aşkın süre bir insanın cinsellikle ilgili arzu duyup ilişkiye girmek için yeterince sertleşme elde edememesi durumuna ’sertleşme sorunu’ adı veriliyor. Bu sorunda, organik sebeplerle birlikte psikolojik sebepler de etkili oluyor. Sertleşme sorunu, yaşın ilerlemesinin yanı sıra yüksek kolesterol düzeyi, koroner arter, yüksek tansiyon ve şeker hastalıkları gibi bir dizi rahatsızlığa bağlı olarak da ortaya çıkıyor. Hayatının belirli bir döneminde bir kez başarısız olan bir erkeğin iktidarsızlık endişesi duyması yanlış. Ancak bu durum altı ay devam ederse doktora başvurmak gerekiyor.

Cinsel bilgisizlik
Sertleşme sorunu olan vakaların çoğunluğu (yüzde 75), psikolojik değil fiziki kökenli. Damar sorunları, ereksiyon bozukluğunun en sık rastlanan sebebi. Ereksiyon bozukluğuna yol açan organik sebepler ise şunlar: Penisin kan dolaşımında görülen bozukluk, sinir iletimindeki aksaklık ve kan hormon düzeyinde meydana gelen değişiklik. Sertleşme sorununun psikolojik sebepleri ise şöyle sıralanıyor; Stres, evlilik sorunları, depresyon, cinsel başarısızlık korkusu ve cinsel bilgisizlik.

Sorunun kaynağı bulunmalı
Bazı ilaçların yan etkisi olarak da ereksiyon bozukluğu görülebiliyor. Ayrıca bütün şeker hastası erkeklerin yüzde 35′inden fazlasında ereksiyon bozukluğuna rastlanabiliyor. Ereksiyon bozukluğunun, şeker ve kalp-damar hastalıklarının, prostat kanserinin, alkol veya uyuşturucu alışkanlığının ilk tanınabilir semptomu olabileceğine de dikkat çekiliyor. Uzmanlar, ereksiyon bozukluğu bir kere tespit edildikten sonra çeşitli muayeneler ve testlerle sorunun gerçek sebebinin, yani psikolojik kökenli mi yoksa fiziki kökenli mi olduğunun bulunabileceğini ifade ederek, doğru tedavi yapabilmek için önce doğru teşhis koymak gerektiğini hatırlatıyor.

 

Kadınlar ve Dayak Haziran 10, 2007

Bu ne yazık ki erkeğin doğasında olan bir duygu: Erkekler attıkları dayağın ardından sevişmek istiyor. Her şeyi ‘oldu’, ‘bitti’ ve ‘kapandı’ diye düşünüyor. Ama bu arada kadın çok aşağılanıyor, erkekse bunu görmüyor. Kadının sevişince kendisiyle barıştığını zannediyor.
Balıklı Rum Hastanesi Psikiyatristi Doç. Dr. Özkan Pektaş, aile içi şiddetle ilgili sorularımızı yanıtladı.


Sizce dayak mutlaka boşanma nedeni midir?

- ‘Dayak boşanma nedenidir’ ya da ‘değildir’ diye kesin bir şey söylenemez ama dayak evliliklerde bir defa olmamalı. Çünkü dayak çok ağır bir davranıştır ve bu davranış kabul edildiğinde, buna göz yumulduğunda tamamen meşrulaşmaya başlar. Erkek bunu karşı tarafın kaldırdığını gördüğü zaman; sonrasında şiddet aile içinde devam ediyor. Burada en önemli nokta; şiddete neden olan yan etkenlerdir. Kişinin alkol, madde kullanımı, tepkilerini kontrol etme güçlüğü, bir hastalığı varsa bu da göz önüne alınmalı ve boşanmaya yönelik kararlar ona göre verilmelidir.

Ne tip evliliklerde dayak rutinleşiyor?

Şiddetin başlangıcı her zaman dayakla olmaz. Psikolojik bir baskıyla başlar, arkadan ekonomik şiddet gelir ve ondan sonra dayak başlar. Evlilik başladığı andan itibaren önce çiftler arasında birbirlerine uyguladıkları baskılar ortaya çıkar. Bunlar her zaman dayak olmuyor. Önce özgürlüğün kısıtlanmasına çalışılıyor. ‘Onunla görüşme, bununla görüşme, para harcama’ gibi… Bu tip durumlardan sonra şiddet, en son kademe olarak ortaya çıkıyor. O nedenle biz ‘şiddet’ denince ilk önce dayağı değil; ekonomik, sosyal ve psikolojik şiddeti görüyoruz. En sonunda, fiziki şiddet de zaten ne yazık ki geliyor. Alkol, madde ve şiddetin olduğu ailelerde dayağa çok sık rastlıyoruz.

Evlilikte ilk yıla dikkat!

Bir çift arasında, dayağın hazmedilip sonra evliliğin normal temposunda sürdürülmesi mümkün mü?

- Mümkün. Eğer bu dayak şiddet yanlı bir psikolojik probleme bağlıysa olabilir. Dayak atan kişi psikolojik problemini çözümleyebilir, kendini değiştirirse arkadan evliliklerin düşünülenin aksine iyi gittiğini görüyoruz. İnsanlar zannediyorlar ki dayak söz konusu olduysa boşanmaları gerekir. Ama öyle olmuyor, kişi yardım alıyor ya da almıyor, yaşadığı yalnızlıktan ciddi bir ders alıyor ama yine de dediğimiz bir kez olmalı. Tekrar söylemek istiyorum ki; dayak bir kez tolere edilebilir. Dayağı atan kişi, o andan sonra değişmesi gerektiğini kabullenip psikolojik yardım alırsa evlilikler sürebilir.

Dayak yiyen taraf, dayak atan tarafı teşvik etmiş olabilir mi?

- Olabilir. Karşındaki insanı suça teşvik etmek, açık vermesini sağlamak amacıyla da bazen istemli ya da istemsiz başvurulduğunu görüyoruz. Bunu bilerek yapanlar var. Kadın ya da erkek; karşısındakine o kadar dolu ailesine ispatlayabileceği bir kanıt yakalamak uğruna, karşısındakini buna zorlayabiliyor.

Boşanma dönemlerinde dayak olayı alalen ortaya çıkıyor sizce bunun nedeni nedir?

- Boşanma dönemi iki tarafın birbirine bağırıp çağırdığı dönemdir ve artık tamamen kontrolden çıkılan bir dönem…

Evliliğin dayak açısından en tehlikeli dönemleri ne zaman?

- Bunları da en yoğun evliliğin ilk birinci yılı ve çocuk olduktan sonra ilk iki yıl şiddet açısından en tehlikeli yıllar. İlk bir yıl çok şiddetlidir. Bebek bile kurtarmıyor, daha kötü olabiliyor. Çocuğun doğumuyla birlikte evin içinde çok farklı bir trafik başlıyor. Anneanneler, babaanneler, evin içindeki kadına karışmalar, kadının önceliği bebeği, erkek gereken önemin verilmediğini düşünüyor, cinsel soğumanın en yoğun olduğu dönem başlıyor. Bu sırada eve giren aile büyükleri, gece uykusuzlukları derken dayak daha çok ortaya çıkabiliyor.

Çok aşk ya da sevgi nedeniyle dayak atmak mümkün mü?

- Sevdiğin bir şeye zarar vermek tamamen aykırı bir durum. Böyle bir savunma; sadece çok kötü bir savunma mekanizması olabilir.

Cinsel şiddet de yaygın

Büyük aşklar; büyük kinler ve atılan yumruklarla nasıl bitiyor?

- Evin içindeki sevgi kolaylıkla şiddetli öfkeye dönüşebilir. Borderline kişilik bozuklukları ağır antisosyal kişilik bozuklukları burada çok önemli. Bu tip eşlerle yapılan evliliklerde her zaman bir tehlike vardır. Borderline’lar bir anda göklere çıkartırlar. ‘Sana taptım, senin gibi kadın görmedim’leri bir süre sonra ‘Allah belanı versin’e dönebilir.

Sizce kadınlar dayak yediklerini neden anlatmaya başladılar?

- Önceden dayağa karşı hassasiyet o kadar çok yoktu. Eskiden ‘o senin kocandır döver de sever de’ düşünceleri vardı. Ama insan kaderinin dayak yemek olmadığını artık öğrendik. Eskiden polis karakollarında aile mahkemeleri kurulur ‘olur böyle şeyler’ diye gönderirdi, şimdi kabullenmiyor.

Dayağın eğitimle ilgisi var mı, son dönemdeki haberlerden görüyoruz. Pek çok diploması bulunan insanlar da dayakçılar arasına katılıyor?

- Sosyoekonomik seviyesi yüksek ailelerde şiddet görülüyor, hiçbir şekilde dışarı yansımayacağını düşünüyorlar. ‘Bu nasılsa dışarıya yansımaz’ diyorlar. Diplomalar dayağı engellemiyor. Ancak son dönemde yaşananlar insanlara örnek oluyor. Aileler belki bunları deşifre ettikleri için acı çekiyorlar ama topluma son derece olumlu mesajlar veriyorlar. Kadınlar artık itiraf etmekten çekiniyor erkek de deşifre korkusuyla tepkilerine daha çok hakim olmaya başlayacaklar. Üzeri çok örtülüyor ama evliliklerde cinsel şiddet de son derece yaygın. Sosyokültürel seviye düşünce aile içinde cinsel şiddeti de görüyoruz.

Şiddet ortaya çıktığında ne yapmalı, ilk tokattan sonraki tepki ne olmalı, siz hastalarınıza neler öneriyorsunuz?

- Bulunduğunuz ortamı bir süreliğine ‘terk edin’ diyorum. Hayatınızı koruyun diyorum. Ölmemeye çalışın diyorum. Şiddetin nereye gideceği bilinemez. O an değil ama daha sonra orayı kesin terk etmelerini öneriyorum. O anda çok tehlikelidir. İlk şiddet anından sonra büyük tepkiler vermek doğru değildir, karşısındakinin sakinleşmesini beklemesi gerekli. Ertesi sabah güvendiği, tanıdığı, sevdiği kişilerin yanına gidip kendine süre tanımalıdır. Erkekler dayak olayının ardından sevişmek isteyebilirler. Maalesef o tip kişilik yapısı gösteren erkeğin doğasında olan bir şey. Her şeyi oldu, bitti ve kapandı diye düşünmeye çalışıyor. Ama kadın orada çok aşağılanıyor, erkek ise bunu görmüyor. Kadının da barıştığını zannediyor.

Tokattan sonra hemen evi terk mi etmeli?

- O an olmaz, o an çekip gitmek karşı tarafın daha çok hiddetlenmesine yol açabilir. Kadının o an ilk yapacağı hayatını korumaktır. Sonra mutlaka o ortamdan uzaklaşmalı. Ardından ne yapacağını oturup düşünmeli. O insanın alkol ya da madde sorunu varsa tedavi edilmeye yanaşması gerekir. Kadın şiddetten sonra ayrılmaya karar verirse zaten şiddet gösteren kişi tehdit eder, ki bu tehdit genellikle ‘çocuğu vermeyeceğim’ olur. Kadın bu durumda daha da ağır örseleniyor. Bu bir kadına verilebilecek en büyük acılardan biridir. Bir kadının canını koparırsan o da her şeyi yapabilir.

Dayak yiyen kadının şiddetle karşılık vermesi acaba karşı tarafı caydırır mı?

- Tam tersi. O psikoloji içinde dayak yiyen kadının tepki vermesi kavgayı çok daha inanılmaz yerlere götürebilir. Şiddet gösteren insana karşı, kadının durmasını istiyoruz. Doğal olarak kabul etmemiz gereken erkeğin kas gücüdür. O an gösterdiği tepki tamamen mantıksızdır. O anda mantıklı hareket etmesi beklenemez, yalnızca yatışmasını sağlamak için kadının mümkün olduğunda kendisini bir yere atması gerekir. En doğru olanı kaçmak ve yardım istemektir.

Alkol kullanımı ortalığı alevlendiriyor

Alkol kullanımı olduğunda neden dayak da artıyor. İnsanın doğasında olan saldırganlık mı açığa çıkıyor?

- Alkolle birlikte muhakeme yeteneği bozuluyor. Karşı tarafın bunu hak ettiği düşünülüyor. Kolay kolay ayık kafayla karısını dövemeyecek biri bile, o an rahatlıkla şiddet uyguluyor. Daha sonra da büyük bir pişmanlık duyuluyor ve alkolün etkisi geçince; duyduğu pişmanlık nedeniyle şiddet olayının kolay tamir edilebileceğine inanıyor. Kapanmadığını gördükçe daha garip, daha tuhaf yollara başvuruyor ve olaylar daha da alevleniyor.

Eşine dayak atan kadınlar da var

Peki hiç karısının dayağından yakınan bir adama rastladınız mı?

- Çok nadir olarak rastladım. Belki bin tanede bir tane çıkıyor. Ama bunların da çok ele alınıp incelenmesi doğru değil. Bilimsel olarak bir manası yok. Bu nadir ve özel bir durumdur.