Kadinlara Özel Bir Dünya

Çok Harika bir Blog

Orgazm taklidini beyin ele veriyor Mart 10, 2008

Bilim adamları, kadınların orgazm taklidi yapıp yapmadığını bilimsel olarak anlamanın mümkün olduğunu açıkladı. Hollanda’nın Groningen Üniversitesi’nden Dr. Gert Holstege, ‘19-49 yaşları arasındaki 13 çift üzerinde araştırma yaptık. Çekilen beyin tomografileri sayesinde bir kadının orgazm taklidi yapıp yapmadığını artık anlıyabiliyoruz. Orgazm olan kadının beyni tamamen bloke oluyor. Korku, üzüntü veya sevinç gibi duygular hissetmiyorlar. Orgazm taklidi yapan kadınların ise sadece beyinciklerinde faaliyet görülüyor. Beyinde herhangi bir hareketlilik gözlemleyemedik.

SEKS SIRASINDA ÇORAP GİYİN!

Erkek orgazmının süresi çok daha kısa olduğu için tomografi çekmekte zorlandık. Ancak, erkekler sadece fiziksel temas üzerinde yoğunlaşıyor. Kadınların orgazmı daha karışık. Kadınlarda fiziksel temasın yanı sıra duygusal düşünce de önemli. Çevre şartları ve seks yapılan mekanın atmosferi de diğer etkenler. Ayrıca, çorap giyen çifler daha iyi orgazm oluyor. Seks sırasında çorap giyen çiftlerin orgazm olma oranlarının yüzde 50′den yüzde 80′e çıktığını gördük. Seks sırasında sadece partnerinize konsantre olursanız orgazmın kalitesi artıyor’ dedi.

 

Eşler Doyumu Yaşamalıdır Mart 10, 2008

— Âdet döngüsü içinde, hamilelik riskinin olmadığı, güvenli ilişkiye girilecek günler var mı?

— Âdet döngüsü âdetin başladığı ilk gün birinci gün olarak kabul edildiğinde normal seyrinde 28 günlük bir döngüdür. Bu dönem içinde yumurtlamanın gerçekleştiği 14. günün 5 gün öncesi ve sonrası riskli günlerdir. Diğer günler, yani 1–08 ve 20–28. günlere denk gelen dönemler gebelik riskinin en az olduğu, güvenli ilişkiye girilebilecek dönemlerdir. Ancak yine de unutulmamalıdır ki, bu hesaplamanın da gebelikten koruma şansı etkin bir korunma yönteminin yerini tutmaz.

Şule – 35 yaşında 2 çocuk annesiyim, 12 yıldır evliyim. Tekrar çocuk sahibi olmak istemiyorum. Gebe kalmamak için eşimin geri çekme yöntemini kullanması yeterli olur mu yoksa başka bir yöntem önerir misiniz?

— Gebelikten korunmak için geri çekme yöntemi kesinlikle güvenli bir yöntem değildir. Ülkemizde istenmeyen gebeliklerin önemli bir yüzdesi bu korun(ma)ma yöntemi sonucunda oluşmaktadır. Mutlaka bir kadın doğum uzmanına muayene olarak, önereceği etkin yöntemlerden birini kullanmalısınız.

Didem Malatya- 33 yaşındayım, 5 yıldır evli ve 1 çocuk annesiyim. Nerdeyse günümün tamamını 2 yaşındaki kızıyla geçiyorum. Doğumdan sonra doğum kontrol hapı ile korunmaya başladım. Bunun bilemediğimiz olumsuz etkileri var mıdır?

— Doğum kontrol hapları normal adet döngüsünü sağlayan hormonları içeren ilaçlardır. Her ilaç gibi bunların da belli yan etkileri vardır. Örneğin psikiyatrik açıdan, duyarlı kişilerde depresyon benzeri şikâyetler oluşabilmektedir. Ancak kimin güvenli bir şekilde kullanabileceğine konunun uzmanı bir hekim karar verebilir. Bizim size önerimiz bir kadın doğum uzmanı ile görüşüp muayene olmanız ve bu ilaçların kullanımıyla ilgili sizin yaşayabileceğiniz varsa olası sorunlar hakkında bilgi almanız. Geçmişte depresyon geçirdiyseniz bu konuda da doktorun önerisine göre gerekirse psikiyatrik danışmanlık alabilirsiniz.

— Âdet kanaması hangi yaşta başlıyor? Kızım 11 yaşında ve adet oldu.

— Âdet kanamasının başlama yaşı genellikle 12- 14 yaşlar arasıdır ve genetik özellikler (anne ve anneannenin adet başlangıcı) belirleyici rol oynamaktadır. 10 yaşında başlayabileceği gibi, 16 yaşında başladığı da görülebilir.

— 9 yıldır evli çocuğumun bebeği olmuyor. Hekim kendisine kısırsın demiş. Hayatları alt üst oldu. Gelinimden öğrendiğime göre cinsellikleri de iyi gitmiyor. Psikiyatriste gitmeyi oğlum ret ediyormuş. Nasıl ikna edebiliriz?

— Çocuk sahibi olamamak kadın olsun erkek olsun her insanın psikolojisini derinden etkileyen önemli bir sorun. Bireyler bunu doktordan ilk öğrendiklerinde ”yas süreci” benzeri bir dönem geçirirler. Çoğu zaman bireyler bu durumda kadınlık ya da erkekliklerinin eksik olduğu duygusunu da yaşarlar. Oğlunuz da mutlaka yoğun bir acı yaşıyor olmalı. Kendisini ikna edebilmek için öncelikle eşi çok güven verici yaklaşmalı, oğlunuzun üzüntüsünü paylaşmalı ve kendi duygularını dile getirmeli. Uygun bir zaman sonra, kendisini hazır hissettiğinde, oğlunuz psikolojik yardım almayı kabul edecektir.

—45 yaşındayım menopoza girmekten korkuyorum. Menopoz sonrası sağlıklı cinsel yaşam nasıl olmalıdır?

— Öncelikle menopoza girmek korkulacak bir durum değildir, mutlaka olumsuz şeyler yaşanacak beklentisi içine girmemek gerekir. Bir kadın doğum uzmanından yardım alınarak son derece sağlıklı bir şekilde de yaşanabilir. Menopoz sonrası cinsel yaşamda oluşabilecek sorunlardan biri cinsel isteksizliktir, fakat bu sorun kadının cinsel kimliğine bakış açısıyla yakından ilgilidir. Eğer siz menopoz öncesi yaşamınızda cinsel isteksizlik yaşamadıysanız, çok büyük olasılıkla menopoz sonrası da böyle bir sorununuz olmayacaktır. Sık karşılaşılan bir diğer sorun hormonal değişikliklerin etkisiyle oluşan vajinal kuruluktur. Bu sorun için de bir kadın doğum uzmanından yardım alınabilir.

—21 yaşındayım. 6 aydır bir kız arkadaşım var. Cinsel birleşme evlilik öncesi düşünmüyoruz ancak herhangi bir sağlık sorunu varsa öpüşmekle geçer mi? Örneğin AIDS öpüşmekle kapılır mı?

—AİDS ya da diğer kan ve diğer vücut sıvılarıyla bulaşan hastalıkların kişiye geçmesi ancak temas yüzeyinde açık yara-kesik bölge varsa mümkündür.

—5 yıldır evli cinsel sağlığı yerinde bir kişiyim. Düzenli olarak haftanın her günü seks yaşıyorum. Eşim ileride sorun olmasından endişeleniyor ve bu durumun vajinayı genişleteceğinden korkuyor? Fazla seks vajinayı gevşetir seks kalitesini bozar mı?

— Sık cinsel ilişkiye girmenin vajinayı gevşeteceğine dair tıbbi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak sizin durumunuzda dikkat edilmesi gereken nokta eşinizin bu konudaki duygusu ve tercihidir. Sağlıklı cinsel yaşam eşlerin her ikisinin de doyum yaşamasını gerektirir. Eğer eşiniz bu sıklıktan rahatsız ve bunu ifade edemiyorsa bedensel kaygıları artacaktır.

 

Cinsel Göz kapakları ve dudaklar… Temmuz 7, 2007

Cinsel Göz kapakları ve dudaklar…

Duyuların zenginliği! Sevgilinizin yüzünü avuçlarınızın içine alın. Emin olun sevgiliniz gözlerini kapatmış, ona bir öpücük vermenizi bekliyor olacaktır.

Ancak henüz dudaklarınızın dudaklarına değmesi için çok erken. İlk önce dudaklarınızı sevgilinizin göz kapaklarına dokundurun. Daha sonra yüzünün diğer bölgelerini öpün. Ağız bölgesine geldiğinizde dilinizle dudaklarının çevresini yalayın! Sevgiliniz ne kadar çok heyecanlandığını göreceksiniz! Son olarak da beklenen buluşmayı gerçekleştirin: Dudaklarınız dudaklarına değsin!

Boyun…
Rahat olun! Sevgilinizin boynunuzdan öpmesini çok mu seviyorsunuz? Emin olun erkekler de en az kadınlar kadar boyunlarından öpülmekten hoşlanır. Ancak erkeklere biraz daha sert davranılması gerekiyor! Neden mi? Erkeklerin ense ve boyun bölgelerindeki deri daha kalındır. Bu yüzden de istediğiniz gibi davranabilirsiniz. Sevgilinizin boynunu ısırın, emin… Her şey serbest! Ancak bütün bunları yapabilmek için sevgilinizin size güveniyor olması gerekir. Aksi takdirde erkekler pek boyunlarının öpülmekten hoşlanmaz!
Göğüs…
Sevgilinize göğüs şöleni! Her zaman sevgiliniz göğüslerinizi sever! Ama şimdi sıra onda! Erkekler göğüslerinin öpülmesinden oldukça zevk alır. Ayrıca dil oyunları erkekleri çılgına çevirir. Sevgilinizin göğüs uçlarını ısırdığınızda, onun ne kadar çok heyecanlandığını göreceksiniz!
Karın… Hassas mı hassas!
Karın oldukça hassas bir bölgedir. Aynı şekilde erkeklerde de! Bu nedenle çok nazik olmaya özen göstermelisiniz. Sevgiliniz karnının okşanmasından büyük bir zevk alacaktır!
Penis…
Dikkat patlayabilir! Hiç şüphesiz erkeklerin en hassas bölgeleri penistir.
Popo…
İstediğiniz kadar tırmalamak serbest! İşte popo bölgesinde istediğiniz herşeyi yapabilirsiniz. Ayrıca erkekler sevişirken popolarının okşanmasından, hatta daha sert dokunuşlardan oldukça hoşlanır.
Eller…
Öpmekten çekinmeyin! Her nedense her zaman kadınların elleri öpülür. Ama erkekler de kadınlar kadar ellerinin öpülmesinden hoşlanır. Ayrıca parmaklarını ağzınıza alabilirsiniz. Bu onun ereksiyon olmasını sağlayacaktır!
Baldırlar…
Ateşli dokunuşlar! Kadınlar da olduğu gibi, erkekler de baldır bölgesinde hassastır. Özellikle baldırlarının iç bölgesinin öpülmesinden büyük bir zevk alırlar! Masaj yaparak da sevgilinizin ereksiyon olmasını sağlayabilirsiniz
Ayaklar…
Durmayın okşayın! Erkekler ayaklarının okşanmasından ve hatta öpülmesinden çok hoşlanır. Ancak bazı erkekler bu konuda hassas olabilir. Bu yüzden sevgilinizin yüz ifadesi yol göstericiniz olabilir!

 

KADININ ANATOMİK YAPISI Nisan 29, 2007

Kadın üreme organları (genital organlar) dışta yer alanlar ve içte yer alanlar olmak üzere ikiye ayrılır. İç genital organlar kadın iskeletinde bacakların hemen üzerinde yer alan leğen kemikleri ve bel kemiği tarafından oluşturulan kemik çatının (latince pelvis) içinde koruma altına alınmışlardır.

Üstteki resimde kadın genital organları önden bakışta şematik olarak görülmektedir.

Kemik Çatı

Kadın doğası gebe kalmaya, rahim içinde gelişmekte olan bebeği büyütmeye ve nihayet olgunlaşmış bebeği dünyaya getirmeye göre düzenlenmiştir. Bu görevleri yerine getirmek amacına yönelik olarak kadının kemik çatısı erkeğin kemik çatısına göre belirgin farklılıklar gösterir:

Yukarıdaki resimde solda alt alta yer alan iki resimde erkeğin kemik çatısı üstten ve önden bakışta, sağda alt alta yer alan iki resimde ise kadının kemik çatısı üstten ve önden bakışta görülmektedir. Dikkatlice bakıldığında erkeğin üstten bakışta kemik çatı açıklığının kalp şeklinde, kadının kemik çatı açıklığının ise yuvarlak olduğu görülebilir. Bu farklılık erkeğin leğen kemiklerinin yapısının daha çok ağır yük taşımaya yönelik, kadının leğen kemiklerinin yapısının ise bebeğin başının doğum esnasında leğen kemikleri tarafından oluşturulan doğum kanalına girmesine yönelik yapılanmasından kaynaklanmaktadır.

Yine benzer bir şekilde önden bakışta erkeğin leğen kemikleri alt açısı dar, kadının leğen kemikleri alt açısı bebeğin doğum kanalından dışarıya rahatça çıkabilmesine olanak tanımak için geniş açılı olarak yapılandırılmıştır.

Kadının kemik yapısının üzerinde yer alan kaslar ve bağlar bebeğin doğum kanalından geçerek dış dünyaya çıkma sürecinde ona mümkün olan en geniş alanı sağlamak amacına yönelik olarak gevşemeye elverişli olarak yapılandırılmışlardır. Erkeklerin leğen kemikleri daha çok yük taşımaya elverişli olacak şekilde biçimlendirildiğinden kaslar ve bağlar çok fazla gevşeme göstermezler. Kadınlarda bel ağrısının erkeklere göre daha sık görülmesinin en muhtemel nedeni budur.

Dış Genital Organlar

Kadın dış genital organları vücudu örten cilt tabakasının bir devamıdır ve kadın iç genital organlarına giriş kapısını, bebeğin doğduğu “doğum kanalından” çıkış kapısını oluştururlar. Dış genital organlara topluca vulva adı verilir.

Resim: dış genital organların karşıdan bakıldığında görüntüsü

Kadın dış genital bölgesinin genel yapısı

Vulva, kadın dış genital bölgelerine karşıdan bakıldığında üstte “çatıyı” oluşturan leğen kemiklerinin birbiriyle orta hatta birleştiği bölgenin oluşturduğu kabarıklık olan pubis tepesi, altta anüs ve yanlarda büyük (dış) dudaklar adı verilen yapılarca sınırlanan bölgedir.

Pubis tepesi cilt ve altında yağ dokusu içerir, üzeri genital kıllarla kaplıdır. Pubis tepesinin hemen altında klitoris bulunur. Dış genital organların bir tabaka altında kadının doğum yapmasında, idrar ve dışkı çıkışı gibi işlevleri istemli olarak yürütmesinde önemli yeri olan kaslar bulunur. Bu kaslara topluca pelvis tabanı kasları adı verilir.

Dış (büyük) dudaklar

Dölyolu (vajina) girişini sağlı sollu örten cilt kıvrımlarının dışta yer alanlarıdır. Dış dudaklar önde genital kılların olduğu pubis tepesinde, arkada ise anüsün hemen üstünde birleşirler. Üzerleri genital kıllarla kaplıdır ve cilt altında yağdokusu içerirler.

İç (küçük) dudaklar

Sağlı sollu dış dudakların iç yüzlerinde yer alan, klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılardır. İdrar deliği ve vajina girişinin etrafını sararlar. İç dudaklar normal şartlarda bacaklar kapalıyken görünmezken bazı kadınlarda dış dudaklardan daha geniş olduklarından dışarı taşabilirler. Kılla kaplı değildirler ve ciltaltı yağdokusu içermezler.

Vajina girişi

İç dudakların devamında yer alan ve kızlık zarına kadar devam eden 1-2 santimetrelik bir kısımdır. Kızlık zarı yırtıldıktan sonra vajinayla birleşir.

Kızlık zarı

Latince’de hymen (“himen” okunur) olarak adlandırılan bu yapı, ince olmasına karşın nispeten esnektir ve ortasında bir veya daha fazla sayıda delik içerir. Her kadında farklı yapıya sahip olmasına karşın, genellikle ilk ilişki esnasında hafif bir kanamayla yırtılır ve böylece vajina girişiyle vajinanın birleşmesini sağlar.

Kızlık zarının kadın genital organlarını enfeksiyondan koruduğu söylense de, ortasında adet kanamasının akmasını sağlayacak deliği veya delikleri olan bu yapının bakterilerin geçişini nasıl engellediği açıklanamadığından, bu işlevi tartışmalıdır.

Klitoris

Erkekteki penis başının kadındaki karşılığıdır. Klitoris hemen pubis tepesi altında yer alan bir yapıdır ve üstte ve yanlarda iç dudaklarla çevrilidir. Klitorisin hemen alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur.

Klitorisin dıştan görünen düğme şeklindeki parçasının yanında vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu vardır ve bu haliyle klitoris gerçekte Y şeklinde bir yapıdır.

Klitoris cinsel ilişki esnasında aynen erkeğin penisi gibi sertleşebilme özelliğine sahiptir. Kan damarlarından oldukça zengin bu yapı kadın orgazmında önemli görevler üstlenir.

İdrar Deliği (uretra ağzı)

Klitorisin hemen altında, iç dudakların önde birleştiği yerde bulunan ve idrarın dışarı boşaltılmasını sağlayan idrar deliği aşağıda anlatılacak olan uretra adlı yapının son kısmını oluşturur.

Perine

Perine dış dudakların arkada birleştiği yerle anüs arasında yer alan bölgedir. Ciltle kaplı olan bölge ciltaltında idrar ve dışkı işlevlerinin kontrolünü sağlayan kasları barındırır. Bu kaslar doğum eylemi esnasında mümkün olduğunca gevşeyerek bebeğin başının doğmasına izin verirler.

Doğum eyleminin son aşamasına gelindiğinde bebeğin doğumunu kolaylaştırmak amacıyla perineye yapılan kesiye epizyotomi (doğum kesisi) adı verilir. Bu kesinin amacı bebek doğarken bu bölgenin yırtılmasını ve altta bulunan perine kaslarının zarar görmesini engellemektir.

Vulvada bulunan salgı bezleri

Dış genital bölgenin kurumasını önlemek ve cinsel ilişkide gerekli kayganlaşmayı sağlamak işlevini yürüten birkaç adet salgı bezi vardır. Bunlar arasında en önemlileri idrar çıkış deliğinin yanlarında yer alan Skene bezleri ve vajina girişinin yakınında sağlı sollu yer alan Bartholin (“bartolin” okunur) bezleridir.

Makat (anüs)

Makat kalın bağırsağın son kısmıdır ve depolanan dışkının dışa atılmasını sağlar.

Bu yapının vajinaya ne kadar yakın olduğuna dikkat edin. Bu anatomik yakınlık nedeniyle kalın bağırsaktan dışkılama esnasında gelen bakteriler vajinayla yakın temasta olurlar ve enfeksiyon tehlikesi oluştururlar.

Kadınların tuvalet sonrası temizlikte dikkat etmeleri gereken çok önemli bir kural vardır:

Temizlik arkadan öne (anüsten vajinaya) doğru değil, önden arkaya doğru yapılmalıdır. Zira arkadan öne temizlik kalın bağırsak bakterilerinin vajinaya ve buradan da uretra ağzına bulaşmasına ve bu bölgelerde sık sık enfeksiyonlar yaşanmasına neden olabilir.

Kızınıza tuvalet eğitimi verirken de bu kuralı öğretmeyi ihmal etmeyin.

İç genital organlar

İç genital organlar penisi içine kabul eden vajinayla başlar, rahim içine giriş kapısı olan ve aynı zamanda sperm için bir depo görevi üstlenen rahimağzıyla , bebeğin büyüyerek geliştiği ve gebe olunmayan dönemlerde adet kanamasının oluştuğu rahim ile devam eder, buradan sağlı sollu rahimin her iki yanında boynuz gibi yer alan Fallop tüplerine uzanır ve her bir Fallop tüpü, uçlarında bulunan saçaklarıyla yumurtalıklarla yakın temas eder.

Vajina

Vajina, vajina girişiyle başlayan ve uç kısmında rahimağzının yer aldığı boru şeklinde ve yaklaşık 10 santimetre uzunluğunda bir yapıdır. Vajina girişinde bulunan salgı bezleri ilişki esnasında vajina girişi ve vajinanın kayganlaşmasını sağlar.

Normalde ön-arka duvarları birbiri üzerine katlanmış olarak duran bu yapı, doğum eyleminde doğum kanalının yumuşak kısmının yapısında yer alır ve bebeğin başının geçmesine müsaade edecek kadar esner.

Uretra

İdrarın depolandığı mesanenin devamında yer alan bu boru şeklindeki yapı idrar boşaltım sisteminin son basamağını teşkil eder.

Uretra kadında erkekten çok daha kısadır. Bu kısalık ve genital sistemin vajina ve anüse yakınlığı, kadınlarda idrar yolu enfeksiyonlarının daha sık yaşanmasına neden olur. Yine ilk cinsel deneyimlerini yaşayan kadınlarda ilişkinin verdiği “tahriş”, ilişki sonrasında sık idrara çıkma, idrarı zor yapma, idrarı boşaltamamış olma hissinin yaşanmasına neden olabilir.

Rahimağzı

Rahimağzı spermler için rahim içine giriş ve doğumda bebek için rahimden çıkış kapısıdır. Vajinanın devamında yer alır. Rahimağzı kanalında yer alan salgı bezleri gebeliğe elverişli günlerde spermlerin geçişini kolaylaştıran, gebeliğe elverişli olmayan günlerde bu geçişi zorlaştıran salgılar üretir. Rahimağzı salgıları ayrıca vajinadan rahim içine bakterilerin girişini engeller.

Normal şartlarda sert bir koni biçiminde ve birkaç milimetre açıklığında olan bu yapı doğum eylemi esnasında yumuşar, incelir (bu incelmeye “silinme” denir) ve yaklaşık 10 santimetre açılarak bebeğin çıkmasına izin verir.

Rahim

Rahim (uterus), ucunda rahimağzı bulunan, yanlarda da boynuz şeklinde Fallop tüpleri yer alan, kasılma yeteneği güçlü kaslardan oluşan armut şeklinde bir yapıdır. Rahim içindeki boşlukta rahim iç tabakası (endometrium) yer alır.

Rahim gebe olunmayan dönemde mandalina büyüklüğünde sert bir yapıdır ve ağırlığı yaklaşık 60 gramdır. Gebelikte rahim yaklaşık 3 kilogramlık bir bebeği içinde taşıyacak şekilde büyür ve doğum eylemi başladığında güçlü kaslarının kasılmasıyla, rahimağzının da gevşeyerek açılmasıyla bebeğin doğması sağlanır.

Rahimin bilinen tek işlevi doğmamış bebeğin gelişmesini sağlayacak ortamı oluşturmak, bebeği dıştan gelebilecek darbelerden korumak (bu işlevi amniyos sıvısıyla elele yürütür) ve doğum eyleminde kasılarak bebeği dış dünyaya çıkarmak için anne adayının ıkınmalarıyla birlikte gerekli itici gücü oluşturmaktır. Menopoza giren bir kadında rahimin görevi de tamamlanmıştır ve boyutları giderek ufalır.

Rahim boşluğu ve rahim iç tabakası (endometrium)

Rahimin içinde yer alan boşluk rahim iç tabakasıyla kaplanmış durumdadır. Döllenmiş yumurta hücresi Fallop tüplerinden geçerek endometriuma ulaştığında burada en “verimli” bulduğu bölgeye yerleşir ve çoğalmaya ve gelişmeye başlar.

Rahim iç tabakası her adet döngüsünde yenilenir ve gebelik oluştuğunda embriyo rahim boşluğunda gelişimini sürdürür. Gebelik gerçekleşmediğinde bu tabaka yeniden oluşturulmak üzere rahimağzı yoluyla vajinaya, buradan da dış ortama atılır. Kanamayla beraber olan bu sürece adet kanaması adı verilir.

Hücresel farklılıklar

Rahim iç tabakası, rahimağzı kanalı ve vajina yakın komşulukta olmalarına rağmen mikroskopik özellikleri belirgin olarak birbirinden farklı yapılardır.

Rahim iç tabakası ve rahimağzı kanalı hücreleri daha çok salgı yapıcı özellikler taşırlarken, vajina hücreleri daha çok sağlamlık ve travmalara dayanıklılık açısından gelişmiş ve çok katlı yapıya sahip hücrele

 

CİNSEL İLİŞKİ POZİSYONLARI Mart 28, 2007

Erkek Üstte

Herkes bu klasik pozisyonda başlar; erkek üstte, kadın altta, yüz yüze. Günümüzde basında bu pozisyon, olumsuz eleştirilere maruz kalmaktadır. Belki eski moda olduğundan, belki de ataerkil olduğundan dolayı. Esasında bu pozisyon, o kadar da kötü değildir. Kuvvet almak, sevgilinizle yakın temasda olmak ve hamile kalmak isteyenler için, bu pozisyon idealdir. Kadın iki bacağını yana doğru açabilir veya bacaklarını ğöğsüne doğru çekebilir. Bu her iki pozisyonda erkek kadının en hassas dış cinsel organına elle manipülasyon için erişemez, ama ilk pozisyonda ğöğüslerine erişebilir.
Bu pozisyonda bir kaç varyasyon sözkonusudur. İlki; kadın iskemlede veya alçak bir yatağın ucunda oturur, erkek dizlerinin üzerinde penisiyle vajinaya girebilir. Seks terapistleri her ne kadar bu pozisyonun klasik poziyondan daha da zevk verici olduğunu iddia etseler de, coğu insan bu pozisyonun yakın temas konusunda eksik kaldığını düşünmektedir.

İkincisi; kadın karnının üstüne yatar ve erkek arkadan vajinaya girer. Çoğu kadın için bu pozisyon, G-noktasını uyarır ama penisin rahim boynuna çarpması da acı verebilir. Yüz yüze olamama dezavantajı olsa bile çoğu çiftin favori pozisyonu arasındadır.

Kadın Üstte

Bu pozisyon çok tavsiye edilir, çünkü seksin hızı kadının kontrolü altındadır. Bu pozisyonda bir kaç varyasyon vardır. Kadın her iki diziyle erkeğin kalçasını sarar. Penisi içine aldıktan sonra ya dizlerinin üstünde sekse devam eder ya da bacaklarını uzatarak. Ayrıca erkeğin üstünde dim dik oturarak da ilişkiye devam edebilir. Bu pozisyon erkek için de oldukça uyarıcıdır ve kadının göğüslerini okşama fırsatı verir.Bazen bu pozisyonda kadın erkeğe sırtını dönerek erkeğin üstünde olur. Bu pozisyon, her iki taraf için farklı duygular yaratsa da, yüz yüze olmamanın verdiği dezavantaj burada da geçerlidir.

Bazen bu pozisyonda kadın erkeğe sırtını dönerek erkeğin üstünde olur. Bu pozisyon, her iki taraf için farklı duygular yaratsa da, yüz yüze olmamanın verdiği dezavantaj burada da geçerlidir.

Otururken

Bu pozisyon, ancak yavaş seks için uygundur. Erkek ya iskemlede oturur veya yerde bağdaş kurarak. Kadın erkeğin üstüne oturur. Yüz yüze veya sırt yüze bakarak da olabilir. Bu pozisyon birbirinizi okşamak, birbirinize sarılmak ve yakın ten teması için idealdir.

Ayaktayken

İlk etapta çabucak seks yapmayı anımsatır. Bu pozisyonda başarılı olabilmek zordur. Penisin vajinaya girebilmesi güç olabilir. Kadınlar genelde erkeklerden daha kısa boylu oldukları için, kadının ya merdiven basamağında ya da duvardan destek alması ile bu pozisyonda başarı elde edilebilinir.

Bu pozisyonun başka bir varyasyonu da kadın yüzünü ya duvara veya tutunabileceği herhangi bir şeye verir, erkek de vajinaya arkadan girer. Bu pozisyon, yüz yüze olan pozisyondan çok daha kolaydır.

Yan Yana

Bu pozisyonların hepsi erkek üstte pozisyonu gibidir; tek fark partnerler yan yanadır. Buradaki tek zorluk, yüz yüze durumunda partnerlerden bir tanesi, bacağını partnerin üstüne atması gerekiyor. Bu da zaman zaman krampla sonuçlanabiliyor. Kadın erkeğe sırtını verdiği durumda, yavaş ve rahatlatıcı ilişki elde etmek mümkündür. Hatta bu pozisyonda uyumak bile mümkündür.

Arkadan

Burada kadın dizinin üstünde durup erkek arkadan penisiyle vajinaya girer. Bazı insanlar bu pozisyondan nefret eder. Nedeni ise; hem duygusallıktan yoksun, hem de “erkek egemenliğini” vurgulayan bir pozisyon olması.

Bazılarının bu pozisyondan hoşlanması ise özgürlüğün olması ve gücün kullanabilinmesinden kaynaklanır.


 

Kadınların sırları Şubat 14, 2007

Kategori: kadın, kadınların sırları, seks, sır, tahrik, yatak, ön sevişme — aliilaslan @ 8:46 pm

Kadinlarin seks için önce kalbini ve beynini kazanmak ardindan takdir, ilgi, sevgi ve sefkati üzerlerinden eksik etmemek gerekiyor

PSIKOLOG Barbara De Angelis’e göre erkekler stresle bas etmek ve gerilimden kurtulmak için seks yapiyorlar. Kadinlarinsa seks yapmalari için gerilimden ve stresten uzaklasmalari sart. Durum böyle olunca kadinlarin cinsel hayatta istedikleri aslinda normal hayatlarinda sakli.

DE ANGELIS , kadinlarin cinsel hayatlariyla ilgili bilinmesi gerekenleri 4 maddede topluyor ve kadinin seksüel sirlarini ortaya çikariyor:

1- Kadinlar önce beyin ve kalplerinden uyarilirlar.

2- Kadinlarin seks arzusu duymalari için, kendilerini rahatlamis ve tüm problemlerden arinmis hissetmeleri gerekir. Bu çok önemlidir.

3- Kadinlar tahrik edilmekten çok hoslanirlar.

4- Kadinlar seks konusunda aceleye getirilmekten nefret ederler.

Erkeklere öneriler

Psikolog De Angelis, iyi bir seks hayati için erkeklerin atmasi gereken üç küçük adimi da söyle özetliyor:

SEVGI VE SEFKAT: Onun kalbini takdir, ilgi ve sefkatle doldurun yeter. Önce sevdiginiz kadini, sevginize muhtaç kilin. O zaman, sizinle seks yapmaya muhtaç kaldigini göreceksiniz.

YATAK DISI ILISKI: Sevismek için yataga girmeyi beklemeyin. Unutmayin, bir kadinin yataktaki arzusunun miktarini belirleyen onunla yatak disindaki iliskinizde olup biten her seydir.

ÖN SEVISME: Usta bir duygusal ön sevismeci olun. Onu rahatlatmak için ne yapabileceginizi sorun. Onu neyin seksi ve feminen hissettirdigini bulun. Mum mu, iç çamasiri mi, içi köpüklü bir banyo mu, masaj yaglari mi?

 

Cinsellik ve Orgazm Şubat 10, 2007

Kategori: cinsellik, kadın, orgazm, sahte orgazm, vajina, ön sevişme — aliilaslan @ 5:20 pm

Kadınlarda orgazm olamama

Kadınlarda sık rastlanan bir durum ve sebepleri. Peki çözüm var mı?

Bu konuda yapılan kısıtlı sayıda çalışma, direkt klitoral uyarı olmadan orgazm olabilen kadınların oranının ancak %30 olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kadınlarda orgazm olamama durumunu öncelikle “hiç orgazm olamama” ve “cinsel ilişkide orgazm olamama” şeklinde ayırmak gerekir.

Orgazm olamayan bir kadın, ilişki esnasında kendini orgazm takliti yapmak zorunda hissedebilir. Bunu yapmasının nedeni eşine onun “yetersiz” olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin “yetersiz olduğunu” kanısını uyandırmayı engellemektir. Bu tür bir uygulama, problemin daha da karmaşık hale gelmesine neden olur, zira orgazm olamayan bir kadın için eşinin yapacağı etkili bazı değişiklikler söz konusuyken, böyle bir durumda bunlar gündeme gelmez ve erkek “herşeyin normal gittiğini” düşünmeye devam ederek bir değişiklik yapma gereği duymaz.

Kadının orgazm olabilmesi için ilişkide ne tür değişiklikler yapılabilir?

Öncelikle şunun vurgulanması gerekir. İlişkide aynı anda orgazm olunması diye bir gereklilik yoktur. Esas olan
fizyolojik ve anatomik gerçekler nedeniyle kadının ya eşiyle beraber ya da eşinden önce orgazm olmasıdır. Erkek orgazm olduğu andan itibaren refrakter periyod adı verdiğimiz döneme girer. Bu dönemde ereksiyon etkinliğini kaybetmeye başlar ve erkeğin yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır olması belli bir süre gerektirir. Bu süre erkekten erkeğe değişmekle beraber birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. Arka arkaya bulunulan ilişki sayısı arttıkça refrakter periyodun süresi de uzar. Bu erkeklerin bir gerçeğidir. Kadınlarda ise bu refrakter periyod ya çok kısadır ya da yoktur. Kadınlar arka arkaya defalarca orgazm olabilirler ve hatta aynı ilişki içerisinde bile çok sayıda orgazm yaşayabilir.

Buradan çıkan sonuç, erkeğin kadının orgazm olabilmesi için gerekli koşulları sağlamak için çaba göstermesi gerektiğidir.

Kadının orgazmı yaşayabilmesi için çiftlere düşen görevler:

-Erkeğin kendisinin orgazma ulaşmak için geçen süreyi mümkün olduğunca uzatması: Erkekler çok kısa sürelerde orgazm olabilirlerken kadınlar için orgazm olabilme süresi çok daha uzundur. Bu süre bir yandan kadının ilişkiye ruhsal ve fiziksel olarak ne kadar hazır olduğuyla, öte yandan ilişkide kadının duyarlı bölgelerinin ne kadar uyarıldığıyla ilgilidir.

-Çoğu kadında orgazm için direkt klitoris uyarısı gerekir. Her kadının anatomik yapısı farklı olduğundan çiftlerin, kadının klitoral olarak en iyi uyarılabildiği ilişki pozisyonunu seçmeleri gerekir. Klitorisin en iyi uyarıldığı ve çiftin yüzyüze bakması nedeniyle emosyonel özellikleri en güçlü pozisyon erkeğin üstte olduğu, en az uyarıldığı ve yüzyüze bakılmaması nedeniyle duygusal temasın en az olduğu pozisyon ise kadının arkasını döndüğü ve erkeğin arkada olduğu pozisyondur. Ancak bu her kadın için geçerli olmayabilir. Bu yüzden kadın eşine en çok hangi pozisyonda uyarıldığını hissettirmeli ya da direkt söylemelidir.

-”Önsevişme döneminin” uzun tutulması: Kadınlar için “önsevişme dönemi” çok önemlidir. Kadınların ilişkiye hazır olmaları erkeklerdeki kadar kolay değildir. Yeterince hazır olunmadan ilişkiye başlandığında genital bölgenin gevşemesi ve kayganlaşması yetersiz olduğundan ilişki kadın için tatsız bir deneyime dönüşebilmekte ve doğal olarak böyle bir ilişkide orgazm söz konusu bile olmamaktadır. Kadın hazır olduğu mesajını eşine verebilmeli, erkek de bu mesajı alabilmelidir.

Burada unutulmaması gereken diğer bir önemli nokta ise önsevişme döneminin gereğinden fazla uzun tutulmasının da hem erkeğin hem de kadının orgazm olma süresini ve orgazm şiddetini olumsuz etkilediğidir.

-Erojen bölgeler adı verilen bölgelerin kadın orgazmına katkısı ihmal edilmemelidir: Erojen bölgeler adını verdiğimiz bölgeler kadından kadına değişmekle beraber sıklıkla memeuçları, kulak arkaları, bacakların iç yüzleri kadının en erojen bölgeleridir. Kadın, eşine önsevişme dönemi boyunca ve tüm ilişki boyunca erojen bölgelerinin dokunulmasından hoşlandığı mesajını verebilmeli, erkek de bu konuda duyarlı olmalıdır. Erojen bölgelerin uyarılmasının kadının ilişkiye daha hazır olmasının sağlanması yanında orgazm olmasını kolaylaştırıcı özellikleri olduğu unutulmamalıdır.

-Bir kadın her ilişkide vajinal yoldan orgazm olamayabilir. Bazı kadınlar vajinal yoldan hiç orgazm olamazken, bazıları bazı ilişkilerde olurlar, diğerlerinde olamazlar. Vajinal orgazm öğrenilmesi gereken bir orgazm türüdür ve bir kadının defalarca ilişkide bulunmadan vajinal yoldan orgazm olabilmesi beklenmemelidir. Vajinal orgazm olunamadığında ilişkinin herhangi bir zamanında kadının direkt klitoris uyarısıyla orgazm olmasına imkan tanınabilir. Bu o kadar da anormal bir durum değildir.

-”Penis boyu nevrozu (takıntısı)” terkedilmelidir. Vajinanın üst 2/3′lük bölümü embriyolojik gelişim açısından alt 1/3′lük bölümünden çok daha farklı bir bölgeden gelişmektedir. Bu nedenle bu iki bölgenin fizyolojik ve anatomik özellikleri birbirinden oldukça farklıdır. En bariz farklılık sinir liflerinin dağılımındadır. Alt 1/3′lük kısım zengin bir sinir ağına sahipken, üst 2/3′lük kısımda sinir lifleri nispeten daha azdır. Bu nedenle alt 1/3′lük kısım dokunma, ağrı gibi duyaranlara çok daha hassastır. Her zaman belirttiğim gibi penis uzunluğunun kadının “tatmin olmasıyla” hiçbir ilişkisi olamayacağının da göstergelerinden biridir bu. Penis zengin sinir lifleri içeriği nedeniyle en çok vajinanın alt 1/3′lük kımını uyarmaktadır.

Bazı okuyucular “erkeklerin de erojen bölgeleri yok mu, erkekler bu kadar mekanik varlıklar mı,” gibi bir düşünceye kapılabilirler. Ancak konumuz ilişkiden alınan zevkin nitelikleri değil, kadının orgazm olamaması olduğundan bu konuya odaklandırıyorum ve bu nedenle de kadının yapısal özelliklerinin orgazm olmasına etkilerini erkeklerle arasındaki farkı vurgulayarak açıklamaya çalıştım.

Yukarıdaki önlemlerle orgazm olamama problemi giderilemediğinde yapılması gereken bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurmak ve genel bir jinekolojik muayeneden geçmektir. Her ne kadar kadında orgazm olamama nadiren jinekolojik bir nedene bağlı olsa da, kural olarak ilk başvuru jinekolog olmalıdır.

SAHTE ORGAZM

İtalyan seks uzmanı Maurizio Bossi, kadınların yüzde 40\’ının \”sık sık\” ya da \”her zaman\” orgazm numarası yaparak eşini kandırdığını ortaya çıkardı ve sahte orgazmın nasıl tespit edileceğini açıkladı.

Araştırmasında, seks sırasındaki 5 bin kadını inceleyen Bossi, \”gerçek\” orgazmı sahtesinden ayırt etmenin mümkün olduğunu söyledi. Bossi, gerçek orgazmda görülen ve hiçbir kadın tarafından taklit edilemeyen bu uyarı sinyallerini şöyle sıraladı:

* Seks esnasında kadın, yüzü, göbeği, göğüs ve ayakları erkek tarafından görülebilecek şekilde yatış pozisyonu almalı.

* Orgazmdan kısa bir süre önce burnu hafiften sulanmaya başlar.

* Sonra göğüs uçları sertleşmeye başlar.

* Orgazmdan hemen önce, boğazı kuruduğu için yutkunma gereksinimi duyar.

* Göğüsleri arasındaki deri hafif kızarır.

* Nihayetinde de göz bebekleri büyür.

* En önemlisi, orgazm esnasında, kadının ayakları da oynar. Özellikle başparmağı dik duruma geçer…

ZİNCİRLEME ORGAZM

\”Bir kere yetmez\” diyenlerin sayısı giderek artıyor. Elbette ki, bunu sağlamanın bazı yolları var; ilk şartı da uyum. Kimi kadına göre, en mükemmel orgazm ilkidir. Bir başkası, asıl yoğun hazzı sonrakilerde bulabilir. Kimisi de, zincirleme orgazmın her halkasının birbirinden farklı olduğunu söyler.

Zircirleme orgazm bir hayli karmaşık bir konudur. Çünkü erkek ve kadın arasında ciddi fizyolojik farklılıklar bulunur. Erkek genelde çabuk uyarılmakta ve orgazm olduktan sonra da en azından bir süre için cinsel ilgisini yitirmektedir. Oysa kadın, daha yavaş uyarılmasına ve orgazma daha uzun bir süreçten geçerek ulaşmasına karşın, birbiri ardına birkaç kez orgazm olabilme potansiyeline sahiptir.

Bilimsel kanıtlar

Bu olgunun mekanizması henüz tam olarak açıklanmasa da, hiç olmazsa varlığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Çünkü kadınlarda orgazm sırasında gerçekleşen fizyolojik değişiklikleri kaydeden laboratuar cihazları, bazı kadınların belirli durumlarda bu değişimleri kısa aralıklarla tekrar tekrar gösterebildiğini belgelemektedir.

Herkeste aynı yetenek var ama…

Yani kadınlar zincirleme orgazm olgusu biyolojik bir gerçektir. Hatta kimi uzmanlar aslında bütün kadınların zincirleme orngazm yeteneğine sahip olduğunu, fakat cinselliğe olumsuz bakan kültürümüzün verdiği tutuklukla çoğu kadının bu şans hiç kullanmadığını iddia etmektedir. Bu iddianın geçerliliği tartışılabilir. Ama, bazı kadınların masturbasyon veya cinsel ilişki sırasında tekrar tekrar doruğa ulaşabildiği artık kesinleşmiştir.

Farklı görüşler

Bu orgazmların yoğunluğuysa, kadın kadına değişiklik gösterir. Kimi kadınlar ardı ardına kaç kez orgazm olurlarsa olsunlar, her zaman ilişkinin en iyisi olduğu görüşündedir. Kimilerindeyse tam tersine ilk orgazm bir hayli sönük geçmekte ve asıl yoğun hazzı daha sonrakiler sağlamaktadır. Öte yandan kadınların bir kısmı da zincirleme orgazmın her halkasının çok farklı olduğu, klitoral orgazm, G-noktası orgazmı ve penisin vajina içindeki hareketlerinden doğan orgazm arasında bir karşılaştırma yapmanın tamamen anlamsız olacağı kanısındadır.

En çok masturbasyonlar

Seks araştırma laboratuarlarında sürdürülen deneyler genellikle en uzun zincirleme orgazmların masturbasyon sırasında gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Hatta, vibratörle mastürbasyon yapan kimi kadınlar, kısa bir süre içinde 10-15 kez doruğa ulaşabilmektedir. Genelde bu orgazmlar bir iki dakikalık aralarla gerçekleşir. Fakat az sayıda kadın, bir orgazmdan diğerine hemen hiç ara vermeksizin geçebilmektedir. Çok küçük bir azınlıktaysa; zincirleme orgazm hiç kesintisiz orgazm dalgaları halinde yükselip ancak kadının bitkin düşmesiyle sona ermektedir.

Uç uca eklemek…

Zincirleme orgazm konusunda yaygın uygulamalardan biri, masturbasyonla cinsel ilişkiyi uç uca eklemektir. Yani, önce kadın kendi kendine ya da sevgilisinin yardımıyla mastürbasyon yaparak birkaç kez doruğa ulaşır, sonra da cinsel ilişki partneriyle birlikte bir kez daha boşalır.

Çabaların karşlığı

Zincirleme orgazm için bu kadar çaba harcamaya değer mi? Bu konuda kararı sadece kadın verebilir elbette. Fakat kimi erkekler sevgililerine daha çok haz verebilmenin her türlü çabaya değeceği görüşünde. Gene de, bir kısım erkekle tıpkı kendileri gibi tek bir kez ama yoğun bir şekilde boşalan bir kadınla sevişmeyi tercih etmekte ve zincirleme orgazmı sevişmeyi bir gösteri haline getiren bir tür başarı testi gibi algılanmaktadır. Öte yandan bazı erkekler de kadının zincirleme boşalmasını kendi erkeklik güçlerinin bir kanıtı gibi görüp gurur duyma eğilimindendir. Tabii, bu pek haklı bir gurur sayılmaz, çünkü böyle bir kadın büyük ihtimalle mastürbasyonla da zincirleme orgazma ulaşabilecektir. Yani erkeğin \”sihirli anahtarı\”na pek de muhtaç değildir. Gene de, çoğu erkek cinselliği başarı göstergesi olarak gördüğü müddetçe, zincirleme boşalabilen kadınların rağbette olacağını tahmin edebiliriz.

Doğu teknikleri

Aslında zincirleme orgazm yalnızca kadınlara mahsus bir şey değildir. Erkekler de üst üstte orgazma ulaşabilir. Erkeğin boşalmasıyla orgazmın aynı şey olmadığı çok eskiden beri bilenen bir şeydir. Nitekim, genç erkeklere boşalmadan doruğa ulaşma yöntemlerini anlatan eski tantra metinleri bile vardır. Bu yöntemlerle erkeğin bir gün içinde birkaç kez, hem de isterse üst üstte orgazma ulaşması ve hiç boşalmaması ya da boşalmayı en son birleşmeye kadar geciktirmesi mümkündür. Fakat böyle bir disiplinle yetiştirilemeyen ve \”kuru\” orgazmın varlığından bile bi haber olan Batılı erkekler için bu tür tecrübeler pek söz konusu olamaz.

Erkeğin gücü, 25 yaşına kadar dorukta…

Gene de, pek çok erkek aşağı yukarı 25 yaşına kadar ardı ardına birkaç kez bildiğimiz anlamda orgazm olma potansiyeline sahiptir. Fakat erkek yaşlandıkça, her orgazmın arkasından \”kendisini toparlaması\” için gereken süre de uzar. Yani orta yaşlarda bir erkeğin kısa aralıklarla tekrar tekrar boşalması pek mümkün değildir. Kısacası, zincirleme orgazm hemen hemen yalnızca genç erkeklerin işidir. Fakat uygun bir ortamda ve yeterli uyarılma düzeyiyle, orta yaşlı bir erkek de pekala fazla orgazm yaşayabilir.

Bir kere yeter

Bizim kültürümüzde erkekler kendileri için zincirleme orgazmı öğrenmeye pek ihtiyaç duymazlar. Özellikle de boşalmayı içermeyen\”kuru\” orgazm onların gözünde hiç bir anlam ifade etmez. Çünkü çoğu erkek için cinsel birleşme \”duhül ve boşalma\”dan ibarettir ve bu kadarı onları tatmin etmeye, \”erkekliklerini kanıtlamaya\” yeter. Öte yandan, partnerlerinin zincirleme boşalmasını sağlamak, kendi cinsel güçlerini bir kat daha vurguluması açısından cazip gelebilir.

Önemli olan kontrol

Genellikle cinsel gücün gençlerin tekelinde olduğu düşünülür. Oysa orta yaşlı hatta daha ileri yaşlardaki erkeklerin de tekniklerini geliştirerek partnerlerine daha çok haz vermeleri mümkündür. Gerçekten de, öyle çiftler vardır ki, ilk zamanlarda erkeğin çabuk boşalması veya özel çaba harcamaya gerek görmemesi yüzünden tek orgazmla yetinmek zorunda kalan kadın, yıllar geçip erkek boşalmasını kontrol etmeyi öğrenince zincirleme orgazma ulaşmaya başlar. Kadının kırk yılda bir zincirleme orgazma ulaştığı, erkeğinse kendisi için de böyle bir ihtimal bulunduğunu aklına bile getirmediği çiftlere bu konu bir hayli gereksiz görünebilir. Gene de, biraz çabayla zincirleme orgazmı öğrenebileceğinizi unutmayırn. Böyle bir deneyim size cazip geliyor, hatta yalnızca merak ediyor bile olsanız, orgazm yoğunlaştırma yöntemleri size çok şey kazandıracaktır.

 

KADIN CİNSEL ORGANLARI Şubat 10, 2007

Kategori: am, amcık, cinsel organ, dudaklar, kadın, klitoris, rahim, vajen, vajina, yumurtalıklar — aliilaslan @ 5:18 pm

A- DIŞ CİNSEL ORGANLAR

Dgenital.jpg (15863 bytes)a- PERİNE denilen makat ile vajen arasında kalan kısım

b- küçük dudakların iç kısmı,burada ilişkide kayganlık sağlayacak sıvıyı hazırlayan bezlerin ağzı bulunmaktadır

c- İdrar deliğini çevreleyen doku

d- Vajina girişini oluşturan küçük dudaklar arasındaki boşluk

e- Büyük dudaklar

f- Klitorisin üstünü örten doku g- KLİTORİS (Bızır)

h- Klitoristen gelen ve küçük dudakların kenarınıoluşturan doku

i- Küçük dudaklar j- İdrar deliği k- vajen (döl yolu)

l- KIZLIK ZARI (Hymen) m- makat

(Kaiser)

Büyük dudaklar, sağlı ve sollu altları yağ dokusu ile dolu uzunlamasına iki deri çıkıntısıdır. Genç kızlarda ve doğum yapmamış kadınlarda iç yüzleri birbirine değmekte ve klitorisi, küçük dudakları ve vajen girişini örtmektedirler. Dış yüzeyleri kıllıdır. İç yüzeyleri kılsız, yağ ve ter bezlerinden zengin bir yapıya sahiptir.

Küçük dudaklar, büyük dudakların arasında iki ince deri kıvrımı halinde uzanırlar. Öne doğru ikiye ayrılır, orta çizgide birleşerek üstte klitorisi bir kılıf gibi örterler. İç yüzlerinde; vajen girişindeki ıslaklığı sağlayan, Bartholini denilen bezlerdeki salgının akış noktası bulunmaktadır. Bu bezlerin ağzı çok kolay mikrop kapabilmekte ve abse oluşturabilmektedir.

Klitoris, küçük dudakların oluşturduğu kukuleta içerisinde ufak, erektil (cinsel uyarı ile şişip içi kan dolan) bir organdır. Yapısı sünger gibi olup, cinsel uyarıda içi kanla dolarak şişer ve daha hassas bir hale gelir.

Hymen (kızlık zarı), adet görünceye kadar vajeni ve iç cinsel organları dışarıdan gelebilecek mikrop ve diğer etkenlerden korumak için vardır. Vajen girişinden 1-2 cm. içeridedir. Genelde ilk ilişkiden sonra yırtılır. Yapısı, mukoza dediğimiz ağız içi yapısında benzemektedir. Yapısı, kadından kadına değişebilmektedir. Nadiren, bazı hanımlarımızda doğuştan olmayabilir. Bazı tipleri ise ilk ilişkide yırtılamayacak bir yapıya sahiptir. Bunlar ancak doğumda yırtılır. Halk arasında buna esnek kızlık zarı denilir. Yırtılmış bir kızlık zarı hiç bir zaman iyileşmez,ama tamiri (dikilmesi ) yani tekrar ilkişkide kanayacak hale getirilmesi mümkündür.

Kadındaki ve erkekteki organlar aynı kaynaktan köken alırlar. Mesela klitoris ve penis başı, küçük dudaklarla penis üstünü örten doku büyük dudaklarla testis torbasının üstündeki deri birbirlerinin karşılığıdır.

B-İÇ CİNSEL ORGANLAR

Uterus.jpg (139033 bytes)A- Vajen (Döl Yolu)

B- Vajenin içini saran adele tabakası

C-Rahim Ağzı (serviks)

D- Rahim (Uterus)

E- Endometrium (adet kanamasında yenilenerek atılan doku-işte burası dökülüyor ve adet kanı dediğimiz şeyi oluşturuyor )

F- Tüpün ağzındaki saçak doku

G-Tüp

H-Yumurtalık (ovaryum) I- Yumurta

Vajen (Döl Yolu) ; İlişkide penisin(erkeklik organı) girdiği yerdir.Adeleden oluşan bir yapısı vardır.Adele tabakası dairesel bir şekilde(şekilde B) vajeni sarar.Uzunluğu yaklaşık 7-8 santimetredir.Bir erkeklik organının boyunun (11-18 cm arası normali)bu boydan uzun olduğunu düşünürsek hemen aklımıza penisin geri kalanı nereye giriyor sorusu gelebilir.Vajen çok esnek bir yapıya sahiptir genişleyebildiği gibi boyunada uzayabilme kabiliyetine sahiptir,ayrıca rahim ağzının arkasında kalan kısımda ilişki sırasında kullanılır.Vajina normalde hafif ıslak bir dokudur.Cinsel uyarı sırasında vajina duvarlarından kayganlaştırıcı sıvılar salgılanır,böylece penisin vajene girişi kolaylaşır.Gene cinsel uyaryla beraber vajina duvarları kanla dolup şişer ve sanki çocukların kollarına takılan şişme can simidi gibi penisi sarmaya hazırlanır.Çok kilolu bebek doğumlarından veya fazla doğum sayısından sonra vajendeki adeleler gevşeyebilir ve vajen bollaşabilir,böyle oluncada eşler arasında cinsel problemler çıkabilir,ama basit ve ufak bir opersayonla bu düzeltilebilir.

Rahim ağzı (serviks) ; Çok hassas bir yapıya sahip olup,kısa sürede yara oluşabilir,bir çok bayanın hayatı boyunca iki-üç kez karşılaştığı rahim ağzı yarası burada oluşmaktadır.Hissiz bir dokuya sahip olduğu için bu yara yakma -dondurma işlemi sırasında acı hissedilmez.kadın vücudundaki kanserleşmeye en müsait yerlerden biri olduğundan her kadın altı ayda bir Pap Smear testi denilen tanı amaçlı testi yaptırmalıdır.

Rahim (Uterus) ; Armut biçimli,önden arkaya yası,kalın duvarlı,içi boş bir organdır.Yaklaşık 50 gr ağırlığında ve bir bayan yumruğu büyüklüğünde veya daha ufaktır.Gebelik bu organın içinde yerleşir ve burada büyür.

Endometrium ; Döllenmiş yumurtanın gelip yapıştığı ve beslenmesini sağlamada aracı olan dokudur.Eğer gebelik oluşmassa her ay dışarı atılarak yerine yenisi yapılırki biz bunun dışarı atılmasına adet kanaması – mensturasyon diyoruz.üstteki tabaka atılırken alttan yeni tabaka oluşmaya başlamıştır bile.Ve adet dönemi dediğimiz dönemin sonuna doğru gebelik yoksa yapısı bozulur ,çalamaya başlar ve rahimin kasılma hareketi ile ( bu hareket adet sancısı dediğimiz ağrıyı oluşturur ) dökülür.Kadının üretken çağı boyunca her ay bu hareket tekrarlanır.

Tüpler ; Erkeğin boşalması ile vajene atılan sperm rahim ağzından içeri girer ve bu tüpler vasıtası ile yumurtaya ulaşır.Ve yumurtayı dölledikten sonra döllenmiş yumurtada bu tüpler vasıtası ile rahim içine taşınarak oraya yerleşir.Çok ince ve hassas bir yapısı vardır,uzun süren iltabi olaylar bu tüplerde tıkanma meydana getirerek gebe kalmaya mani olabilir.10-20 santimetre boyundadırlar,rahmin sağında ve solunda iki adet bulunurlar,içlerine titreyici tüycükler bulunur ve bunların hareketi ile döllenmiş yumurta taşınır.Uçlarında şaçaklı dokuları döllenmiş yumurtanın tüpten içeri alınması içindir.Tüp bağlanması denilen doğum kontrol yöntemide bu hatta bir yerin kesilip bağlanması ile gerçekleştirilir ,böylece sperm yumurtaya ulaşamaz.

Yumurtalıklar ; rahmin her iki yanında yer alan iki adet ceviz büyüklüğünde bir organdır.İki görevi vardır:birincisi spermin döllemesi için gerekli olan yumurtayı üretir.İkinci görevi ise kadınlık hormonlarını üretmektir.

 

Cinsel Roller Şubat 2, 2007

Kategori: cinsellik, erkek, içgüdü, kadın, seks — aliilaslan @ 8:22 pm

Cinsellik bir içgüdüdür, biyolojik bir dürtüdür; ama bu dürtü belirli toplumsal roller çerçevesi içinde etkinlik gösterir. Cinsiyetin biyolojik yanını tanımlamak için “kadın” ve “erkek” sözcükleri kullanılır. Penis, erbezi, kıllı vücut gibi bazı biyolojik özelliklere sahip olan bireylere “erkek”, dölyolu, şişkin göğüs gibi biyolojik özelliklere sahip olanlara da “kadın” denir. Buna karşılık cinsel rolleri tanımlamak için “kadınca” ve “erkekçe” sözcüklerine başvurulur. Bu terimler, belirli davranış ve düşünüş biçimlerinin kadınlara, başka bazı davranış türlerinin de erkeklere özgü olduğunu anlatır. Kadın veya erkek, kendi cinsiyetine yüklenen ya da yakıştırılan davranış biçimlerinin dışına çıktıkları zaman da, kadına “erkeksi” erkeğe de “kadınsı” sıfatları uygun görülür.
Cinsel rollerin en eskisi ve çok geniş toplum kesimlerinde hala geçerliliğini koruyanı, “zayıf ve korunmaya muhtaç kadın” ile “güçlü ve koruyan erkek” rolleridir. İçinde yaşanılan toplumun özelliklerine göre, kadının bu rolüne öğeler de eklenebilir: erkeğin kendisine kapıyı açıp yol vermesi, sigarasını çantasından çıkardıktan sonra yakılmasını beklemesi, lokantalarda ve yolculuk sırasında hesabın erkek tarafindan ödenmesi gibi. Kadının bu “aciz”, “zayıf” ve “yardıma muhtaç” toplumsal rolü, giydiği elbise ve ayakkabılar tarafindan da vurgulanmaktadır: yürümeyi zorlaştıran, çevik hareketleri önleyen yüksek topuklu ayakkabılar, rahat davranışları engelleyen süslü , fırfırlı etekler … Buna karşılık, erkek de rahat giyimi içinde, pratik, hesabı ödeyen ve yanındaki kadının “güçsüzlüğünü” büyük bir hazla kabullenmiş bir aktördür. Oryantal toplumlarda “güçlü erkek -aciz kadın” rolleri, Batı’da görülen erkeğin kadına karşı “nazik” davranması boyutunu genellikle pek taşımaz. Burada, kadının aczini belirleyen şey, erkekler konuşurken kadının söze karışmaması, bir geyşa gibi erkeklerin ruhsal ve bedensel gereksinimlerini karşıladıktan sonra sessizce çekilmeyi bilmesidir. “Güçlü erkek – aciz kadın” ikilisinin dışında, başka cinsel roller de vardır. Bunlardan biri “dırdırcı kadın”dır. Bu rolde kadın sürekli olarak kocasına “ben bütün gün evde çalışıyorum, sen şu bozulan sigortayı bile tamir etmedin, çok tembelsin, yarabbim ne kadar çok sigara veya içki içiyorsun veya yemek yiyorsun , ilaçlarını aldın mı, anneme niye böyle ilgisiz davranıyorsun türünden soru ve iğnelemelerle işkence yapar. Bunun karşısındaki tamamlayıcı erkek rolü de, “azap çeken koca”dır. Bu, kadının sürekli “dırdırına” karşılık susmayı yeğleyen ve içinden konuşan birisidir:”benim de sana söyleyeceğim çok şey var ama konuşmuyorum” veya “bu eve parayı kim getiriyor”, “yıllardır sana ve çocuklarına baktım, karşılığı da bu işte”, “bu kadın beni hiç bir zaman anlayamayacak”.

Şüphesiz cinsel roller sadece birer oyun veya geçmişten kalmış davranış kalıpları olarak görülemez. Her ailede yerine getirilmesi gereken bazı görev ve işlevler vardır: eve gelir sağlanmalı, alışveriş, temizlik ve yemek yapılmalı, çocuklara bakılmalıdır. Bütün bunlar ailedeki yetişkinler tarafından yerine getirilecek görevlerdir. Sorun bu görev ve işlevlerin varlığı değil, bunların hangilerinin kimler tarafından yapılacağıdır.

Çünkü, aile içinde de iktidar sorunu diye bir şey vardır: parayı kazanan, evin geçimini sağlayan kişi hemen her zaman ev içi iktidarı elinde tutacaktır. Bunu da yüzyıllardan beri erkek yaptığı için, kadına temizlik, çocuk bakımı gibi ev içi işler ve roller düşmektedir. Erkek, ev dışı dünyanın ve toplumsal hayatın karmaşık sorunlarıyla uğraştıkça doğal olarak daha zeki, daha geniş bir hayalgücüne sahip ve daha becerikli olacak, kadınsa ev hayatının darlığı içinde sıkışıp kalacak ve sınırlı bir düşünsel yeteneğe sahip olacaktır.

Bir toplumsal grup bir kez iktidarı ele geçirince onu bırakmamanın yollarını arar, bu iktidarı haklı gösterecek gerekçeler ileri sürer. Erkekler de, kadınlara olan üstünlüklerinin sadece fıziksel bakımdan daha güçlü olmalarına değil, doğuştan daha yetenekli olmalarına bağlamışlardır, “Tanrı ya da tabiat öyle istediği için erkek efendidir”.
Buna uygun olarak kadınlara da belirli karakter özellikleri yakıştırılmıştır: kadınlar doğuştan saf, iyi, nazik, basit kafalı…dır. Bu yüzden korunmaları gerekir. Bu saf ve temiz kadın düşüncesine uyum göstermeye çalışan kadınlar da içlerindeki çeşitli eğilimleri bastırmak, cinselliklerini boğmak, birçok şeyi anladıkları halde anlamazlıktan gelerek iki yüzlü bir kişilik kazanmak zorunda kalmışlardır.

Kadınlarla ilgili bir başka görüş de, “temiz ve saf kadın” düşüncesine ters düşmesine rağmen, aynı şekilde onları belirli bir rol içinde kısıtlamaya yöneliktir. Bu, kadının yine doğuştan kirli, kötü, tehlikeli, baştan çıkarıcı, zeki değil ama kurnaz, içten hesaplı olduğunu ileri süren görüştür. Bu yüzden kadınların kendi içlerindeki kötülüklerden korunmaları gerekir. Eğer kadın aşırı bir cinsel istek gösterirse, ona derhal “kadınca olmayan” damgası yapıştırılır. Çocuk bakmaktan yorulduğunu itiraf ettiğinde, “annece olmayan” bir tutum içine girdiği söylenir. Cinsel rollerin bunaltıcı yükünü daha çok kadınlar çeker ama, erkekler de bu yükten paylarını alırlar. Kadını da erkeği de aynı ölçüde etkileyen, rahatsız eden bir durumla karşılaşıldığında, örneğin üst kattaki komşu sabah saat beşe kadar daktilo yazdığında ya da otel odasında fare görüldüğünde, yukarı çıkıp komşuya dersini vermek veya otel müdürünü azarlamak görevi erkeğin üstüne kalacaktır. Oysa erkek böyle bir görevi hiç de üstlenmek istemiyor olabilir.

Kuşkusuz, insan yaşamında rollerden bütünüyle kurtulmak çok güçtür; üstelik her zaman gerekli de olmayabiir. Bazı toplumsal roller, insani ilişkilerin kurulmasını ve kişiler arası iletişimi kolaylaştırırlar. Ne var ki, insanı kısıtlayan, kendi içindeki olanak ve yetenekleri sonuna kadar kullanmasını ve geliştirmesini önleyen roller yararlı değil zararlıdır. Bu tür kısıtlılılıklar, bir noktadan sonra ruhsal ve hatta bedensel rahatsızlıklara neden olabilir. Kadınlarda cinsel soğukluk ve histen, erkeklerde de iktidarsızlık ve erken boşalma, bunların en sık rastlanılanlarıdır.

kaynak:ailehekimi

 

Vücudunuzun daha güzel görünmesi için yapmanız gerekenler.. Ocak 26, 2007

Kategori: baldırlar, bel, göğüs, güzel vücut, kadın, kalça, popo, vücut güzelliği — aliilaslan @ 6:40 pm

Vücut güzelliği cilt güzelliğiyle orantılıdır.

Önce parmağınızı cildinizde gezdirin. Cildinizin yağlı bir tabakayla kaplı olduğunu fark edeceksiniz. Bu tabaka, sebum ve sudan oluşan cildin koruyucu tabakasıdır. İşte bu koruyucu tabakanın içerisindeki sebum yani yağ oranı cilt tipinizi belirler.Eğer sebum oranı az ise cildiniz kuru; fazla ise yağlı; normal ve dengeli ise normal ve karma cilttir.

Kuru cilt oldukça incedir ve gözenekleri çok küçüktür. Görünümü mat ve serttir. Dokununca kuru ve pürtüklüdür. Cilt kendini koruma özelliğini tam olarak yerine getiremediği için iç ve dış faktörlerden kolayca etkilenip tahriş olur. Sık sık gerilir, kaşınır, karıncalanır, çatlar ve soyulur. Banyodan sonra kızarıklıklar oluşur, sabun ve kireçli su rahatsızlık verir. Fazlasıyla nemsizdir, günlük bakım kremi kullanılmasına rağmen hala kuruluk ve gerginlik hissedilir.

Yağlı cilt kalındır ve gözenekleri çıplak gözle rahatlıkla görülecek kadar genişlemiştir. Rengi donuk, görünümü yağlı ve parlaktır. Dokununca kaygandır. Sık sık sivilce ve siyah nokta oluşur. Makyaj çok çabuk bozulur hatta akar. Oldukça dayanıklıdır, en geç kırışan cilt türüdür.Karma cilt yağlı ile kuru arasındaki cilttir; ne yağlı, ne kurudur.Alın, burun ve çene ( T bölgesi ) yağlı; yanaklar normal veya kurudur. Yanak bölgesindeki cildin tipi dış etkenlere bağlı olarak değişebilir.Normal cildin gözenekleri optimal açıklıktadır. Rengi pembedir. Görünümü taze ve sağlıklıdır. Dokununca yumuşak ve pürüzsüzdür.

Bir önemli not, cildiniz hangi tipte olursa olsun, fazla güneşlenme, mevsim değişimleri ve hormonal etkenler nedeniyle nemsizlik, hassasiyet veya kuruluk gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bu durumda yapmanız gereken, özel bakım programları uygulamaktır.Cilt bakımı için önce arındırma yani keselemenin cilt bakımı için önemi inkar edilemez. Haftada bir kez cildi ölü hücrelerden korumak için keseleme yapılmalıdır. Bedenin üst kısımlarına doğru dairesel hareketlerle yapılır. Ardından cilt mutlaka nemlendirilir. Göğüsler, boyun el ve bacaklar dış etkilere daha açıktır, her gün bakım ister. Cildin temel esnekliğini korumak ve ileriki yaşlarda sarkma ve çizgileri azaltmak için genç yaşlarda koruyucu ve nemlendiricileri kullanmak gerekir. Cilt hem sıcak hem soğuktan etkilenir. Nemini yitirir, hassaslaşır ve kurur. Cildi sağlıklı tutmak için yıl boyunca nemlendirici kullanmak yararlıdır. Cildin gerilmesiyle kuruduğunu anında anlayabiliriz.

Vücudun en büyük düşmanı selülitlerdir. Genç yaşlı, şişman zayıf fark etmez. Her kadında oluşur. Selülit, kısaca, derideki yapının bozulup, yağ dokularının su, tuz ve metabolizma atığı maddelerle dolarak şişmesi anlamına geliyor. Bu durum, lenf ve hücrelerarası sıvının birikmesine yol açıyor ve deriyi “portakal kabuğu” görünümüne büründürüyor. Dolaşım bozukluğu, kalıtım, yaş, cinsiyet, hormonal düzensizlik, hareketsizlik, iklim koşulları, psikolojik etkenler gibi pek çok oluşum nedeni var. Sağlıklı beslenme, spor yapma, gerekirse koruyucu kremlerle selülitle savaşılır. Selülit sağlıkla orantılıdır.

Yeterli uyuyun : Uyku sırasında enerji yenilenir, zehirli maddeler vücuttan atılır, dokuların beslenmesi düzelir ve hücre metabolizması normale döner.Stresli olmayınStresliyken vücut insulin salgılar. Bu durum vücutta yağ ve şeker birikimine yol açar.

Kilonuzu sabit tutun : Sık aralıklarla yüksek miktarda kilo alıp vermek deride esneklik kaybına neden olur. Bu durum deri yapısını bozar ve selülit oluşumuna zemin hazırlar.

Gelişigüzel ilaç kullanmayın : Özellikle idrar söktürücü ve müshil ilaçlarını doktor tavsiyesi ile kullanın. Selülit, vücuttaki su-tuz dengesi değişikliklerine son derece duyarlıdır. İlaçların kötü kullanımı bu dengeyi bozabilir.Güneşlenirken dikkatli olun.Fazla güneşlenmek cildin yaşlanmasına ve direncinin azalmasına neden olur. Sıcak saatlerde (12-16 arası) güneşlenmeyin ve mutlaka güneşten koruyucu bir ürün kullanın.Kan dolaşımını engelleyen nedenlerden uzak durun.Kan dolaşımındaki yavaşlamalar ve düzen bozuklukları selülitin oluşmasında çok etkilidir. Bu yüzden:

– Vücudunuzu çok sıkan giysiler giymeyin.
– Sürekli yüksek topuk kullanmayın.
– Kambur durmayın.
– Kabızlık sorununuz varsa tedavi olun.

İyi soluk alıp verin: Göğsünüzü iyice şişirerek burnunuzdan derin ve yavaşça soluk alın ve yine burnunuzdan yavaşça geri verin. Dokuların bol oksijenle dolması, yanma işlemini hızlandırarak zehirli maddelerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır, selüliti engeller.

Aromaterapi yapın : Selüliti engellemeye yarayacak en etkili yağ özleri greyfurt, portakal ve limon yağlarıdır. Çok konsantre oldukları için sadece 2 ya da 3 damla uygulayın.Haftada 1 kez, vücudun üst kısımlarına doğru ve dairesel hareketlerle yapılmalıdır. Dirsek, diz, kol, kalçaların üst kısımları gibi vücudun pürtüklü bölümlerinde ısrarcı olunması, buna karşın göğüsler, boyun gibi hassas bölümlerine uygulanmaması gerekir.

Günde en az 1,5 litre su için : Su, hem vücudu zehirli atıklardan temizler hem de selülitli dokulardaki tuzu atarak bu dokuları temizler.

Tuzu azaltın : Tuz ve sucuk, sosis gibi tuzlu yiyecekler dokularda su tutulmasına neden olur.

Proteinli gıdaları tercih edin : Protein yönünden zengin yiyecekleri sindirme sırasında vücut fazla enerji harcar. Bu da sağladıkları kaloriyi azaltır.

Bol bol meyve ve yeşil sebze yiyin : Meyve ve yeşil sebzeler dokulardaki zehirli artıkların atılmasında son derece etkilidir.

Patates, pirinç gibi nişastalı yiyeceklerle yağlı yiyecekleri bir arada yemeyin.Nişasta fazla miktarda insulin salgılanmasına neden olur bu da yağların organizma içine iyice yerleşmesine yol açar….Ve tahmin edeceğiniz gibi,

Yemek aralarında atıştırmayın.

Sigara, kahve, alkol, gazlı ve kolalı içecekler içmeyin.

Çikolata, kuruyemiş, muz, yağlı, bol salçalı ve baharatlı yiyecekler yemeyin.

Selülitle savaşmakta kararlıysanız mutlaka düzenli spor yapmalısınız. Haftada bir kez 2 saat yürümek yerine, her gün 45 dakika yürümek çok daha faydalıdır.

Selülite karşı en etkili sporlar, yürüyüş, yüzme, jimnastik gibi kan dolaşımını artıracak, bacak ve kalçalarınızı kuvvetlendirecek özellikte olanlardır.

Eğer spor yapmaya hiç vaktim yok diyorsanız, işte size akşamları evinizde uygulayabileceğiniz iki egzersiz:

– Yan yatın, kolunuzu başınızın altına koyun, dizlerinizi vücudunuza dik açı yapacak şekilde bükün ve bacaklarınızla dairesel hareketler yapın.
– Sırt üstü yatın, dizlerinizi bükün, karnınızı içinize çekin, bedeninizin üst kısmını kaldırarak ayak bileklerinizi tutmaya çalışın.

Spordan sonra mutlaka banyo yapın ya da duş alın : Banyoda 37°C den fazla su sıcaklığı kullanmamaya gayret edin. Spor sonrası vaktiniz varsa, banyonuzu ılık suyla doldurun ve ayaklarınızı uzatacak şekilde oturup kalçalarınızdan baldırlarınıza doğru soğuk duş tutun.

Arındırma (keseleme) vücut bakımının önemli bir etabıdır Cilt bakımı öncelikle güneş ışınlarından korumayla başlar. Güneş ışınlarının en güçlü olduğu, sabah 10.00 ile 15.00 arasındaki saatlerde güneş ışınları ile direkt temastan kaçınınız.Geniş kenarlı bir şapka kullanınız ve güneş ışınlarını engelleyen giysiler giyiniz. Islak T-shirt-lerin ve bir çok hafif giysinin güneş ışınlarını geçirdiğini unutmayınız. UV (ultraviyole) ışınlarını süzen bir güneş gözlüğü kullanın. Mutlaka güneş ışınlarına karşı en az 15 SPF (sun protecting factor = güneş engelleme faktörü) lik koruma sağlayan cilt ürünleri kullanınız. Bu ürünleri güneşle temasınızdan 30 dakika kadar önce uygulamaya özen gösteriniz.Kış veya soğuk dönemlerde de uzun süreler güneşe çıkmak özellikle cilt kanserleri açısından risk oluşturur. Güneş ışınlarına karşı korumanızı bu
dönemlerde de sürdürün .

Siyah cilt rengine sahip insanların ciltlerinde sadece melanin pigmentinin daha fazla olduğunu ve o ciltlerde de kanser olabileceğini unutmayınız.Özellikle yaz aylarında, bir an önce yanmış bir cilde sahip olmak için kullanılan, yanma hızlandırıcı ürünlerden kaçınınızYanma hızlandırıcı ürünlerin, sadece yanık bir ten sağladığını ve ciltte UV koruması yapmadığını, ciltte kırışıklıklara ve kurumaya neden olduğunu unutmayınız.