Kadinlara Özel Bir Dünya

Çok Harika bir Blog

Adet döneminde cinsel ilişki Eylül 23, 2007

Adet döneminde cinsel ilişki kurulmasında, her iki eş de istiyorsa, temizlik kurallarına dikkat edilmesi koşuluyla, sakınca yoktur. İlişki öncesinde her iki eşin de iyice temizlenmesi çok önemlidir, çünkü kan çeşitli mikroplar için iyi bir besi yeridir. Kadının adet halindeyken, hamile kalma olasılığı çok düşüktür.

 

Erkekler Neden Göğüsleri Severler? Temmuz 7, 2007

Erkekler Neden Göğüsleri Severler?


Erkekler neden göğüsleri severler? Hiç merak ettiniz mi? Ve kendi aralarında konuşurken, göğüsler hakkında neler söylerler?

Hemen hemen her kadın göğüsleri ile ilgili endişeler taşır. Bazen iki göğsünün boyutu ya da şekli birbirinden azıcık da olsa farklıdır, bazen “göğüslerim küçük” endişesi ile yaşar, bazen de tersine, “büyük olmasından rahatsızlık duyar”. Sonuçta göğüslerinden mutlu kadın azdır.

Peki ama erkekler ne düşünüyor? Erkeklerin göğüsleri sevdiğini genel olarak biliyoruz ama nasıl ve neden? Merak ettiniz mi? Bu konuda yapılmış araştırmaları inceledim ve sizin için toparladım. İşte erkekler neden göğüsleri seviyor;

Göğüsler Doğurganlığın ve Dişiliğin Sembolüdür

Aklınıza gelse de, gelmese de, hoşunuza gitse de, gitmese de, insanoğlunun bilinçaltında bir yerlerde üreme içgüdüsü yatıyor. Soyunu sürdürme içgüdüsü bundan yüzyıllar önce de vardı. Bugün evliliklerin gitgide azalmasına karşın, hala insanlar bir çocuk sahibi olmaktan heyecan duyuyor.

Yüzyıllar önce, nesli sürdüren bebeğin beslenmesi için çok önemli olan sütü sağlayan göğüsler, bugün emziren anne sayısı azalmasına karşın hala “bebeği besleme” fonksiyonu ile anılıyor. Yani ilkel içgüdüler bugünün modern erkeğini hala etkiliyor. Bu nedenle de Pamela Anderson göğüsleri erkeklere cazip gelebiliyor.

Charles Darwin’in evrim teorisine göre zamanı geldiğinde, bilinçaltımızdaki içgüdülerle “sağlıklı ve soyumuzu sürdürmeye uygun” eş seçiyoruz. Buna göre erkekler geniş kalçalı (çünkü doğurmaya müsait) ve büyük göğüslü (çünkü doğurduğunu besleyebiliyor) kadınlar seçiyor.

Göğüsler, Cinsel İlişkide Anahtar Role Sahiptir

Kadın göğsü, kadınların cinsel heyecana ulaşmasında anahtar rollerden birisine sahiptir. Tabi erkekleri de ..

Kadınların farklılık taşıdıkları 2.bölgedir ve bu nedenle de erkekleri, görsel olarak uyarırlar, erkeklerin farkında oldukları ya da olamadıkları tutkulu bakışlarının da hedefi olurlar.

Erkekler Göğüsleri Rahatlatıcı Bulur

Günlük hayatın zorlukları içinde, göğüsler yumuşak ve belki bebekliğimizi hatırlatan yumuşaklığı ve şekliyle, erkekleri rahatlatır. Uzmanlar, göğüslerin aynı zamanda erkeklere annelerinin, onları her şeyden koruduğu günleri hatırlattığını düşünüyorlar.

Büyüklük Önemli mi?

Gelelim en önemli KADIN sorusuna.. Göğsün büyüklüğü önemli mi? Kadınların çoğu küçük göğüslü olma endişesi yaşar. Hatta normal göğüslü olanlar da. Ancak göğüs büyüklüğü de, “zevkler ve renkler tartışılmaz” meselesidir. Yani bazı erkek büyük göğüs sever, bazısı ise küçük göğüs. Zaten çift olma aşamasında erkek olayın bu boyutunu da ölçüp, biçmiştir kafasında hiç merak etmeyin. Bu nedenle de göğsüm küçük-büyük endişesini bırakın. Hayatınızı endişesiz yaşayın!!!

 

Cinsel ilişkide kadın için ilk gecenin önemi! Haziran 10, 2007

Konunun anlaşılabilirliği açısından gerdek gecesini çağrıştıran “İlk Gece” deyimi yerine “İlk Cinsel İlişki” deyimini kullanmak daha doğru olacaktır. Zira, bu konuda elimizde gerçekçi istatistikler bulunmamasına karşın, kadınlarımızın belli bir yüzdesi, evlenmeden önceki bir dönemde ilk cinsel deneyimlerini yaşamaktadırlar.

İlk Deneyimin Önemi

Bir kadın için ilk cinsel ilişki deneyimi oldukça önemlidir. Cinsel ilişkiyle ilgili problemler yaşayan çiftlerin tıbbi değerlendirilmelerinde, özellikle kadının uyarılamama, çok geç uyarılma, orgazm olamama, veya çok geç orgazm olma gibi sorunlar yaşadığı durumlarda özgeçmişte sıklıkla travmatik (sorunlu) bir ilk cinsel ilişki deneyimi bulunmaktadır. Bu beklenen bir sonuçtur, zira kadın tarafından bakıldığında ilk deneyim, anatomik bir bariyer olan kızlık zarının aşılma zorunluluğu nedeniyle kanama ve beraberinde çoğu durumda az da olsa ağrının yaşandığı bir durumdur. Netice itibarıyla hazırlıksız, uygun olmayan koşullarda ve özellikle de bu konudaki sorumluluğunu ihmal eden bir erkek ile beraber yaşanan ilk deneyimin kalıcı psikolojik etkiler yaratması imkan dahilindedir.

İlk İlişki Mutlaka Ağrılı Mıdır?

Kızlık zarı kadınların %90′ından fazlasında nispeten ince ve esnek bir mukoza parçası yapısındadır. Kadının kendini tümüyle hazır hissettiği durumlarda, “ön sevişmeyle” bölgede yeterli kayganlık sağlandığında, erkeğin de yumuşak davranması ve zorlayıcı hareketlerden kaçınması durumunda, kadın kızlık zarının yırtılması esnasında ağrı hissetmez, veya az bir ağrı hisseder. Cinsel ilişkiden alınan hazzın ön planda olduğu bir durumda bu kadar düşük şiddette bir ağrı uyaranının beynin üst merkezlerinde bilinçli olarak algılanma ve sonradan “hoş olmayan bir anı” olarak hatırlanma olasılığı düşüktür.

İlk İlişkide Mutlaka Kanama Olur Mu?

İlk cinsel ilişkide kanamanın olmaması, kültürümüzde ve diğer bazı kültürlerde kadının bakire olmadığının bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Bu çok büyük bir yanılgıdır. Her kadının anatomik yapısı birbirinden farklıdır ve kızlık zarı bazı kadınlarda o kadar esnektir ki, penis içeriye girdiğinde, ve özellikle de vajina giriş bölgesi yeterince kayganlaşmışsa kızlık zarı yırtılmadan kalır. Bu duruma her 100 genç kızdan birinde ve belki daha fazlasında rastlanabilir. Bazı kadınlarda da kızlık zarının üzerinde yer alan damar yapıları çok az olduğundan, zar yırtılmasına rağmen gözle görülebilen bir kanama gerçekleşmeyebilir.

Kızlık Zarının Çok Kalın Olması Nedeniyle İlişkinin Gerçekleşememesi Mümkün Olabilir Mi?

Bazı durumlarda ilk cinsel birleşme birinci denemede ve sonraki birkaç denemede gerçekleştirilemeyebilir. Bunun en sık görülen nedeni sanıldığı gibi kızlık zarının kalın olması değildir. En sık görülen neden, genç kadının kendini cinsel ilişkiye hazır hissetmemesidir. Bu durumda kadın kendini gevşetemeyecek, vajinanın girişinde yer alan güçlü kaslar kasılı kalacak ve vajina giriş bölgesinde yeterince kayganlık sağlanamayacağından penisin vajinanın girişinde yer alan kas ve kızlık zarı engelini aşması zor olacaktır. Erkek böyle bir durumda genç kadının canının yandığını hissettiğinde belli bir süre sonra girişimden vazgeçecektir.

Ender görülen bir neden de kızlık zarının gerçekten kalın olmasıdır. Jinekoloji kliniğine “ilk ilişkiyi başaramama” nedeniyle başvuran kadınların bir kısmının özgeçmişinde arka arkaya yapılan ilişki girişimleri sonuçsuz kalmıştır ve muayenesinde de gerçekten kızlık zarı kalındır. Bu durumlarda bazen ufak bir cerrahi müdahale ile kızlık zarının doktor tarafından açılması gerekebilir.

Kızlık Zarı Yırtılmasına Bağlı Oluşan Kanama Ne Kadar Sürer?

Kızlık zarının yırtılması esnasında bazen yırtık kızlık zarından vajinaya doğru genişleyebilir. “Deflorasyon kanaması” (deflorasyon kızlık zarının yırtılması anlamına gelen bir kelimedir) olarak adlandırılan bu durum hemen her zaman ön sevişmenin yetersiz olduğu, kadının kendini yeterince hazır hissetmediği bir zamanda, erkeğin “sert hareketlerle” cinsel ilişki denemesinde bulunmasından kaynaklanır. Çoğu durumda erkek kadının ağrı duymasına duyarsız bir şekilde girişimi sürdürmüş ve “yırtık” olması gerekenden daha büyük olmuştur.

Normalde kızlık zarı bozulduğunda kanama en geç yarım saatte durur. Geniş bir yırtık oluştuğunda ise ya hemen başlayan şiddetli bir kanama, veya ilişki bitmesine rağmen uzun bir süre devam eden bir kanama söz konusudur. Yapılan jinekolojik muayenede yırtığın yeri tespit edildikten sonra lokal anestezi, veya geniş yırtıklarda genel anesteziyle yırtık onarılarak kanama durdurulur.

Görüldüğü gibi tamamen doğal bir olay olması gereken “İlk Gece” bazı durumlarda aynı gece veya takip eden günlerde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurulmasını gerektirebilmektedir.

Yapılması Gerekenler

Kalın kızlık zarı gibi çiftlerin elinde olmayan nedenlere bağlı normaldışı durumlar için erkeğin ve kadının yapabileceği bir şey elbette yoktur.

Başarılı bir “İlk Gece” için kadının yapması gereken, eşine hazır olduğu veya henüz hazır olmadığı mesajını net olarak verebilmesi, ön sevişme aşamasının kontrolünü kendi eline almasıdır. Erkek ise kadının kendisinden farklı olan doğasını kabul etmeli, bir kadının cinsel ilişkiye hazır olmasının erkekten daha uzun sürdüğü gerçeğini göz önünde bulundurmalıdır. Daha sonraki ilişkilerin aynası olabilecek bu ilk ilişkide erkek, kadının gevşemesi ve rahatlaması için elinden geleni yapmalı, sabırlı olmalıdır.

İlk ilişkide erkek aşırı zorlayıcı hareketlerden kaçınmalıdır.

 

Güçlü Cinsel Yaşamın Sırları Mart 30, 2007

Her erkek yaşamı boyunca güçlü bir cinsel yaşam sürdürmek ister. Bu genel sağlık içinde geçerlidir. Fakat bazı nedenlerden bir çok erkek yaşamının beklenmedik çağlarında cinsel güçlerini kaybederler, bu durum onları ve ailesini üzüntüye sokar.

Bu bölümde cinsel yaşamda güçlü olmak ve ömür boyu güçlü kalabilmek için cinsel yaşama olumlu ve olumsuz etki eden faktörlerden bahsedeceğiz.

Cinsel Yaşamı Etkileyen Şeyler:
1- Mastürbasyon: Mastürbasyon bölümünde çok genişçe izah edilmiştir.

2- Sigara: Tüm sağlığı ve cinsel gücü kemiren bir etkendir. Sigara içen pek çok genç vakitsiz iktidarsız olurlar. Bunlar sigarayı bıraktığında, bir süre sonra normal güçlerini kazanırlar.

3- Alkol: Sağlık ve cinsel güç için en tehlikeli etmenlerden biridir. Alkol tüm sinir sistemini tahrip ederek o şahsın süratle iktidarsızlığa sürüklenmesine neden olur.

4- Beslenme: Cinsel organlar için gerekli maddeler muntazaman alınırsa bu organlarda muntazaman çalışır, dolayısı ile vakitsiz iktidarsızlık diye bir şey olmaz.

Çinko: Meni ile önemli miktarda çinko kaybı olur. Gıdalarla vücudun normal çinko ihtiyacını karşılamak zor iken, aşırı cinsel ilişki sonucu kaybedilen çinko yerine getirilemezse sinir sistemi bozulur.

Gıdaların 100 gramındaki Arginin (protein) miktarı (miligram):
(Günlük ihtiyaç 2200 miligramdır.)
Hububat: Buğday:600, Mısır:400, Yulaf:880, Buğday çimi:2000. Bakliyat; Nohut: 1890, Kuru fasulye: 1260, Soya fasulye:3000, Mercimek:2100. Kuru yemişler: Fındık:3500, Badem:1890, Antep fıstığı: 1860, Susam: 2590, Fıstık:3270. Hayvansal gıdalar: Etler: 1100, Balıklar: 1100, Yumurta:750, Kabuklu deniz ürünleri: 1325, Peynirler: 650.

CİNSEL İSTEK ARTTIRICILAR (AFRODİZYAKLAR)
Afrodizyak, cinsel içgüdüleri uyararak aşırı istek duyulmasını sağlayan yiyecek, içecek ve ilaçlara verilen genel addır.
Cinsel artırıcılar, genellikle çeşitli baharatların, tohumların bal ile karıştırılması sonucu elde edilir. Adına “Padişah macunu-Kuvvet macunu” da denilen bu karışım, yiyenlere cinsel güç sağlar.

Ayrıca yurdumuzda da satılan cinselliği uyarıcı, cinsel arzuyu kamçılayıcı, istek uyandırıcı ilaçlar vardır. Ancak bunların bilinçsiz bir şekilde kullanımı yan etkilere neden olabilir.
Bu zararlı yan etkilerden korunmanın tek yolu ise istek arttırıcı ilaçları hekim tavsiyesine göre almaktır.
İstek Artıran Besinler:
İstek artırıcı besinler vardır. Balık, yumurta, havyar, süt, süt ürünleri, fındık içi, ceviz içi, bal, bunlardan bazılarıdır. Bunlar cinsel güçten ziyade enerji verirler.
Dengeli beslenme ile yeterli proteinler elde edilebilir.

CİNSEL YAŞAMDA ÖLÇÜ VE DÜZEN
Cinsel ilişki 13 yaşında başlar duruma göre 60-70, hatta daha ileri yaşlara kadar sürer. Tahmimen 40-50 yıl süren cinsel yaşam ölçülü ve düzenli şekilde götürülmelidir, böylece bedeni ve ruhi sağlığa zarar vermez bilakis faydalı olur.
Yaşına göre normalden daha sık yapılacak bir cinsel temas o erkeğin sağlığını sarsar ve vakitsiz ihtiyarlamasına sebep olur.

Her yaşta normalden az cinsel ilişkide zararlıdır. Zira her türlü gelişme için gerekli hormonlar dengeli salgılanırlar, bunlardan bazılarının azlığı diğerlerini de etkiler. Ölçülü cinsel ilişki, ruhsal dengenin ve ruh sağlığının sonucu elde edilir.

Cinsel yönden uyumlu ailelerden doğan çocuklarda sağlıklı doğar. Cinsel yönden dengesiz ailelerin çocukları da proplemli olurlar.

50-60 yaşına gelmiş erkek ve kadın için de cinsel ilişki gereklidir. Bilhassa sinir sistemi için önerilir.
Erkeklerde Kritik Yaş: Erkeklerde cinsel güç 30-35 yaşından sonra yavaş yavaş azalmaya başlar. Ülkemizde ve Batı ülkelerinde genellikle 60-70 yaş civarında cinsel güç iyice azalır. İstisnalar da vardır tabiiki. Bu yaşlara kritik yaş denir. Bu döneme girmiş yani cinsel temas gücü azalmış erkeklerde: Dikkatini toplıyamama, Prostat şişmesi gibi bozukluklar kendini göstermeye başlar.

Eşlerin eşit yaşta olmaları halinde, kadınların 45-50, erkeklerin ise 60-70 yaşına doğru cinsel güçten kesilme dönemine girmeleri nedeni ile, 45.ci yaştan itibaren kadınla erkek arasında geçimsizlikler başlar, bunun temelinde kadının cinsel istekte bulunmaması, erkeğin ise bu istekte bulunmasıdır.

İşin garip tarafı kesilmeye yakın erkeklerde cinsel arzu artar, azarlar ve tatmin imkanları ararlar. Eşinde bulamadığını dışarda arama yollarına saparlar ve etrafa cinsel sapıklıklar yapmaya başlarlar.

Erkekler İçin 40-50′li Yaşlar Kadın İçin 35′li Yaşlar Aşırı Cinsel İstek Dönemidir
Erkeklerde aşırı istek olgularında daha çok 50 yaş civarında rastlanır. Bu yaşlarda artık cinsel isteğinin giderek tükeneceği paniğine kapılan erkek aşırı cinsel ilişkide bulunma eğilimi gösterir.

Kadınlarda ise cinsel istek bireyin arzularına ve gücüne bağlıdır. Her yaş döneminde özellikle de 35 yaş civarında en yoğun biçimde ortaya çıkar.

İlk Hedef Tek Kez Bile Olsa Başarılı Bir İlişki:
Cinsel ilişkinin gelişmesi, rahat bir ortamda ve kendiliğinden olmalıdır.

Beklentilerden, zorlanmalardan kaynaklanan olumsuz duygular, duyarlı bir insanın cinsel tepkilerini ciddi olarak tepkiye uğratır.

İktidarsızlığın tedavisinde psikiyatristler, ereksiyon ve boşalmanın kişinin kontrolü dışında refleksle olmasından yola çıkarlar. Önce hasta üzerinde endişeye yol açan baskılar belirlenir ve bu baskıları azaltma yoluna gidilir.
Bundan sonra hiç bir zorlama olmaksızın aşk oyunları sonunda tek kez cinsel başarı göstermesi hedeflenir. Bu hedef, tedavinin ileri aşamaları için temel teşkil eder.

 

CİNSEL İLİŞKİ POZİSYONLARI Mart 28, 2007

Erkek Üstte

Herkes bu klasik pozisyonda başlar; erkek üstte, kadın altta, yüz yüze. Günümüzde basında bu pozisyon, olumsuz eleştirilere maruz kalmaktadır. Belki eski moda olduğundan, belki de ataerkil olduğundan dolayı. Esasında bu pozisyon, o kadar da kötü değildir. Kuvvet almak, sevgilinizle yakın temasda olmak ve hamile kalmak isteyenler için, bu pozisyon idealdir. Kadın iki bacağını yana doğru açabilir veya bacaklarını ğöğsüne doğru çekebilir. Bu her iki pozisyonda erkek kadının en hassas dış cinsel organına elle manipülasyon için erişemez, ama ilk pozisyonda ğöğüslerine erişebilir.
Bu pozisyonda bir kaç varyasyon sözkonusudur. İlki; kadın iskemlede veya alçak bir yatağın ucunda oturur, erkek dizlerinin üzerinde penisiyle vajinaya girebilir. Seks terapistleri her ne kadar bu pozisyonun klasik poziyondan daha da zevk verici olduğunu iddia etseler de, coğu insan bu pozisyonun yakın temas konusunda eksik kaldığını düşünmektedir.

İkincisi; kadın karnının üstüne yatar ve erkek arkadan vajinaya girer. Çoğu kadın için bu pozisyon, G-noktasını uyarır ama penisin rahim boynuna çarpması da acı verebilir. Yüz yüze olamama dezavantajı olsa bile çoğu çiftin favori pozisyonu arasındadır.

Kadın Üstte

Bu pozisyon çok tavsiye edilir, çünkü seksin hızı kadının kontrolü altındadır. Bu pozisyonda bir kaç varyasyon vardır. Kadın her iki diziyle erkeğin kalçasını sarar. Penisi içine aldıktan sonra ya dizlerinin üstünde sekse devam eder ya da bacaklarını uzatarak. Ayrıca erkeğin üstünde dim dik oturarak da ilişkiye devam edebilir. Bu pozisyon erkek için de oldukça uyarıcıdır ve kadının göğüslerini okşama fırsatı verir.Bazen bu pozisyonda kadın erkeğe sırtını dönerek erkeğin üstünde olur. Bu pozisyon, her iki taraf için farklı duygular yaratsa da, yüz yüze olmamanın verdiği dezavantaj burada da geçerlidir.

Bazen bu pozisyonda kadın erkeğe sırtını dönerek erkeğin üstünde olur. Bu pozisyon, her iki taraf için farklı duygular yaratsa da, yüz yüze olmamanın verdiği dezavantaj burada da geçerlidir.

Otururken

Bu pozisyon, ancak yavaş seks için uygundur. Erkek ya iskemlede oturur veya yerde bağdaş kurarak. Kadın erkeğin üstüne oturur. Yüz yüze veya sırt yüze bakarak da olabilir. Bu pozisyon birbirinizi okşamak, birbirinize sarılmak ve yakın ten teması için idealdir.

Ayaktayken

İlk etapta çabucak seks yapmayı anımsatır. Bu pozisyonda başarılı olabilmek zordur. Penisin vajinaya girebilmesi güç olabilir. Kadınlar genelde erkeklerden daha kısa boylu oldukları için, kadının ya merdiven basamağında ya da duvardan destek alması ile bu pozisyonda başarı elde edilebilinir.

Bu pozisyonun başka bir varyasyonu da kadın yüzünü ya duvara veya tutunabileceği herhangi bir şeye verir, erkek de vajinaya arkadan girer. Bu pozisyon, yüz yüze olan pozisyondan çok daha kolaydır.

Yan Yana

Bu pozisyonların hepsi erkek üstte pozisyonu gibidir; tek fark partnerler yan yanadır. Buradaki tek zorluk, yüz yüze durumunda partnerlerden bir tanesi, bacağını partnerin üstüne atması gerekiyor. Bu da zaman zaman krampla sonuçlanabiliyor. Kadın erkeğe sırtını verdiği durumda, yavaş ve rahatlatıcı ilişki elde etmek mümkündür. Hatta bu pozisyonda uyumak bile mümkündür.

Arkadan

Burada kadın dizinin üstünde durup erkek arkadan penisiyle vajinaya girer. Bazı insanlar bu pozisyondan nefret eder. Nedeni ise; hem duygusallıktan yoksun, hem de “erkek egemenliğini” vurgulayan bir pozisyon olması.

Bazılarının bu pozisyondan hoşlanması ise özgürlüğün olması ve gücün kullanabilinmesinden kaynaklanır.


 

Cinselliğin püf noktaları Mart 24, 2007

Her insan kendisinde var olan potansiyel zevkin tadını olabildiğince çıkarmak ister. Ancak bunun da kendine göre bazı püf noktaları vardır. Herşeyden önce bir ilişkiye hazırlanırken sakin olmak, bunun bir güç göstergesi ya da mücadele olmadığını kabul etmek ve insanın kendisiyle ve eşiyle barışık olması çok önemlidir. Bir de bunlara ek olarak aşağıdaki noktalara göz atarsanız mutlu olmamanız için hiçbir sebep yok!

Cinsel ilişkiden önce tüm kızgınlıklarınızı unutun. Sakinleşin. Siz rahatlarsanız eşiniz de rahatlayacaktır.
Önsevişme, siz birbirinize dokunmadan önce başlar. Tatlı konuşmalar, yumuşak yastıklar, dinlendirici bir müzik her ikinizin de enerjisini artırır.
Yemek yedikten sonra sevişmeyin. Vücut enerjisinin başka bir rakibi olmamalı. Dolu mideyle cinsel ilişki spermi azaltır ve hazımsızlığa neden olur. Sevişmeden önce soğuk içeceklerden, dondurmadan ya da buzdan kaçının. Aksi takdirde vücut bunları ısıtmaya çalışarak cinsel enerjiyi de harcar.
Yorgun, aç ve kızgınken cinsel ilişkiden kaçının.Harcanan enerji dengesizliğe neden olabilir.
Sevişmeden yarım saat önde tuvalet ihtiyaçlarınızı giderin. Dolu idrar torbasıyla cinsel ilişkiye girmek sıkıntı vericidir.
Aşırı soğuk ya da aşırı sıcak havalarda sevişmek elektromanyetik alanda dengesizliğe yol açabilir.
Sevişmeden önce ve sonra çok çalışmayın. Kaslar gevşediğinden enerji toparlamak zorlaşır.
Cinselliği teşvik edici ek ilaç ya da maddeler kullanmayın. Kendi silahlarınızı kullanın.
Vajinaya çok güçlü yüklenmeyin. Bu beraberinde bitkinlik, vajinada duygusuzluk ve ağrı getirebilir.
En iyi sevişme zamanı bahardır. Spermin en fazla olduğu dönemdir.
Mekanik seksten kaçının. Cinsel ilişki bir şölen olmalıdır. Kadının masturbasyon aracı olarak kullanılması cinsel enerjinizin geri dönüşümünü engeller.
Hareketleri planlamaktan kaçının. Sürpriz ve doğaçlama olmasına fırsat verin.

 

Bekaret Mart 24, 2007

Kategori: Bekaret, bakirelik, cinsel ilişki, gerdek gecesi, toplum, özgürlük — aliilaslan @ 12:17 pm

Geleneksel anlamda bakirelik cinsel deneyimi olmamayı ifade ediyor. Bu tanım her iki cins için söz konusu olsa da toplum bekareti yalnızca kadına yönelik olarak kutsallaştırmış.

Erkeğin bekaretini kaybetmesi erkekliğe atılan bir adım olarak algılanırken, kadının bekareti ancak evlendiği erkeğe sunulacak bir hediye olarak kabul ediliyor. Bu inanış doğrultusunda çoğu toplumda evlilik öncesi cinsel ilişkiye bir sınırlama getirilmiş. Üstelik bekareti daha da kutsallaştırmak için çoğu kez bekaret hakkında konuşmamak yeğlenmiş. Dolayısıyla 21. yüzyılda bekaret hâlâ bir tabu olma özelliğini koruyor.

“Annem bekaretimin benim için çok önemli olduğunu belirtirdi. Hatta bir gün bekaretimin kocama sunacağım bir hediye olduğunu, bu sebeple onu şimdilik saklamam gerektiğini söyledi.” B.T 27 yaşında

Bugün birçok aile için çocuklarının cinsel yönden sağlıklı olup olmadıkları, güvenli ve sağlıklı seks yapıp yapmadıklarından daha önemli olan şey, onların bakire olup olmadığı. Bu tavır özellikle kız çocuklarının ailelerinde daha yoğun bir biçimde sergileniyor. Oysa gençler cinsellik hakkında en sağlıklı bilgilere ancak aileleriyle konuşarak ulaşabilir.

Ancak çok geniş bir kesimin mesajı her zaman “Bakire kal!” şeklinde olduğu için, bu iletişim ya hiç başlamaz ya da bu kesin mesajla sona erer.

Geleneksel yapının bakirelik hakkındaki bu kesin yargısına karşılık popüler kültür, özellikle de medya kadının cinsel yönden aktif olduğuna ilişkin bir tavır sergiliyor. Gerek şarkı sözlerinde, gerek basındaki fotoğraflarda, gerekse TV’de yer alan popüler isimlerin yer alış biçiminde cinsel figürler ön planda. Bu sebeple cinsellik ekranın arkasındakiler için giderek daha fazla bir baskı oluşturuyor.

Bekaretin toplum tarafından tabu haline getirilmesi, özellikle cinselliğini henüz yeni keşfedenlerde fiziksel ve ruhsal birtakım sorunların çıkmasına sebep oluyor. Kadınların en büyük kabusu olan “gerdek gecesi sendromu”, yine bekaretin bu kadar kutsal olduğuna dair bir şartlanmadan ileri geliyor. Hatta kimi kadınlarda bu sendrom giderek daha büyük bir sorun olup, frijitliğe kadar varabiliyor.

“Bana ailemdeki en yakın kişi olan annem, bekaretin çok önemli olduğunu ve ilk ilişkimi evlendiğim gün kocamla yaşayacağımı söylerdi. Giderek gerdek gecesi benim için çok büyük bir kabus oldu. Evlendiğim gün ise kocamla cinsel ilişkiye girmekten çok korkuyordum. Bu sebeple çok ağrılı bir cinsel birliktelik yaşadım. İlk geceden sonra kendimi kirlenmiş hissettim ve bir daha ilişkiye girmek istemedim. Ancak uzun süren bir tedaviden sonra eşimle birlikte olabildim.” S.F. 37 yaşında

Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerde bekaret sebebiyle işlenen cinayetlerin sayısı hiç de azımsanmayacak ölçüde. Özellikle doğuda bakire olmadığı için kızını, kardeşini ya da akrabasını öldüren, öldürmeye teşebbüs eden birçok kişi var. Üstelik bu cinayetler töreler tarafından da onaylanmakta ve toplum tarafından meşru görülmekte.

Bakirelik hakkındaki bu görüşler kadının ister istemez bekarete karşı çekimser bir tavır sergilemesini beraberinde getiriyor. Sevgilisiyle cinsel yönden her türlü şeyi yaşamasına karşın sadece bu şartlanmadan dolayı kızlığını koruyan kadınların sayısı azımsanacak gibi değil. Kızlığını kaybetmek istemeyen kadınların korkulu rüyalarından biri de, bir sonraki ilişkilerinde beraber oldukları erkeğin bakire olmadıkları için kendilerinden ayrılabilecekleri ya da birlikte olmak istemeyeceklerini düşünmeleri. Aslında bu düşünce pek de yanlış sayılmaz. Çünkü birçok erkek birlikte olduğu kadının bakire olup olmadığını çok fazla önemsiyor.

Erkeklerin, toplumun, ailenin ve törelerin bakış açısı ne olursa olsun bedenimizden ve davranışlarımızdan yalnızca kendimiz sorumluyuz. Bu yüzden kendimiz için en doğru kararı verip, cinsel ilişkiye girmek ya da girmemek özgürlüğüne sahip olmalıyız. Birlikte olmaya ve bu birlikteliği kiminle yaşayacağımıza karar vermek, bu konuyu başkalarıyla konuşmak, kişisel bir doğum kontrol yöntemi uygulamak çoğu zaman bedenimize ve geleceğimize sahip çıkmanın aşamalarından biri. Bu sebeple sağlıklı birliktelikler kurmak ve kendimizle barışık olmak için, tercihlerimizi toplumsal törelerin, tabuların ve değer yargılarının esiri olmaksızın özgür irademizi kullanarak yaşamalıyız.

 

Erkekler niye lolita sever? Mart 24, 2007

Kategori: ciddi ilişkiler, cinsel ilişki, erkekler, genç kızlar, lolita — aliilaslan @ 12:11 pm

Her yaşta aşk, sevgi ve cinselik olabilir. Yaş bir ilişkin başarısı yada uzun sürmesinin tek belirleyicisi değildir. Aralarında ciddi yaş farkları olan bir çok mutlu çiftin varlığı açıktır. Ancak burda vurgulanmak istenen konu, genç bir kız ile kendisinden 5 yaştan daha fazla büyük bir erkek arasında yaşanabilecek bazı sorunlara dikkat çekmek.

Kendisinden anlamlı derecede daha genç kızlarla çıkmak, flört etmek isteyen erkeklerin acaba amaçları nedir? Gerçekten onu çok beğenmiş midir? ona bağlanmış mıdır? Aşık mıdır?

Genç ve deneyimsiz bir kız, yanında ki daha deneyimli bir erkeğin kendini çok güçlü hissetmesine neden olabilir.

Kendine güveni olmayan, ciddi ilişkilerden kaçan kişiler, kendilerinden yaşça ve deneyimce zayıf olan kızlarla birlikte olmak isterler. Bu tür ilişkilerin başında herşey çok güzel gibi görünür. Kısa zaman sonra erkek, baskısını kızın üzerinde göstermeye başlar.

Erkek, alkol almak, sigara içmek gibi davranışlarla ne kadar güçlü olduğunu empoze etmeye çalışırken, aynı zamanda genç kıza da bu davranışları yapması konusunda zorlama getirebilir.

Kendisinden yaşça daha büyük kişiler ile flört eden genç kızların yaşadıkları bir diğer sorunda, genç kızın diğer arkadaşlarının, erkek arkadaşı tarafından “onlar çoluk çocuk” denerek arkadaşlarından uzaklaştırılması ve kendi yaşının duygu, düşünce ve heycanlarını paylaşamamasıdır.

Genellikle başarısız giden bir ilişki sonrası, genç kızların üzüntü duydukları noktalardan biridir. Eski arkadaşları, yeniden aralarına dönmek isteyen eski arkadaşlarını tekrar kabul etmezler. Ya da eski yerini vermezler. Çünkü eski arkadaşlarının edindiği yeni alışkanlıkları ve kötü bir ünü vardır artık.

Genç kızların daha erken yaşlarda cinsel ilişki deneyimleride, kendilerinden yaşça daha büyük erkeklerle birliktelerken daha sık görülmektedir. Kendi yaşıtları ile başarısızlıklar yaşamış erkekler, kendilerinden yaşça ve deneyimce zayıf olan genç kızlar üzerinde oluşturabilecekleri baskı ile kendilerini güçlü olarak görmek isteyebilirler. Erken yaşlarda cinsellik yaşatabilirler. Her iki tarafında bilgi ve deneyim eksikliği istenmeyen durumlara yol açabilir. Bir çok genç kız çok genç yaşlarda hamile kalabilmekte, kürtaj yaptırmakta, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanmaktadırlar.

Burada vermiş olduğumuz örnekler yaşanmış olaylardır. Ancak kendisinden yaşça daha büyük birisi ile ilişki içinde bulunmak, illede işikinin başarısız olacağı diye bir koşul da yoktur.

Genç bir kızın, karşısında bulacağı ve kendisine ilgi gösteren, kendisi ile bir ilişkiye girmek isteyen kişileri sorgulaması gerekmektedir. Bu konuda ailelerin büyük dikkat göstermesi ve kızlarına yardımcı olması gerekmektedir.

Çocukların ve yetişkinliğe adım atan gençlerin sevgi ve ilgi gereksinimlerini yeterince sağlamak çok önemlidir. Aksi takdirde bu gereksinim bunu veren ya da verir gibi yapan kişilerde aranabilir.

 

Vajinusmus Mart 11, 2007

Neden: Basit; Korkuya bagli Vajen kaslarindaki kasilma
Sonuç: Agir; Cinsel iliskiye girememe (Tedavi edilmezse ömür boyu sürebilir)
Tedavi: Çogu zaman kolay

Vajinusmus cinsel iliski esnasinda kadin cinsel organinin (vajen) etrafindaki kaslarin kasilmasina bagli olarak cinsel iliskinin gerçeklestirilememesi durumudur. Burada kasilmalar cinsel iliskiden korkunun bir sonucu olarak istemsiz yani kadinin kontrolü disinda olmaktadir. Vajen etrafindaki kaslarin istemsiz kasilmasi yaninda genellikle tüm vücutta da bir gerginlik ve kasilma olur. Korku duygusunun eslik ettigi bu kasilmalar esnasinda kadin genellikle bacaklarini da sikica kapatir. Birçok aile trajedilerine yol açan bu sorun ülkemizde oldukça yaygindir.

Vajinusmus evliligin baslangicinda ilk cinsel girisim esnasinda ortaya çikar.ilk girisimdeki basarisizliktan sonra her iki çiftte genellikle sorunun geçici oldugunu ve çözülecegini düsünür. Daha sonraki girisimlerde de iliski gerçeklesmeyince kadinda sikinti, gerginlik , kadinliginda eksiklik oldugu düsüncesi ve suçluluk duygulari ortaya çikmaya baslar. Erkek ise yanlis olarak esi tarafindan istenmedigi, reddedildigi duygularina kapilmaya baslar. Erkegin duygulari siklikla öfke ve kirilganlik arasinda gidip gelir. Bazen de baslangiçta hiçbir sorun olmamasina karsin erkekte zamanla sertlesme yetersizligi ortaya çikmaktadir.

Sorun birincil olarak kadindan kaynaklandigi halde erkegin duygularindan bu kadar bahsediyor olmamizin önemli bir nedeni var. Vajinusmus her ne kadar kadindan kaynaklaniyor olsa da sonuçta çiftin sorunudur. Hem sorunu degerlendirme hem de tedavi asamasinda mutlaka erkegin de katilimi gerekir.

Ülkemizde vajinusmusun taninmasi ve tedavisiyle ilgili sorunlar Vajinusmus bizim toplumumuzda batili toplumlara göre daha yaygin bir sorundur. Bunun nedenleri cinsel egitimsizlik, kadinlarin evlilik öncesi cinsel iliskiyle ilgili yanlis bilgilendirilmeleri ve korkutulmalari ve diger kültürel etkenlerdir. Ama bizce ülkemizdeki asil sorun vajinusmusun yayginligindan çok bu çiftlerin gerekli danismanligi alamamalari ve tedavi edilememeleridir. Birçok psikolojik sorunda oldugu gibi vajinusmusda da çiftler bu sorunun yalnizca kendi baslarina geldigi gibi bir zanna kapilirlar. Bu durum bu tür sorunlarin baskalariyla paylasilmamasi ve sonuçta da bilinmemesinden kaynaklanmaktadir. Çiftler bu sorunlarin yaygin ve tedavi edilebilir oldugunu ögrendiklerinde rahatlamaktadirlar. Ama maalesef giderek yayginlasmakla beraber ülkemizde bu tür sorunlar için danismanlik ya da tedavi alinabilecek uzman kisiler ve merkezler yetersizdir. Bu sorunla karsilasan çiftler genellikle önce bir süre beklemekte, sorunun çözülmeyecegini kabul ettikten sonra da çare aramaya baslamaktadirlar. Bir kisim çiftler öncelikle tip disi alanlarda çare aramakta sonuç da beklendigi gibi basarisiz olmaktadir.

Çiftlerin büyük bölümü ise bir kadin dogum hekimine basvurmaktadir. Ne yazikki kadin dogum hekimlerinin aldiklari uzmanlik egitimi bu tür psikosomatik hastaliklarin anlasilmasi ve tedavisi açisindan yetersizdir. Dolayisiyla eger kadin dogum hekimi bu konuyla özel olarak ilgilenip kendini yetistirmemisse, girisimler sorunun çözümünden çok daha da pekismesine müzminlesmesine yol açmaktadir. Vajinusmus sorunu olan kadinlarin çogunda jinekolojik muayene ya hiç yapilamaz ya da çok güçlükle yapilabilir. Vaginal muayene girisiminde de de tipki cinsel iliski girisiminde oldugu gibi kadin korkuya kapilir ve vagina etrafindaki kaslar istemsiz olarak kasilir. Halk arasinda böyle bir soruna kizlik zarinin kalin olmasinin yol açtigi seklinde yanlis bir inanç vardir. Çiftlerinde talebiyle bazen kadin dogum uzmanlari bu hastalara hymenektomi uygulamaktadirlar. Ama hymenektomi, asil sorun korkuya bagli kas kasilmalari oldugundan sorunu çözmez hatta sorunu daha da pekistirir. Hiçbir ilaç ya da tibbi müdahale (genel anaestezi disinda) soruna yol açan vajen kaslarindaki kasilmayi çözmez. Genel anestezi altinda ise tüm vücut kaslarindaki gevsemeyle beraber vajen kaslarindaki kasilma da çözülür.

Bazi vajinusmuslu kadinlarin genel anestezi ile uyutularak esleri ile cinsel iliskiye girmeleri saglanmaktadir ki bu da sorunu çözücü bir girisim degildir. Çünkü kadin uyanik oldugu zaman cinsel iliskiden yine korkmakta ve girisimlere kasilarak tepki vermektedir. Daha da ötesi bilinci yerinde degilken kendisiyle cinsel iliskide bulunulmasi kadinlarin psikolojik durumlarini daha da bozabilmektedir. Sorunu daha iyi anlasilmasi için söyle bir örnek verebiliriz. Bazi insanlarda yükseklik korkusu vardir ve belli bir yükseklige mesela bir binanin besinci katina çikamazlar. Böyle bir kisiyi genel anestezi ile uyutarak besinci kata çikarmak bu kisinin yükseklik korkusunu gidermez. Yalnizca bilinci yerinde degilken besinci kata çikartilmis olur. Vajinusmusun tedavisinde de korkuyla ilgili diger sorunlarda oldugu gibi bilissel ve davranisçi bir yöntem izlemek gerekir. Bu konu tedavi kisminda ayrintili olarak ele alinacaktir. Vajinusmuslu kadinlar küçük bir ihtimal de olsa bazen gebe kalabilirler. Ama bu kadinlar sorun tedavi edilmedigi için genellikle normal dogum yapamazlar ve dogumlari sezeryanla gerçeklestirilir. Vajinusmus sorunu olan çiftler bazen ilk olarak çogu zaman da basarisiz tedavi girisimlerinden sora bir psikyatri uzmani ya da psikologa basvurur. Daha önce de degindigimiz gibi basarili bir tedavi için psikiyatr ya da psikologun da bu konuyla ilgili ve deneyimli olmasi gerekir. Yoksa bu hastalara sakinlestirici ya da sikinti giderici (antidepresan) ilaçlarin verilmesiyle sorun hallolmaz. Daha da ötesi bu tür ilaçlarin genellikle cinsel islevler bozan yan etkileri vardir ve vajinusmusu tedavi etmek bir yana yeni cinsel sorunlarin (uyarilma sorunlari isteksizlik gibi) eklenmesine yol açilmis olur. Vajinusmus kolay tedavi edilebilecek bir sorunken bu tür basarisiz tedavi girisimleri sonunda hastalar ümitsizlik ve yilginliga düserler. Bu hastalarin tedavi motivasyonlari da oldukça azalmistir. Vaginusmusun nedenleri nelerdir. Vaginusmusu tek bir nedene baglamak mümkün degildir. Ana neden basitçe bir utanma ve cinsel duygulardaki baskilanma olabilecegi gibi daha karmasik içsel çatismalar da olabilir. Bazen de neden özellikle çocukluk dönemindeki travmatik bir yasanti olabilir. Bazi durumlarda da vaginusmus esler arasindaki soruna bagli olarak gelisebilmektedir. Ama vaginusmusu genel olarak cinsel iliskiye karsi gelismis fobik bir kaçinma olarak degerlendirebiliriz. insanin korktugu bir durum ya da nesneye karsi verdigi en temel tepki kaçma ya da kaçinmadir. Bunun gibi vaginusmusda da cinsel iliskiden korkan kadin korktugu duruma kaçarak tepki vermektedir. Vaginal kaslardaki kasilma ya da bacaklarini sikica kapatmasi bu kaçma davranisinin parçalaridir. Çogu zaman kisi korktugu nesne ya da durum karsisinda verdigi tepkinin asiri oldugunun farkindadir. Ama korkuya karsi verdigi tepkinin asiri oldugunu mantiken bilmesi ve kabul etmesi korkusunun üstesinden gelmeye yetmemektedir. Bizim gözlemlerimiz vajinusmus sorunu olan kadinlarin korkularinin büyük oranda cinsel konulardaki bilgisizlige ve sosyokültürel etkenlere bagli oldugu yönündedir. Bu kadinlar çogunlukla evlenmeden önce cinsel iliski konusunda yanlis bilgilendirilmis ve korkuya sartlandirilmislardir. Cinsel iliskinin çok zor, agrili ve aci vereci olduguna iyice inanmis bir kadinin ilk cinsel iliskisinde sorun yasamamasi mümkün müdür? Toplumumuzda kadinlar evliliklerinin ilk gecesi su veya bu oranda sorun yasamakta korkusu iyice pekismis olanlarda da sorun vajinusmus seklinde ortaya çikmaktadir. Böyle bir sorunu olan kadinlarin eslerinin tutumu da son derece önemlidir. Eger erkek esinin korkusunu anlamaya çalisip ona destek olma yerine bir an önce cinsel iliskiyi gerçeklestirip hem kendisine hem esine hem de çevresine karsi erkekligini ispatlama güdüsü içinde hareket ediyorsa sorun daha da büyüyecektir. Özellikle ülkemizin belli yörelerinde aile yakinlari esler arasidaki sorunlara müdahil olabilmektedir. Esler sabahleyin ilk gece olup bitenler konusunda yakinlarina adeta hesap vermektedirler. Bu toplumumuzdaki gerçekten de kötü bir adettir. Aile yakinlarinin bu tür beklentileri vajinusmusda oldugu gibi özellikle erkeklerin sertlesme yetersizliklerinde de sorunu çok büyütmekte ve karmasiklastirmaktadir.

 

Sorularla erken bosalma Şubat 14, 2007

Kategori: cinsel ilişki, egzersizler, erken boşalma, etkileri, tedavi — aliilaslan @ 8:52 pm

ISTANBUL – En şiddetli durumunda, ki bu nadir rastlanan bir durumdur, herhangi bir penil uyari olmadan, yalnizca seksüel uyarilari düşünmek dahi ejakulasyonu tetikler. Ancak daha sik olani vajinaya penetrasyon sirasinda ya da hemen vajinaya girer girmez olanidir.

Erken boşalmadaki önemli kriter ejakulasyonun erkegin ve partnerinin isteklerinden önce olmasi ve bunu seksüel ilişkilerinde sikintiya yol açmasidir.

ERKEN BOŞALMA NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR?
Erken boşalmanin temel belirtileri olan : Boşalma küçük cinsel uyarilarla ve neredeyse kontrolsüz bir şekilde meydana gelmesi, Cinsel tatminde azalma,Suçluluk, utanç ve hayal kirikligi hissi erkekleri etkileyen en sik görülen seksüel problemdir. Çalişmalar bu problemin erkeklerin %40’inda endişelenmeyi gerektirecek bir boyutta oldugunu göstermektedir.

ALTTA YATAN FAKTÖRLER NELERDIR?
Bazen ilk ilişkiden itibaren ortaya çikabilecegi gibi bazi durumlarda da daha önce problemi olmayan bir kişide daha sonra gelişebilmektedir.
Düzensiz cinsel ilişki, kişinin düzenli boşalamiyor olmasi burada önemli bir faktördür.Ayrica ilişkiye verilen önem ve gerginlik yani performansin çok önemli olarak algilandigi durumlarda da ortaya çiktigi görülmektedir.
Kişinin ilişkiyi algilayiş şekli önemlidir: Ilk cinsel deneyimlerin saglikli olmayan ortamlarda yaşandigi durumlarda kişinin aşiri gergin ve bir performans gösterme geregi içerisinde ilişkiye yaklaştigi durumlarda erken boşlamanin sik görüldügünü görmekteyiz.
Kişinin olaya verdigi deger, önemin fazla olmasi, yani performans anksiyetesinin yogunlugu, düzensiz cinsel ilişki ya da nörojenik hassasiyetin varligi erken boşalmayi yaratmada önemli faktörler olarak görülmektedir.

FIZIKSEL BIR NEDENI DE OLABILIR MI?
Genellikle altta yatan neden psikolojik olsa da nadiren fiziksel bir neden (prostat bezi inflamasyonu veya sinir sistemi fonksiyon bozuklugu gibi) de etken olabilir:
- Sempatik sinir sistemi hasari (örnegin abdominal ameliyat sonrasi)
- Prostat hipertrofisi ve prostatitis
- Üretrit
- Diabetes Mellitus (şeker hastaligi)
- Bölgesel genito-üriner hastalik
- Bölgesel duyu hasari
- Polisitemi
- Polinörit vb. gibi organik faktörler etkili olabilir.

ERKEN BOŞALMA DAHA SIK OLARAK HANGI YAŞLARDA GÖRÜLÜR?
Her yaşta olmakla beraber en çok genç erkeklerde görülür. Erken boşalma erkegin yaşindan çok seksüel deneyiminin yeni olmasindan (yeni bir partner , vb) kaynaklanmaktadir. Ancak yaş ilerledikçe ikincil ereksiyon için gereken sürenin uzamasi, tam ereksiyona ulaşamamadan dolayi başvurular sikça olmaktadir. Ereksiyon tam olamayinca erken boşalma kaçinilmaz olmaktadir. Çogu zaman evliliklerde eşler bu sorunu kabullenmiş görünüyor, oysa evlilik dişi bir ilişkiye girildiginde yeni partner için bu sorun büyük panige yol açabiliyor.

TEDAVISI NEDIR?
Öncelikle erkegin psikolojik yapisini inceleyip psikosomatik bir durum var mi, yoksa uyariyi arttiran özel bir sebep var mi, onu araştiriyoruz. Önemli olan bir uzmana başvurulmasi. Erken boşalma sorunu da olsa erkekler bir uzmana başvurarak bu konuyu anlatmaya çekiniyor.
Kişinin boşalmanin kontrolünü elde etmesi için bazi ev ödevleri verilir. Kişinin kendisinin ve eşiyle beraberken yapacagi birtakim çalişmalardan oluşur. Burada kişinin boşalmanin kontrolünü saglamasi için egzersizler oluşturmaktadir. Ilaç tedavileri de destek olarak verilmekle birlikte ev ödevleriyle kişinin ilaca bagimli olmaksizin kendi başina kontrolü saglamasi amaçlanmaktadir.
Tedavide, kişinin olayi algilayiş biçimi, partnerinin olup olmamasi ve onunla beraber terapiye gelmesi çok önemlidir.
Cinsel tedaviler eger kişinin başka bir kişilik veya ilişki problemi varsa uygun degildir. Öncelikle kişinin diger problemlerinin ele alinmasi ve tedavisi gerekir.Çünkü bu problemler cinsel tedavide engel oluştururlar.Örnegin: kişinin depresyonu ya da partner problemi , boşanma döneminde cinsel tedaviden önce depresyonunun ve ilişki problemlerinin düzenlenmesi gerekmektedir.

EGZERSIZLER
Tedavide egzersizler kişinin kendi başina yapacagi çalişmalar ve partneriyle yapacagi çalişmalar şeklinde düzenlenmektedir.
Erken boşalmada boşalma refleksif hale gelmeden kişinin bunu hissetmesi ve durdurmasi hedeflenir. Çok erken boşalan kişide, bu noktada herhangi bir egzersiz (sikma, germe, çift yönlü germe) uygun degildir.
En sik olarak sikiştirma / sikma tedavisi de kullanilmaktadir. Cinsel ilişki sirasinda veya öncesinde eger erkek erken boşalma olacagini hissederse cinsel ilişkiye ara verir ve kendisi veya eşi penisi baş ve işaret parmaklari ile kavrayarak sikar; ve penisin uç kisminin hemen gerisine yaklaşik 20 saniye süresince hafif bir basinç uygular, daha sonra cinsel ilişkiye baştan başlanir. Bu yöntem gerektigi kadar siklikla uygulanabilir. Basit bir egitim şekli de ilişki halinde veya mastürbasyon yaparken: penisinizi sizin yada partnerinizin uyarmasi fakat boşalmadan hemen önce bu uyariyi durdurmasi, 30-60 sn. uyariyi durdurduktan sonra tekrar uyarmasi ve boşalmadan az önce durdurmasi şeklinde bir siklusu 5-6 kere tekrarladiktan sonra ancak boşalmaya izin vermektir.
Burada unutulmamasi gereken husus, hasta ve partnerinin verilen ödevleri algilayabilecek düzeyde olmasi ve öncelikle diger tetkiklerinin tamamlanmiş olarak bu terapilere başlanmasinin önemidir.

TEDAVIDE DIĞER YÖNTEMLER:
Düzenli bir cinsel yaşam ve sürekli bir partner öneriyoruz. Ayrica Ilaç tedavisi – dopamine antagonistleri – antidepresanlar – anksiyolitikler – Anestezik etkili losyon/kremler de davraniş terapiye ek olarak önerebiliyoruz. Ayrica yoga meditasyondan da fayda görüldügünü belirten çalişmalar mevcuttur.
Davraniş tedavisinin başari orani %60-90 arasindadir. Ancak, eşlerin birbiri ile uyumunun iyi olmasi gerekir ve tedavi edildikten sonra da erken boşalma tekrarlayabilir.

ERKEN BOŞALMANIN ETKILERI NELERDIR?
Bir çok erkek zaman zaman erken boşalma problemi yaşamakta ve sonradan kendileri bu sorunu çözmektedirler. Tedavi gerektiren durumlarda ise oldukça başarili sonuçlar elde edilebilmektedir
Kalici “erken boşalma” hem erkegin hem partnerinin seksüel fonksiyonlari üzerine zararli etkileri vardir. Çogu erkek ilk ilişkilerinde erken boşalma egilimindedir. Erkegin cinsel deneyimlerinin sayisi arttikça ve sevişmenin yapilabildigi uygun ortamlar dogdukça daha güvenli olur ve erkek kendini tutmayi ögrenir. Çogu erkek bu problemin üstesinden gelir ama bazilari bir uzmanin görüşüne ihtiyaç duyar.
Kaynak: www.ntvmsnbc.com