







Özellikle genç erkeklerin en yaygın takıntısı penislerinin boyu ile ilgili. Penis, gevşek haldeyken ortalama 5-9 cm. sertleşmiş haldeyken 10-18 cm. boyunda olan bir organdır. Dolayısıyla tüm kaygılarınızın aksine, 16 cm. boyundaki penisiniz, ortalamaların üst sınırına yakın gözüküyor. Ancak, hem erkeklerin hem de kadınların alabilecekleri cinsel haz açısından da, erkeğin cinsel işlevi açısından da penis boyunun hiçbir önemi olmadığını bir kez daha vurgulamalıyım. Çocukluğunuzda kadınlar arasında duyduğunuz,”pipisi büyüdü mü” konuşması, büyük bir olasılıkla penisinizin boyunu değil, ergenlik dönemine girip ,gece boşalmalarınızın, yani meni gelişinin başlayıp başlamadığını soran bir konuşma olabilir, hatta siz tamamen yanlış duymuş ya da yanlış yorumlamış da olabilirsiniz. Ayrıca bu konuşmadaki kadınların, penisler ve boyları konusunda çok deneyimli veya yetkin olduklarını düşünmek için hiçbir nedenimiz yok. Kız arkadaşınızın önceki deneyimleri için endişelenmenize de gerek yok, çünkü bütün erkekler diğerlerinin penisinin kendisininkinden daha büyük ya da daha iyi olduğuna inanır. Kadınların ise büyük penis gibi bir takıntısı yoktur, erkek arkadaşlarından beklentileri çok başkadır
Bir kere yetmez” diyenlerin sayısı giderek artıyor. Elbette ki, bunu sağlamanın bazı yolları var; ilk şartı da uyum. Kimi kadına göre, en mükemmel orgazm ilkidir. Bir başkası, asıl yoğun hazzı sonrakilerde bulabilir. Kimisi de, zincirleme orgazm`ın her halkasının birbirinden farklı olduğunu söyler.
Zircirleme orgazm bir hayli karmaşık bir konudur. Çünkü erkek ve kadın arasında ciddi fizyolojik farklılıklar bulunur. Erkek genelde çabuk uyarılmakta ve orgazm olduktan sonra da en azından bir süre için cinsel ilgisini yitirmektedir. Oysa kadın, daha yavaş uyarılmasına ve orgazm`a daha uzun bir süreçten geçerek ulaşmasına karşın, birbiri ardına birkaç kez orgazm olabilme potansiyeline sahiptir.
Bilimsel kanıtlar
Bu olgunun mekanizması henüz tam olarak açıklanmasa da, hiç olmazsa varlığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Çünkü kadınlarda orgazm sırasında gerçekleşen fizyolojik değişiklikleri kaydeden laboratuar cihazları, bazı kadınların belirli durumlarda bu değişimleri kısa aralıklarla tekrar tekrar gösterebildiğini belgelemektedir.
Herkeste aynı yetenek var ama…
Yani kadınlar zincirleme orgazm olgusu biyolojik bir gerçektir. Hatta kimi uzmanlar aslında bütün kadınların zincirleme orgazm yeteneğine sahip olduğunu, fakat cinselliğe olumsuz bakan kültürümüzün verdiği tutuklukla çoğu kadının bu şans hiç kullanmadığını iddia etmektedir. Bu iddianın geçerliliği tartışılabilir. Ama, bazı kadınların masturbasyon veya cinsel ilişki sırasında tekrar tekrar doruğa ulaşabildiği artık kesinleşmiştir.
Farklı görüşler
Bu orgazm`ların yoğunluğuysa, kadın kadına değişiklik gösterir. Kimi kadınlar ardı ardına kaç kez orgazm olurlarsa olsunlar, her zaman ilişkinin en iyisi olduğu görüşündedir. Kimilerindeyse tam tersine ilk orgazm bir hayli sönük geçmekte ve asıl yoğun hazzı daha sonrakiler sağlamaktadır. Öte yandan kadınların bir kısmı da zincirleme orgazm`ın her halkasının çok farklı olduğu, klitoral orgazm, G-noktası orgazm`ı ve penisin vajina içindeki hareketlerinden doğan orgazm arasında bir karşılaştırma yapmanın tamamen anlamsız olacağı kanısındadır.
En çok masturbasyonlar
Seks araştırma laboratuarlarında sürdürülen deneyler genellikle en uzun zincirleme orgazm`ların masturbasyon sırasında gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Hatta, vibratörle mastürbasyon yapan kimi kadınlar, kısa bir süre içinde 10-15 kez doruğa ulaşabilmektedir. Genelde bu orgazm`lar bir iki dakikalık aralarla gerçekleşir. Fakat az sayıda kadın, bir orgazm`dan diğerine hemen hiç ara vermeksizin geçebilmektedir. Çok küçük bir azınlıktaysa; zincirleme orgazm hiç kesintisiz orgazm dalgaları halinde yükselip ancak kadının bitkin düşmesiyle sona ermektedir.
Uç uca eklemek…
Zincirleme orgazm konusunda yaygın uygulamalardan biri, masturbasyonla cinsel ilişkiyi uç uca eklemektir. Yani, önce kadın kendi kendine ya da sevgilisinin yardımıyla mastürbasyon yaparak birkaç kez doruğa ulaşır, sonra da cinsel ilişki partneriyle birlikte bir kez daha boşalır.
Çabaların karşlığı
Zincirleme orgazm için bu kadar çaba harcamaya değer mi? Bu konuda kararı sadece kadın verebilir elbette. Fakat kimi erkekler sevgililerine daha çok haz verebilmenin her türlü çabaya değeceği görüşünde. Gene de, bir kısım erkekle tıpkı kendileri gibi tek bir kez ama yoğun bir şekilde boşalan bir kadınla sevişmeyi tercih etmekte ve zincirleme orgazm`ı sevişmeyi bir gösteri haline getiren bir tür başarı testi gibi algılanmaktadır. Öte yandan bazı erkekler de kadının zincirleme boşalmasını kendi erkeklik güçlerinin bir kanıtı gibi görüp gurur duyma eğilimindendir. Tabii, bu pek haklı bir gurur sayılmaz, çünkü böyle bir kadın büyük ihtimalle mastürbasyonla da zincirleme orgazm`a ulaşabilecektir. Yani erkeğin “sihirli anahtarı”na pek de muhtaç değildir. Gene de, çoğu erkek cinselliği başarı göstergesi olarak gördüğü müddetçe, zincirleme boşalabilen kadınların rağbette olacağını tahmin edebiliriz.
Doğu teknikleri
Aslında zincirleme orgazm yalnızca kadınlara mahsus bir şey değildir. Erkekler de üst üstte orgazm`a ulaşabilir. Erkeğin boşalmasıyla orgazm`ın aynı şey olmadığı çok eskiden beri bilenen bir şeydir. Nitekim, genç erkeklere boşalmadan doruğa ulaşma yöntemlerini anlatan eski tantra metinleri bile vardır. Bu yöntemlerle erkeğin bir gün içinde birkaç kez, hem de isterse üst üstte orgazm`a ulaşması ve hiç boşalmaması ya da boşalmayı en son birleşmeye kadar geciktirmesi mümkündür. Fakat böyle bir disiplinle yetiştirilemeyen ve “kuru” orgazm`ın varlığından bile bi haber olan Batılı erkekler için bu tür tecrübeler pek söz konusu olamaz.
Erkeğin gücü, 25 yaşına kadar dorukta…
Gene de, pek çok erkek aşağı yukarı 25 yaşına kadar ardı ardına birkaç kez bildiğimiz anlamda orgazm olma potansiyeline sahiptir. Fakat erkek yaşlandıkça, her orgazm`ın arkasından “kendisini toparlaması” için gereken süre de uzar. Yani orta yaşlarda bir erkeğin kısa aralıklarla tekrar tekrar boşalması pek mümkün değildir. Kısacası, zincirleme orgazm hemen hemen yalnızca genç erkeklerin işidir. Fakat uygun bir ortamda ve yeterli uyarılma düzeyiyle, orta yaşlı bir erkek de pekala fazla orgazm yaşayabilir.
Bir kere yeter
Bizim kültürümüzde erkekler kendileri için zincirleme orgazm`ı öğrenmeye pek ihtiyaç duymazlar. Özellikle de boşalmayı içermeyen”kuru” orgazm onların gözünde hiç bir anlam ifade etmez. Çünkü çoğu erkek için cinsel birleşme “duhül ve boşalma”dan ibarettir ve bu kadarı onları tatmin etmeye, “erkekliklerini kanıtlamaya” yeter. Öte yandan, partnerlerinin zincirleme boşalmasını sağlamak, kendi cinsel güçlerini bir kat daha vurguluması açısından cazip gelebilir.
Önemli olan kontrol
Genellikle cinsel gücün gençlerin tekelinde olduğu düşünülür. Oysa orta yaşlı hatta daha ileri yaşlardaki erkeklerin de tekniklerini geliştirerek partnerlerine daha çok haz vermeleri mümkündür. Gerçekten de, öyle çiftler vardır ki, ilk zamanlarda erkeğin çabuk boşalması veya özel çaba harcamaya gerek görmemesi yüzünden tek orgazm`la yetinmek zorunda kalan kadın, yıllar geçip erkek boşalmasını kontrol etmeyi öğrenince zincirleme orgazma ulaşmaya başlar. Kadının kırk yılda bir zincirleme orgazm`a ulaştığı, erkeğinse kendisi için de böyle bir ihtimal bulunduğunu aklına bile getirmediği çiftlere bu konu bir hayli gereksiz görünebilir. Gene de, biraz çabayla zincirleme orgazm`ı öğrenebileceğinizi unutmayırn. Böyle bir deneyim size cazip geliyor, hatta yalnızca merak ediyor bile olsanız, orgazm yoğunlaştırma yöntemleri size çok şey kazandıracaktır.
Kaynak:duslersokagi.net
Vajinal akıntılar kadınların doktora en sık başvurduğu hastalık şikayetidir.
Vajina normal olarak nemli bir yapıya sahiptir.Vajina duvarlarındaki ve vajinanın içinde bulunan rahim ağzındaki bezelerden salgılanan sıvılar bu nemliliği-ıslaklığı sağlar . Vajina vücudun dışarıya açılımı olan boşluklarından bir tanesidir. Vajinanın ıslaklığı kadının sağlığı açısından gereklidir . Mühim olan var olan akıntının normal mi, yoksa bir hastalık habercisi mi olduğunu ayırt etmektir. Çünkü varolan akıntı kişinin hareketi, ayakta durması gibi nedenlerden dolayı yerçekiminin etkisiyle vajinadan dışarı akacak ve iç çamaşırında veya pedinde bir ıslaklık oluşturacaktır.Ve bu salgılanma herhangi bir hastalık veya sıkıntı yoksa sağlıklı bir kadında süreklidir.
Normal vajinal akıntı berraktır ve sıvı yumurta akını andırır, koku yapmaz. Bu ıslaklığın kıvamı yumurtlama dönemi sırasında (adetin başlangıcından itibaren 14. gün civarı) biraz değişir ve sıvılaşabilir. Bunun amacı doğanın döllenmeye hazır yumurtanın döllenmesini kolaylaştırmak için salgının kıvamını değiştirmesidir ,Servikste(rahim ağzındaki) ve buradan salgılanan sıvılardaki tüm değişiklikler buradan spermin kolayca geçerek yumurtaya ulaşmasını sağlamak içindir.. Adet dönemine yaklaştıkça bazı hanımlarımızda vajinada bir koku olabilir ve akıntı rengi koyulaşabilir. Bu adet kanamasını oluşturan hormonların bu dönemde getirdiği etkidendir.
Tanımladığımız dışındaki bütün akıntıları muayene oluncaya kadar bir hastalık belirtisi olarak kabul etmek ve en kısa zamanda doktora başvurmak sağlığınız açısından gerekli ve önemlidir.Rahatsız edici bir vajinal akıntıyla yaşamak kişinin hayat kalitesini düşürecektir. Kendinize olan güveniniz azalacak, kendinizi kötü ve huzursuz hissetmenize sebep olacaktır. Cinsel yaşantınızı ve partnerinizle olan ilişkinizi etkileyebilecektir. Daha da önemlisi sağlığınızı bozacak, kısırlığa veya daha kötü sonuçlara gidebilen olaylara sebep olabilecektir.
Akıntıların tedavisi sanıldığının aksine daha kolay ve de acısızdır. Hele hele belirtilerin ilk başladığı günlerde bize başvuran hanımlarımızın bu sıkıntıları çok daha kolay ve de basitçe çözülebilmektedir. En sık karşılaştığımız korku nedeni ise ya kötü bir şey çıkarsa diye düşünüp doktora başvurmamaktır.Var olan gerçek hiçbir zaman değişmeyecektir gecikmeniz karşılaşmaktan korktuğunuz olayları yok etmez aksine büyütür ve arttırır. Ve sonunda basitçe halledilecek bir sorununuz varken geçirdiğiniz (kaybettiğiniz) zaman, bu sorunu daha da büyümüş bazen de çözülemez bir hale de getirebilir.Gerçekleri görmemeye çalışarak yok edemezsiniz. Sağlıklı kalabilmek kendinize saygı duyabilmek (Kendine saygı duymayan insana başkaları da saygı duymaz) için, düzenli olarak bir sıkıntınız ve cinsel hayatınız olsun olmasın doktor kontrolüne gitmektir. Önerdiğimiz altı ayda birdir. Eğer sıkıntınız varsa hemen gitmek en faydalı olanıdır.İnsanın en değerli varlığı kendisidir.Bedenimize sahip çıkalım.
Hanımlarımız bu tip şikayetleri için doktora başvurmayıp kendilerine zarar verdikleri gibi, başka arkadaşlarına da önerilerde bulunup onlara da zarar verebilmektedirler. Benim kaşıntım vardı, doktora gittim mantar dedi veya mantar olduğunu düşünüp eczaneden şu………. ilacı aldım, geçti.Senin de kaşıntın varsa, mantardır. Bundan kullan geçer demek verilebilecek zararların en büyüğüdür. Çünkü, her kaşıntı yapan beyaz akıntı mantar değildir. Bazı bu tip akıntılara verilen mantar ilaçları, daha fazla zarar verebilmekte, hatta kişiye geriye dönülmesi çok zor veya imkansız hasarlar yapabilmektedir. Çözüm bu kadar basitken ve elinizin altındayken doktora başvurmak en sağlıklı, en akılcı ve uzun vadede en ucuz yol olacaktır.
Vajinal Akıntılar
A- Fizyolojik Akıntılar (Doğal Akıntılar)
- Östrojen düzeyine (Kadınlık hormonlarından bir tanesi) bağlı değişiklikler ; mesela adet kanaması(mensturasyon
kanaması ) öncesi
- Cinsel Uyarım ;Cinsel uyarıyla vajinada meydana gelen ıslanma ve bunun oluşturduğu akıntı
- Gebelik ;Gebelikte rahim ağzındaki bezlerin salgıları gebeliği ve bebeği korumak için artar
-Spiral’ e bağlı akıntılar
B- Patolojik Akıntılar ( Doğal Olmayan Akıntılar )
1- Vajinal ( Vajinaya-Döl yoluna ait)
- Vajinanın mantar hastalıkları
– Trikomanas vajiniti (Cinsel yollada geçen parazit kökenli hastalık ) – Bakteriyel Vaginosis (Çeşitli bakterilerin neden olduğu hastalık – Genital herpes vajiniti (virüslerin neden olduğu bir akıntı
– Vajinadaki yabancı cisimlerin oluşturduğu akıntı
– Kanserlerin oluşturduğu akıntılar
2- Servikal ( Servikse-Rahim Ağzına ait)
– Bakterilerin neden oldukları ( mesela gonore {belsoğukluğu} ve bu gibi
– Non-spesifik enfeksiyonlar ( Nedeni ve etkeni tanımlanamayan akıntılardır.)
– Virusların neden olduğu akıntılar (mesela herpes ve diğerleri)
– Kanserlerin neden olduğu akıntılar
– Polip dediğimiz bazı oluşumların yaptığı akıntılar
– Yaraların yaptığı akıntılar
En yaygın olarak görülen vajinal akıntı nedeni Mantarlar vede trikomanas ile çeşitli bakterilerin neden oduğu bakteriyal vaginozistir.
Vajinanın Mantar Hastalığı : Maya enfeksiyonu olarak adlandırılır, Mantar tüm doğada bulunabilen bir hastalık etkenidir.Normalde vücudumuzda mantarlar bulunmakta ama bunlar normal şartlarda hastalık oluşturmamaktadır.Bazı koşullar bir araya geldiğinde var olan mantarlar kontrolsüzce çoğalarak hastalık oluştururlar.
Genelde büyük bir oranda mantar hastalığı oluşumundan Candida albicans sorumludur.
Yoğun,beyaz renkte,kesik süt görünümüne bir akıntı ve kaşıntı mevcuttur,dış dudaklarda ve çevrede kaşınmaya bağlı şişlik ve kızarıklık oluşabilir.(Her bu tip akıntı mantar hastalığı demek değildir, bu sadece genel bilgi olarak verilmiştir- lütfen hekime muayene olmadan kendi başınıza tedavi uygulamayınız !)
Riski Artıran Faktörler Nelerdir ?
Mantar enfeksiyonlarında
- gebelik,
- şeker hastalığı,
- kortizon kullanımı,
- antibiyotik kullanımı,
- bazen östrojen hormonu tedavileri,
- bazı doğum kontrol yöntemleri,
- sık ilişki,
- fazla sayıda partner ve korunmasız ilişki,
- tampon kullanımı,
- sentetik iç çamaşırı kullanılması,
- çok dar giyecekler ,
- ıslak mayo veya çamaşırla oturulması
- vajinanın içinin çok sık ve sabunla yıkanması,
- bazı ticari vajinal duşların kullanılması, kokulu tuvalet kağıtlarının bazıları
- aşırı klorlu havuzlara girmek mantar hastalığına yakalanma rizikosunu artırır.
- başkasına ait iç çamaşırı ve bu gibi şeylerin giyilmesi
-çok fazla diyet şekeri veya tatlandırıcı kullanılması
Tedavi: tedavi hekimin muayenesinden sonra verdiği ilaçların düzenli kullanımı ile olacaktır,hekiminiz ayrıca size iç çamaşırlarınızı kaynatmanızı ve de sıcak ütü ile ütülemenizi de önerebilir.Bazen kişinin cinsel partnerine de tedavi vermek gerekir,aksi takdirde ilişki ile ona geçirdiğiniz veya ondan aldığınız mantar hastalığını tedavi olup iyileştikten sonra tekrar alabilirsiniz.

Mutlu bir birliktelik için önemli unsurlardan biri her iki tarafı da mutlu kılan ve her yönden tatmin eden bir cinsel ilişkidir. Mutluluk veren bir sevişme eşleri daha huzurlu, daha mutlu ve çevrelerine karşı daha sevecen yaparken, birbirlerine daha çok bağlar, yakınlaştırır ve onları bütünleştirir.
Orgazm Nedir?
Sevişme öncesi partneri çıplak olarak görme, tatma, dokunma, işitme yani partnerin sesini duyma, koku gibi seksüel uyarı veya düşünceler ile başlayıp beyin ve vücudun ortak hareket etmesi sonucu yaşanan zevk anına \”orgazm\” denir. Orgazm, çeşitli cinsel uyaranlarla beynin uyarılması ile başlayan ve uyaranların etkisiyle kişide hem bedensel hem de ruhsal olarak algılanan cinsel yanıtın son aşamasındaki hoş bir histir. Orgazm normal bir vücut fonksiyonudur. Orgazm öğrenilebilir istemli bir reflekstir.
Orgazmın İşlevi Nedir?
Beden ve ruhun kendi kendini tatminle veya cinsel ilişkiyle kişinin haz almasını sağlamasıdır. Ancak orgazm ilişkinin amacı değildir ve olmamalıdır.
Orgazmın Faydaları
*Bedensel ve ruhsal olarak bir rahatlama sağlar,
*Daha kolay hamile kalınır vb.

Orgazmın Fazları
Masters ve Johnson adlı bilim adamları yaptıkları çalışmalarda orgazmı dört fazda ele almışlardır:
1-Uyarılma Fazı:Kadında cinselliği yaşama ihtiyacının ortaya çıkarmasıyla başlayan bu fazda memelere ve genital organlara giden kan miktarında artma olur. Bu sayede vajina girişindeki Bartholin salgı bezleri faaliyete geçerek vajinal kaygan sıvı salgılanmasında artış ve 10-30 saniye içinde ıslanma meydana gelir. Meme uçları belirginleşir ve memeler büyür. Daha sonra rahim yukarıya doğru çekilir, dudaklar şişip düzleşip ve araları açılarak vajinanın alt kısmı genişler, klitoris kabarır. Rahim ağzı ve rahim yukarı doğru çekilir. Bu sayede tüm bedende cinselliğe hazırlık için yukarıdaki değişiklikler meydana gelir. Ayrıca bu evrede kalp atışları hızlanır ve solunum sayısı artar, kan basıncı yükselir, boyunda ve göğüste kızarmalar meydana gelir.
2-Plato yani Gerilim Fazı: Bu fazda cinsel gerginlik ve erotik duygular yoğunlaşır, cinsel arzularda artış iyice belirginleşir. Vajinanın dış 1/3 kısmındaki kan miktarında artma nedeniyle şekli değişir, iyice şişer ve üst kısmı balonlaşır ve bu esnada vajinada hafif bir ağrı olabilir. Rahim uyarılma fazındakinden daha yukarıya doğru çekilir, klitoris daha da belirginleşir ve dudakların rengi koyulaşır ve normalin 2-3 katı büyür. Klitoris iyice şişer. Memelerin uç kısmındaki koyu renkli alan belirginleşir. Kalp hızı artar ve ateş basması olur. Bacaklarda ve kalçalarda kasılmalar olur. Eğer uzun sürerse vajinal ıslaklık azalabileceği bu fazın sonlarına doğru kadının vücudu tam bir cinsel birleşmeye hazır hale gelir. Bu fazda bir önceki evrede büyümüş olan klitorisin küçülme eğilimi göstermesi ve orijinal boyutunun yarısına kadar küçülmesi orgazmın yaklaştığını gösteren önemli bulgulardan biridir. Bu fazın süresi kadından kadına hatta bazen aynı kadında bir cinsel eylemden diğerine belirgin değişiklikler gösterebilir.
3-Orgazmik yani Doyum Fazı:Daha önceki evrelerde artmış olan gerginliğin boşaltılması olarak algılanabilecek bu fazda ateş basması tüm vücuda yayılır. Vücutta bulunan kasların çoğu kasılır ve tam zirve noktasında vücut kaskatı kesilir. Bu durum kadının yüzünde sanki acı duyarmış gibi bir görüntü yaratabilir. Mesanenin dışa açıldığı yerden sıvı salgısı olur ve bu durum “kadının boşalması” olarak tanımlanabilir. Rahim, vajina ve anüsde eş zamanlı, ritmik düzenli kasılmaların olduğu en kısa süren fazıdır. 0.8-1 saniye aralıklarla gerçekleşen bu kasılmalardan kadında bir orgazm esnasında 3-15 kasılma olur. Kadının burnu hafiften sulanmaya başlar, başparmağı dik duruma geçer, göz bebekleri büyür, boğazı kurur ve yutkunma gereksinimi duyar, göğüsleri arasındaki deri hafifce kızarır, ayakları da oynar.
4-Çözülme yani Gevşeme Fazı: Daha önceki fazlarda gerçekleşen değişimlerin normale dönme sürecidir. Tüm bu geri dönüş süreci 5-10 dakika sürer. Klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı bir hal alır. Ateş basması kaybolur. Hızlı soluk alıp verme ve terleme görülür. Kalp hala daha hızlıdır. Eğer bu fazda seksüel uyarı devam ederse kadın daha fazla sayıda orgazm yaşayabilir. Kadınlar beyinden orgazm esnasında salgılanan endorfin adı verilen mutluluk hormonlarının etkisiyle gevşer ve kendilerini iyi hissederler. Kadınların çoğunda orgazm sonrası klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı hale gelir.
Orgazm Sorunları ve Bozukluklarının Tipleri
1-Anorgazmi:Hiç orgazm olamama durumudur. Bu durum iç sıkıntısı, kişinin kendi kendine olan saygısı yitirmesi ve depresyon ile sonuçlanabilir.
2-Rastgele Anorgazmi: Zaman zaman orgazm yaşanamaması durumudur.
3-Koital Anorgazmi:Cinsel birleşme ile orgazm olamama ancak mastürbasyon vb. gibi ile orgazm olma durumudur.
4-Erken Orgazm:Çok nadir olarak görülür.
Orgazm Sorunları ve Bozukluklarının Nedenleri 
*Ön sevişmenin eksik ve aceleye getirilmesi,
*Partnerin erken boşalma sorununun olması,
*Partnerin ereksiyon sorununun olması,
*Partnere karşı olan ilgi kaybı,
*Alkolizm,
*Depresyon ve üzüntü,
*Menopoza ilişkin östrojen azlığı,
*Vaginal akıntılar,
*Vaginanın geniş olması,
*Şeker hastalığı,
*Nörolojik bozukluklar ve nörolojik ilaç kullanımı,
*Problemli bir çocukluk geçirilmiş olunması,
*Düzenli ve sağlıklı bir aile yaşantısının olmaması,
*Ergenliğe geçiş döneminde problemli ve travmatik cinsel deneyimlerin yaşanması,
*Cinsel kimlik çatışmaları,
*Sosyo-kültürel yasaklamalar ve aşırı dinsel inançlar,
*Bilgisizlik,
*Cinsel taciz veya tecavüz yaşamak,
*Aldatılmak,
*Gebe kalma korkusu,
*Partnere güvenmeme,
*Cinsel ilişkiye zorlanmak,
*Duyarlı, bilgili, sıcak, yaşamı seven bir kadının nasıl olduğuna ilişkin yeterli rol modelinin bulunmayışı,
*Güvenilir, emin, sosyal açıdan kabul edilebilir ve özel bir atmosferde, ödüllendirici ve destekleyici koşullarda bir cinsel deneyime girişme olanağını bulamama vb.
Orgazm Sorunları ve Bozukluklarının Tedavisi
*Tedaviden amaç orgazmı cinselliğin en önemli amacı olarak görmekten vazgeçip, ön sevişme, uyarılma, cinsel tecrübe, zevk ve çiftlerin birbirlerinin bedenlerini daha yakından tanımaları için cinsel terapi veya cinsel danışmanlık hizmetleri, kadının üstte olduğu cinsel pozisyonların denenmesidir. Kadın gelmeye başlayınca, erkek mümkün olabildiğince hareketsiz kalmalı ve sert hareket etmemelidir. Meme uçları, kulak arkaları, bacakların iç yüzleri gibi erojen bölgeler uzun süre uyarılmalıdır. Cinsel istek, uyarılma, orgazm ve doyum döngüsünde ayrıntılar ne olursa olsun önemli olan klitoris uyarısının uygun şekilde, yaygın, ritmik, kesintisiz ve yeterli süre yapılmasıdır.
*Vakum Cihazı:Negatif basınç yaratan el kadar küçük bir cihazdır ve kitorise belirli süre bellirli bir protokolle uygulandığında orgazm olmayı kolaylaştırmaktadır.
Orgazm Hakkında Bilinmeyenler
*Kadınlarda sadece düşünce yolu ile hiçbir fiziksel temas olmadan da orgazm yaşanabilir.
*Her ilişkide orgazm yaşanacak diye bir kural yoktur. Zaman zaman orgazm olunmaması da son derece normal bir durumdur.
*Orgazm her iki eşte de aynı anda meydana gelebileceği gibi ayrı zamanlarda da olabilir. Aynı anda orgazma ulaşmak çok keyifli olsa da bir o kadar zor bir durumdur. Eşlerden birinin önce gelmesi hiçbir şekilde diğerinin orgazma ulaşmasını engellemez.
*Kadınların yaklaşık %50’i çeşitli nedenlerden ötürü orgazm taklidi yapmaktadır.
*Penis uzunluğunun kadının tatmin olmasıyla yani orgazmın şiddeti ile penis büyüklüğü arasında hiçbir ilişki yoktur. Ancak orgazm beyinde gelişen bir olaydır, kişinin psikolojisi ile yakından ilgilidir. Uzun ve kalın bir penisi görmek bir kadını daha fazla heyecanlandırabilir.
*Cinsel tepkileri normal olan her kadın cinsel birleşmede ya da mastürbasyonla her seferinde bir ya da birkaç orgazma ulaşabilir.
*Kadınlarda en şiddetli orgazmlarını 35\ li yaşlarda yaşarlar.
*Kadın uyarılmaya başladıktan sonra orgazma ulaşabilmesi için ara vermeden aynı tempoda uyarılmaya devam edilmelidir.
*Kadın orgazma varacağı anın geldiğinde eşine penisin girmesini istediğini söylemelidir. Çünkü bu arada kadının uyarılması durdurulursa isteği söner ve yeni baştan sevişmeye başlamak gerekir.
*Kadınlar uykuda da orgazm yaşayabilmektedir.
*New Scientist dergisinin haberine göre Amerikalı bir cerrah olan Dr.Stuart Meloy cinsel ilişkiye girmeden kadının orgazm olmasını sağlayan deri altına yerleştirilen implant adını verdiği bir aygıt geliştirdi.
*ABD\ de kadınlarda orgazmı artıran “Viacreme” adı verilen bir krem piyasaya çıktı.
*Orgazmın süresi ve şiddeti kişiden kişiye değişir.
*Kadınlar eşlerine mükemmel olduklarını hissettirmek ya da zevk almadıkları bir cinsel ilişkiyi kısa yoldan bitirmek istedikleri veya eşine onun \”yetersiz\” olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin \”yetersiz olduğunu\” kanısını uyandırmayı engellemek için çoğu zaman orgazm taklidi yaparlar.
*En yoğun orgazm yaklaşık ilk 5 dakika içinde gerçekleşmektedir.
Dr.A.Cem KEÇE\ ye Ulaşmak veya Randevu Almak İçin
Muayenehane Telefon & Fax
0 312 213 01 32
0 312 213 01 33
0 312 335 40 44 / 113
0.555.274 41 97
Muayenehane Adresi
Emek 8. Cadde No:77 / 1 EMEK – Çankaya – ANKARA

Sevişmekten kaçınan veya cinsel ilişkiden yeterince haz alamadığından yakınan kadınların sorunlarının altında yatan en önemli nedenlerden biri, cinsel organlarıyla ilgili estetik kaygıların olması. Üstelik sorun sadece bununla da kalmıyor; kadınlar, genişleyen vajinaları yüzünden idrar kaçırma gibi sağlık problemleriyle de karşı karşıya kalabiliyor.
Nelere dikkat etmeli?
Vajinanın tam anlamıyla iyileşmesi iki-üç haftayı buluyor. Bu süreç içerisinde enfeksiyon gelişmemesi için kadının hijyen kurallarına özen göstermesi, yani tuvalet sonrası temizliğini vajinadan anüse doğru yapması ve cinsel ilişkiden kaçınması yeterli oluyor.
BÜYÜK DUDAKLAR
İç dudaklar (labia minör), klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına kadar uzanan kıvrımlı yapıları oluşturuyor.
Ne yapılıyor?
Lokal veya genel anestezi altında uygulanan basit bir operasyonla iç dudakların kesilerek dış dudakların içinde kalması sağlanabiliyor. Yaklaşık 30 – 40 dakika süren işlemde eriyen dikişler kullanıldığı için dikiş alma sorunu da yaşanmıyor. Kadın operasyondan sonra aynı gün normal yaşantısına dönebiliyor, bir hafta sonra da cinsel ilişkiye girebiliyor.
Nelere dikkat etmeli?
İşlem sonrasındaki ilk iki gün iç dudakların olduğu bölümde şişlik ve hafif kanama oluşabiliyor. Bu nedenle antibakteriyel pomatla günlük pansuman gerekebiliyor. Kadının genel hijyen kurallarına özen göstermesi yeterli oluyor.
(Bu yazı, Elele Dergisi Mart 2005 Sayısı’ndan alınmıştır.)
Sade ve bembeyaz bir kıyafeti; seçeceğiniz bir kolye, çanta ve ayakkabıyla klasik bir elbise de yapabilirsiniz, spor bir elbise de. Peki, kendileri küçük; ama fonksiyonları büyük aksesuarları neye göre seçmeliyiz?
Giyimin en önemli ayrıntılarından olan aksesuarlar bu sezon hiç olmadığı kadar kullanımda. Üstelik 60’lar 80’ler 90’lar hepsi modern bir yorumla bir arada kullanılıyor. Aksesuarların büyüleyici etkisini fark eden birçok marka birer birer sadece aksesuar satışı yapan mağazalar açmaya başladı. Yargıcı Accessories, Mudo/Scooter, Assortie, Claire’s ve İngiliz markası olan Accessorize gibi aksesuar markalarının koleksiyonlarına gösterilen ilgi aksesuarın giyim üzerinde ne denli önemli olduğunu gözler önüne seriyor (bizden söylemesi önümüzdeki haftalarda bu markalar aksesuarlarında indirime giriyor).
Sade bir giysinin tarzı tercih edilecek minik bir aksesuar ile tamamen değişebiliyor. Bu yöntem hem stilinizi ortaya çıkarmanızı hem de kolay ve pratik yolla şık olmanızı sağlıyor. Bir giyside hem kalite hem de rahatlık arayanların ilk tercihi olması gereken, tarzını doğru yansıtan aksesuarlar terlikten kolyeye, yüzükten fulara kadar geniş bir yelpazeye sahip.
Siz de pratik aynı zamanda özenli giyinerek modaya uymak istiyorsanız küçük bir aksesuar ile bunu başarabilirsiniz. Ama tarzınızı belirledikten sonra ona uygun kompozisyonlar yapmanız gerektiğini unutmayın. Bir arada kullanmayı düşündüğünüz aksesuarlarınızın birbiri ile uyumlu olması onu aksesuar olmaktan çıkarıp giysinizin ana parçası yapacaktır.
***
Gözlük
Yazın en önemli aksesuarı olan gözlükler, sadece güneşten korumakla kalmıyor aynı zamanda göz kenarlarında güneşe bakamamaktan kaynaklanan kaz ayağı denilen kırışıklıkların da oluşmasını önlüyor. Gözlüklerde geniş ve yüzü neredeyse tamamen kaplayacak boyutlarda çerçevelerin olduğu 2007 yazında kemik ve metal tasarımlar çok moda.
***
Çanta
Gözlükten sonra ilk akla gelen çantalar yine çok büyük boyutlarda karşımıza çıkıyor. Her türlü eşyanın rahatlıkla yanımızda taşınmasına imkan veren bu çantaların yanı sıra çok küçük cüzdandan bozma uzun saplı parlak yüzeyli çantalar da sezonun moda akımları arasında yer edinmiş. 80’leri günümüze taşıyan küçük çantalarda rugan en çok kullanılan malzeme olarak dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra çiçeklerle kaplı tasarımlar, leopar desenler, marin temalı ürünler hem gündüz hem de gece kullanımlarına uygun hazırlanmış. Küçük boyutlu modelleri gece, büyük olanları ise gündüz tercih edebilirsiniz.
***
Kemer
Tabii sezonun favori trendlerinden kemerler de çantalara uyumlu olarak tasarlanmış. Neredeyse kemersiz sokağa çıkılmayacak. İncecik örgü kemerlerin yanı sıra kalın kalça kemerleri de çok güzel duran detaylardan. Rugan, lame ve dore olanları hemen her giysi ile kullanılabilir. Kalın ve rugan modellerde oldukça iddialı kırmızı, sarı, yeşil renkler karşımıza çıkıyor. Bunun yanı sıra puantiyeli ve desen baskılı kemerler de gençler için çok sevimli olabilir.
***
Kolye
İçi boş upuzun metal zincirler bu sezon üst üste takılıyor. Kocaman parlak taşlı kolyelerin yanı sıra turkuaz ve firuze taşlı kocaman yüzükler de yaz günlerinin ışığını parmaklara taşıyor. Takılarda meyve, komik hayvan ve denizci figürleri çok kullanılan temalar. Çocukken kulaklarımıza taktığımız kirazlar bu yaz gerçekten kırmızı taşlı küpe olmuş, kulakları süslüyor. Bunun yanı sıra safari temalı leopar, zebra desenleri, formları hem metal hem de ahşap takılarda çok feminen bir izlenim veriyor.
Aksesuar seçerken bunlara dikkat!
* Ayakkabı, çanta, takı, kemer, fular, gözlük vs. hepsinde çok farklı zevklere yaşam alışkanlıklarına hitap edecek tasarım detaylarına sahip aksesuarlar var bu sezonda. Ama şu bir gerçek ki, metalik dokunuşlar giysilerde olduğu gibi aksesuarlarda da liderliği ve zarafetini ilan etmiş durumda.
* Geçtiğimiz senelerde sadece gece kullanılan dore ya da lame parçalar içinde bulunduğumuz sezonda gündüz hatta sabah saatlerinde dahi kullanılabilecek tasarımlar ile birleşti. Hemen her renk ile harika uyumlara imza atan metal görüntüler kurtarıcı renk olarak her hanımın dolabında bulunmalı.
* Daha spor giyinmeyi seviyorsanız marin temalı lacivert, beyaz ve kırmızı renklerin ana renk olarak kullanıldığı çapa, halat gibi deniz figürlerinin zenginleştirdiği aksesuarları tercih edebilirsiniz.
* Ama yaz geldi daha sevimli aynı zamanda zarif görünmek istiyorum diyorsanız çiçek desenli olan rengârenk aksesuarlar tam size göre. Fakat unutmayın karışık desenli aksesuarlar düz renk giysilerle şık durur.
* Tüm bunlara rağmen daha trend ve hareketli tarzı benimsiyorsanız mutlaka sarı aksesuarlardan edinin. Göreceksiniz ki tarzınız bir anda farklılaşacak, yeni açılımlara doğru gideceksiniz. Düz ve sade giysilerle olduğu kadar karmaşık giysilerle de kullanabileceğiniz sarı aksesuarınızı stilinize uygun olarak sarının farklı tonlarından tercih edin.
Aşırı alkol kullanımı önemli bir sosyal ve tıbbi sorundur. Bir çok toplumda orta düzeyde alkol kullanımı kabul edilebilir. Ancak aşırı alkol kullanımı karaciğer,pankreas,beyin ve dolaşım sistemine büyük hasarlar verir.
Beyin ve Sinir Sistemi
Aşırı alkol kullanımının beyin ve sinir sistemi üzerine önemli etkileri vardır. Alkol geçici bir bellek kaybına da neden olabilir. Gerek yeni içmeye başlayanlarda gerekse aşırı kullananlarda içtikleri dönemin tümünü ya da bir bölümünü unutmak sık görülen bir durumdur. Aşırı alkol kullananlarda,içki bırakıldıktan sonra birkaç hafta süren geçici bellek kayıpları da görülebilir. Ancak alkolden uzak durulduğunda bellek sorunları ortadan kalkabilir.
Aşırı alkol kullanımı uyku bozukluklarına ve bütün gece uyuduktan sonra bile sabah bit-km kalkmaya neden olabilir. Beynimizin etkinliğiyle hafif veya orta uyku derinliği dönemlerinden,rüya gördüğümüz uyku dönemine geçeriz. Bu döneme hızlı göz hareketleri (REM) dönemi denir ki fiziksel ve ruhsal sağlığımız bu döneme bağlıdır. Ne yazık ki alkolün anestezik (narkoz benzeri) etkisi beynin yeterince REM uyku dönemi oluşturma yeteneğini etkiler ve bu durum aşırı alkol kullananlarda görülen sabah yorgunluğunun sebebidir.
Bazı kronik alkoliklerde Wernicke-Korsakoff Sendromu denen bir nörolojik bozukluk bulunabilir. Bu bozukluk özellikle kötü beslenen (özellikle yetersiz tiamin[B1 vitamini] )alkoliklerde görülür.
Hastalığın ilk belirtisi göz kaslarında ani güçsüzlük ve felce bağlı çift görmedir. Zamanla hasta yardımsız ayakta duramaz veya yürüyemez. Wernicke-Korsakoff Sendromu nda hasta özellikle yakın geçmişe ait olayları unutur,ayrıca çok ileri derecede bellek kayıpları da ortaya çıkabilir; dönem dönem kim olduğunu bile unutur. Ayrıca bu kişilerde kendi kendine konuşma, bulunduğu yerin ve zamanın farkında olmama ve halüsinasyonlar (gerçek olduğu düşünülen hayaller) görülebilir.
Wernicke-Korsakoff Sendromunun tedavisi bellidir:alkolden uzak durmak ve vitamin yetersizliği belirtilerini geriletmek için tiamin (B1 vitamini) kullanmak. Ancak bu bozukluğun yol açtığı şikayetler genellikle tam olarak ortadan kalkmaz.
Sindirim Sistemi
Alkol midenizin iç yüzeyini örten tabakayı tahriş ederek gastrite, kusmaya yol açarak midenin üst bölümü ve yemek borusunun alt bölümünde küçük yırtıklara neden olabilir; Mallory-Weiss Yırtıkları denen bu küçük yırtıklardan kanama olabilir. Uzun süre alkol kullanımı özellikle B vitaminlerinin (özellikle folik asit ve tiamin) ve diğer besinlerin emilimini engelleyebilir. Alkol kullanımını kestiğinizde bu sorunların çoğu ortadan kalkacaktır. Bununla birlikte, yağlanmış veya büyümüş karaciğer, alkol hepatiti veya yemek borusu varisleri gibi sorunlar acil tıbbi müdahale gerektirir.
Dolaşıma katılan alkol karaciğere gelir ve orada enzimler tarafından parçalanır. Sağlıklı bir karaciğer alkolü saatte 50 kalori oluşturacak bir hızla parçalar. Bu 30ml. viskiye eşittir. Eğer karaciğere gelen alkol bu miktardan fazla olursa, parçalanana kadar kanda kalacaktır.
Alkol kullanımından sonraki gün ortaya çıkan baş ağrısı ve ağız kuruluğunun nedeni pek belli değildir. Olası bir neden, alkolün idrar söktürücü etkisi nedeniyle oluşan su kaybıdır. Bu, dehidratasyona (vücuttaki sıvının azalması) neden olabilir. Bu şikayetlerin ortadan kalkması için dinlenmek, bol miktarda sıvı ve bir ağrı kesici almak gerekir (mide sorunu olanlar ağrı kesici kullanırken dikkatli olmalıdır).
Alkoliklerde akut veya kronik pankreas iltihabı da görülebilir.
Dolaşım Sistemi
Alkol geçici olarak kan basıncını düşürebilir. Ancak sürekli kullanıldığında kan basıncını yükseltebilir.
Sürekli ve aşırı alkol kullananlarda kardiyomiyopati denilen, kalp kasını harabeden ve aritmiden (kalp atışları ritminde düzensizlik) kalp yetmezliğine kadar çeşitli önemli sorunlara yol açan bir hastalık da sık olarak görülür. Az miktarda alkol kullanımı da kalp hastalığı olasılığını artırır.
Cinsel İşlevler
Alkol alışkanlığı erkeklerde empotansa (sertleşme kaybı) neden olabilir. Kadınlarda ise adet düzeni bozulabilir. Ayrıca anne karnındaki bebeğin sağlığını ve gelişimini bozacağı için, hamile kadınların kesinlikle alkol almamaları gerekir.
Kanser
Alkoliklerde kalp-damar hastalıklarından sonra en sık ölüm nedeni kanserdir. Alkol kullanmayanlara göre kansere yakalanma olasılıkları oldukça yüksektir (özellikle gırtlak, yemek borusu, mide ve pankreas kanserleri).