Kadinlara Özel Bir Dünya

Çok Harika bir Blog

Boşalma sonrası yorgunluk Eylül 23, 2007

Cinsel uyarılma sırasında tüm bedende bir takım değişiklikler oluşur. Kan dolaşımı, kalp atımı, solunum hızlanır. Cinsel organlar bölgesine kan dolar. Masturbasyon ve özellikle cinsel ilişki sırasında, bedensel hareketlerle de efor harcanır. Bunlar doğal, zararsız ve geçici olaylardır. Cinsel etkinliğin erkelerde boşalma, kadınlarda orgazm ile sonlanmasından sonra, bedensel işlevler kadınlarda daha yavaş olarak her iki cinste de eski haline döner. Bu çözülme döneminde, yorgunluk hissi, bacaklarda titreme, sık nefes alma, çarpıntı hissedilebilir. Bunlar da normal, zararsız,geçici durumlardır. Peşpeşe, çok kısa aralıklarla masturbasyon yapan ergenlerde, bu belirtiler daha belirgin olabilir, daha uzun sürebilir. Penisin kuru elle, uzun süre uyarılması sonucu, nazik ve duyarlı olan penis derisi tahriş olabilir. Bu da kaşıntı, yanma, kızarma gibi yakınmalara yol açabilir. Bunlar tehlikeli değildir, yalnızca can yakabilir, geçicidir.

 

Reçetesiz viagra Eylül 23, 2007

Sildenafil sitrat (en çok bilinen adıyla Viagra), enzimler üzerindeki etkisiyle bazı sertleşme bozukluklarının tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Her sertleşme bozukluğunda etkili değildir. Afrodizyak etkisi yoktur, ancak cinsel istek ve cinsel uyarılmanın varlığında, penisin sertleşmesini sağlar. Özellikle bileşiminde nitrat bulunan ilaçlarla etkileşimi ve yan etkileri nedeniyle, doktor kontrolunda kullanılması gerekmektedir. Bu nedenle Viagra reçeteyle satılır ve Sağlık Bakanlığı bu reçeteyi yazma yetkisini yalnızca üroloji, psikiyatri, iç hastalıkları, kardiyoloji ve endokrinoloji uzmanlarına vermiştir.

 

Cildinize kivi tazeliği Ağustos 30, 2007

Bilmem kivi sever misiniz? Bu tropikal meyve birkaç yıl öncesine kadar sadece bazı manavlarda satılıyordu. Artık pazarlarda, marketlerde rahatça bulunuyor.


Kivi çok özel bir meyve. Tüm meyvelerde olduğu gibi onun da içinde asitler ve birçoğundan fazla C vitamini var. Kivinin bir başka özelliği de sindiriminin çok kolay olması. Genelde yemekten hemen sonra meyve, mideyi şişirir ve yediklerimizin yağa dönüşmesini kolaylaştırır. Bu konuda istisna olan iki meyve vardır, biri çilek diğeri de bugün konumuz olan kivi. Asitler cildinizi yeniler: Meyve asitleri cildimizin yüzeyindeki ölü deri tabakasını hafifçe soyarlar. Yani “peeling” yaparlar. Böylece cildin rengi canlanır, yumuşar ve hafif lekeler, siyah noktalar azalır. Ölü deri atıldığı için cilt yenilenir, kolajen sentezi canlanır, içten dışa doğru dolgunluğu ve esnekliği artar. Meyve asitlerinde mikrop üremesi zordur. Tümünün anti bakteriyel özelliği vardır. Bu nedenle sivilcelere de çok iyi gelirler.

Vitaminler besler

C vitamini bakımından en zengin meyvelerden biri kividir. C Vitamini ise kolajenin en iyi besinlerinden biridir. Ayrıca kivi, bir miktar B vitamini ve zengin minerallerle doludur. Örneğin kalsiyum, magnezyum ve fosfor gibi. Tümü de cildimize yararlıdır.

Kivi maskeleri

Sizin için hazırlanması en basit olan maskelerden birkaç örnek vereceğim. Esasında harika kivi kremleri de yapılabilir ama onlar biraz daha fazla malzeme ve özen isterler. Aşağıdaki yöntemleri ise kolayca uygulayabilirsiniz. Hangisini seçerseniz seçin, ardından yüzünüzü ılık ve soğuk suyla dönüşümlü olarak çalkalayıp, yumuşak bir havluyla ovalamadan kurulayın. Sonra nemlendiricinizi sürün.

Dilimlenmiş kivi halkaları

Fazla olgunlaşmamış bir kivinin kabuklarını bir zar gibi soyun, sonra keskin bir bıçakla, mümkün olduğu kadar ince dilimlere ayırın. Ardından rahatça uzanıp, hatta bir de müzik eşliğinde bu halkaları yüzünüze yerleştirin. Cilt tipinize bağlı olarak 5-15 dakika kadar bu şekilde dinlenin.

Kivi suyu ile kompres

Kiviyi önce presle veya blender ile sıvı hale getirin. Sonra steril bir sargı bezini hazırladığınız kivi suyuna batırarak, yüzünüze kompres yapın. Bu işlemi 10 dakika kadar sürdürebilirsiniz.

Kivi suyu + kil

Kivi suyuna bir miktar kil ilave edip, temiz ve küçük bir tahta kaşıkla krem kıvamına getirin. Bu karışımı maske şeklinde yüzünüze sürün. Sırt üstü uzanıp veya koltuğa yaslanıp 10 dakika dinlenin. Bu maske özellikle yağlı ve sivilceli ciltler için çok yararlıdır.

Her cilt özeldir

Herkesin cildinin kendine has özellikleri vardır. Örneğin vitamin ve mineralleri emebilme kapasitesi aynı değildir. Kalın ve yağlı ciltlerde emilim daha zordur ve ölü tabakalar daha fazladır. Bu nedenle daha güçlü ürünlere ihtiyaç duyarlar. Kişinin yaşı da önemlidir. Zamanla cildin emme gücü azalır. Dolayısıyla ya daha güçlü ürünler seçmek ya da kullanma sıklığını artırmak gerekir.

Kalın ve yağlı cilt

Cildiniz kalın ve yağlı ise, kivi maskeleri sizin için idealdir. Cildinizdeki gözenekleri sıkıştırır ve yağlanmayı dengeler. Mümkünse olgunlaşmamış kivi kullanmaya çalışın. Haftada iki kere 15 dakikalık maske uygulayabilirsiniz. Eğer sivilceleriniz varsa, killi maskeyi tercih edin.

Yağlı ve ince ciltler

Bu tip ciltler kadınlara özgüdür. Erkeklerin cildi genelde daha yağlı ve kalındır. Ne yazık ki ince ciltler kolayca sarkabilir. Kivi maskesi bu tip cilt için çok uygundur. Bol miktarda C vitamini sayesinde kolajen sentezi artar ve cilt gerilir. Haftada 2 kez 5′er dakikalık maskeler sizin için yeterlidir.

İnce ve kuru cilt

En hassas cilt tipidir. Şevkat ve bakıma ihtiyacı çoktur. Kivinin özellikle kabuk kısmındaki C vitamini bu tip ciltlerin yenilenmesine yardımcı olur. Haftada iki kez uygulayabilirsiniz. Cildin tahriş olmaması için maskeyi 5 dakikadan fazla tutmayın.

Normal cilt

Kivi maskesi bu tip ciltleri daha da berraklaştırır ve rengini açar. Maske için önereceğim sıklık ve süre, haftada 2 kez, 10 dakikadır.

 

En uygun Seks Saatleri Ağustos 30, 2007

Kronobiyolojiye göre vücudun da bir saati var ve seks için en uygun saat akşam değil, sabah 08:00. Spor için ise öğleden sonra 16:00 suları ideal. ÖNCE bir sinema, sonra mum ışığında bir yemek, ardından dans, sonra… Hayır sonrası sandığınız gibi değil. Gerçi tüm romantik öğeler gece üzerine kurulmuştur ama kronobiyolojiye göre vücudun da bir saati var ve seks için en uygun saat akşam değil, sabah 08:00. Spor yapmak için en uygun saat ise sabah değil, öğleden sonra 16:00 suları.

Gün 24 saat ve insanların vücut ve ruh durumları 24 kez değişiyor. Doktorlar, biyologlar ve farmakologlar bu duruma kronobiyoloji adını veriyor. Vücut ritmine göre hangi eylemin hangi saat uygun olacağını da şöyle sıralıyorlar:

07:00: Kortizon salgılamasıyla organizma uyanır. Ancak vücut hâlâ zayıftır, bu nedenle spor yapmaktan kaçının.

08:00: Seks için en iyi zamandır, çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar.

10:00: Organizma şimdi faaliyete hazır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur.

11:00: Vücudumuz formundadır.

13:00: Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik gün ortalamasının yüzde 20 altındadır.

15:00: Enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. Ama bu enerji sabahkinden azdır.

16:00: Spor için en uygun saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır.

17:00: Organların faaliyeti üst düzeydedir. Böbrekler ve mesane çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır.

19:00: Tansiyon ve nabız tembelleşir. Tansiyon düşürücü ilaçlar tehlikeli olabilir.

22:00: Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir. Yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır.

23:00: Tam dinlenme saatidir. Metabolizmanın faaliyeti giderek azalır.

01:00: Verimliliğimiz en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapar, dikkat son derece azalır.

03:00: Bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır. Bu saatte intihar edenlerın sayısı fazlalaşır.

05:00: Hormon salgılaması giderek yükselir, kaybolan enerji geri gelir. Vücut, yeni gün için hazırlanır.

 

Seks Sonrası Yorgunluğu Ağustos 30, 2007

Bir erkeğin seviştikten sonra mahmurlaşması normal midir? Peki ya bu uyku hali ertesi gün de devam ediyorsa? Sizin sevgiliniz de benzer bir davranış sergiliyorsa ve bunun nedenini merak ediyorsanız gelin bunun nedenlerini birlikte araştıralım.- Erkekler genelde seks yapmaya başladıkları zaman bile yorgundurlar ve seks onların dinlenmesine yardımcı olur. Dolayısıyla burada da görüldüğü gibi erkekler hem seksten önce hem de seksten sonra yorgunluklarını bir türlü üstlerinden atamazlar.

- Orgazm sırasında erkeğin ve kadının salgıladığı hormonlar seksten sonra ikisinde de dinlenme isteği uyandırır. Bu fiziksel rahatlama çoğu zaman insanı uykunun sıcak kollarına atar.
- Boşalmak ve bunun ardından vücuttaki gerginliğin azalması erkekleri fiziksel olarak yorar.

- Birçok insan (kadın da erkek de) seks yaparken nefeslerini tutar ya da düzenli nefes alıp vermeye dikkat etmez. Bu da beyne az oksijen girmesini sağlar ve sonuçta kişinin uykusu gelir. Bu uyku isteği (nadir olsa da) ertesi gün de devam edebilir.

Tüm bu saydıklarımızı ele aldığımızda sizinle seviştikten sonra uyumaya başlayan sevgilinizin seksten önce yorgun olduğunu ve orgazmın da etkisiyle vücudunun kendisini bıraktığını söylememiz mümkün.

Nadiren olsa da bazı erkeklerin seksten sonra kendini aşırı bitkin hissetmelerinin nedeni herhangi bir sağlık problemi de olabilir. Eğer sevgilinizin böyle bir problemi olduğundan şüphe duyuyorsanız onu hemen check-up yaptırması için uyarın.

Sevgilinizin mahmurluğuna daha hızlı bir çözüm bulmak istiyorsanız ona seksten önce bir fincan kahve içirebilirsiniz. Kahvenin içinde bulunan kafein beyni ve vücudu zinde tutar ve duyuları harekete geçirir. Sevişmeye başlamadan önce ona dantelli iç çamaşırlarınızla kahve servisi yapmaya ne dersiniz?

 

Birlikte orgazm Ağustos 20, 2007

Birlikte orgazm

Kadınların ve erkeklerin cinsel yanıtlarının fizyolojisinde bazı farklılıklar vardır. Genellikle erkekler daha çabuk, kadınlar daha yavaş uyarılırlar. Yaşları ilerledikçe erkeklerin uyarılması biraz uzar, kadınlar ise yaşları ve cinsel deneyimleri arttıkça daha hızlı uyarılmaya başlarlar. Çoğu erkek için en uyarıcı durum, cinsel birleşmedir. Kadın orgazmının tetiğini çeken klitoris ise, cinsel birleşme sırasında uyarılmaya uygun bir yerde ve konumda değildir.

Bu nedenle de cinsel birleşme sırasındaki dolaylı cinsel uyarılar, çoğu kadının orgazm olması için yeterli olmaz. Birçok kadının orgazmı için, cinsel birleşmeden önce klitorisin doğrudan uyarılması, bazı kadınlar için de cinsel birleşme sırasında da klitorisin doğrudan uyarılmasının sürdürülmesi gerekir. Genellikle erkekler hızlı, sert ve dikey hareketleri daha uyarıcı bulurken, kadınlar yavaş, yumuşak, yatay ve kesintisiz uyarıları tercih eder.

Elbette, iki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik özelliklerin çok ötesinde birçok faktörden etkilenir. Ancak cinsel davranışlarımız sonucunda oluşan cinsel yanıtlar, fizyolojik temele dayalıdır. Cinsel ilişkiyi, sevişmeyi, bedensel fizyolojimiz, kişisel durumumuz kadar cinsel eşimizle genel ilişkimiz de etkiler. Aynı zamanda iyi bir cinsel ilişkinin nasıl olması gerektiği hakkındaki düşüncelerimizin de hem sevişmemize etkisi vardır, hem de cinsel yaşantımızı değerlendirmemize.

Birçok kişi, birçok çift, iyi bir cinsel ilişkide eşlerin mutlaka birlikte orgazm olmaları gerektiğine inanır. Oysa, kadın ve erkek cinsel yanıtlarının fizyolojik farklılığı, kişilerin orgazm olacakları anı tam olarak belirleyememeleri, birbirlerinin yanıtlarını tam olarak ve anında bilememeleri gibi birçok nedenle, çiftler nadiren aynı anda orgazm olurlar.

Ancak birbirlerini çok iyi tanıyan çiftler, arada bir birlikte, aynı anda orgazm olur. Ayrıca birlikte orgazm olmak, iyi bir cinsel ilişki için zorunlu ya da daha çok zevk almak için gerekli de değildir. Ama birlikte orgazm olmanın mutlaka gerekli olduğu düşüncesi, birçok insanın kendi cinsel ilişkilerinden hoşnutsuz olmasına neden olur. Birçok çift cinsel yaşamlarını bu yanlış inanış yüzünden doyumsuz olarak değerlendirebilir.

Saatlerce sevişebiliriz, cinsel birleşme dakikalarca sürebilir. Ancak orgazm saniyeler süren bir cinsel yanıttır. Orgazm sırasında, çevremize olan farkındalığımız geçici olarak bozulur, azalır. Kendi bedenimizden aldığımız cinsel hazza odaklanırız. Orgazm olma anında bir kişinin, kendisinin veya cinsel eşinin davranışlarını, cinsel yanıtlarını izlemesi pek de kolay değildir. Dolayısıyla bir yandan orgazm olurken, bir yandan cinsel eşimizin orgazmından ayrı bir keyif almamız da pek söz konusu olamaz.

Üstelik sevişme sırasında, aynı anda orgazm olma beklentimiz nedeniyle, kendimizin ve cinsel eşimizin cinsel yanıtlarıyla gereğinden fazla ilgilenmemiz, sevişmenin keyfini kaçırabilir. Hem bizi sevişen kişi olmaktan çıkarıp, sevişmenin gözlemcisi haline getirebilir, hem de birlikte olması hedeflenen orgazmı kişisel olarak da yok edebilir.

Orgazm yanıtı, kendimizi sevişmeye bıraktığımızda, başka bir şeye değil yalnızca sevişmeye ve aldığımız cinsel hazza odaklandığımızda, kendiliğinden ve kolayca gelebilecekken, cinsel eşim orgazm olacak mı kaygısıyla bozulup kaybolabilir.

İki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik yanıtlar temelinde gelişen, çok boyutlu ve keyifli bir süreçtir. Gerçek dışı beklentiler ve yanlış inanışlar, cinsel doyumumuzu olumsuz etkilemekten başka bir işe yaramazlar.

 

ORGAZM GARANTİSİ Ağustos 20, 2007

Yapılan araştırmalara göre erkeklerin yüzde 97’si seks sırasında orgazm olurken bu oran kadınlarda yüzde 27′ye düşüyor. Kadınlarda oranın bu kadar düşmesinin önünde 6 engel var. Önerdiğimiz egzersizler kaliteli orgazmı çok daha kolay yaşayabilmek için.

ORGAZM ENGELİ 1
BİLİNMEYEN BÖLGE

Seks sırasında orgazm olamayan kadınların çoğu kendi vücutlarını tanımıyor. Bunda da çocukluğun büyük bir etkisi var. Çünkü küçük yaşlardan beri kadınlara genital bölgelerine dokunmak yasaklanır ve kötü bir şeymiş gibi anlatılır. Hatta klitoris kelimesinin ne anlama geldiği bile ergenlik döneminden sonra öğrenilir. Oysa partner ile cinsel ilişkiye girmeden önce kendi bedeninizi tanımalı ve hoşunuza giden şeyleri yapmalısınız. İlk olarak size küçüklüğünüzden beri öğretilen yasakları unutarak işe başlayın. Erotik kitaplar okumak ya da porno filmler izlemek de size yardımcı olacaktır. Seks koçları vazelin gibi kayganlaştırıcı bir krem yardımıyla kendinize dokunmaya başlayın. Böylece zevk aldığınız noktaları keşfedebilirsiniz. Bir kadın olarak mastürbasyon yaparak tek başınıza orgazm olabileceğinizi unutmayın. Hayatın birçok alanında olduğu gibi orgazm olmayı öğrenmek de zaman alır. Üstelik kadınların sadece yüzde 5′inden azı ilk sekste orgazm olabiliyor. Uzmanlara göre nerede, ne zaman, ne kadar süre ile yaptığınızın hiçbir önemi yok önemli olan zirveye ulaşıp orada kalabilmeniz. Asla uzun sürüyor diye kendinizi baskı altına almayın.

ORGAZM ENGELİ 2
DÜNYAYI EŞİNİZ DÖNDÜRMÜYOR

Bazı erkeklerin kadınlara zevk verme konusunda o kadar da yetenekli olmadıklarını kabul edin. Hatta birçok erkek yapısı gereği kendini düşünüp çoğu zaman eşlerini düşünmez. Kadınların ise çoğu erkeklerinin onları zirveye çıkaracağına inanır. Fakat siz bile kendi vücudunuzu tanımıyorsanız bir başkasından bunu nasıl beklersiniz. Öncelikle sizin hoşunuza giden şeylerin neler olduğuna karar verin. Daha sonra partnerinizi bu doğrultuda yönlendirin. Birçok kadın oral seksten büyük zevk alır. Bunu ondan istemekten çekinmeyin. Eğer işe yaramazsa ilişkinizi renklendirmek için erotik shoplar gezip fantazi ürünlerinden alabilirsiniz. Belirli bir süre sonra ikili uyumu yakalayıp karşılıklı olarak tatmin olmanın tadını çıkarın. Tüm bunlara rağmen hala partneriniz ile mutlu değilseniz ve tabii eğer şansınız varsa onu değiştirin.

ORGAZM ENGELİ 3
TAKLİT YAPMAK

Birçok kadın seks sırasında partnerini mutlu etmek için orgazm taklidi yapar. Fakat taklit yaptığınız sürece asla gerçek orgazmın vereceği zevke ulaşamazsınız. Seks sırasında asla kendinizi baskı altında hissetmeyin. Bol bol zamanınız olduğunu aklınızın bir kenarına yazın. Neden bu kadar uzun sürdüğünü soracağını düşünmeyin. Sorsa da daha önce taklit yaptığınızı ona söylemenize gerek yok, sadece zamana ihtiyacınız olduğunu söyleyin. Ara sıra iyi gittiğini söyleyerek onu tetiklemeyi de ihmal etmeyin. Sürekli kendinizi taklit yapıyor olarak buluyorsanız üzülmeyin çünkü birçok kadın penatral ilişki ile orgazm olmaz. Aynı şekilde sadece partnerinizin size dokunması da sizi zirveye ulaştırmayabilir. Eğer mastürbasyon yapmaya başladıysanız onunla birlikte olurken de kendinize dokunabilirsiniz. Üstelik erkeklerin çoğu bunu görmekten hoşlanır.

ORGAZM ENGELİ 4
STRES

Seks sırasında partneriniz sizin kulağınızın arkasında geziyor ve size yumuşak dokunuşlar yapıyorken birden telefonunuz çalabilir, aklınıza bitirmeniz gereken işleriniz gelebilir. Stres altına giren aklınız bir türlü rahat durmaz ve bu da orgazm olmanızın önündeki en büyük engeldir. Uzmanlara göre adrenalin orgazmı engelleyen en büyük etken. Bir şekilde stresinizi kontrol altına almalı ve tutkularınızı ön plana çıkarmalısınız. Nasıl iş yerindeyken seks düşünmemeyi başarabiliyorsanız, yatağınızda da işi düşünmemeyi başarabilirsiniz. Eğer iyi bir seks planlıyorsanız telefonlarınızı kapatın. Birkaç mum ile odanızı aydınlatıp daha romantik ve erotik bir ortam oluşturun. Uyarıcı etkisi olan tütsüleri de deneyebilirsiniz.

 

örgü dantel iç giyim bikini Ağustos 19, 2007

 

VAJİNAL AKINTILAR Ağustos 19, 2007

Vajinal akıntılar kadınların doktora en sık başvurduğu hastalık şikayetidir.

Vajina normal olarak nemli bir yapıya sahiptir.Vajina duvarlarındaki ve vajinanın içinde bulunan rahim ağzındaki bezelerden salgılanan sıvılar bu nemliliği-ıslaklığı sağlar . Vajina vücudun dışarıya açılımı olan boşluklarından bir tanesidir. Vajinanın ıslaklığı kadının sağlığı açısından gereklidir . Mühim olan var olan akıntının normal mi, yoksa bir hastalık habercisi mi olduğunu ayırt etmektir. Çünkü varolan akıntı kişinin hareketi, ayakta durması gibi nedenlerden dolayı yerçekiminin etkisiyle vajinadan dışarı akacak ve iç çamaşırında veya pedinde bir ıslaklık oluşturacaktır.Ve bu salgılanma herhangi bir hastalık veya sıkıntı yoksa sağlıklı bir kadında süreklidir.

Normal vajinal akıntı berraktır ve sıvı yumurta akını andırır, koku yapmaz. Bu ıslaklığın kıvamı yumurtlama dönemi sırasında (adetin başlangıcından itibaren 14. gün civarı) biraz değişir ve sıvılaşabilir. Bunun amacı doğanın döllenmeye hazır yumurtanın döllenmesini kolaylaştırmak için salgının kıvamını değiştirmesidir ,Servikste(rahim ağzındaki) ve buradan salgılanan sıvılardaki tüm değişiklikler buradan spermin kolayca geçerek yumurtaya ulaşmasını sağlamak içindir.. Adet dönemine yaklaştıkça bazı hanımlarımızda vajinada bir koku olabilir ve akıntı rengi koyulaşabilir. Bu adet kanamasını oluşturan hormonların bu dönemde getirdiği etkidendir.

Tanımladığımız dışındaki bütün akıntıları muayene oluncaya kadar bir hastalık belirtisi olarak kabul etmek ve en kısa zamanda doktora başvurmak sağlığınız açısından gerekli ve önemlidir.Rahatsız edici bir vajinal akıntıyla yaşamak kişinin hayat kalitesini düşürecektir. Kendinize olan güveniniz azalacak, kendinizi kötü ve huzursuz hissetmenize sebep olacaktır. Cinsel yaşantınızı ve partnerinizle olan ilişkinizi etkileyebilecektir. Daha da önemlisi sağlığınızı bozacak, kısırlığa veya daha kötü sonuçlara gidebilen olaylara sebep olabilecektir.

Akıntıların tedavisi sanıldığının aksine daha kolay ve de acısızdır. Hele hele belirtilerin ilk başladığı günlerde bize başvuran hanımlarımızın bu sıkıntıları çok daha kolay ve de basitçe çözülebilmektedir. En sık karşılaştığımız korku nedeni ise ya kötü bir şey çıkarsa diye düşünüp doktora başvurmamaktır.Var olan gerçek hiçbir zaman değişmeyecektir gecikmeniz karşılaşmaktan korktuğunuz olayları yok etmez aksine büyütür ve arttırır. Ve sonunda basitçe halledilecek bir sorununuz varken geçirdiğiniz (kaybettiğiniz) zaman, bu sorunu daha da büyümüş bazen de çözülemez bir hale de getirebilir.Gerçekleri görmemeye çalışarak yok edemezsiniz. Sağlıklı kalabilmek kendinize saygı duyabilmek (Kendine saygı duymayan insana başkaları da saygı duymaz) için, düzenli olarak bir sıkıntınız ve cinsel hayatınız olsun olmasın doktor kontrolüne gitmektir. Önerdiğimiz altı ayda birdir. Eğer sıkıntınız varsa hemen gitmek en faydalı olanıdır.İnsanın en değerli varlığı kendisidir.Bedenimize sahip çıkalım.

Hanımlarımız bu tip şikayetleri için doktora başvurmayıp kendilerine zarar verdikleri gibi, başka arkadaşlarına da önerilerde bulunup onlara da zarar verebilmektedirler. Benim kaşıntım vardı, doktora gittim mantar dedi veya mantar olduğunu düşünüp eczaneden şu………. ilacı aldım, geçti.Senin de kaşıntın varsa, mantardır. Bundan kullan geçer demek verilebilecek zararların en büyüğüdür. Çünkü, her kaşıntı yapan beyaz akıntı mantar değildir. Bazı bu tip akıntılara verilen mantar ilaçları, daha fazla zarar verebilmekte, hatta kişiye geriye dönülmesi çok zor veya imkansız hasarlar yapabilmektedir. Çözüm bu kadar basitken ve elinizin altındayken doktora başvurmak en sağlıklı, en akılcı ve uzun vadede en ucuz yol olacaktır.

Vajinal Akıntılar

A- Fizyolojik Akıntılar (Doğal Akıntılar)

- Östrojen düzeyine (Kadınlık hormonlarından bir tanesi) bağlı değişiklikler ; mesela adet kanaması(mensturasyon
kanaması ) öncesi

- Cinsel Uyarım ;Cinsel uyarıyla vajinada meydana gelen ıslanma ve bunun oluşturduğu akıntı

- Gebelik ;Gebelikte rahim ağzındaki bezlerin salgıları gebeliği ve bebeği korumak için artar

-Spiral’ e bağlı akıntılar

B- Patolojik Akıntılar ( Doğal Olmayan Akıntılar )

1- Vajinal ( Vajinaya-Döl yoluna ait)

- Vajinanın mantar hastalıkları
– Trikomanas vajiniti (
Cinsel yollada geçen parazit kökenli hastalık ) – Bakteriyel Vaginosis (Çeşitli bakterilerin neden olduğu hastalık – Genital herpes vajiniti (virüslerin neden olduğu bir akıntı
– Vajinadaki yabancı cisimlerin oluşturduğu akıntı
– Kanserlerin oluşturduğu akıntılar

2- Servikal ( Servikse-Rahim Ağzına ait)

– Bakterilerin neden oldukları ( mesela gonore {belsoğukluğu} ve bu gibi
– Non-spesifik enfeksiyonlar
( Nedeni ve etkeni tanımlanamayan akıntılardır.)
– Virusların neden olduğu akıntılar (mesela herpes ve diğerleri)
– Kanserlerin neden olduğu akıntılar
– Polip dediğimiz bazı oluşumların yaptığı akıntılar
– Yaraların yaptığı akıntılar

En yaygın olarak görülen vajinal akıntı nedeni Mantarlar vede trikomanas ile çeşitli bakterilerin neden oduğu bakteriyal vaginozistir.

Vajinanın Mantar Hastalığı : Maya enfeksiyonu olarak adlandırılır, Mantar tüm doğada bulunabilen bir hastalık etkenidir.Normalde vücudumuzda mantarlar bulunmakta ama bunlar normal şartlarda hastalık oluşturmamaktadır.Bazı koşullar bir araya geldiğinde var olan mantarlar kontrolsüzce çoğalarak hastalık oluştururlar.
Genelde büyük bir oranda mantar hastalığı oluşumundan Candida albicans sorumludur.

Yoğun,beyaz renkte,kesik süt görünümüne bir akıntı ve kaşıntı mevcuttur,dış dudaklarda ve çevrede kaşınmaya bağlı şişlik ve kızarıklık oluşabilir.(Her bu tip akıntı mantar hastalığı demek değildir, bu sadece genel bilgi olarak verilmiştir- lütfen hekime muayene olmadan kendi başınıza tedavi uygulamayınız !)

Riski Artıran Faktörler Nelerdir ?

Mantar enfeksiyonlarında
-
gebelik,
- şeker hastalığı,
- kortizon kullanımı,
- antibiyotik kullanımı,
- bazen östrojen hormonu tedavileri,
- bazı doğum kontrol yöntemleri,
- sık ilişki,
- fazla sayıda partner ve korunmasız ilişki,
- tampon kullanımı,
-
sentetik iç çamaşırı kullanılması,
- çok dar giyecekler ,
- ıslak mayo veya çamaşırla oturulması
-
vajinanın içinin çok sık ve sabunla yıkanması,
- bazı ticari vajinal duşların kullanılması, kokulu tuvalet kağıtlarının bazıları
- aşırı klorlu havuzlara girmek mantar hastalığına yakalanma rizikosunu artırır.
- başkasına ait iç çamaşırı ve bu gibi şeylerin giyilmesi
-çok fazla diyet şekeri veya tatlandırıcı kullanılması

Tedavi: tedavi hekimin muayenesinden sonra verdiği ilaçların düzenli kullanımı ile olacaktır,hekiminiz ayrıca size iç çamaşırlarınızı kaynatmanızı ve de sıcak ütü ile ütülemenizi de önerebilir.Bazen kişinin cinsel partnerine de tedavi vermek gerekir,aksi takdirde ilişki ile ona geçirdiğiniz veya ondan aldığınız mantar hastalığını tedavi olup iyileştikten sonra tekrar alabilirsiniz.

 

Daha biçimli kalcalar için Ağustos 18, 2007

Dişiliğin sembolü kalçalar için yapmanız gereken tek şey biraz zaman ayırmak ve gayret göstermek…
Küçük, dar ve sıkı kalçalar…
Kadın vücudunun en çok ilgi çeken bölgelerinden olan kalçaların biçimli olması aslında bir hâyâl değil. Biraz özen, bakım ve egzersiz kalçalarınızın forma girmesinde ve seksi bir görünüm almasında son derece etkili olabiliyor. Dişiliğin sembolü kalçalar için yapmanız gereken tek şey biraz zaman ayırmak ve gayret göstermek. Bildiğiniz gibi suyun sağlığımız üzerindeki yararları saymakla bitmiyor. Suyun cilt ve sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri olan suyu asla ihmal etmeyin. Günde 13 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin. Sıkı ve biçimli kalçalara sahip olmak için bu bölgedeki kaslarınızı çalıştırmanız şart.
Bunun için en ideal hareket şudur:

Yere sırt üstü uzanarak kalçanızı 10 kere kaldırıp indirin. Daha sonra yukarıda 10 saniye kadar tutun. Bu hareketi 4 kez tekrarlayın. Bunun dışında yüzme, yürüyüş özellikle de bisiklete binmek de kalçalar için önerilen egzersizler arasında yer alıyor. Masaj kalçalar için de çok yararlı. Piyasada satılan masaj aletleri ile yapabileceğiniz gibi suyla da masaj yapabilirsiniz. Özellikle soğuk suyun basıncı kalçalarınızın sıkılaşması için ideal. Tuzdan ve çok tuzlu yiyeceklerden uzak durun. Özellikle masa başında oturarak iş yapan kadınların büyük bölümünde alınan kilolar kalça bölgesine gidiyor ve zamanla dolgun kalçalar ortaya çıkıyor. Bu nedenle gün boyu hareketsiz kalmayın. Ofisiniz üst katlarda ise asansör yerine merdivenleri kullanın. Yürüyebileceğiniz mesafeler için arabanıza ya da toplu taşıma araçlarına binmeyin.